Mute Harbi ve İslam Kahramanları kaydında Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Mahmud Sami Ramazanoğlu Kuddisllahü sirrahü'l azizin eserlerinden HZZ. Halid b. Velid radiyallahu anh'ı inşallah tanımaya çalışıyorduk. MUTE HARBİNDE KALMIŞTIK bundan önceki bölümümüzde. Enes bin Malik radiyallahu anh'dan rivayete göre Mute…
Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Mahmud Sami Ramazanoğlu Kuddisllahü sirrahü'l azizin eserlerinden HZZ. Halid b. Velid radiyallahu anh'ı inşallah tanımaya çalışıyorduk. MUTE HARBİNDE KALMIŞTIK bundan önceki bölümümüzde. Enes bin Malik radiyallahu anh'dan rivayete göre Mute Harbi hakkında zafer haberi gelmezden mukaddem Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz minberi saadetine oturmuş, Hak Teala Hazretleri Habibine Mute Harbi'nin safahatını gözü önünde gibi gösteriyordu. İşte sancağı Zeyd aldı, şehit oldu. Şehadet getirip salat vesselamdan sonra siz de Zeyd için istiğfar ediniz, Zeyd cennete girdi, orada safadadır. Şimdi sancağı Cafer bin Ebi Talib aldı. O da şehit oldu buyurdu. Buna da şehadet, salat dua edip siz de istiğfar ediniz. İşte Cafer de cennete girdi. İstediği tarafa iki kanatlı uçuyor.
Bu defa da bayrağı Abdullah bin Revaha aldı, o da şehit oldu buyurdu. Ona da şehadet salatıyla duadan sonra Abdullah için istiğfar ediniz, bu da cennete dahil olmuştur buyurdu. Ve bu haberi verirken mübarek iki gözü yaş döküyordu. En sonra sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı. Nihayet Allah mücahitlere fetih müyesser kıldı. Bu Seyfi İlahiden Murat Halid bin Velid idi. Bundan sonra Hazreti Halid Seyfullah diye anılmıştır. Filhakika ehli İslam'ın elinde Allah'ın keskin bir kılıncıydı. Ondan sonra da Halid bin Velid yüzünden biiznillahi Teala pek çok fütuhat zuhura geldi. Hazreti Halid demiştir ki Mute günü elimde dokuz kılıç parçalandı. Yalnız ağzı enli, yamani bir kılınç vardı, elimde o mukavemet etti.
Bu hadis-i şerifte sıdkı Nübüvveti Ahmediye'ye delalet vardır ki bu İslam Bahadırlarının şehadetlerini henüz bunlar Mute'deyken haber vermişlerdi ve yine bu hadisi şeriften mevdaya ağlamanın cevazı müstefaat olur çıkarıdır. Abdullah b. Ömer radiyallahu anh, bu gazada ben de mücahitler içinde bulundum. Biz Cafer b. Ebi Talib şehit edildikten sonra maktuller içinde gördüğümüzde onun vücudunda doksan kadar ok ve mızrak yarası bulduk, demiştir. Diğer bir rivayete göre ise İbn-i Ömer buyurmuştur ki Mute günü ben Caferi katlolunmuş bir halde gördüm. Onun vücudunda ok ve kılıncı arası olarak elli yarasaydım. Bu elli yaradan hiçbirisi arkasından değildi. İbni Ömer bu şehadetiyle Cafer radıyallahu anh'ın şecaat ve şehametini bildiriyor, düşmandan yüz çevirmediğini ifade ediyordu. Radiyallahu anh.
Bu iki hadis arasındaki fark kabil-i telif olup, doksan küsur yarası vücudunun her tarafında olup, yalnız elli yarası da göğsünde olabilir. Abdullah bin Ömer, Hazreti Cafer'in oğlu Abdullah'ı görünce selam sana ey iki kanatlının oğlu, diye selam vermiş. İbn-i Ömer bununla Hazreti Cafer'in Mute Harbi'nde kesilen iki koluna bedel, Cenabı hakk'ın iki kanat ihsan ettiğine ve bunlarla uçtuğuna işaret etmiştir. Nitekim Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri, Cafer'in cennette meleklerle beraber uçtuğunu beyan buyurmuştur. Bu cihetle Caferi Tayyar unvanını almıştır. Bu kanat ise zahiri olmayıp ruhanidir. Kola kanat ıtlakı ayet-i kerimesinde de ifade buyrulmuştur. Aişe şöyle rivayet etmiştir: Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerine Mute Şehitleri Zeyd b.
Mute Harbi ve İslam Kahramanları kaydında Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Mahmud Sami Ramazanoğlu Kuddisllahü sirrahü'l azizin eserlerinden HZZ. Halid b. Velid radiyallahu anh'ı inşallah tanımaya çalışıyorduk. MUTE HARBİNDE KALMIŞTIK bundan önceki bölümümüzde. Enes bin Malik radiyallahu anh'dan rivayete göre Mute…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Harise'nin, Cafer'in İbn Revaha'nın haberi şehadetleri geldiğinde Nebi sallallahu aleyhi ve sellem mescide oturmuştu. Yüzünde asarı hüzün ve keder görülüyordu. Ben kapının Resulullah'ı görebilecek bir aralığından kendisine bakıyordum. Bu sırada Resulullah'a birisi geldi. Cafer'in haremi ile ailesi kadınlarının levha ile ağlaştıklarını söyledi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de o kimseye kadınları bu çığlıktan men etmesini emretti. O adam gitti, sonra ikinci defa gelip kadınların itaat etmediklerini söyledi. Tekrar üçüncü defa gelip ya Resulallah, kadınlar bize galebe ettiler, dedi. Resulullah efendimiz de o adama haydi git bu kadınların ağızlarına yüzlerine toprak saç, buyurdu. Hazreti Aişe o adama demiştir ki: Allah seni zelil etsin. Ne Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem emrini yerine getirdin, ne de hüzün ve keder içinde bulunan Resulullah'ı kendi haline bıraktın.
Bu hadis-i Buhari, bir kişinin mahzun ve mükerrer oturup izhar-ı hüzn etmesinin cevazını ifade ediyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin pek sevgilisi ve İslam ordusunun göz bebeği olan üç büyük ve kıymetli kahraman kumandanın Mute Harbi'nde birbirini müteakip, şehadet ve ziyanı, İslam tarihinin pek acıklı bir gününü teşkil etmektedir. Üç bin kişinin yüz bin kişilik muntazam büyük bir ordu ile yaptığı muharebe sonunda İslam ordusunun şehidi yalnız on iki kişiden ibaretti. Tevfik-i İlahi ile bu harikanın sebebi ve saikı, İslam kumandanlarının önde sıdk ile fedai can etmeleridir. MUTE Kumandanlarından Zeyd b. Harise RAM. Hz. Zeyd surei Ahzab'ta ismi alisi Sarahaten zikri olunan Zeyd'dir ki Usame radiyallahu anh'ın pederidir.
Zeyd'in validesi, cahiliye zamanında mensup olduğu Beni Maan ailesini ziyarete giderken, sekiz yaşındaki oğlu Zeyd, bir süvari tarafından esir edilip Mekke'ye getirilmiş. Hakim bin Hizam tarafından halası Haticetü'l-Kübra Radıyallahu Anha için iştirak edilmiş, satın alınmış ve Hazret-i Müşavün ileyhha dahi Zeyd'i Hazret-i Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e hediye eylemişti. Pederi Harisetü'l Kelbi'yi de Zeyd'e ağladım ve ne olduğunu bilmedim. Ümit olunur sağ mıdır, yoksa eceli gelmiş midir? Güneş tulu ederken onu bana andırır, grup zamanı da Zeyd'in teşekkürü bana arıza olur. Rüzgarlar da onun zikrini tehyic eder.
Onun üzerine benim hüzün ve havfim ne kadar mümteddir diye beyitler söyleyerek ağlamaktayken Zeyd'in nezd-i Risaletpenahide olduğunu kendi kabilesinden hac mevsiminde ziyarete gelenlerden işitince Mekke'ye gelip hane-i saadet-i Nebevi de oğlu Zeyd'le buluşmuş idi. Hazreti Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de Zeyd'i pederine gitmek veyahut kendi yanlarında kalmak hususunda muhayyer bıraktıklarında Ya Resulallah, sizin üzerinize kimseyi tercih edemem. Benim anam da babam da sensin demiş. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de Zeyd'i bir taş üstüne çıkararak Arap'ın örfüne göre, Huzar-ı Kiram, şahit olunuz ki Zeyd benim oğlumdur, buyurmuş. Bu surette nezd-i risalette kalmış ve Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de onu veled-i manevi ittihaz buyurmuştur. Zeyd bin Harise radiyallahu anh, en evvel iman edenlerin üçüncüsüdür.
Bedir Harbi'nde bulunup müjdeli haberi Medine'ye götürmüştür. Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri tarafından bizim biraderimiz ve azatlı mısın taltif I azimine mazhar olmuştur. Zeyd bin Harise radiyallahu anh, Bedir'den itibaren Mute Harbi'nde şehit oluncaya kadar bütün gazavatta bulunmuştur. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemden geri kaldığı zamanlarda muhakkak Zeyd I Medine'de vekil bırakmış bulunurdu. Süvari müfrezeleri üzerine emir tayin olunmuştur. Nitekim Mute Harbi'nde Hazreti Ebu Bekir ve Ömer, Ebu Ubeyde radiyallahu anhüm Hazeratı gibi Nüceba-i Ashabı Kiram da onun livası altında bulunmuşlardı. Zeyd'in Mute Harbi'nde şehadeti üzerine Resul-i Ekrem efendimiz Şam tarafına sevk olunmak üzere Zeyd'in oğlu Usame'yi emir olarak tayin buyurduklarında Usame'ye hitaben, babanın şehit olduğu yere git, düşmanları atlara çiğnak buyurmuşlardır.
Umeray-ı Askeriyye arasında Taksim-i Ganayim'de dahi diğerlerine Faik idi. Hazreti Zeyd'in evvelki zevcesi Usame'nin validesi olan Ummi Eymen radiyallahu anha, Resulullah efendimizin peder-i vala güherleri Abdullah'ın cariyesi olup valide-i muhteremeleri Hazreti Amine'nin vefatlarından evvel yalnız dadılık ve vefatlarından sonra o sultanı kevneyn'e hem dadılık ve hem de validelik şerefini ihraz etmiş ve hakkı aliyelerinde Ümmü Eymen anamdan sonra anamdır diye Sena ve Taltif-i Nebevi vaki olmuştur. Hazreti Ümmü Eymen bir gece kahure'de müterakım Bevl-i Şerif-i Nebevi'yi su zannederek içmiş ve karnın hiç ağrımayacak müjdei nebeviyesine mazhar olmuştur. Ümmü Eymen zevci evveli abd-i Habeşi'nin vefatı üzerine dul kaldığından, her kimi ehli cennetten bir hatun tezevvüc etmek mesrur kılarsa, Ümmü Eymen'i tezevvüc etsin buyurmuşlar ve bu suretle Zeyd bin Harise'ye tezvic eylemişlerdir.
Hazreti Zeyd'in diğer zevcesi de Zeynep binti Cahc'tır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretlerinin halazadesidir ki daha sonra Ümmü'l-müminin ve Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin zevceleri olmuştur. Surei Ahzab tefsirinde Zeyd hakkında tafsilat vardır. Kuran-ı Kerim'de yegane ismi zikredilen sahabidir. Zeyd bin Harise beyaz tenli ve kırmızı benizli imişler. Sekiz defa asker üzerine emir tayini ile hayrul umera kavli şerifi ile sena buyrulmuş ve tahkiki Sıfatı hayret içinde hasleteyn-i mezkurateyn-i tayin buyurdular. Zira asker emiri için iki haslet şarttır. Biri nail oldukları ganaim hususunda adalet taksimine itibar etmek, diğeri de müracaat ettiklerinde ahardan hakkını adaletle alıp, itisafı fil insafa bezli iktidar eylemektir.
Zeynep Binti Cahş ve biraderi Abdullah Bin Cahş, Haşimi Eşref sülalesinden bulunması hasebiyle, Zeyd Bin Harisei kölelikten azad edilmesi mülahazasına binaen kendilerine küfüv görmeyerek muvafakatta biraz tereddüt ve asar-ı kerahiyet göstermişler ise de, Bir mümin ve mümine için, Cenabı Hak ve onun Resulü bir emri hüküm buyurduğu vakit, içlerinden emri ihtiyari kendilerine ait olmak yoktur ayet-i celilesi nazil olmakla mutavat etmişti. Fakat Zeyd'i hoşnut etmemekte ve bu yüzden incitmekte olduğundan Zeyd dahi, Hazreti Resulullah'a defaatle şikayet ile tatlılık etmek istemişse de zevceni imsak ve Allah'tan ittika et demekle de Resul-i Ekrem Efendimiz nasihatte bulunuyordu. Halbuki Hazreti Zeynep'in ahiran sallallahu teala aleyhi ve sellem'e zevci olacağını Hak Teala Hazretleri bildirmişti.
Fakat Zeyd'in işitip de incinmesini istemezdi ve oğlunun, yani evlatlığının, talak verdiği hatunu alacak diye, nasıl levminden çekinir ve gizlerdi. Ayet-i celilesi inzal buyruldu. Yani vaktaki Zeyd o zevcenin hacetini kaza yani istediği talakı kendisine verdiği ise biz onu sana tezvic ettik. Şunun için ki, müminler üzerine evlatlıklarının zevcelerini onları tatbik ettikleri vakit tezvic etmekte hiçbir külfet ve mesuliyet olmaya, Levh-i Mahfuz'da yazılı olan emri ilahi elbette işlenir ve yerini bulur. Ve Hazreti Zeynep sair ezvac-ı tahirat üzerine tefahur ederek sizin nikahınızı velileriniz akdetti. Benim nikahımı ise Rabbim akdetti demekle mübahatta bulunduğu mervedir. Nebi Aleyhisselam'a Cenabı Hakk'ın farz ve takdir etmiş olduğu şeyde hiçbir külfet ve mesuliyet olamaz.
Bundan evvel geçen enbiya haklarında sünneti ilahiye vechile ki onların da emri izdivaçlarında tevsiye vaki olmuştur ve öteden beri Allah'ın emri ve fiili nafiz ve mukarrer olagelmiştir. O zatlar ki Allah'ın risalet ve şeriatını tebliğ ederler ve ondan korkarlar. Allah'tan maada hiç kimseden korkmazlar ve Hak Celle ve ala dahi mahlukatın amal ve hesabatını muhafız olmak üzere kafidir. Ey Nas, Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin bedeli değildir, ancak Resulullah'tır ve enbiyanın hatimesidir ve Cenab-ı Allah her bir şeye ala viçil kemal, alim ve agahtır. Bu ayet-i celile hükmünce Resulullah Efendimiz hakkında oğulluğu Zeyd'in tatlılık ettiği, boşadığı zevcesini alamaması gibi bazı münkir ve münafıkların itirazları merdud olduğu gibi evlatlığın nikahı, iz hususundaki ahkam-ı Kuraniyeye de haiz-i tesir olamayacağını, Hak Teala Hazretleri bildirmiştir.
Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü de burada nihayete erdiriyoruz. Bir sonraki bölümümüzde Hazreti Halid bin Velid isimli eserde Mute kumandanlarından Cafer bin Ebi Talip konusuna inşallah devam edeceğiz. Tekrar buluşunca edin. Allah'a emanet olunuz.