Musibetlerin Manevi Anlamı ve Hidayete Vesile… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Musibetlerin Manevi Anlamı ve Hidayete Vesile Oluşu
Musibetlerin Manevi Anlamı ve Hidayete Vesile Oluşu kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Insanoğlunu başına gelen musibetler, sıkıntılar ve dertler ve günümüzde hasıl olan Van ve Erciş'teki zelzele bize ders ve ibret olmalı. Musibetler aynen şuna benzer bir halının veya bir diyelim kilimin tozunun alınması gibi. Havaya vuruluyor, vuruldukça vuruluyor,…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Insanoğlunu başına gelen musibetler, sıkıntılar ve dertler ve günümüzde hasıl olan Van ve Erciş'teki zelzele bize ders ve ibret olmalı. Musibetler aynen şuna benzer bir halının veya bir diyelim kilimin tozunun alınması gibi. Havaya vuruluyor, vuruldukça vuruluyor, tozu çıkıyor. Aynen musibetler böyledir. Müminlerin başına giden sıkıntı onun günah tozlarının alınması demektir. Ama diyeceksiniz ki Peygamberler birçok dert ve sıkıntı çektiler. Mesela Efendimiz nebiler içerisinde en çok eza görenlerden biri. En çok eza gören Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Şimdi onun da günahı mı silkelenmiş oluyor? Tabii hiç böyle değildir çünkü gelmiş ve geçmiş günahları bağışlanmıştır. Enbiya için asfiya için derece ve makam kaydetmektir.
Bizim gibilere günahlarının affına vesile ama arz ettiğimiz gibi evliya ve enbiya için bir makam ve mertebe kazanmaları için zuhur eder bu musibetler. Musibet, bela, sıkıntı, şiddet Hucurat Suresi'nde buyurulduğu üzere Eslau billah Emtahanallahu Ulubaum liteakva. İnsanın süzülmesidir, arınmasıdır. Aynen bir madenin ateşin üzerine konul, ateşin üzerine konul, orada yaramaz olan maddelerin yok olup içerisinde eğer demir varsa demir, kurşun varsa kurşun, bakır varsa bakır, altın varsa altın bunun çıkması demektir. Başka gelen her musibetin hidayetle sonuçlanması sonuçlanması gerekir. Diyelim ki nasıl bir ders söyleyelim, nasıl bir sıkıntı? Bedenimizde bir sıkıntı var, bir hastalık var. Bu hastalığın hidayetle sonuçlanması lazım. Hidayet nedir? Hidayet Allah'ın yolunu bulmak demektir.
Mesela malına gelen bir sıkıntı, eğer malına bir sıkıntı gelmişse bu onun hidayetine vesile olacak, azmayacak. İşte iflas ettim de malım mülküm gitti de deyip ben hiç sığara içmezdim, şimdi sığaraya başladım. Ben bu kötülükleri işlemezdim ama bu musibet benim başıma geldi ben de bu fiilleri işliyorum demeyecek. Ne diyecek bu benim için Allah'ın bir imtihan vesilesidir kurtuluşuma, bir imtihandır kurtuluşum için deyip Rabbi Zülcelalimize daha çok dönmek. Diyelim ki evladımın başına bir sıkıntı geldi, bu sıkıntı onu hidayete götürmesi gerekir. İşte çoluğum çocuğum, öldüha, akrabam, konum, komşum deyip tuğyan gitmeyecek. İşte gördüğümüz bu Van ve Erciyişte olan hadise çocuklarını kaybediyor. İşte hanımını kaybediyor. Hanım kocasını kaybediyor. Akrabasını kaybediyor. Amcasını, dayısını kaybediyor.
Şimdi bu kayıptan dolayı itiraza gitmemek, hidayete Allah'ımızın yoluna daha çok gayretle çaba göstermek. İşte bu bela başımıza geldi olduğu gibi dükkanı, malı mülkü yere battı deyip hazmalalım. Hidayete Çünkü Kitabı Kerim'imizin en başındaki ayeti celile bu. Vi, bunda hiçbir şüphe yoktur. Kuran azimüşşan'da hiçbir şüphe yoktur. O zaman şüphe olmadığına göre onun hakikatlerine inanıp Mevla'yı bulacağız. Gösterdiği istikametten hüveyheyiz. Çünkü Kuran bize ahiret var buyuruyor. Kuran bize Allah'ımızın yüce kudretini ifade ediyor. Kuran bize, Allah'ın yolunda sarf etmemizi, Kuran bize ne söylemiyor ki? Hayatımızın başından sonuna kadar insanoğlunun uğrayacağı her türlü harekatı haber veriyor. Allah'tan korkanlar için bir kurtuluştur. Onun dışında da bir kurtuluş olamaz zaten. Demek ki uğradığımız bela musibet adam diyor ki bir sürü koyun olduğu gibi diyor çalındı yok oldu gitti.
Musibetlerin Manevi Anlamı ve Hidayete Vesile Oluşu ne anlatıyor?
Musibetlerin Manevi Anlamı ve Hidayete Vesile Oluşu kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Insanoğlunu başına gelen musibetler, sıkıntılar ve dertler ve günümüzde hasıl olan Van ve Erciş'teki zelzele bize ders ve ibret olmalı. Musibetler aynen şuna benzer bir halının veya bir diyelim kilimin tozunun alınması gibi. Havaya vuruluyor, vuruldukça vuruluyor,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bilmiyorum diyor akıldaydı diyor. Bir sürüyü olduğu gibi götürmüşler diyor. Bu ne yapacak bizi hidayete götürecek azgın ve tuğyan bir hale getirmeyecek. Benim diyor bahçedeki ürünü dalında aldı pazarlığı yaptı ama sonunda da olduğu gibi inkar etti deyip bu musibetten dolayı itiraz etmeyecek. Bu benim ruhumun arınması temizlenmesi diyebiliriz. İşin neticesine bakıp hidayete erecilir. O zaman musibet ne demektir? Musibet ne bilmek? Musibet insanın zararına olan her şeyedir. İnsanın zararına olan her şeyedir. Şimdi biz doğduk ya, doğduğumuz günden bu ana kadar hep zarardayız. Çünkü zaman kayboluyor. Vakit kayboluyor. Vakit kayboluyor. Zarardayız biz. Karda değiliz. Zarardayız. İnsanın geçirmiş olduğu her bir art onun için zarardır. O zaman biz bu zararı faydalı hale getireceğiz. Dünyaya gelen herkes bu zarar içerisindedir.
Başa gelen musibet deprem bize Zilzal Suresi'nde haber verilir ve alacağımız mesajlar pek çoktur. Zilzal Suresi'nde alacağımız mesaj pek çoktur. Zaten Kuran-ı Kerim hepsi mesajdır. Hepsi bizim hakkı bulmamız için bir gerçektir, bir hakikattir. Yeryüzünde zarar Hz. Adem Aleyhisselam'ın çocukları ile başlar. Maide suresi yirmi yedi ila yirmi sekiz. Ayet-i Celililer bize bunu haber eder. Demek ki musibet, bela, sıkıntı ta ilk insan, ilk peygamber Adem aleyhisselamdan beri devam ediyor. İnkar ve nankörlükle bakıyoruz Nuh Aleyhisselam kavmi tufanla helal. Bu bir hikaye de değil Kuran'da anlatılan. Mesela burada Ahsenel Kasas kıssaların en güzeli, hikayelerin en güzeli derken hikaye baştan geçmesi muhtemel olmayan olayların ifadesidir. Bu değil. Kuran da bir hakikattir, o geçmiş. Rabbimiz bize Maide suresi yirmi yedi ila yirmi sekiz.
Ayet-i celîlede Adem Aleyhisselam'ın oğulları Habil ile Habil'in başından geçen hadiseyi ders almamız için ifade ediyor. Habil diyor ki ben seni öldüreceğim. Niye öldüreceksin? Sen beni neden öldüreceksin? Senin kurbanın kabul oldu, benimki olmadı. Ben Allah'tan korkar sana el uzatmam diyorum. Bu bize bir ders. Bir hasetlik kıvıltımı ile, ateşi ile koskoca bir Adem peygamberin nur gibi evladı katlediliyor. İlk hital böyle baş. İbret ve ders alacağımız bir hadise Nuh aleyhisselamın kavmi elbette bir hikaye değil. Allah'ımızın anlatmış olduğu Kuran'la ifade buyurduğu hiç öyle hikaye olur mu? Ders alacağımız bir hakikattir bu. Nuh 'ı inkar ettiler ve nankör bir kavim getirmiş olduğu hakikatlerin hiçbirisini kabul etmiyorlar. Demedikleri kalmadı. Deli, sen bizim içimizde en aşağı olansın vesaire. Taşlamalar, hakaret etmeler, haşlamalar her türlü ne oldu ibret alın buyuruyor Cenabı Hak.
Bir tufanla helak oldular. Kibir ve gururlarıyla diyor ki Ad kavmi Hud 'ın kavmi. Biz diyorlar çok güçlüyüz kuvvetliyiz. Allah'ımızın gücünü ve kuvvetini inkar ediyorlar. Biz diyorlar çok güçlü ve kuvvetli bir kabileyiz diyorlar. Öyle bir milletiz diyorlar. Halıkul Lemyize onları bir rüzgarla helak ediyor. Demek ki bu ruh ve kibir insanı ne hale getiriyor. Yine bakıyoruz peygamberlerini yalanlayan Semud Kavmi, Salih aleyhisselama gönderilen deveyi boğazlaıyor. Şimdi biz bunu ele aldığımız zaman, Şems suresine baktığımız zaman işte deveyi boğazlamış, boğazlayınca onlar Cebrail Aleyhisselam'ın bir sayasıyla helak olmuş. Böyle mi düşüneceğiz sadece? Allah'ımızın Kitabı Kerim'inde öyle ayetler boğazlanıyor ki, Emri Muhammedi'de öyle sünnetler boğazlanıyor ki, Ehlullah'ın hakikatleri öyle yerle bir ediliyor ki tarif edemezsiniz. Onlar bir deveyi boğazladı. Ne oldu?
Cebrail Aleyhisselam'ın zayiası ile ilhak oldu. Boğazlanan bir deve değil birçok hakikatler ortadan kaldırdı. Bu bizim ibret alacağımız, ders alacağımız, öğüt alacağımız hakikatler. Boşuna zikredilmiyor. Namuslarını kirleten Lut kalmıyor. Üzerlerine taşlar yağıyor. Ayetler bizim ders almamızı icap ettirir. Şu gurular teslimiyet ahlakıyla onun kudretini kendimizin de acziyetini bilmemiz icap eder bu hadiselerle. Bu hadiselerle. Bu deprem zuhur ile zelzele bizim acziyetimizi, Rabbımızın da yüce kudretini gösterir. Bela ve musibet insan hayatında devamlıdır. Yani hiçbir zaman insan bela ve musibetten uzak değildir. Zaten başında okumuş olduğum ayeti celile de kere sabirin ayeti cellesi bunu bildiriyor. Cenabı Hak korkuyla, açlıkla, ürünlere vermiş olduğu kesatla, yavrulara vermiş olduğu musibetle, Hesaib bedenlerimizdeki hastalıklar da bizi imtihan ediyor, bizi bize bildirmek için.
Allah'ımız kullarından bir kuluna lütuf ve ikramda bulunmak isterse ona vücuduna bir hastalık verir. Eğer hastalık vermemişse malına bir sıkıntı verir. Malına bir sıkıntı vermemişse evladına bir sıkıntı verir. Bunu güzel bir sabırla karşılayacak olursa Allah'ımız onun için bir mizan, onun için defterini açmaktan haya muamelesidir. Yok eğer sabırsız olacak olursa, Eğer hükmüme razı olmazsa benim getirmiş olduğum bir esas Resulullah'ın bir milyonun üzerindeki ahadisi Muhammediyesi, eğer o hükme razı olmazsa, Allah'ın hükmüne razı olmazsa, göz başkasının namusunu takibe başlarsa, hasetle bakmaya başlarsa, namusumuzu korumazsa, Allah'ımızın sonsuz nimeti olan şu olan şu vücudumuz, yaratılış amacının dışında kullanılacak olursa, dilimiz doğru konuşmaz, hareketimiz doğru olmaz, Kalbimiz eğri olacak olursa. Rasulullah'ın da Sünneti Seniyyesine uymazsa. Dört tane esas sahibi.
Birisi namusunuzu korumak. Gözümüzü haramlardan korumak. O görsel cihazları hatırlayacaksınız. İkincisi israf etmemek. Yemede, içmede, giyimde, kuşamda, duyduklarımızda, gördüklerimizde her türlü tavrımızı. Üçüncüsü doğru olmaz. Dördüncüsü Resulullah'ın sünnetine uymaz. Verdiği musibete de de sabr etmezse, nimetime de şükredip, o nimeti lütf eden Mevla'ya dönmezse, benden başka Allah razı olsun. Bunlar dünya hayatının ayrılmaz parçalarıdır. Başka gelen musibet ve sıkıntılar. Hayata gelmenin amacı ise Şu bizim hayatımızın, hayatımızı özeti bu ayeti celdedir. Mülk Suresi'nde. Baştaki ayetler. Bizim hayatımızın özeti okuduğu ayeti celdedir. Hükümranlık, her şey kendisine ait olan Cenabı Hak noksan sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatlarıyla muttasıftır. O her şeye kadirdir. Hanginiz daha güzel amel işleyecek diye. Sizi imtihan için ölümü ve hayatı yaratan Allah'ın şanı ne yücedir?
Hayat hayat anlamsız bir varoluş değildir. Hayat anlamsız bir varoluş değildir. İşte dünya hayatı doğan büyüyor, büyüyor, gelişiyor sonra da yaşlanıp, bir ihtiyarlayıp koyup gidiyor. Öyle değildir. Şu gördüğümüz hadiselerle işte bu şekilde devam edip giriyor dünya ta Adem aleyhisselamdan beri bu çark böyle dönüyor. Böyle değil işte. Hayat anlamsız bir varoluş değildir. Ölüm de sonu hiçlik olan bir bitiş değildir. Hayat hayırlı faaliyetlerin bir alanıdır. Hayat hayırlı faaliyetlerin bir alanıdır. Evli ilahinin tatbik edileceği bir mekandır. Öldüğümüz zaman her şey biter. Üç amel sahibi müstesna hayat, hayırlı faaliyetlerin alanıdır. Ölüm, karşılığını bulacağımız sonsuz bir alemdir. Essane ve vecelül ma amilu hudıra. Hayır ve şer ne yapmışsak onu bulacağımız ebedi bir alemdir. Cenabı hakk'ın ölümü ilk zikretmesi Evvela Cenabı Hak burada ölümü zikrediyor. Neden?
Ölümü ilk zikretmesi yoktan varoluşumuzu bildirmektir. Bu çok önemli bir husustur. Darimi çökerten hiç şüphesiz budur. Dünyanın bir oluşum kendi kendine olmuştur. İşte böyle başladı, böyle gidiyor diye inançsız bir hale getirmelerine en büyük balyoz bu hakikattir. Dünyanın bir başlangıcının olması, yoktan var edilmesi ve çürütülmüştür. Cenab-ı Hakk'ın ölümü dik zikretmesi, yoktan var edişimizi belirtir. Yoktan varoluş bize yüce kudreti ifade eder. Es-lahibilde. O kafir yaratılışını unuttu. Fürük ufalanıp tuz haline geldikten sonra bu kemikler mi dirilecek? Onu ilk defa yoktan yaratan, tekrar Halık ile gezen onu yaratmaya ve yaşatmaya elbette katildir. Yasin suresi yetmiş sekiz ve yetmiş dokuz. Ayeti celindeler. Ve sonra neden bu hadiseler buluyor, neden şurada bu sıkıntı oluyor, burada bir dert oluyor, şu neden oldu, bu neden oldu diyemez. Sebebi çünkü her şey bir hesapladır.
Nedir o hesap? Eslai billah. Es-şemsü ved-kamaru bihiısbe Allah'ımız, şems, güneş, amel, ay hepsi bir hisapladır. Şu battığımız milyarlarca galaksi ve onların içerisindeki yıldız kümeleri anlatamayacağımız, sayamayacağımız bu yıldıza bir hisapla dönmekte, bir hisap içerisinde hayhap içerisinde devredip gelmektedir. Ee bu milyarlarca hesap edemeyeceğimiz sayamayacağınız yıldızlarda milimetrik bir satış olsa dünyanın sonu demektir. Eş şemsü vel gamarubiuspen. Güneş ve ay hesap verir. Rabbimiz ve kullu şeyin indeku bir miktar. Onun katında her şey bir ölçüdedir. Neden adam fakir? Neden bu zengin? Neden bu ünvi, neden bu ahir, neden bu adam sıhhatli, neden bu zayıf, neden bu deprem, neden bu sıkıntı, bu yangın, bu zevk, bu afet geliyor, değil mi? Her şeyi Cenabı Hak bir ölçü dahilinde yaratmıştır. Dünya hayatını bir sınav olarak görmeliyiz. Dünya hayatını bir sınav olarak görmeliyiz.
İşte böyle geldi, böyle gider diyemeyiz. Böyle gelip böyle git. Nasıl gelip nasıl gidiyor? Bir kere dünya hayatı bir imtihandır. Bu şekilde görecek ve olan hadiselerden ders alacağız. Diyelim Van'daki ve El-Ciş'teki deprem ders alacağız. Nasıl bir ders alacağız? Deprem öldürmez ama bina öldürür. Ölüm, insana bir ecelle gelir. Ne hastalıkla gelir, ne dertle gelir ne bu binanın çöpü, öçüp altında kalmakla gelir. Ecelle gelir. Çokça anlatılan sefere çıkan bir yavrunun uçak biletini anası gizleri ve bu uçakta meydana gelen hadise radyoda haberlerden duyulur. Uçak bir kaza geçirir. Hemen yavrusunun bulunduğu odaya girer, der ki yavrum bak biletini aldın gitmedin, ne şanslı bir çocuksun. O uçağa binenlerin hepsi mahvoldu, hayati bitti. Sen ise kurtuldum der. Bir de çocuğun yanına iyice yaklaşıp bir de ne gülsün yavrunun öldüğüne şahit olur.
Ölüm insana illa şununla ve bununla değil, eceble gelir. Takdir edilen bir vakit bununla gelir. Bu hadise de biz yüce kudreti göreceğiz. Bu deprem hadisesinde alacağımız ders Allah'ın yüce kudretini göreceğiz. Biz orada Azra'nın, orada Yunus'un vesairlerin başına gelen dert ve onlara göre dert ve musibetten, onların kurtuluşundan ibret olacağız. O öykün altında günlerce kalmasına rağmen on dört günlük bir yavrunun kurtuluşu bize ders, Allah'ın yüce kudretini bize göstermek. Rabbimiz esahne Allah'ımız yedi kat semaya bir düzen de yaratmıştır. Bir intizam var. Bir düzen var. Bir intizam var. Allah'ın yüce kudretine şöyle gözünü çevir de bir bağ. Sen tekrar baktığın zaman semada ilk çatlak bölebilir misin? Küçücük bir gebeliğin damını muhafazada ne sıkıntı çekiyorsun. Ev akıyor, ev yarılıyor. Evde şöyle sıkıntı var, tavan iyi yapılmamış diyor.
Ama Allah'ımızın sonsuz yüce kudreti, tarihi mümkün olmayan şu semavatı nasıl ayakta tutuyor. Bir bağ, oradaki yıldızlar, oradaki ay, sil. Bu hadise bize Allah'ın yüce kudretini göstermeli. Ama diyeceksiniz ki siz Japonya'da yedi nokta onda beş deprem oldu. İnsanların hiçbir burnu bile kanamadı. Fakat yedi onda iki, binin üzerinde bölü, iki binin üzerinde yaralı, sekiz yüz ev yıkılmış, bin sekiz beş binin üzerinde ev hasarlı, bu nasıl böyle oluyor? Bu şundan oluyor. Her şey Allah'ın takdiriyle oluyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem işini düzgün ve sağlam yapanı Allah'ın verdi. Bu neden böyle oluyor? Tevekkül anlayışının yanlış kavranmasından ortaya çıkıyor. Nedir tevekkül? Tevekkül bir işi yaptıktan sonra işi Allah'a havale etmek. Hayır hayır, böyle değildir. Tevekkül o işi yaptıktan sonra onda devamlı olun. Eğer bir bina ise onun daha daha dayanıklı ve güçlü olması için çalışma.
Eğer mukavemeti yoksa dillere yeniden bina etme. Tevekkül budur. Ben işte tohumu aldım, tarlaya saçtım, bitti değil. Ondan sonra tevekkül öyle olacak ki onun her türlü bakımını gözetlememiz icap eder. İş burada bitmez. İşte tevekkülün yanlış anlaşılmasının sebebi bu. Bir devamlılık olması icap eder. Kainattaki kusursuz düzeni hayatımıza geçirirsek biz de huzur meydana gelecek. O zaman huzuru tarif etmemiz icap eder. Huzur nedir? Huzur, İslam'da sen beş kata çıkarsan, sen beş kata çıkarsa, demirini eksik kullanırsa, onun onun çimentosunda hırsızlık yaparsa, kumunu çay kumu evsafına halis olmayan kumdan kullanırsa, usulüne uygun olmazsa o zaman sıkıntı meydana gelir. Hem ibadetimizde taatimizde hem de zahiri işlerimizdeki huzursuzluk, işi usulüne uygun bir şekilde yapmamaktır. Yapılanmanın Allah'ın emrine, Resulünün tavsiyesine uygun bir şekilde yerine getirilmemesidir.
Kainattaki bu kusursuz düzen şahsımızda, ailemizde, çevremiz, çevremizde, işimizde ve gücümüzde tatbik etmek suretiyle sulhayır huzura nail olur. Bu gönül gözleriyle bakmakla da alakalıdır. Cenabı hakk'ın her şeyi yaratıp dilemesiyle olduğunu bileceğiz. Van depreminin ve salih olayları, sıkıntıların bizde meydana getireceği, alacağımız ibret ve dersler bunlardır. Cenab-ı Hakk'ın her şeyin dilemesiyle olduğunu bileceğiz. Eğer ağaçtan bir yaprak düşüyorsa o ancak Allah'ın izniyle düşüyor. Binlerce insan irtihal etmişse ve yaralılar vesaire işini gücünü kaybetmiş bunlar olmuşsa hiç şüphesiz Rabbamızın dilemesiyle olduğunu mutlaka diyeceğiz. Aynı zamanda o musibet bize yardımlaşmayı da öğretti. Ve bu olaylarda da bizim tavrımız, hareketimiz, musvul iman imanın yarısı olan sabırladır. Sabır, ariflerden bir zatın tarifi ile içilmesi zor olan acı bir suyu bir yudumda içip yüzü ekşitmemektir.
Allahu Teala'dan geldiğini bilmeli alacağımız ders bu zelzede. Allahu Teala'nın Rabbi Zülcelalimizden geldiğini bilip Es-A'la Eğer size bir zarar dokunmuş ise bir sıkıntı gelmiş, bir hastalık gelmiş, bir dert gelmiş, malınıza mülkünüze çocuğunuza, evinize barkınıza, işinize gücünüze gelmiş. İşte evler barklar yıkılmış, dümdüz olmuş. Eğer böyle bir zarar gelmişse Onu giderecek olan ancak Mevla yüzsüzüh-ü cellahtır. Onun dışında hiçbir varlık buna kafir değildir. Eğer bir hayır da gelmişse o hayrı hiçbir kimsenin sizden def etmesi mümkün değildir. Rabbi Zülcelal'imizin her şeye gücü yeter. Alacağımız derslerden sabrın yanında musibetin geçmesinden sonra halin değişmemesidir. Adam hasta ağlıyor. Sıkıntıda ağlıyor. İbadetler, taat ler, secdiler, yalvarışlar ve yakarışlar.
Bu yalvarış ve yakarışın ibadet ve taatin Mevla yüzüncü Celal'e dönüşün, musibetin bitiminden sonra da devam etmesi icap eder. Musibet geçtikten sonra eski tas, eski hamam olmamalı. Essaimbillah. Rabbimiz bizim halimizi ifade İnsana zarar dokunduğu zaman gerek yan yatarak, gerek oturarak, gerek ayaktayken. Ondan zararı giderdiğimizde, o zararın giderilmesi için bize dua eder de sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan ötürü bize dua etmemiş gibi geçir gider. O musibet bitti ya musibet olurken Allah Allah der. Zariyatü selam da söyler. Sıhhilere kapanır. Ama geçtikten sonra sanki hiç olmamış. Yunus suresi on iki. Ayet c. Ayet aynı zamanda bu hadise bize unutulan infak ahlakını da ortaya çıkarmış olduk. Cenabı Hak cümlemizi yolunda daim ve kaim eylesin.
Doğru bulunan erişte vesaire yerlerdeki mümin kardeşlerimize sıhhatler, afiyetler, der lü beladan kurtulup bunların hep Cenabı Hak'tan bir bize imtihan olduğunu bilerek isyan etmemek, şikayet etmemek, Rabbimize yönel işimize vesile olmasını Mevlamızdan diliyoruz. Ülkemize hayırlar, saadetler, huzurlar. Mevlamız bu tesisin. Elhamdülillahi rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.