Namaz için çok önemli dört esas ver. Madem fıkıh batından dizdiniz, bu da o konuyu içerir. Hudurul kalp fil mihrab ve şuhudul akıl indel ve hab ve huşuul kalp bila irtiyeb mana vermeye gerek var mı? Çok güzel izah buyurmuşlar. Ondan sonra tekrar izah buyruluyor. Liyenne inde duri kalp reful hiceb. Eğer gönülde bir huzur olursa bu huzur Fecr Suresi'ndeki son ayeti celileler, Rabbimizin bizzat muhatabı olan kimseler tefsirlerde şu şekilde de izah yapılmış, kekelami Musa Aleyhisselam diyor Esanı, ey huzura eren nefis. Dedem Rahmetullah Ali Hazretleri vefat ederken bu ayeti celile'yi okuyarak vefat ettiğini, burada evlatlarından Kürdoğlu Mehmet Efendi diye bir kimse bahis buyurmuştu. Zevce-i muhteremeleri Aişe annemiz de büyük bir huzurun içerisinde dedem soruyor.
Aişe diyor, şu anda vefat anındaki durumu bize söyleyebilir misin deyince diyor ki Resulullah'ın sallallahu teala aleyhi ve sellem Cenabı Hakk'a kavuştuğu gibi Rabbimize kavuşuyorum diyor. Huzur bu. Evet, gönüldeki bütün perdelerin kalkmasına sebep olur o huzur hali. Bu mutmainnedir. Hatta büyüklerimiz buyuruyorlar ki amelin kabulü de mutmainne sıfatına erin cezası budur. Sanki bu nefsin mertebelerini geçişte bir dağı düşünelim, dağı tırmanıyoruz böyle. Ondan sonra düz bir yol geliyor. Mutmainne sıfatı Rabbi Zülcelal'imize giden düz bir yol gibidir. Hatta bu hale gelenler şunu ifade edenler, derler ki ayağımıza takılan hiçbir engel olmasın Rabbimize vusratta derler. Buna çok itina gösterilir. İnşallah Cenabı hak yaşamayı nasip buyursun ve inde şuhudilli akıl reful iteb.
Eğer aklımız başımızda, böyle düşünerek kimin huzurunda duruyoruz diye okuduğumuz Ayet-i Celilelerde de bütün huzur içerisinde olduğumuz zaman bu namaz kılanlara yazıklar olsun itabından kurtulmuş olur insan. Sonra ve inde huşul kalp fethul ebbab, eğer kalpte Cenabıhakk'a büyük bir saygı uyanmışsa bu ilahi kapıların açılmasına sebep olur ki o ilahi kapıların arkasındaki nimeti saymak mümkün değildir. Nasıl ki bu nimetler Saymakla bitmezse bu nimetin de bitmesi mümkün değildir. Zaten Kuran-ı Kerim'de Cenabı hak bir gayri memnun diye buyuruyor ki bitimsiz ilahi hallerdir, sonu yok, mümkün değil sonu yok. Yaklaştıkça uzaklaştığımız ortaya çıkar. Sonra ve aynada huduil erkan, eğer gönülde olan o huzur, o huzur bedende de zuhur ederse, gider zaten.
Efendimiz bunu ifade buyurdu mescide girdiklerinde, gözüyle kaşıyla oynayan birisine eğer gönlünde haşyak olsaydı, azasında da olurdu diye buyurdular. Eğer huşu ali olursa kapılar açılır, Eğer azalarda bu manevi hali anlatmak çok zor oluyor. Zaten fıkıh batın deyince İhsan Efendi kardeşimiz, azaların da o zevkin o ilahi neşenin içerisinde olması demektir. Biz onu ifade ederek tabi zorlarız. Eğer azalarda olursa o zaman da ecir ve mükafat sanki bir fidanın meyvesini almak gibi, ayranın içerisindeki yağı çıkarmak gibi. Eğer insanda huzur yoksa kalbinde o zaman o boştur, havadır diye buyuruyor. Eğer aklı başında kılmıyorsa fehüve musallinse o da yanılmış, yanılmanın içerisindedir. Ve mene teha bilehüşuul kalp kalbinde tazim yoksa Cenabıhakk'a feuve musallin hatin, o da atan içerisindedir.
Ve mene taha bilefudu il erkan eğer azalarında da büyük bir huzur Cenabıhakk'a karşı saygının gereği bir hal zuhur etmeyecek olmuşsa, ve men etemmeakehve musallin ve afin, eğer bunları tam yerine getirebiliyorsak o zaman namazı kılmış oluruz. Zaten tam kılmak bu inşallah riayet edince hasıl olur. Elhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.