Miraç hadisesi münasebetiyle miracın en büyük hediyesi namazdır. Namaz nedir? İbadetun mahsusatün. Böyle belli vakitlerde yapılan özel bir taattir. Dinimize göre onun farzı, vacibi, sünneti, müstehabı nasıl yapılacağı tarih edilmiştir. Hüsn-ü sena velbere minellahü Teala Allahu Zülcelal'i sena etmek, bunun Türkçesi övme manasına ama artık bunu da biliriz Allah'ın izniyle Rabbımızı senadır ve Rabbi Zülcelal'imizden büyük bir ihsandır. Namaz, ye gurbanu külli takiyyin. Her Cenabı Hak'tan hakkıyla korkan bir kimse için zatı ilahiyeye bir yakınlıktır. İmam-ı Ali radiyallahu anh Efendimiz buyuruyor. Namaz, derullah, Cenabı hakk'ın rahmet, mağfiret, tecelli, sayamayacağımız lütuflarının, ikramlarının, ihsanlarının olduğu bir sanki evdir. Men defale ha defale fi arşillahi Teala. Kim namaza tam manasıyla girecek olursa o zaman Allah'ımızın arşına girmiş olur.
Aynı zamanda ve diyafatihi, Rabbimizin sayılamayacak kadar çok ziyafetine dahil olmuş olur. Nedir namaz? YET tecri idi, yetecri dü anil alaik. Gönülde Mevla'dan başka celle celalühu hiçbir şey kalmamasıdır. Tamamen Rabbimize Rab bulmaktır ve tefridü bil hakka ait her şeyde Rabbımızı görecek. Bunların tecridin, tefridin ayrı ayrı manaları var. Bunlar üç şekildedir. Tevhid, tecrit, tefrit hepsini kamil bir mümin almış olduğu evrad ve ezkarda eğer müşahedeye adım atarsa yaşarlar. Namaz, hiyel vukufu fi mahallil münacat, münacat dil ile olmaz. Bu, kalp ile olur. Münacat yalvarmak, yakarmak, aynı zamanda dilleşmek, ruh ile olur, sır ile olur. Biz kolay anlaşılacak şeklinde söyleyelim, gönülle olur. Bu yalvarış yakarışın olduğu yerdir. Demek ki namaza doymayışları bundanmış. Allah'ın sevgili kullarından birisi bir kabrin kenarından geçer, bakar ki o kimse namaz kılıyor.
Tanır artık, gelir hanelerine der ki babanız ne yapardı?Babamız namaza çok düşkündü, derdi ki Allah'ım öldükten sonra da bana namaz kılmayı nasip eyle. Sizi müjdeliyorum, babanız kabrinde de namaz kılıyor der. Bu zevki eğlenler için yalnız. Essale rizgu'l-gu'lu, biz yeme saatimiz biraz geçse acıkıyoruz. Bunlar acıktığımızda yemek yiyoruz, yedikten sonra bir lokma dahi alamıyoruz. Bunda öyle değil. Bunda yedikçe acıkır. Bunun için Sami Efendi Hazretleri yatağa girdiğinde biraz yatağın şeklini bozup sabahlara kadar mübarek elleri dizlerinin üzerinde duruyor. Bunu boşuna durmuyor. Onun sevgili bir evladı Eskişehir'de. Bizim beraber bulunduğumuz bir kardeşimiz beni diyor yanına aldı. Şöyle baktım diyor, bazen gece uyanıyor. Sabaha kadar diyor elleri dizlerinin üzerinde kıbleye dönmüş vaziyette. Sebebi nedir? Rizgul kulu, namaz kalplerinin rızkıdır.
Ve fihe şifahuha, aynı zamanda onların manevi şifasıdır. Gutul kalp, kalbin azığıdır ama dediğimiz gibi bu azık yediğimiz içtiğimiz azığa benzemez. Onların bir müddet sonra ne olacağı belli ama bu gibi insanlar için o yedikleri de nurdur. Bu olacak bir şey mi derseniz, Esad El-Biyedi Hazretleri'nin dergahından misaller var. Orada bulunan kimseler, derviş, dışarı çıkma ihtiyacı bir hafta duymamışlar. Bundan şüphelenmişler acaba bizde bir rahatsızlık mı oldu diye. Bunu duyan Esad Erbili Hazretleri'nin evlatları Ali Efendi Rahmetullahi aleyh Rahmeten vasia gattasellahü esrarahumul Aliyye, dönün buyuruyor doktora, eczaneye bilmem falan gitmeyin, buranın nimetin nurdur, helal bir kazançtır. Siz de bunu yerken Rabbimizin verdiğini düşünerek yiyorsunuz, nur olarak midenize düşüyor, buyurur. Es-salah minallahu Teala yezeneu Yalnız bu anlatılan hususlar bedeninin yaptığı görevler değildir.
Gönülde olur, bedene de sirayet eder. Bunun içerisinin su olduğunu neden biliyoruz? İçinde su vardı, ondan biliyoruz. Eğer bir portakal suyu olsa, verdik portakal suyu, bir ayran olsa ayran dedik. Gönüllerindeki bu ilahi nur, Allah'ımıza tazimin nuru, böyle nur deyince bembeyaz, parlak zannetmeyelim onu. Şu renklerde dahi bir renk diyelim, onun çok tonları vardır. Bu Rabbimizin vermiş olduğu tondur, bu ölçülemez. Her velayette ayrı bir nur o ehlince malumdur. Tazimin, Cenabı hakk'ın metnin ona olan övgünün tecelli ettiği yerdir. Biz deriz, Elhamdülillahi rabbil alemin, Rabbimize bir övgüdür. Demek ki onların deyişi gönül nur olduğu için ilahi zevkini yaşıyor. Namaz müminin miracıdır. Aynı zamanda bir en yer faideyi minetdunya, elini kaldırdığı zaman dünya ve onun içindeki bütün arzuları gönlünden kaldırır, tekbirini alır.
Allah'u zülcelal'e, onun dışında ne varsa hepsinden uzaklaşarak döner. Huzurla. Bu huzur kalbin huzurudur. Rükua varır, hayvanatın da zikri ile rükuda bulunur. Sayılabilir mi hayvanatı? Sayılamaz. Eğer görmüşseniz bir karınca yuvasından çıkan o mahlukun sayısını bile sayamayız. Bunun en az yüz on dört tane çeşidi var. Onunla yapar rükunu, bütün hayvanatın zikri ile yapar. Huşu ile secdeye varır, bütün bitkilerin zikriyle beraber varır yalnız. Sonra oturduğunda bütün cemadatın, taşın, toprağın, bağın, bağın her şeyin zikriyledir, onun oturması. Namazını kılarken ve namaza devam ederken nedir? Rabbimizin uluhiyeti içerisinde o uluhiyet denizinde boğulmuştur. Namaz mücelesetullahi Teala, Allahu Zülcelal ile oturmaktır. Allah'ımıza cisim ıtlakı katiyen caiz değildir. O hiçbir şeye benzemez. Sadece bir yönüyle diyelim onun muhabbetiyle oturur. Ye tuhratul gulu, kalbin arınmasıdır.
Artık bu şekilde namaz kılanlar için kalbin arınması şu şekilde izah edilebilir Allahu alem. Nurun ala nur, o zulümattan perdeler kalktığı gibi nurdan perdeler aralanır ve istiftahu libabü, gayb aleminden pencereler açılır. Bir Hadis-i Kutsi elime geçti. Bunu hocalarımızla birlikte, hocalarımızla birlikte mütalaa ettik. O hadis-i kutsi şu, şimdi elimde yok. Ona benzer hadis kutsiler var ama o hadis-i kutsi bir ümidim var bir yerde, orada bulabilir miyim diyorum. Şu, vücutları zayıf, renkleri böyle altmış bir vaziyette. Sarı kelimesi hoş gelmiyor bize. Bildiğimiz sarı değil, nurdan bir sarı o. Kalplerinden Cenabı hak bir pencere açıyor. Nasıl ki yıldız, ay, güneş yeri aydınlatıyorsa onların kalplerindeki nur da semavatı aydınlatıyor. O pencereden Rabbimizle münasebet kuruyorlar. Es-salah, ye mahallül münacat, Allah'ımızla bunu artık dilleşme, görüşme, konuşma, görüşme demeyelim.
Münacattır. Es-sale. Yeşşiddetü'l-duri ma Allahu Teala min evvalihe ile ahirihi Namaz kılıyor mu bu hale geldiği zaman, dünyaymış, şuymuş, buymuş dünyayı bırakalım da ahireti de söyleyenin, ahireti de düşünmez. İşte orada huriye, gılman ve bitmeyen ta kietün ketiira çokça meyveler, kuş etleri vesair bunların hiçbirisi hatırına gelmez. Sadece zatıdır. Es'salah endelkavm mana ha tecellil ilahiyi, ilahi tecellidir. Bu melekut alemine gider, isimleriyle zuhur ederse, eğer ceberut alemi olursa sıfatları ile zati tecellileri ile de lahud alemi daha bilmediğimiz on sekiz bin alem, la mekam alemleriyle daha öteleriyle bulunurlar. Essal'e ye tecridul ahdi vel beyatu alel İslam. Allah'ımıza verilen sözü adeta yeniler. Bu yenilemesi yeni baştan değil. Anladığımız kadarıyla yeni baştan sözleşme değildi. Çünkü kelime-i tevhidi buyruluyor ki İmanınızı kelime-i tevhid ile yenileyiniz.
Bu kelime-i tevhidin tecrit ve tefrit geçti. İnşallah bunu bir araştırsak var kitaplarda, ne kadar söylesek bile o okuduklarımız yalnız diyelim bir bal, şu bal demeye benzeyecektir. O tadılınca anlaşılacak. Haldir buradaki bey'atler, sözleşmeler, ahitler ilahi bir ahittir. O ahdin nurunun ziyadeleşmesidir. Kulluğun delilidir. Kul ile Mevla-yı Zülcelal arasındaki perdelerin kalkmasıdır. Negul? Alametüs sıhhatüs sele, ve ententehiye anil kahşai vel münker, antentehiye anil muharremati vel menhiyet. Namazın sahih olmasının şartı nedir? Kötülüklerden, bunu büyüklerimiz fuhşiyat deyince ağza alınmayacak, bütün yasaklananlardan kaçacak. Evet, bu. Yalnız gönülden bile böyle bir düşüncenin geçmemesidir.
Artık münacat Rabbımızla kalbi alakayı kuran kimseler için yalan söylemeyecek, iftira etmeyecek, dedikodu yok, beyninden kötü düşünce geçmeyecek, Allah'ın kullarına hile düşünmeyecek, Ayağıyla isyan mahalline git, bunlar dinmez. Günlüğünden had'iyen geçmez. Hatta Sa'd İbni Muaz hazretlerinin buyurduğu gibi eğer namazda diyor cennet uçmağı hatırıma gelirse sehiv secdesi yaparım. Onların miracı bu. El haraketu ilelliyordur. Abdest nasıl alınır? Nasıl alınacak? El, yüz, baş, ayak. Bildiğimiz bu. Bu şekilde alırız biz. Bakın İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri abdest nasıl alınır? Onu bize bir cümle halinde haber veriyor, bir cümlenin içerisine. İşaratün ile tevbetu vel inabe. İstiğfar, Cenabı Hakk'a karşı özür dilemek. Yaptım Ya Rabbi yanlışlık bağışla. Tövbe dönüştür Allah'ım. İnabe, kalbin dönüşüdür. Demek ki abdest alırken Cenab-ı Hakk'a tam bir dönüş var.
Öyle başladı ki işe kalbin Rabbimize tam dönmesi. Bu nedir? Bu bir ihsan mektebinde olan kimsenin bir öğrencinin en son noktalarına yaklaşır. Zaten birini yakaladığı zaman diğeri hep onu getirir. Burada anlatırlar işte, hakikatler, marifetler, aynelyakin, hakkalyakin ve bu müşahede halleri, gönlün Cenab-ı Hakk'a tam dönmesi. Bunlar dikkat ettiğimizde eğer Rabbimize yönelebilmişsek bunu yaşarız belki. Kaybettiğimiz nokta şu, bunu devam ettirememek. Konu mevzu namaz olunca onlar namazda daimdirler ayet-i celilesinde selam verdikten sonra bitirmiyor işi. Devamlı Allah ile birliğini muhafaza ediyor. Her halinde kaybettiğimiz bu. O yaşadığımız güzelliği koruyamamak. Eve gideceğiz, aslında bu ziyadeleşir eve vardığımızda, Euzu Besmele ile adım atıp ehlinin gönlünü memnun etmesi, sofraya neş'e ile, huzurla oturması ziyadeleştirir.
Ama biz insanların içerisine karışıyoruz işlerimiz, O işlerimiz helal yoldan temin edilsin desek ziyadeleşir. Evet efendim, tekbirimizi nasıl alacağız? Abdest bu. Tek bir, birinci tek bir. İşaretun ile teveccühü'l ilahi. Belki de Rabbımızın kuluna teveccühü de olabilir. Biz bir karış yaklaşsak bir zira geliyor. O gelişi Rabbımızın her yönüyle gelir. Halbe ilhamla gelir. Halbe füyuzat-ı ilahiye ile gelir. Tecellilerle gelir. Ellere cömertlik olarak gelir. Gözlere ibretle bakmakla gelir. Tekbiri bu. El intikal ile rüku, rükua vardığı zaman işaretün ile oburihim min alemil melekutu ile alemil ceberut. Melekut aleminden ceberut alemine geçer. Sümmel intikal ile secde secdeye vardığı zaman ceberut aleminden Rabbi zülcelalimize kavuşma hali zuhur eder. Aynı zamanda ve hüve makamul fenayil külli. Bu Rabbımızda yok olmak demektir. Burada bitirelim. Erruku makamu gabe gavuşeyn.
Allah'ımıza bu Kabe-kavseyn'i tarif edemezler. Gönülün hallerindendir. Allah'a Celle Celalühu iki kaş arası yaklaşmak vesair. Ve makam-ı sıfat, öyle ki secde hali makam-ı evetna halidir. Biz burada başımızı iki elimizin arasına alalım. Şu şunu dedi, bu bunu dediden kaçalım, iç alemimize dönelim, derin derin düşünelim El Fatiha.