Mürşid-i Kamilin Nurunun Kalbe Etkisi ve Manevi Terakki
Mürşid-i Kamilin Nurunun Kalbe Etkisi ve Manevi Terakki kaydında Euzu billahiimnişşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Müstahzı alimiz gaddesallahu sırra, göz ameliyatı için gülhane hastanesinde tedavi oluyorlardı. Tedavi oldukları bölümün başında bulunan zat bize şunu anlattı bir tarihte olabilir kaplumbağa yumurtaların üzerine altı ve üstü tahta gibi olduğu için oturamıyor. Fakat gözüyle o…
Euzu billahiimnişşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Müstahzı alimiz gaddesallahu sırra, göz ameliyatı için gülhane hastanesinde tedavi oluyorlardı. Tedavi oldukları bölümün başında bulunan zat bize şunu anlattı bir tarihte olabilir kaplumbağa yumurtaların üzerine altı ve üstü tahta gibi olduğu için oturamıyor. Fakat gözüyle o yumurtayı etkilemek suretiyle yumurtadan yavrular meydana geliyor. Nasıl ki bir hayvanın gözünün teması ile bir yumurtadan yavru çıkarsa, ittegu firasetel mümin, Müminin anlayışından sakının. O da aziz ve celil olan Allah'ın nuruyla bakar. Hiç evliyaullah'ın gözü kabiliyetli olan bir müridin kalbine nazar ettiği zaman veledi kalp, yani zikir meydana gelmez mi? Tabirler değişik olabilir, değişik olabilir, alıcı kuş diye bir hayvan. Bu semada uçarken yerde bulunan bir mahluku gözüyle etkilemek suretiyle olduğu yerde hareketsiz bir şekilde bırakıyor.
Öyle bir semadan, semadan gözüyle tesir ediyor ki Allah'ın izniyle o hayvan ne sağa girebiliyor ne sola girebiliyor ne öne ne arkaya hiç hareket edemiyor ve semadan iniyor avını oradan iniyor avını oradan kalkıyor. Gönlü arş-ı Ala'da olan belki de arşın üstünde bulunan bir mürşid-i kamil, tasarruf-u ilahide bulunmak suretiyle müridinin kalbine nazar ettiği zaman Allah'ın izni ile orada hiç irfan çiçekleri açmaz mı. Mı? Risaletü't-Taciye eserinin müellifi, imam, arif, billah Tacüddin el Hanefi Cenabıhakk'a vasıl olma yollarını sayarken diyor ki, üçüncü yol müşahede makamına vasıl olmuş ve sıfat-ı zatiyyenin hakikatine ermiş bir şeyi kamil ile rabıtadır. Onları görmek, onlar o kimselerdir ki görüldükleri zaman Allah hatıra gelir hadisinin gereğidir, onların sohbeti. Onlar Allahu Teala ile mücaalesed edenlerdir. Onun huzurunda bulunan kimselerdir. Hadis-i şerifinin muktezasıdır.
Mürşid-i kamilin sohbeti bu neticeyi verir. Mürid şeyhinin suretini hayalinde muhafaza eder. Nefsin tesirinden kurtulup ayniyet ve fena hazır oluncaya kadar kalbine teveccüh eder. İbni Kemal rahmetullahi aleyh diyor ki ruh dünyada iken kınındaki kılıç gibidir. İnsan vefat ettikten sonra ise cismani alakalardan sıyrılmış olması sebebiyle o kınından çekilmiş kılıç gibi olur. Van'ım, Erciş'te görev yapıyorum, bizi bir güç getirdi biiznillahi teala uçağı atladım Ankara'ya, Ankara'dan da memlekete geldim. Şu tarzımızın sohbet saatleri saat dokuz ve mevsime göre değişir onda da olurdu. Konya'dan da bir grup vardı. Konuşuyor ama çok heyecanlı konuşuyor. Benim üstadım Bayezid makamında, kutbiyette ama yüksek derecede bir kutbiyette diye çok heyecanlı bir şekilde konuşuyor. Sonra Efendimiz Hazretlerinin irtiali haber verildi. Duyar duymaz bize kağıdı kalemel-nar buyurdu, aldın.
Mürşid-i Kamilin Nurunun Kalbe Etkisi ve Manevi Terakki ne anlatıyor?
Mürşid-i Kamilin Nurunun Kalbe Etkisi ve Manevi Terakki kaydında Euzu billahiimnişşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Müstahzı alimiz gaddesallahu sırra, göz ameliyatı için gülhane hastanesinde tedavi oluyorlardı. Tedavi oldukları bölümün başında bulunan zat bize şunu anlattı bir tarihte olabilir kaplumbağa yumurtaların üzerine altı ve üstü tahta gibi olduğu için oturamıyor. Fakat gözüyle o…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kılıç kınından çıkmıştır, şimdi ise daha güçlü ve kuvvetlidir, ruhaniyetine döneceğiz. Ruhaniyetine döneceğiz ta ki ehil bir kimse gelinceye kadar. Sonra da Cenabı Hak lütfetti. Bir sabah kalktılar buyurdular ki cennetül müşahede de toplantı oldu, aynen böyle. Umuma konuşmuyor da bize söylüyor bunu, bu kadar ihvanı, evladını bize bıraktı gitti buyurdular. İmam, Fahreddin, Razi, Rahmetullah Ali, mevta ve kabir ziyaretlerinden alınacak ibretlere dair yazmış olduğum El Metalibi'l Aliye kitabında, bedenlerden ayrılan ruhlar bazı cihetlerden henüz bedeninden ayrılmamış olan ruhlardan daha fazla kuvvet sahibidir. Tahsilat isteyen bu esere müracaat eder. Tahsilatıyla aktardığımız malumatı, Kamus Sahibi Allame, El Firuzabati de, El Besair mukaddimesinde muhakkak İmam Necmetdini Kübra Hazretleri buyuruyor ki, şeyhe kalp ile rabıta etmek feyiz almada en büyük esastır. En büyük esastır.
Necmetdini Kübra Hazretleri, Fahreddini Razi Hazretleri'nin büyük tefsir sahibinin, tefsircilerin babası Taci'ye kitabına yazmış olduğu şeyhlerinde, yukarıda naklettiğimiz görüşü aynen teyit eder. Allama Abdülhakim siyer-ı Rabbani, Allama Abdülhakim siyer-ı Rabbani, Allama İbni Abidin, Mevlana Calid Bağdadi hazretlerine intisap edince, vuslata ermenin, Mevla'ya kavuşmanın bir yolunun da rabıta olduğunu kabul etmişlerdir. Alim ve amil, arif-i billah İbrahim Hakkı, Erzurumi Hazretleri de Marifetname kitabında İmam Alim Allame İmamı Rabbani Şeyh Ahmedü Faruki Esserhendi kudsesi Ruhte İmam Masum, Urvetü'l Vüska, El Hanefi yazmış oldukları Mektubat adlı kitaplarında Eşrefzade Abdullah Rumi Müzekgin Nüfusunda aynı görüşü beyan etmişlerdir.
Muhammed Muradel Kabili el Hanefi Risaletün Nakşi Bendiyesi'nde der ki, bu tarikat-ı Aliye-i Sıddikiyyenin iki büyük esası vardır ki, cani bir halktan bunlar kime verilmişse ona hayrı külli verilmiştir. Birincisi, yani hayırların hepsi verilmiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünnet seniyelerine kemali iltizam ve azimetle amel bid'at ve ruhsatlardan tamamen içtinab ederek Nebi Ekrem Efendimize kemali ittiba. Buradan bize çıkacak çok dersler var çıkan. Böyle her şeye ruhsat deyip de kolaylığı gitmemeli. Bütün gücümüzle azim ve gayretle emri ilahiyeye takva esasına dikkat ederek riayet etmemiz gerekir. İşte bu müsaadelidir, bu şekilde müsaade edilmiştir diyerek kendimizi eğer salıverip gidecek olursak bunun dışında çok yanlışlıklar yaparız. Edebi bırakırsak sünneti terk ederiz, sünneti terk edersek vacibi, vacibi terk edersek farzı terk ederiz Allah korusun.
Ondan son derece dikkatli, elimizden geldiği kadar riayet ederiz. Buyuruyorlar ki birincisi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetine riayet. Her hususta okuyacağız, bakacağız. Nasıl hareket etmiş, nasıl davranmış, bir iş hususunda nasıl, bir yemede nasıl, görüşmede nasıl, bir aile içerisinde nasıl, insanlar arasındaki münasebetlerinde nasıl, onlar gaza de şey-i kamile muhabbettir ki bu da zorla elde edilemez ancak Allahu Teala Hazretlerinin bir lütfu ve ihsanıdır.
Bir gün ipek hocamız, rahmetullah Ali, ziyarete geldiler, daha ziyade cuma günleri gelirdi, evliyavullah'ı ziyaret, cuma günü olduğu için geldi, üstazı alimimiz istirahat odalarında yataklarının üzerinde hemen yanı başlarında da hocamız ona Mektubat'tan okudular Esadi Elbili Hazretleri'nin buyurdular ki bu yolda esas olan şeyhı kamile muhabbettir deyince hocamız efendim bu muhabbeti nasıl elde edeceğiz deyince buyurdular ki sünnet-i seniyyeye riayet edeceğiz Resulullah'ın adetlerine, ve sellem bir de rabıta-ı Şerife sonra hizmetlerinde bulunuyorum bir çay getirdim artık nasıl oldu bilmiyorum hocamız da bir değişme başladı böyle bir ağlamaya başladı böyle elleri titrer bir halde çayı içemedi tabii. Almış olduğu manevi haz ve lezzeti tarif, gideemi.
Hak Teala Hazretlerinin sadıklarla beraber olan ayet-i celilesinin tefsirinde olun ayet I celilesinin tefsirinde, Nebmutdini Kıbrah, Bahrul Hakaikında diyor ki burada sıddıklardan mürşitlerdir. Onlar insanları terbiye ederek velayetlerinin kuvveti ile sıddıkıyyet derecelerine ulaştırmak için Canibahak'tan görevlendirilmişlerdir. Kitabu'l Rima'ın on üçüncü sayfasında şöyle denilir faslında. Şurası muhakkaktır ki Salih bütün ilimleri kendisinde toplasa, insanlar ve cinlerin amelleri kadar ibadet etse, bir Allah dostunun elinde yetişmediği müddetçe hazretullah'a ve hazret sıfatına asla ulaşamaz. Kardeşlerimiz bilirler bir kimseyi böyle labirent gibi diyor bir yer, irşad olmak için Esalier birliği hazretlerine gönderiliyor, buyuruyorlar ki hayatta bulunan işte şu kimsedir ona gidin. Sami Efendi hazretlerine gidiliyor o da hayatta olan bir kimseyi gösteriyor.
Üstaz-ı Ali'mize varılıyor o da hayatta olan bir kimseyi gösteriyor. Hani ilk kim konulmuşsa ondan başlanarak yukarıya girilir. Diyelim ki yahu biz hacı babamızı kabul ederiz ama günümüzde olanı kabul etmez, olmaz. Mesela biz bir devlet dairesinde bir iş için müracaat ediyoruz. İlk memurdan başlamadıkça yukarıya gidemeyiz. De ki ilk müracaat ettiniz mi? Yok, müracaat et öyle geldi. Bazı yanlış hallerimiz bu şekilde düzelmiş olur. Onlar çok büyük şefkat ve merhamet içerisinde olurlar ama işin esası budur. İlk kim konmuşsa en son diyelim kim gelmişse ondan sonra devam eder. Bunu büyüklerimiz buyuruyorlar ki hem de Kenzülirfan da İsa Erbili Hazretleri de almışlar, diyorlar ki işte önde giden insanlar başkaydı şimdi öyle değil demeyiniz. O gün yağan yağmur, o günün toprağına, bugün yağan yağmur da bu kendi içinizden diyor bir peygamber. O devre has bütün özellikleri üzerinde bulunduruyor.
Rüzbehan, batli, araisül beyan'da muhakkak hakikat ehli kimseler, Allahu Teala ezeli bir sünnet koymuştur ki onu yerine getirmeden hiçbir kimse hazretine yol bulamaz. Bu da bir mürşid-i kamile rabdı kalp etmek, rabıtada bulunmaktır. Bu yolu Allah'ın kendisine alifi billah bir üstat nasip ettiği ve üstadın dini anlayış tarzının, onun terbiye usulünün, ubudiyetinin, ruhi ve kalbi miraçlarının, neşesini duyabilen salikler bulabilir. Yoksa Hazretiullah'ın ve Hazreti sıfatının huzuru, kalp yiyen duyulamaz. Hazretiullah'ın ve Hazreti sıfatının huzurunu duymak demek, kendini her an Rabbimizin zati ve sıfatları ile beraber huzurunda bilmektir. Yani her an Rabbimizle beraber olmak şuuruna ermektir. O arifi billah olan mürşid-i kamil onunla Hak Teala arasında vasıta olur. Ve şurası muhakkaktır ki fazilet Allah Teala'nın kudret dairesindedir. Dilediğine verir, dilediğine vermez.
Aynen Miraç hadisesinde Cebrail Aleyhisselam'ın Efendimize yol göstermesi gibi Kabe-i Muazzama'dan, Kudsi Şerife, Kudsi Şerif'ten Miraç, merdiven manasına gelir sema katlarını yedinci kat semaya ve artık Sidrei münteha kainatın son bulduğu nokta gel ya Cibril deyince bir parmak daha ileri girersem yanarım demiştir. Demek ki belli bir noktaya kadar bizi mürşid-i kamilimiz Cenabı Hak'kın nurunu direkt alabileceğimiz hale gelince kadar vasıta olurlar. Bunu bize Rabbimiz Miraç hadisesi ile de gösteriyor. Bil ki, Ah Sübhanehü ve ezeli ilminde iradesinin arzusunun tahakkukunda feyiz ve rahmetinin en yüksek hassası ile mahlukatına ulaşması için nebiler ve sıddıkları seçip, onları vasıta ve seçip onları vasıta ve vesile kılmıştır. Kim asrının yüce hasretlerine sahip. En hayırlılarını Cenabı hakk'ın salih kullarını bulur. Onların sohbetlerine koşar.
Onlara tabi olursa füyuzat-ı ilahiyeye nail olarak felahere, kimde yukarıda naklettiğimiz selef-i salihinin kelamlarına kulak vermeyerek yüz çevirirse Allah onun kalbine mahrumiyet mührünü mührulur. Nitekim zamanlarında peygamberlerinin şeriatlerinden istiğna ederek, yani yüz çeviren, daha evvelki kavimlerin kalplerine de küfür mührü vurulmuştur. Aynı Kitab'ın otuz beşinci faslında da adab-ı zikrin dördüncüsü zikre başladığı vakit kalbiyle yardım dileyerek şeyhinin hizmetini dilemek, himmetini dilemek ve kendini şeyhinin huzurunda kabul etmek Allahu Teala'ya olan seyirlerinde onu repik olarak mülahaza etmektir. Bu adabın en mühimidir. İhtiyacı anında diliyle yüksek sesle şeyhine nida etmesi de caizdir. El-hiramabadi zikrin başlangıcında şeyhinin ullah'a müteveccih olan kalbine varıncaya kadar müteselsilen birbirine bağlanmıştır.
Zakir şeyhini tasavvur edip onun velayetinden istimdadilerse ilahi nusrat, hakikati ilahiyeden, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mübarek kalplerinden sonra onun kalbinden sırayla meşayin kalplerine akar. Şeyhinde nihayet bulmakla zakir kalbine de şeyhinin kalbinden aks eder. Zakirin kalbine bu şekilde zuhur eder. Böylece mürid, şeyhi vasıtasıyla hakikatte Nebiyi Ekrem Efendimizden istimdat etmiş, faydalanmış olur. Zaten
Kaynak: Genel
Mürşid-i Kamilin Nurunun Kalbe Etkisi ve… | Mihmandar