Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bir Müslümanı gerek herhangi bir surette aldatan, gerek ona zarar veren yahut ona hilekarlı giden bizden değildir. Yani kamil mümin değildir. Bir Müslümanı gerek herhangi bir surette aldatan, gerek ona zarar veren yahutunu hilekarlık, ona hilekarlık giden bizden değildir. Yani kamil mümin değildir. Yalnız burada dikkat edilecek bir husus, latife de olsa yapılmaz. İşte latife ettim, bir şakaydı dinmez. Şaka yaptım diyerek aldatmak, onu üzmek bu da caiz değildir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ben latife yaparım ama haktır buyuruyor. Benim yaptığım latife de haktır. Bir gerçeği ifade eder. Çapulculuk veya soygunculuk eden yahut soygunculuğu emir ve işaret eyleyen bizden değildir, Yani hakiki mümin değildir. Alışveriş ettiğin zaman de ki İslam'da aldatma yoktur.
Bu hadis-i şerif alışverişte daima aldatıldığını söyleyen bir sahabeye karşı idrak buyrulmuştur. Haklı haksız yemin yedi vermek, iyyakum ve ketratel, hilfi, pil beyyv finehu yenfagu, sümme yemazuz. Alışverişte çok yemin etmekten sakının. Zira bu muvakkaten nafaka sağlarsa da sonunda bereketi silip götürür. Alışveriş günü sayılır memleketimizin cuma. Bu alışverişte diyor çok yemin etmekten sakının. Yemin ettiğinizde belki o anda kazanırsınız ama bereket olmaz. Havuz tadıyla da yiyemezsiniz. Cenabı hak size huzur yemez. Evet, borç hususunda ifade buyrulmuş. Şüphesiz ki Allah satışta kolaylığı ve nazikliği, satın alışta kolaylığı ve nazikliği, borç üremede kolaylığı ve nazikliği sever. Öl. Alırken de verirken de karşısındakini rencide itmemek. Üzmemek, çok sühuletle, rahat bir şekilde yapmak.
Ayakkabı satın alacağın zaman iyisini al, elbise satın satın alacağın zaman da iyisini al buyurmuş efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Her miseliğe işaret duyulur. İki cihan güneşi, ayakkabı satın alacağın zaman, Ayakkabı satın alacağın zaman iyisini al, elbise satın alacağın zaman da iyisini al buyurmuşsünüz sallallahu aleyhi ve sellem. Bize memleketimizde daha çok yüremizle alakalı, ittehiviyi ganemen penny fiha beraka. Evmühani, koyun ve keçiydin. Çünkü onda bereket vardır buyurmuş. Zaten bununla meşgul olan insanlar derler. Tüyünden istifade eder, derisinden istifade eder, etinden istifade eder, kemiğinden istifade eder, tersinden bile istifade eder. Çok temiz bir hayvandır. Koyun çok temiz bir hayvandır ve bir de ağaç yetiştirmenin önemi ve fazileti. Dinimizin ele almadığı hiçbir konu yok ki. Ne kadar güzel. Hah, dikkat edilseydi ne güzel olacaktı. Sadaka arası, şimdi oldu.
Manasını düşünmeye çalışırım de. Kim ağaç ve fidan dikerse, onun meyvesinden gerek bir insan ve gerek Allah'ın yaratığından bir mahluk gittikçe, o kendisi için daima bir sadaka olur. Bunu büyüklerimiz derler ki bize, yoldan tarafı ağacın daha miğveli olur, daha çok biter ki gelip geçenin yemesinden dolayı derler. Ziraate teşvik hususunda, ekiniz, içiniz, ziraatle meşgul olunuz. Şimdi tam onun zamanı bu münasebetle yerinde. Şüphesiz söz, iki cihan, güneşin muhbiri sadık, zamanına göre demek istiyorum. Ekiniz, biçiniz, ziraatle meşgul olunuz. Çünkü ziraat mübarektir, Hümünlü, bereketlidir. Bir de orada ettiğiniz yerde bostan korkuluklarını çokça yapınız buyurmuş efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Demek ki onu da boşuna yapmazlar mısın? O suskun korkuluklarını da çokça yapın buyuruyor bize iki cihan güneşi. Talebul halali cihadin. Ne kadar güzel.
Bu Musahabe beşi Ali Efendi, Bilecik, İstanbul'da da yani geliyorlar arkadaşlar. Bunlar ticaretle de meşgul kişiler. O ticaretin, alışverişin sıkıntısını, meşakkatini, eğer dünyaya bir muhabbet varsa, bir zevk uyanıyorsa onun zevklerini atmak için toplanıp, müsabebebebetişten de takip ediyorlar elhamdülillah. Böyle sizin gibi toplanıp faydalanılıyor, istifade ediliyor. Sami Ramazan oğlu Hudüsallahu sırra Üstadımız yazmışlar. Evet bitmiyor, ne kadar mühimmiş. Dedik ki müsahabe beşi bir ele alalım. Çünkü Efendimiz bunu hazırlarken, Kaddafi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, gündüz hazırlık yapar, geceleri yazarlardı devamlı meşgul olurlardı. Biz okuyalım olsun diyoruz. Devam edelim. Sizden biriniz akarını yani ev, bostan, bahçe gibi sabit mülkünü satmak isterse onu evvela komşusuna arz et. Çünkü ona komşusu ya talip olur yahut iyi bir komşuluk gidecek, hayırlı bir müşteri bulur.
Cenabı peygamber sallallahu aleyhi ve sellem komşu hakkına o kadar büyük ehemmiyet verirdi ki, ashabı kiram adeta komşuya mirasçı olacak sanırdı. O kadar ehemmiyet vermiştir. Kefareti olmayan beş günah üzerinde duruluyor. Şu beş günah kefareti yoktur. Yani bunlar keffaretle de ödenmez. Allah'a iş koşmak. Haksız ve hükümsüz cana kıymak, mümine iftira etmek, muharebe günü kaçmak, bir malı haksız olarak kesecek ve hakkı iptal ve hapsedecek yemin ile am gitmek. Hadis-i Şerif'in metninde geçen, sağ biratın, sugatta hapsetmek demektir. Yediğiniz şeylerin en temizi kendi kazancınızdan hasıl olandır. Kendi bizimle çalışmanızla şüphe yok, çocuklarınız da sizin kazancınızdandır. Size gelir getirir onları. Öldüğümüz zaman eğer hayırlı kimse bırakmışsak, amel defterimizi kapatmayacaktır tabii. Hiçbir kimse kendi elinin işinden, kazancından yediği kadar hayırlı bir yiyecek asla yememiştir.
Hakikat Allah'ın peygamberi Davud aleyhisselam bile kendi elinin işinden, kazancından yetti. El emeği ile geçinmek, edyabul kesbi amelul racul fi yedi ve küllü beyen mebrurin. Kazancın en temiz ve güzeli kişinin kendi eliyle yaptığı iş ve hileden, hainlikten azada meşru alışveriştir. Biraz uzun süre, o yüzden kestiğim kabatasdu sufieden size az da olsa bir niyet getirdiğim için okuyun kitap bu şekilde gitmez. El Fudayl ibni Ayyad, Allah'ımızın veli kullarından, Gaddesum lallahu esrarü min aliyye. Sözlerinde mübarek velinin, Mengelese ma sahibi bid'atin, lem yu utelli hikmetin. Şimdi sünnet çok önemli. Efendimizin bir sünneti Hüda var, bir de zevaid sünnetler var. Sünneti müekkede var, gayri müekkede var. Sünneti müekkede efendimizin hiç terk etmediği sallallahu aleyhi ve sellem. Belki çok zaruri olduğu zaman nadiren terk ettiğidir.
Eğer namazda terk edilecek olursa özürsüz, sünneti müekkede özürsüz terk edilecek olursa, günaha yakın günah bunun sıkıntısı var. Tahrimen mekruhtur. Mesela, öğle namazının sünnetleri, sabah namazının sünnetleri çok mühim, huzursuz terk edilmez. Bunun gibi o gayri müekkede dediğimiz, yine zaruret olmadıkça terk etmek edevelere uygun düşmez. Çünkü iki cihan güneşine sallallahu aleyhi ve sellem saygılı olur, saygısızlık olur. Sünneti zeva it dediğimiz de bu noktada çok dururlar ve bunun da çok yanlış mütalaası yapılıyor. Çok yanlış yapılıyor. Size bunun şedi yönünü ifade edeyim. Mesela efendimizin oturduğu, kalktığı, yattığı, ondan sonra konuşması, görüşmesi, kendine mahsus halleri, giymiş olduğu en tarihi, ayakkabı, narin-i şerifleri, seçmiş olduğu renkler neler? Şimdi sahabeden birine, ensardan biri dedi ki, sen Resullullah'ın her sözünü kaydediyorsun. Onun kendine mahsus halleri vardır.
O kendine aittir. Bunları kaydetme dedi. O sahabede bir müddet kaydetmekten uzak durdu. Efendimizin bütün sözlerini kaydederdi. Sahabeyi Kiram bu hususta çok hassastı. Mesela Hazreti Ömer radiyallahu anh benim bir emsalim vardı buyuruyor. Bir gün işte o çalışırdı. Onun çalıştığı gün ben Resulullah'tan ayrılmazdım. Nedir, ne yapar olduğu gibi kaydederdim. Akşam olduğu zaman arkadaşıma dedim ki o işten gelirdi. İşte bugün ben sabahtan akşama kadar Resulullah'ın huzurunda bulundum. Şöyle buyurdu, şöyle yaptı, şöyle itti. Tek bir anlatır. İkinci gün Hazreti Ömer radıyallahu anh işlerine gittiği zaman, o kardeşi ne görmüşse efendimiz aleyhissalatü vesselam olduğu gibi nakliverdi. Sahabe analarımız, çocuklarımızı çok sıkıştırırdı. Siz Rasulullah'ı bugün gördünüz mü görmediniz Gördük derlerse memnun olurlar. Görmedik derlerse niçin görmediniz, niçin ziyaret etmediniz diye Evet. Teklif ediyor.
Fikir, buyur giderlerdi analarımız. Şimdi bu sahabe ensardan olan kişinin sözüne uyarak bir müddet kaybetmedi. Kaydetmediği zaman da içi çok sıkıldı, daraldı, bunaldı. Bunu efendimize anlattı. Dedi ki, Ya Resulallah, ben sizin sözünüzü kaydetmiyordum, kendinize mahsus halleriniz vardır diye. İki Cihan güneşi bakın hiç olumsuz cevap vermedi. Buyurdular ki, benim benim hareketlerim, benim mübarek dillerinden çıkan sözlerim haktır buyurdu. Benden yanlış hiçbir tavır olmaz. Ondan dolayı efendimiz ne yapmışsa mübarek elini nasıl koymuş, nasıl kaldırmış, bunlara çok dikkat edilir sahabei kiramdan mübarek ağızlarına bakıp dudaklarının hareketine kadar tahrip ederlerdi. Mesela ya Ali buyuruyor, tuzla başla yeme, tuzla bitir. Bu zevat canı. Biraz ileri giderseniz sakallı ne iş tanımazsınız, yanlış tavulları düşünürse bunun hususi araştırmasını yaptım. Elimde bir notum var.
Hususi yaptım, çalıştım ve hoca kardeşlerinizle çalıştırıyorum. Sadece bu konuda değil. Diğer konularda da bunu gece yarılarına kadar mütalaa ediyorum. Sadece sünnet değil, diğer mevzularda uğraşıyoruz, takip ediyoruz. Kardeşlerimize temiz su akıtalım. Böyle olur olmaz sözlere kapılmasınlar diye. Diyor ki, Resulullah'ın diyor, nerede sünnet olacak tuz? Hep aklımızı başımıza alalım. Bize zamanın kutbul aktabı Sami Ramazanoğlu Kuddisallahu sırıra tuzla başlayın buyurduklarında bu Veysel kardeşimizin babası Hacı Hafız o soba işleriyle meşguldü. Böyle tenekeden bir dolap yapmış, oraya tuz koydu. Yemeğe başlanacağı zaman derhal tuz ikram edilir, tuzla başlanır, tuzla bitirilir. Cevahir sünnet ne diye? Terk etmek doğru olmaz, yaptığımız zaman ecir olur, müdafaa olur. Yapmazsan bir şey olmaz diyemem. Çünkü Resulullah'tı zallahu aleyhi ve sellem.
O kendi hevasından konuşmaz, kendi arzusuyla da bir iş yapmaz. Onun her yaptığı iş halktır. Eğer kendi kendine hüküm meseleyle senin can damarını keserdik buyruluyor ya, Halka Suresi'nde. Bu kadar mühim. Efendimizin sözleri, hareketleri ona çok dikkat ederiz. Sağ ayaklarıyla mescide girmişler, sol ayaklarıyla çıkmışlar. Böyle okursunuz. Bir kitabım var ya çok uzun sürer size efendimizin adetleri hususunda pek çok. Onu da getirdim ama zaman yok buna. Gideceğimiz şu, efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem bütün hareketini, yaşantısını tatbik edersek ecir ve mükafat olur. Çünkü Rabbimiz bize onu Ahzab suresi yirmi birinci ayeti cennete model olarak gösteriyor esrarı. O size en güzel örnek. Allah'ımız onu kendi nurundan hazzetmiş. Ne güzel, onu örnek almak ne kadar ucuz. Şu oturmamız onu örnek almak işte bizim. Şu oturucumuzda değil.
Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın sünnet seniyyesi budur. Cenabı hak cümlemizi yolunda muvaffak kılsın. Amin. Velhamdülillahi rabbil alemin. Aleyhissalatü Vesselam efendimizin ruh taibelerine, elini ashabına, peygamberan-ı zan ve piran-ı zan, bütün geçmişlerimizin ruhlarına fel Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.