Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızda bugün Musahabe serimizin üçüncü cildinde namaz konulu sohbetle inşallah kaldığımız yerden devam ediyoruz. HAPS ESNASINDA NAMAZ. Sure-i Nisa'da Sen de içlerinde bulunup da kendilerine namaz kıldırdığın vakit onlardan bir kısmı seninle birlikte dursun. Silahlarını yanlarına alsınlar. Bu suretle secde ettikleri zaman da arka tarafında bulunup düşmana karşı dursunlar. Bundan sonra henüz namazını kılmamış olan diğer kısmı gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar buyrulmuştur. Fukaha salat-ı muhtelif vecih ve şekil üzerine tefsir etmişlerse de bu ayeti celilede beyan buyurulan salat-ı yani korku namazının keyfiyeti Hanefi mezhebine göre şöylece tarif edilmiştir. İmam cemaati ikiye ayırır. Bir fırkası düşman karşısında bulunur, diğer fırkası da imamla bir rekat namaz kılar.
Secdeden kalkınca onlar düşman karşısına giderler. Düşman karşısındakiler gelip imama iktida ile ikinci rekatı imamla eda ederler. Bunlar da düşman karşısına gider. Evvelki bir rekatı kılıp da cepheye giden fırka gelip namazlarının kalan bir rekatını tamam ederler, yine düşman karşısına giderler, sonra ikinci taife gelip onlar da namazlarını ikmal ederler. Bu ayet-i celilenin sebebi nüzulü. Asfan mevkiindeki muharebede öğle namazını Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem cemaatle eda edince müşrikler, biz gaflet ettik, onlar namaz kılarken hücum edip birdenbire onları bastırmalıydık dediler ve ikindi namazında hücum etmek üzere tedbir alınca Cenabı Hak azze ve celle Hazretleri Habibini küffarın hazırlığından haberdar etmek ve düşman karşısında boş bırakmayarak cemaatle kılınacak namazın sevabını kaçırmamak üzere bu ayeti celileyi, Cibril-i Emin'le inzal buyurmuştur.
Yani düşman karşısında bilfiil muharebede bulunulduğu bir zamanda cemaatle iki fırka olarak nöbetleşe namaz kılmak caiz olmuştur. Fakat düşmanla bilfiil harbederken namazı tehir ederek bilahere kazası lazım geleceğini İmamı Azam içtihat etmiştir. İmam Şafii'ye göre ise tehiri caiz olmayıp hem muharebe eder hem de ima ile olsun namazını eda eder. Bir kere Hendek Harbi'nde şöyle bir hadise vuku bulmuştur. Hazreti Ömer Radıyallahu Teala Anh harbin devamından dolayı ikindi namazını edaya fırsat bulamamış ve keyfiyeti Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme arz ve şikayet edince buyrulmuş ki, vallahi ben de henüz ikindi namazını kılamadım. Güneş battıktan sonra yani akşam namazı vakti girince evvela ikindi namazını kaza ve sonra da akşam namazını eda etmişlerdir.
İşte Sure-i Nisa'daki ayet-i celile cephede dahi namazın cemaatle kılınmasını emredici olduğu gibi münferiden dahi namazı geçirmeye asla mesağı şer'i yoktur. Binaenaleyh ahiret gününe inanan Ak Teala ve Tekaddes Hazretleri'nin huzurunda muhasebeye iman ve itikat eden bir müminin ölünceye kadar beş vakit namaza devam etmesi farzı kati olduğu gibi ne kadar geçmiş namazları varsa onları da kazaya devam ve musaraat eylemesi elzemdir. Korku zamanında namazı eda ettiğinizde namazdan fare olunca ayak üzerinde oturduğunuzda ve yattığınız mahalde tespih tehlil ve zikrullah'a devam edin ki salat-ı havfta vaki olan kusurlarınıza kefaret olsun. Havf zail ve kalbinizin ızdırabı gidip istirahat-ı kalp geldiğinde namazı cemi şerait ve erkan ve adabına riayet ederek eda edin. Zira namaz müminler üzerine farzı mevkut oldu, kati surette yazıldı. Kitap ile murat burada farzıyyetidir.
Mevkuten ile murat mevkut demektir ki salat-ı mefruzanın vakti muayyen olan beş vakte işarettir. Bu ayet-i celilede beş vakit namaz mücmel olarak zikrolunmuş ise de diğer müteaddit ayat-ı celile de evkat-ı hamse yani beş vakit namaz Musarrahtır, açıklanmıştır. Bu ayet-i celileye nazaran namazın vaktinin fevt edilmesi, geçirilmesi caiz değildir. Bu ayet-i celile seferde ve müzayaka halinde de darlık anında da beş vakit namaz zahiren fiilen eda etmekle beraber kalben de Mevla ile meşgul olmak lazım geldiğine delalet ettiği gibi hali Hazar'da ve sükunet halinde de beş vakit namazın şerait ve erkanına tamamıyla riayet edilmesini emredicidir, amirdir. Ankebut Suresi'nde. Habibim, kitaptan sana vahyolunan ayetleri sen ümmetine tilavetle delalet ettiği ahkamı tebliğ et ve namazı vaktinde eda et. Zira namaz fena şeylerden münkirattan seni nehyeder.
Zatıma yemin ederim ki Allah'ın zikri her şeyden büyüktür ve Allah Teala sizin cümle fiillerinizi bilir, buyrulmuştur. Bu ayet-i celilede tilavetle emir her ne kadar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e ise de ümmetine dahi emirdir. Kuran-ı Hakim'de ahkamı fıkhiye durub-i emsali ibretbahç ümemi salifenin ahvali mezkurdur. Yani Kuran'ı Hakim'de fıkhi meseleler geçmiş ümmetlerin hayatlarından ders alınabilecek örnek olaylar zikredilmektedir. Nitekim Andolsun onların kıssalarını açıklamada salim akıl sahipleri için birer ibret vardır, buyrulmuştur. Kuran-ı Kerim tekrar tekrar okundukça ferah ve sürur ve zevki ruhani hasıl olur. Mahluk insanların yazdıkları kitaplarsa bir veya birkaç defa okumakla istiğna husule gelir. Kuran-ı Hakim ise maddi ve manevi cümle alemlere şifa olup doğru yolu gösteren irşadı mutazammın olduğundan Hak hazretleri devam üzere tilavetle emir buyurmuştur.
Namaz müminleri fuhşiyattan, münkirattan nasıl nehyeder? Fahri Razi'nin beyanına nazaran huzur-i kalple Aktalı hazretlerinin emrini yerine getirmek ve rızasını tahsil etmek için namaz kılan kimseye hidayet ve tevfik-i ilahi erişerek nefis ve şeytan gibi iki düşmanın teşvik ve tahrikine kapılmayarak fena şeylerden mason ve mahfuz kalır. Bir de namaz müminin en güzel takva libası olduğundan günde beş kere bu libas ile tezeyün eden bir kimse necaset kabilinden olan fuhşiyatı kendine münasip görmez. Çünkü Cenabı hakk'ın beytine mescide girip Allah derken dışarı çıkıp da hay huy demenin kendine layık olmadığını tefekkür ve idrak eder. Nitekim makbul namaz kılmaya devam eden kimselerin halleri salaha yüz tutacağı, inkarı gayrı kabil bir hakikattir.
Ezcümle namaza devam eden kimseyi sonunda kılmış olduğu namazı menhiyattan men edeceğine dair sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden şu hadisi şerif rivayet edilmiştir. Ensardan bir delikanlı beş vakit namazı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemle beraber kıldığı halde menhiyata dahi Mısır olduğu haber verildiğinde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yakında onu namaz fuhşiyattan nehyeder buyurmuşlar ve çok geçmeksizin o delikanlı tövbe etmiş ve bağışlanma dilemiştir, istiğfar etmiştir. Şu halde namaza devam eden kimseyi namaz elbette ıslah eder. Eğer bir kimse namaza devam ettiği halde ıslahı nefs edememişse o kimsenin kılmakta olduğu namaz Allah katında şayan-ı kabul olamıyor demektir. Nitekim sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuşlardır ki, Bir kimsenin kıldığı namaz kendisini menhiyattan men etmezse o kimse için Cenabı Allah'ın rahmetinden uzaklaşmasından başka bir faide vermez.
Binaenaleyh namazda huzura, tadili erkana, taharete, adaba vesair erkanı salata riayet ve dikkat etmekliğimiz lazımdır. Sevgili dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Musahabe serimizin üçüncü cildinde namaz konulu sohbeti sizlerle paylaşmaya devam ettik. İnşallah bir sonraki programımızda Namazı Terk Ededenin Hükmü başlıklı sohbeti sizlerle paylaşmaya çalışacağım.