Namazı. Artık herkes kendisine Cenabı Hakk'ı kabul tazimimize güredir. Ve erkaniğe, hükümlerine yine dikkat etmez. Şu vücut oturacak. Mesela öyle yerleşeceğiz ki ayaklarımız böyle girdi. Ne demek bu? Ayaklarımız sırati müstakim üzere, demek bu. Niyetimiz, eğer Fahrettin Razi Hazretleri'nin aldığına göre olursa Allahu alem, Allah'ımızla kurbiyet, yakındık. Bizim gibi kılmıyor. Yeteri de bir sistem. Aynı niyet abi hak rızası için ama niyetteki güzelliğe bak Allah'ımıza yakındık. Mı? Birincisi bu. İkincisi, Bu ikinci sorunun vaktine de dikkat ediyorum. Aman da geçirmiyor vakit. Gel bizi bak oraya. Yok etmek için bir mücadelesi yok. Onu yok etmek için bir gayreti yok. Kırdık. Kafada bazı halde aldığını, ne diyelim, verememiş, verdiğini alamamış.
Gündelik bazı sıkıntılar neler, hep onlarda kafa meşgul ama dikkat ediyor, vaktine dikkat ediyor, kıyamına, rukuna, sedirine dikkat ediyor ama ne yapıyor? Kalbine gelen yersiz düşüncelere mani olmuyor. Vesa hadis üçüncüsü, Her şeyine dikkat. Kalbine gelen vesveselerde, kötü düşüncelerde, neden? Onları hep defa çarşıyor. Namazında bu hırsızlar bir şey kapıp götürmesin diye nefsiyle de cihat içerisindedir, o kötü düşüncelerin bitmesi için. Ve huefi salatin ve cihat. Namazında adeta bir cihat gibi gayret bir seri. Dördüncüsü, Bak dördüncüsünü kılıç şekli değişti. Ne yaptı? Namazı vaktine dikkat ediyor, kıyamına, rüku, nasihidesine, bütün şartlarına. Kalbi, Kalbi de hep onları gözetiyor. Kalben de dikkat ediyor, riayet ediyor, elinden geldiği kadar. Hiçbir şeyi zail dikmemeye çok çalışıyor.
Ben, O benim Rabbim, ben onun kuluyum diyerek bu kulluğun, kulluğun zevki içerisinde vazifesini yapmaya yapmaya çalışıyor ama bir günde de o namazı kılarken kıyanımda da istikamet olarak onda Rabbimize kendisini tam vermiş. Bir şey anlatacağım burada inşallah unutma. Ummah. Rükusunda da öğlen kıyamında dağların kıyamı gibi meleklerin kıyam halinde oluşu gibi, rükuunda hayvanatın rüku halindeki taatinin ve meleklerin rüku halindeki zevkin içerinde secdesidir. Harp olmuş namazda, neyi söyleyeceksin diye bir rüya anlatacağız. Bir kardeşimiz anlattı, Efendimizin diyor, namaz kılışını görüldü, Saidullahi teala aleyhisselam. Namaz kılarken, diyor gönlüme o yeltiriyor. Öyle diyor, ayakta duruşu. Bunu söylemek bile bize, bizim dilimize yakışmıyor kimse. Ayakta duruşu, diyor, o kıyamı böyle istikameti, diyor, gönlüme doğuruyor, diyor. Böyle bir kılıç gibi.
Allah, olur işte, bak efendimizin yalvardığı gibi yalvaramıyorum. Ayağınıza turap olayım der, gelir dedim ben. O dedi, Ya biz kim oluyoruz ki? Gayretime dokunurdu, yapmayın yahu. Ha, şöyle dikkat edelim şunlara, deyin. Bütün azalarıyla, hilbetiyle, bilhassa kalbiyle tam Rabbimizin huzurunda perdeler, neler, kulun diyecek hemen demeyin. Rabbimizin karşısında nazıran bir kalbiyle, kalben Cenabı Hak'la nazar ediyorum. Onu gözettiriyor ve onun gözetlediğinin zaten bilinci içerisindedir. Mümtebiyenin muhabbeti ve azametli. Allah'ımızın muhabbet ve yüceliği gönlünü tamamen doldurmuş, tamamen doldurmuş. Rabbimiz ile kendi arasındaki perdeleri de tamamen kalkmıştır. Nedir bunda? Efendimiz aleyhissalatü vesselam namaz gözümün nuru diye buyuruyor. Artık bunun kılmış olduğu namaza hiçbir şeyin denk gelmesi mümkün değildir.