Her şeyin bir alameti vardır. İmanın alameti ise namazdır. Yani namaz kılmayanın imanının ne olduğunu burada ifade edilir. Buyur. Ve beyine şirk ve küfür, insan ile küfür arasında yalnız namazı terk vardır. Yani namazı terk etmek, insanı küfre yaklaştırır. Kul ile şirk arasında namazı terk vardır. Yani namaz terk edilince, kum müşrik gibi olur. Namazı kılmayan kimse, hiçbir din ihtiyar etmemiş, seçmemiş gibidir. Bazıları namazdan maksat Allah'ı hatırlamaktır. Allah'ın hatırlanması tahakkuk edince, namazı ne hacet vardır diye zannetmişler ve dalalet dullarına çıkmışlar. Namazdan almaları gerekeni almadıkları için, fası ve facirlere boyun eğer hale girmişler. Allah'ın koyduğu ahkamı tanımaz olmuşlar, harama sarılıp helali reddetmişler ve bu efdal ameli iman etmişlerdir. Cenabı hak her durumda mütecceliliği, her harekette kudret sahibi, nice hikmet ve kudretinin malikidir.
Rızasının ne vakit daha bir amelde bulunduğu bilinmez, onu bu dünya evinde durduğu müddetçe, bu amellerin herhangi berisinden yüz çevirirse, azmış olur. Ameller hal ile temizlenir, haller de amellerle bereketlenir, devamı terimi indirmiş olur. Ameller bırakılırsa, haller de kalmaz diler. Bir kimse namazda tembellik bile, Allahutaala ve Tebakat Hazretleri o tembellikleri sebebiyle, o kimselere on beş tane ceza on Beş tane ceza ya dur çağırdılar. Salih'in defterinden silinir. O namazdaki miras hadisesinde selamın, rahmetin, mağfiretin, ümmetimin salihleri üzerine de olsun, buyuruyor. Her an yapılan bu duadan nasibi olmaz. Çünkü namaz kılmayan kimse salihlerden değildir. Ayrıyeten salihler olmak da şartlar ister. Nefsimizin hiçbir arzu isteğinin kalmaması gerekir. Ruhen kemal isterim. Hayat bereketi kaldırılır.
Ne kadar zengin de olsa varlıklı, her imkanı yerinde de olsa tat alamaz, hayatı huzursuz geçirir. Bir anlık bir celpedalar, gemi yandı, hep hüznün, kere başka bir şey olmaz. Irkının bereketi kaldırılır. Yedi yemeğinde tarif ve lezzet ruhani olarak kalmaz, bereketsiz olur. Namazını tamamlamayınca ondan amellerin hayrı da kalmaz diye taatleri de kabul bulunmaz. Yuvası kabul olmaz. Salihlerin duasından nasip alamaz. Ölürken şiddetli susuzluğa uçar olur. Vefatı ansızın dönük olur. Ölürken üzerine büyük ağırlık ağrısı olur. Kabir onu sıkar ve bir de karanlıklarda kalır. Münker ve Nekir sualine cevapta kusurlu olur, cevap veremez. Kabirden kalktığında hak Teala Hazretleri o kulundan razı olmadığı halde Cenabı hakk'a kavuşur. Hesabı şiddetli olur. Masarı halk, ufran olmadığı takdirde, ateşe sevk olunur. Şimdi biz bu sıkıntıları bilmediğimiz için kolay gibi geliyor.
Efendimiz buna işaretle sallallahu aleyhi ve sellem eğer benim bilseydiniz, muhakkak az bile çok ağlardınız, buyurdular. Sure-i Meryem'de Esselamü'l-Arabî Enbiya'dan sonra kötü nesiller onlara halef oldular ki onlar namazı zahir ettiler ve nefislerinin arzusuna bir şelale arzulara uyarak doğru yoldan çıktılar. İnanmeli onlar yakında cehennem ateşine mülaki olurlar. Burada derken, ıval, cehennemde sırf şerden ibaret olan bir vereredir, namaz kılmayanları. Allah korusun direceğidir. Gir. O derecede Allah korusun, cehennemin sahil dereleri Allah'a sığınırlar, bu derede şehevi arzularına uyanlar az diyor. Artık nefisen istek için sonu hüsran olan, pişmanlık olan nefislerinin arzusuna düşerek büyük günah işlemeye ısrarlı olanlar, namazlarını da zayi ve terk edip kılmayanlar bu azabı göreceklerdir. Diyor.