Namazın Manevi Derinliği ve Ruh Arınması kaydında Musahabe üç var. Sami ve Yunus hazretlerinin. Tertemiz Allah'ın sırrı çok önemli. Orada üçüncü muhasebede namazı işleri efendimiz Hazretleri. Bir de gördüğüm kalemıyla Sami Efendimiz şunu ömrü, yirmi tane Sami. Alimet nefsin nefis bilir, önden ne gönderdiğini, arkada da ne bıraktığını o gün o kişi bilecek. Şimdi efendimiz hazretlerine…
Namazın Manevi Derinliği ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
Namazın Manevi Derinliği ve Ruh Arınması kaydında Musahabe üç var. Sami ve Yunus hazretlerinin. Tertemiz Allah'ın sırrı çok önemli. Orada üçüncü muhasebede namazı işleri efendimiz Hazretleri. Bir de gördüğüm kalemıyla Sami Efendimiz şunu ömrü, yirmi tane Sami. Alimet nefsin nefis bilir, önden ne gönderdiğini, arkada da ne bıraktığını o gün o kişi bilecek. Şimdi efendimiz hazretlerine…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Musahabe üç var. Sami ve Yunus hazretlerinin. Tertemiz Allah'ın sırrı çok önemli. Orada üçüncü muhasebede namazı işleri efendimiz Hazretleri. Bir de gördüğüm kalemıyla Sami Efendimiz şunu ömrü, yirmi tane Sami. Alimet nefsin nefis bilir, önden ne gönderdiğini, arkada da ne bıraktığını o gün o kişi bilecek. Şimdi efendimiz hazretlerine emsali birçok hizmetler yapmışlar. O tarif edilemez. Gününe göre o gün ne yapılması icap ediyorsa onu yapmışlar efendilerimiz. Bunun dışında da geriye takip edildiği zaman ecir ve mükafat, bunlar bunun için yapmaz, uzayı ilahi için yaparlar. Kişi ne yaptığını, ne ettiğini o gün bilecek. Önden gönderdiğinde arkadan bırakmış olduğu hayırlı amellerde. Şimdi hayırlı amelleri bırakmış. Hepimiz için bu gereklidir şüphesiz. Ne yapmış? O musahabeler çok güzel bir eser. Yalnız anlaşılması zor oluyor. Bilen kimseler var sohbet edenleriniz içinde.
Onlara mütalaa itilirsiniz, bunlar bize anlatırlar. Ondan sonra, Esani El Bidhi Hazretlerinin mektubu altında namazı çok güzel işlemiş, baştaki mektuplarda. Böyle yirminci, otuzuncu mektup değil. Bu başta olan mektuplarda geçer. Sonra yine büyüklerimizin bu usta birçok ifadeleri var. Bunları mütalaa edersek çok iyi olacak. Bunlar, Hüseyin kamillerimiz ve bir de bizim ihtiyacımız ne ise ona göre bir hazırlık yapıyorlar. Neyse, bizim neye ihtiyacımız varsa o hususta durmuşlar. Şimdi namaz üzerinde niye duruyoruz derseniz, çünkü namaz taati bütün ibadeti içerisine alır. İçinde olmayan taatu, cihatlar mı var? Neslimizle cihat kadar önemli bir cihadı olamaz. Çünkü aleyhissalatü vesselam Efendimiz küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz diye buyurdular. Nefsimizde cihat var, hem de nasıl büyük büyük mücadele var bunlar? Ondan sonra diyelim ki tebliğ ve davet var mı? Hiç şüphesiz.
Zaten tebliğ ve davet başka nefsimizden başlar. Çünkü Cenabı hak neden yapmadıklarınızı söylüyorsunuz buyuruyor. Bu sebeple çok önemli. Çünkü tebliğ ve davet bizim evdeki aile ve fertleri nedir? Bizim davranışımıza göre şekil alacaktır. Bu büyük bir tebliğ ve davettir. Mesela mescitlerde toplanmak, bir araya gelmek, Büyük bir tebliğ, büyük bir davettir aynı zamanda. Bunlara dikkat ederiz. Şimdi kaynak olarak söylüyorum. Çünkü burada zaman kafi gelmez. Onların işlemiş oldukları namaz bahsinde, Es'abi El-Biddi Hazretleri'nin de çok zaman alır. Onun için burada değişik şekilde bir konuyu ifade etmek istiyorum. Rabbimizin ilmi ilahi yaşı ile hiç şüphesiz. İlim, şu üç esasa dayanıyor, ilim. Allah'ın ilint sıfatı malum biliyorsunuz. Başta neyi bileceğiz biz? Farzı bileceğiz. Ne? Farz olan nedir? Bunu eskiler çok güzel bilir bilirdi elli dört farz diye.
Mesela nikah akdinde bu elli dört farzı bilmeyenin nikahını bile ne yapmamışlar? Gerçekleştirmemişler. Bunu başta bir öğreneyim demişler. Mesela şimdi aile meseleleri çok sıkıntılı. Çok sıkıntılı. Sebebi ne? Çünkü aile fertleri başta evlenecek olan çiftler, evlilik hususunda malumatı yok. Hususi ilmi haller var. Aile ilmi hali var. Mesela, bir kocanın görevleri nedir? Ondan sonra, bir hanımın kocasına karşı yapacağı vazifeler nelerdir? Şimdi böyle bir tayin yok. Hep sıkıntılar bundan doğuyor. Ölçüsü yok, tartısı yok. Şimdi baktığımız, gördüğümüz kadarıyla siz de müşahede ediyorsunuz. Bu müessese sağdan, soldan nasıl görünürsek o şekilde devam edin. Öyle olmaz. Kuran-ı Azimüşşan'da hususi bir sure var. Nisa suresi isminin Nisa kadın olması bile eder. Ondan sonra Nur suresi var. Ailevi meseleleri ene alır. Karşılıklı görev ve vazifelerimiz olarak Hucurat suresi var.
Aynı zamanda müfessir-i Milzam Efendilerimiz o sure-i cehille-i cemideye Edep Suresi de edilmişlerdir. Aslında bize ifade edilmeyen hiçbir şey yok. Şunda ortak bir karara vereceğiz biz, Esselam. Cenabı hak, nimetini tamamladım buyuruyor. Size din olarak İslam'dan razı oldum. Zaten bütün dinlerin genelin adıdır İslam, hepsi İslam. Ta Adem aleyhisselamdan bu zamana kadar gelen dinler de tabii bunun şimdi kutsal olan dinler var. Kutsallığını yitiren dinler var. Kendileri ile kitaplarını değiştirmişler. Bir de kutsallıkla hiç alakası olmayan görüşler var. Allah'ımız nimetini tamamlamış Kuran azimüşşen, sadece bir misal verilecek, hazneye gitmeye gerek yok. İmam Şarani Hazretlerinin bugünkü imkanları yok. Şimdi, konuştuğumuz zaman olduğu gibi yazıya kaydediyor onu, geçiyorum. Bu imkanlar yok. Aynı ışığının altında, mum ışığının altında, mürekkebi bile bulamıyorlar. Kağıdı bile temininde zor.
O şartların altında üç yüz tane eser hazırlamıştır. Sadece bu bir İmamı Şarani Hazretleri, rikaddesi Allahü. Said I Nursi Hazretleri, bütün mahkemelerinde, cezaevlerinde ne yapıyor? Kendisine tabii kısıtlamalar getiriyorlar, çok hem de. O, peyniri kağıda saymak suretiyle, üç beş dosya kağıdının içerisine sarıp gönderirler ki onda yazı yazsın diye. Bu sıkıntıların altında bu Esenler verdi. Bu din bize milyonlarca insanın kanıyla geldi öyle kolaylığına değil mi? Hala sıkıntı çekenleri var. Biz kolayına şimdi ne yapmış oluyoruz? Hep kolaylığa girmiş oluyoruz. Her şey bize kolay şu anda ama bunun ötesini de düşünmemizde fayda var. En azından bu dünya olarak değil de ahiret olarak. Çokça anlatıyoruz. Bir gayrimüslim, Müslüman oluyor, çok uzun oldu yine kırk sekiz yıl. Müslüman oluyor, Müslüman olduğunda yanı başında bir mesleğin olmadığı gibi uzakta da yok.
Ailesi, ondaki o güzelliği görerek o da iman ediyor. Daha sonra beş tane çocuğunun bütünü Kuran'la yetiştiriyor, evinde cemaat oluyor. Bizim camiler evimizin yanında uzakta olmamasına rağmen görüyorsunuz. Durumlarınızı müşahede ediniyorsunuz. Durum bu. Her şeyi Cenabı hak bildirmiş yani hiçbir şeyi zaten kitabı kelimemizde buyuruluyor ya hiçbir şeyi biz eksik bırakmadık buyuruyor. Cenabı hak hiçbir şeyi biz eksik bırakmadık. Sonra yaş, koru, ne varsa hepsi kitabı kelimede mevcuttur. Şu teknoloji diyoruz. Teknolojinin en ileri seviyesi kitabı kelimimizde mevcut. Süleyman Aleyhisselam'la alakalı nevni suresini okuduğumuz zaman o tahtın gelişinden anlamamız lazım. Hepsi, namlunun teknolojisini çok ileri geçti şimdi. Bir kitabı kerimimizde var ki Hadis-i Muhammediye de var, Evliyaullah'ın kelamı da var, sonra bu sözü üniversiteler vuruluyor.
Sırf Muhyiddin Arabi İsmail Hakkı Hazretleri için her şeyi vermiş Cenabı Allah. Mürşid-i kamillerimiz, şimdi zekat verilirken zekat evvela yakından başlar. Yakından başlar. Ondan sonra diğer kimselere verilir. Şimdi, biz başta mürşid-i kamillerimizi bir mi öğrenelim onlar? Ne diyor? Mesela Yunus suresinin tefsiri, Hud suresinin tefsiri bazen bizim daraldıklarımız oluyor ya, o daraldığımıza, mürşid kamillerimizin hepsi daralıyor. Okuyalım Hud suresindeki, orada göreceksin. Bak, kaydettiğimizi biliyor mesela. Bu ayeti celilenin orada tefsirine bakarım, bize nasıl bakacaksınız? Ondan sonra, Es-Sadi-i El-Behli Hazretlerinin kalpte Sallallahü'r-i Es-Atiyiyesi var. Orada bir mürşid-i kamilin evsadını bildirir. Orada tarikat-ı aliyedeki görevlerimizi bildirir. Rabıta hakkında o kadar güzel bir izah bölünmemiştir. Son kısmında hususen rabıta-i Şerife'yi almıştır.
Şimdi o çarpıklığımız, o yanlışlığımız, okuduğunuz zaman o tecrübe Diyeceksiniz ki yahu bu aciz kimse diyeceksiniz, boşuna kız bürümüş diyeceksiniz. Okuyanın göreceksiniz. Allah'ım yine tahammül ediyor. Şimdi, bu işte ifrat ve tefrit çok önemli. Şimdi, Hadis-i Şerifleri binebiliriz, tefsir edebiliriz, güzel, yalnız usul çok önemli. Usul bunları öğrendiğimiz zaman, Hadis-i Şeriflerden ve tefsirde bize çok yol gösterir. Mesela, tarikatı Aliyyemizde nedir? Tarikatı aliyemizde usül Ahtap Risalesi. Çok güzel. Bak burada usül sen oldu. Burada bir cümle var. Konuyu değiştirmeden, ilim husus dedik zaten. Konuyu değiştirmeden bulabilirsem bir yer ölsek. Ne kadar mühimmiş, ne kadar önemliymiş. Büyüklerimizin bize ifadeleri bambaşka. Burada sadece bir cümleydi bunu, çok şey aradım ama şimdi inşallah büyüklerimizin himmet ve aileleriyle buluruz. Nedir o? Nedir o? İnsanda mevcut olan ne var?
İnsanda mevcut çok güçler ve manevi kuvvetler var. Allah'ımız kitabı Keriminde bunu ifade buyruluyor. Bu güç ve kuvveti meşayiyi sızan efendilerimiz verilmiş oldukları Evrad ile, Ezkar ile, evrad ile, eskkar ile, bunu çıkarmaya çalışıyorlar. Yani bir madeni nasıl bir elde ederiz? Kazması olur, küreği olur. Ondan sonra dozer olur vesaire. Onu çıkarmak için gerekli olan ne varsa hepsini bize verirler, çıkarmak bize aittir. İnsanda mevcut olan bu değerleri çünkü insanın sağ ve solunda esma-i İlahiyenin neleri var? Tecelileri var. O tecellileri nasıl elde edeceğiz biz, vermiş oldukları evrak ve eski halde bulacağız, başka ne soracak ki? Dilimle de söylerim biiznillahi teala ama buradan söylesem daha iyi olurdu. O da şu, insanda mevcut olan gönlünde fıtraten, yaratılış olarak ilahi muhabbet var insanın kalbinde. İnsanın kalbinde Rabbamıza muhabbet var.
İşte meşayih-i zanın çalışması bu noktada. Ne yapıyorlar? Nefsani arzu ve isteklerini durdurmak suretiyle aman ha ilahi muhabbeti ortaya çıkarır diyorlar. Şimdi, dediler ya büyüklerimiz, ne bilsin tadını anın, asel göster, asel göster. Mellem yedeb lem yahif, takmayan bilmez. Onun için niçin söylüyorlar? Başta tadacağız ki o zaman anlayabilirim zaten hoşgörürler bizi. Dinle pek takmadığı için bilemiyor. İnşaatla, Cenabı Hak Rabb'ı tadınızda, muraktabemizde tattırır diye dualar ilerler. Bilmediğimizden böyle. Ankara'da bir sohbet ettim, Mürşid Kamil'miz, o sohbetinde şunu anlattı. Buyurun, Müdür daha çok genç idim o zaman. Buyurdular ki biz tarikatı abiyenin ocağının üzerinde diyeceğiz, dedik, Efendimiz. Bak dedi, biz kenarındayız, ancak sıcaklığını duyuyoruz. Üzerine konsa kaymayacak dedi. Gönüllerimiz kaymayacak, o ilahi nurlar zuhur edecek demek istedi.
İnşallah sıcaklığında olsa bilin. Ama kaynaması gerekir. Çin taam yenilmezdir büyüklerimiz, kaynamadıkça. Yani rabıta-i şerife'yi de kaynamadıkça. Bakın, rabıtanın birçok özelliklerinin içerisinde mühim olan bir nokta var. O da rabıta, hüsün ve kubbu bildirilir. Hüsün ve kubhu nedir? Bu fakih bir terimdir bu. Boşuna Efendimiz demiyor. Fıkıh ile hadis öne nefsini yıkmaya davranan mürşide binde bir ulana sakal aktı sual ver bu diye. Efendimizin bak, gösterdiği bize hedefe bak. Öyle şaşırmam bugün. O 0 mevzuya gelmiyorum, girersem çıkamam, üzülüyorum çünkü buna. Dedim, o Hud suresinde pestedim kema minid de orayı okuyalım, okuyalım, kardeşlerimiz okusunlar. Ondan sonra konuşalım. Bize nasıl bir hedef gösterdiklerini? Onlar oyalama, onlar boş, hatırlamak bile istemiyorum bunları. Elhamdülillah, hiçbir şey olamasak dahi yirmi bir Senem, Samsun Sultanımızı gördü. Yirmi beş yıl.
Hiç o aşırılıkları bölmedi. Ne gördüm ben? Şer'i, ah gördüm. Sünneti Muhammedi gördüm. Edep ve Eltan gördüm ben Efendimizle. Nasıl ince riayet ettiğimi bir vera gördüm. Helalde bile nasıl dikkatli olduklarını bir bıçağın kaybolduğu, bıçağı etlerini alırlar. Bu benim bıçağım ama bir başkasının olabilir. En büyük keramet bu işte, bundan anlayalım artık de biz mazur bir. Mülkiyeti kamilimizin böyle girdim ki, bazen sıyrı içen olur mu, mevzu bütün bir buçuk saat sırayla giderdim. Allah'ım derdim, şu içen gelmese de, değil. Efendim, Enes güzel, hem de üzülüyor, kendilerini çıkmak gömülüyor. Biz de Hüseyin Güzel bize tarikat-ı aleyhemizin irfani yönlerini gösterse, bu zor Onların izleri ne kadar güzel bir ilgisi yok. Bakın yabancı ama bunlar evtat Sündesi. Öyle senin aradığın renk evtat Sündesi değil o. Onu bize sana anlatmazlar kolay kolay.
Şöyle bir at hesabım havluyu tutuyor, dedi ki Sami Efendi'nin yolu ne kadar mübarek bir Sevgili kardeşlerim, büyüklerimizi bu şekilde üzmeyelim. Böyle buluşmalar, taşmalar. Doğru dürüst biz, Cün-i Bağdaati Hazretlerinin dediğini tatbik girelim. Müridin bir ayağı Kuran Azimüşşan, bir ayağı Sünneti Muhammed'in değil mi? Bundan büyüyor ki senelerdir. Şimdi biz enhamdül ile nimetimi tanımladım buyuruyor Cenabı Hak. Aliyacağımız, tarayacağım bir şey yok. Başta mürşid-i kamillerimizin eserlerini okuruz. Bunun yanında diğer eserler okunmaz değil, onur ama önce değil müzik kamillerini de verirsek, çok istifade verir. Şimdi efendimizin mesela o kadar güzel vermiş ki, ne diyeyim, Çok güzel ifade etmiş. Şeriatsiz işi yapmak, fenalık ardına korkmak, dine kadar haktan sapma, zararını bilmek lazım. Çok güzel ifade etmiş.
Bu dörtlüklerin içerisine bu Bandırma Ali Efendi demiş ki Cenabı Hak rahmetleri eylesin. Şu bir kıtasına demiş ben saatlerce sohbet ederim. Şu bir kıtasına efendi hazretlerini demiş. E yüz sene ifade etmiş. Mesela, o Muhammed Nuri Hazretlerinin bizzat aleyhissalatu vesselam Efendimizin emriyle yazdılar. Miftahu'l kulu çok ünlü bir eser. Esir. Çok kıymetli bir esir ama üzerine yatarım. Böyle düşüne düşüne okuyacağız. O boşuna yazılmadı kızım diyor. Çok istifade ederiz. Said bin Nursu Hazretlerine anlattım herhalde. Onun işte üç beş kağıdın arasında zeytindi, ondan sonra peynirdi vererek yazmaya çalışıyordu. Yani bu zorluklarla geldi, önümüze kondu, Tabii caiz ise, ağzınızın ortasına koydular. Yut diyorlar. Diyorduk ki bok. Her şey var bunun içinde, vicdani, tabiri okuruz. Farz ve sünnet, bunları öğreneceğiz. Evet, namaz hep bunlarla, farzıyla, Allah'ın, şimdi abdestin ne yapacağız biz?
Abdestin farzın sünnetini bileceğiz. Çünkü taharetimiz, bizim abdestimiz düzgün olursa bu namazın tamam olmasındandır. Namazı bu tamamlar artık. Bir kere, şeytanın bizim için adı ve mübin olduğunu, büyük bir düşman olduğunu bileceğiz ve ona karşı da cihad edeceğiz. Şimdi bu cihad şu şekilde, şimdi cihad tek başına yapılmaz, muhakkak karşısında bir muhalefeti vardır. Şimdi bizim sultani ruh, içimizde mevcut bu, sultani ruh. Bunun yanında ne var? Hayvani ruh var. Bu hayvani ruh galip olmaya çalışıyor. O galip olursa her türlü kötülük yaratır. Ona, onu biz ne kadar zayıfla da bilirsek o kadar karlı çıkarız. Yani istediğimiz gibi yeme, istediğimiz gibi giyme, istediğimiz gibi yaşam değil. Allah'ımızın istediği şekilde Celle Celalühü, Habibinin, sacullah'ı tercüme, istediği tarzda hareket etmeye taşır, sultani ruhu güçlendireceğiz, sultani yok.
O güçlü olursa o ağzın açamaz ama kolay değil, onu söyleyeyim. Zor. Efendimiz onun zorluğunu bildiriyor Sallallahu Aleyhi ve Sellem Tebük Seferi gibi çok zorlu bir seferde Küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz bugün için. O kadar önemli. İnşallah başarmıyoruz. Mevlana'mızda buyuruyor. Kim şehevi arzu ve gazabını yenecek olursa peygamberlik damarı üzeredir buyuruyor. Hep zuruğunu görmüşler. Şimdi bir Mevlana, Mevlana olurken bin bir gün çile çekiyor. Bin bir gün. Kolayına bulmuyor. Böyle gösteriyorlar. Ben Allah'ımıza o gayretin neticesinde lütufta bulunuyor. Hani öyle bir nimet ki tatmadığımız için bilemiyoruz. Tatıldığında o ortaya çıkacak Allah'ın izniyle. Abdestimiz de üç şeyde belli olacaktır, tamam olacaktır. Bir kere diyor abdestinizin tamam olması için, kalbinizi bir temizleyin. Bunu Davud Aleyhisselam'la Cenabı hakk'ın çok vahiyleri var, çok.
Bir tanesi de Tahyir-i Kalbe, en eskune. Ya Davud, kalbini temizle ki ben iskan edeceğim. Allah'ımızın mekanı. Onun için o mekanı koruyacağız. Mesela bizim evimizin bölümleri olur evimizin. Misafir orada sorulur, ebeveyn orada sorulur, gündelik oturduğumuz yer oluyor vesaire bölümleri vardır. O misafir odasını her zaman temiz tutmaya çalışırız. Belki ani olarak o gün akşam geleceğiz size, müsait misiniz dediler. Hemen deriz ki buyurun. Çünkü odamız hazır, temiz. Böyle döşemesi temiz, ondan sonra sehpaların güzeli, pencereleri vesair kapısı, her şeyi düzenli, intizamlı bir şekilde zerre kadar bir toz yok, tertemiz. Buyur dedi. Nasıl ki misafir için bunu diyorsa, bizim kalbimizin misafirlerini saymakla bitmez. Ah bir gelişebilsek tecelliyata, bir gelişse o zaman zaten ne olduğumuzu anlarız değil. Vah, denir. Hayatı boşa geçirmişiz, denir. Bir de çıkışı yok. Giriptik mi gezilmişti.
Allah korusun. Korkmayacak gibi değil. Biz bunu şöyle de izah ediyoruz. Bir mürid diyoruz, her gün yatağa girdiğinde zaten kabri düşünür. O yatağa girmemiz bizim ben bu sıcak yatağın içerisindeyim ama ahiretteki gabil yatağında ne yapacağım diye tefekkür ederim insan. Biliyorsunuz İbrahim bin Ethem Hazretleri, Kaddesallahu Sırra böyle Atlas diyor, böyle ipekli yataklar, yorganlar içerisindeydi. Biliyorsunuz, evin üzerinden bir ses duyuyor ya, nedir bu deyince, size deve arıyor. Damın üstünde deve aranır mı? Mı? Atlas yorganların altında Allah bulunuyor mu diyor celle celaluhu. Biz de ne yapacağız? Evet, yatağımız da güzel olsun, yorganımız da güzel olsun ama içinde Mevla'yı bulalım. Uyku gerçekten ölümün arkadaştır buyuruyor. Ehlullah için ruhunun dinlenmesidir bunların. Dikkat edersek, aleyhissalatü vesselam Efendimiz Cenabı Huzeyfe'ye nasıl sabahladın ya Huzeyfe diye buyuruyor.
Bu nasıl sabahladın demek, rahat, deliksiz bir uyku uyulur mu anlamlı değil, hangi tecelliyata mazhar oldun, hangi nimete ilişkin deme bu. Daha da dinlenmesi gerekirse, bu hale ve duruma göre değişir. Bir müridin yaşantısına göre değişir. Mesela Amenerr Rıfai Hazretleri efendimiz aleyhissalatü vesselamın bölmediği gece yok. İşte Mürşid-i Kamilimiz. Allah'ımızın cemalini en çok gören Mürşid-i Kamilimiz. Keyfi asbah da diyor bunlara denir. İşte o nimetten inşallah bize de bahşolmuyor. Çalışırsa, gayret gösterirsek zor değil. Biz layık olmasak bile yanımda olduğum için çok duyardık. Geldi biz de sizin gibi kimseydik. Bizim de nefsimiz, arzularımız vardı ama muhalefet etti. Demiş ya Sami Efendi Hazretleri ne, ben sizin okuduğunuz evrak nedir? Nasıl sordularsa böyle sormuşlar. Siz ne evrak okursunuz diye? Aynı sizi okuruz buyurmuş.
Aynı sizin okuduğunuz muyuz ama perhize dikkat ederiz buyurmuş. Yani keseyi deldirmiyor, kazayı deldirmiyor. Su bidonlu deldirmiyor. Su kabını deldirmiyor. Ağzalarımıza dikkat etmek suretiyle yapmış olduğu taahhüt kaybolmuyor. Birincisi kalbimize öven, haset, öş, bunlar hep birbirleriyle aynı manayı taşır. Kim kibir hasettir. Bu çok kötü. Bu mesela hayatı bir insana diyelim muhalif binmeyi Çin'de dola dola dola bu bize adımı. Kurtuluş şu ne olacak? Ya Rabbi, hidayet ver diyeceğiz. Başka çaremiz yok. Düşün. Yoksa, vahumul biledir. İkincisi, en tavsiyeyle, böyle zorluk zamanında da olsa, suları israf etmeden almış olduğumuz abdestte Daha o süren serpilen bir ay israf etmeden suyu boşa harcamadan abdest almak. Olur bazılarımızda alışkanlık bulunmuş bu. Böyle çeşmeyi açarken böyle şarıl şarıl dökülür, öyle değil. Bunu bize gördük büyüklerimizde, çok az su kullanırlardı.
Yani yetecek kadar fazlaya gitmezlerdi. Giydiğimiz, elbisenizde ne yediklerinizi? Bir kere giydiğimiz helal olacak. Helal kazançta en mühim bu zaten. İleriye de gitmeye gerek yok. Yiyeceğimizin, içeceğimizin bir devrişin hazzı lezzeti, en büyük kerameti helaldir. Diye diye duymayı bunu şöyle duyalım. Ben diye diye helal. İkincisi akşuplebi içimizden tamamen onu açsak da şerhi mübiğini yapsak bunu konuşmak, bunlar var mıdır, iyidir. Bir kere diyor, diyetliyse ile iftihar etmeyecek. Bir başkalarına farkın üstünü tasarlayacak. Vakti muhafazada neye dikkat edeceğizdir? Vaktimizi nasıl koruyacağız? Bir kere gözlerimizi haramdan muhafaza edeceğiz. Sonra bu kulaklarımızı uygun olmayan sözlerden koruyacağız. Tefekkürlü olacağız. Tefekkür, insanı tevekkule götürür aslında. Allahu alem, inşallah tayin mi? Evet. Kıbleye yönelme nasıl olacak? Ben, tezkak bilen kıblete bir vakit.
Yüzümüzü kıbleye yöneleceğiz. Sadece yüzümüzü döndürme değil, kalbimizle döndüreceğiz. Rabbimize kalbimizin döndürülecek. O zaman koyulmaz işte. Allah'ımıza karşı ben neyim ki diye çok mütevazi olabilmek. Orada namaz hakkında bayağı bilgileri var. Allah korusun kılmamanın cezaları bildiriliyor. Uretul uyun diye bir eser var. Orada on beş tane cezasını ifade etmişler. Bunun kimisi dünyada. Dünyada olması çoğu varlık sahibi bile olsa ağız tadıyla diyor yiyemez. Allah'ın rızkı, huzursuzluğun içerisindedir. Sonra ahiretteki görülürken çok güzel yine onu Sami Bendi Hazretleri kalpte sallahu o sırra işlemiş. Bir arkasında namaz kılmış, müşiri kamilimiz de ömrüme iter buyurdu. O kıldığı namaz ömrüme iter buyurdu. Tabii bununla yetinmiyor da, o huzurlu bir halde eda etmenin bilmiş olduğu şevk, ilahi, tattık ve lezzet.
Deden de gerçekten büyüklerden bir zat olmalı ki, Esadi El birliği Hazretleri'ni çok güzel test etmiş. Eszade ehli Hazretleri buyuruyor ki, ancak namaz kılabiliyoruz. Bu demiş, onun hutbe ulaşım işaretidir demiş. Çünkü en son namazda böyle tatlıları, lezzetleri çok büyük bir huzurun içerisine giriyorlar. Onlar, gece Rabbımızla bulunan münasebetlerinden dolayı onlar için ve onların yolunu şer an izleyenler için kitap ve sünnet diyerek onlar gecenin olmasını hasretle bekliyorlar ve gündüz olduğu zaman da üzülürlermiş Eyvah, o nimetten mahrum
Kaynak: Genel
Namazın Manevi Derinliği ve Ruh Arınması | Mihmandar