Malum, Müfessirinden Elmalılı Hamdi Yazır hocamız, Esadi Elbidi Hazretlerine onun beytine tahmin yapıyor. Üç mısra daha ekliyor. Orada diyor ki, şeyh-ı asır tabirini kullanmış Esad Erbili Hazretleri için. Ondan şöyle bir söz duydum. Piri Mugan. Şimdi edebiyatta piri Mugan, alevi deves demek. Bunu Esad Erbili Hazretleri mürşid-i kamil olarak ele alıyor. Mesela meyhane geçer. Sehpa geçer. Sağar geçer. Saki geçer. Saki deme içki dağıtan demek. Meyhane demek, dilime uymaz ama vur ne olsun bilmem paran. Böyle oynadıkları, zıpladıkları yer. Oraya da mürşid-i kamilin dergahı olarak alıyor. Saki içki dağıtan demek onu bir mürşid-i kamilin halifesi olarak. Halifesi her tarafa nur dağıtıyor. Öyle benlik, kibir yok. Şimdi burada pir-i muvan-i mürşili kamil olarak alıyor. Diyor ki mürşili kamilin kapısında toz toprak olmayınca bir kere sen yüksek makamlara ereceğim deme.
Sami Efendi hazretleri eserinde çok güzel bir noktaya işaret buyurmuşlar. O da kişi ibadetiyle belli bir noktaya gelir ama günahlardan korunmuş olur. Derece ve makam kaydetmesi onun teveccühüyle. Eğer onun gönlünü razı giderse Allah'ın rızasını bulan bir gönül olması hasebiyle, isterse diyor bir mürşid-i kamil Allah'ın izniyle velayet makamında Bayezid haline bile getirir. Onun haline bile getirir diyor. O onların yapacağı bir iş. Şimdi sofra düzeni Gürcü'de kamilimizin, şimdi öğle vakti diye hatırlıyorum veya öğleden sonra olabilir. Gelen insanları da hatırlıyorum. En az kırk sene olmuştur. İsim vermeye gerek yok. Otururken o sofrada mübarek gözlerini bir an yumdu. Yalnız evde bazen torunlar oluyor, neler oluyor? Kapı çarpıldı, bilmem plan. Ona razı olmadı. Gözlerini açtı. Daha sonra o yemek kastı bitti. Yolda giderken o mecliste bulunanlardan bir tanesi nutuk atmaya başladı.
Hava boyu nutuk atıyor. Ne oldu Ömer abi dediler. Ben bilmem dedim. Mübarek gözlerini yumunca bende bir hal oldu dedi. Kendimi tutamıyorum adeta ben doldum dedi. Bu Adana'dan Hasan Efendi'den sonra Rahmetullahi bir kimse tayin buyruldu. Tabii bu onların yapacağı bir iş. Sami Efendi Hazretleri, daim buyuruyorlar. Buraya damadı geldi o anlattı. Müsihadın başkanıydı. Kayın babası olurmuş babam diyor. Babam dedi bize şöyle bir hadise anlattı. Sami bendi hazretleri işte oradaki kardeşlerimize bakarsınız, evradını, ezkarına deyince, oğlum demiş, doldum demiş. Her şeyiyle mücehhez bir hale geldim. Dilim hikmet konuşmaya başladı. Gözüm ibretle bakıyor. Kalbim nur ile doldu oğlum, demiş. Bir defasında da, namaza geçin, buyurmuş. Namaza geçmekten çekinmiş. Evladım demiş olduğu gibi boşaldın. Dolmaz mı? Belki ona bazı halleri göstermek istemiş.
Bu işte sizin haliniz değil, bizim teveccühümüz şeklinde bunu haber verilmiş de olabilir. Efendim burada, efendimiz doğuda bir tanesinde görev verdi. Bize de sordu. Oğlum ne diyorsun? Anlatamam. Biraz çekinmelerim oldu. Süku gittim. O görevi verince kendisi Adana'dan yola devam edecek. Onu tanıyanlar, onu görünce, efendimizin vazife verdiği kimseye Acasın Efendi Hazretlerinin ağlamaya başlamışlar. Bize demişler bir ağıt geliyor bunu görünce demişler. Sonra iyi olur inşallah. İnşallah afv-ı ilahiye mazhar oluruz. Efendim, Bu tahtalı diye bir mevki var. Direkt gün üzerinde. Orada seksen ihtilali, bilmem buldu. İşte cezaevinde olanlar var. Onlara üstadımız dua ettiler. Adalet yerini bulsun, herkes huzura ersin diye dua buldular. Yanında oturuyorum. Birden gönlüme geldi. Bedduhayı okusam dedim. Bunu açıktan söylemiyorum. Gönlüme geldi. Bedduhayı okusam.