Mürşid-i Kamilin İzinde Manevi Yolculuk ve Ruh Arınması
Mürşid-i Kamilin İzinde Manevi Yolculuk ve Ruh Arınması kaydında Mürşid-i kamilimizin zahiri ve batıni şifa tarifesi. Oradan bir bölüm okuyalım. Burada Mürşid-i kamilimizi biz anladığımız kadarıyla Efendimiz Hazretlerinin üç şeye çok büyük bir aşk içinde olduğunu görüyoruz. Başta Cenabı Hak tabii cennicilalü. Çünkü Rabbimiz onların Cenabı Hakk'a olan sevgileri her şeyden fazladır. İkinci olarak…
Mürşid-i kamilimizin zahiri ve batıni şifa tarifesi. Oradan bir bölüm okuyalım. Burada Mürşid-i kamilimizi biz anladığımız kadarıyla Efendimiz Hazretlerinin üç şeye çok büyük bir aşk içinde olduğunu görüyoruz. Başta Cenabı Hak tabii cennicilalü. Çünkü Rabbimiz onların Cenabı Hakk'a olan sevgileri her şeyden fazladır. İkinci olarak Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a büyük bir sevgi içinde olduklarını görüyoruz. O da Rabbimizin Kuran-ı Azimüşşan'da birçok Ayet-i celilede geçmekle birlikte Ahzab suresinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara canlarından daha sevgilidir diye buyruluyor. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Onlara canlarından daha sevgilidir, buyuruluyor. Malum Hazreti Ömer'in radiyallahu anh, ya Resulallah sizi her şeyden fazla seviyorum deyince olmadı ya Ömer. Sonra bir müddet geçtikten sonra canım da dahil deyince şu an oldu. Burada şunu da ifade ediyorlar.
Diyorlar ki Hazreti Ömer'in işte sizi her şeyimden fazla seviyorum deme hali dizinin, Efendimiz aleyhissalatu vesselamın mübarek dizlerine temas ettiği anda diyorlar. O an bir teveccüatı Muhammedi ona mazhar olmuş deniyor. Demek ki hiçbir şey yardımsız olmuyor. Biz içinden çıkamadığımız, nefis sahibi olduğumuz için nefsimizle durulmuş değil. Daha bizim nefsimiz emmare, devame. Mülhemede Efendimiz aleyhirat vesselam ile buluşur. Şöyle fotoğrafımızı güzel mütalaa edersek, ne noktada olduğumuzu şöyle bir bilirsek ona göre bir gayret ve çabamız olur. Şöyle şeklimizi, şemailimizi ne yaparız? Allah'ımızın kitabı, Resulü'nün sünnetine göre tespit ederiz. Bizim fotoğrafımız bu. Kuran Azimüşşan'ın çektiği, Sünneti Seniyyenin çekmiş olduğu fotoğraf. Kuran Azimüşşan nasıl bizim resmimizi çeker? Amelimize göre.
Kaç ayeti ilahiye muvaffak durumumuz varsa ona göre, sünnet-i seniyyeye de aynı, e Hadis-i Muhammediye'ye göre tespit buyrulur. En güzeli bu. Zaten bunun dışında da bir şey yok. Bakın üstadımızı diyoruz. Üç sevgi, Allah'ımızın sevgisi, Resulünün sevgisi. Üçüncü olarak da biz cihat sevgisini görüyoruz. Cihada olan aşkını ve muhabbetini görüyoruz. Mürşid-i kamilimizin gerçek bir mücahit onlar. Bu Al-i İman suresinin son kısmında geçen ayeti celile. Şimdi bunları beyan kadar zor bir şey yok. Şimdi anlatılamaz. Neden derseniz belli bir noktaya gelmiş. Kendisini artık tasdik ettirmiş. Yani efendilerimiz kendilerini tasdik ettirmiş. İmanıyla tasdike ayırmış. Ondan sonra ibadet ve taatine, ihlas. Misaller çok ama zaman almasın diyorum. Bir de, bir de ahlakı olarak ahlakı Muhammediye ile ahlaklanmış daha. Ne ifade edilecek, Ne söylenecek?
Burada bize gereken onlara sımsıkı Necip Fazıl'ın dediği gibi rahmetullahi mantolarına mantolarına dediği edebine, ahlakına sımsıkı sarılmak. Yani ben şu hareketi yapıyorum ama bu hareketim kitabı kelime uygun mu değilmiş. İşte bu hepsi özeti bu. Hayatın özeti bu. Şu davranışta bulunuyorum ama Efendimiz ne buyuruyor bu Hakk'a dahil? Ona göre ölçer ve biçeriz. Gerçekten etmemtu aleykum niameti ve rallitu leküm min islama dine, her şey yazılmış çizilmiş bitmiş. Bize ne ister? Dikkat ister. İşte cemiyetin durumu ne diye kendimize bahane bulmaya gerek yok. Aklımızı başımıza alıp çok güzel bir şekilde Rabbimize vasıl olmanın yoluna bakacağız. Burada mürşidimizin vermiş olduğu misali bile vermiyorum. Nasrettin hocamız da sadece şu kadarınıyım, aklın varsa göle, dediği gibi. Aklımız, Allah'ımız akıl diye bir nimet vermiş çok şükür. İbrahim Aleyhisselam da bu akilla ne yaptı?
Mürşid-i Kamilin İzinde Manevi Yolculuk ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
Mürşid-i Kamilin İzinde Manevi Yolculuk ve Ruh Arınması kaydında Mürşid-i kamilimizin zahiri ve batıni şifa tarifesi. Oradan bir bölüm okuyalım. Burada Mürşid-i kamilimizi biz anladığımız kadarıyla Efendimiz Hazretlerinin üç şeye çok büyük bir aşk içinde olduğunu görüyoruz. Başta Cenabı Hak tabii cennicilalü. Çünkü Rabbimiz onların Cenabı Hakk'a olan sevgileri her şeyden fazladır. İkinci olarak…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yıldızı gördü, Ay'ı gördü, güneşi gördü. Bunların doğup battığını müşahede edince bunlar benim Rabbim olamaz dedi. Akıl kadar büyük bir nimet olamaz. Vahye müstenit, vahyi ilahiye bağlı olan akıl, her şeyi çözer gider. Mesela şimdi bir gece hayatını söyleyelim. Evimize geliyoruz. Evimize gelirken yatacağız diyelim. Bir kimse üst ağzına demiş ki efendim demiş, ben gece kalkamıyorum. Ben teheccüd namazı kılacağım. Evradımı da gece çekeceğim ama kalkamıyorum. Yatamıyorsun öyleyse demiş. Yani televizyonların karşısında uygunsuz yerlere baka baka bu ne gece kalkılır? Biz devamlı bir yer için diyoruz niye şöyle olmuyor, bir kere niye şöyle olmuyor, niye böyle olmuyor dediğimiz yerdeki yaşantı nasıl? Yaşantımız nasıl bakalım. Kevser Havzunda aleyhissalatü vesselam Efendimiz benim ümmetim deyince Rabbi Zülcelal'imiz ne biliyorsun ya Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem?
Bunların ne iş yaptıklarını ne biliyorsun? Buyurduğu gibi evimize geldik diyelim yatmadan önce böyle Kuran-ı Kerim'ler, zikirler, ibadetler, saatler bununla meşgul olursa kişi, bakın gece de kalkar, taatlerini yapar. Bu aklımız eğer başımızda var ama bu aklı kullanabilirsek en güzel vasıta altımıza verilmiş ama bunu iyi kullanabilirsek sana diyor al, veriyorum. Mesela biz illa arabadan misal vermeyelim. Bir sermayeden misal verelim. Şu sana hayatını, işini kurmak için bir sermayedir. Ah. Eğer o kişi elime bu para geçti, ben bunu zevk ü sofada bitiririm derse ne yapar? İfadelerden çok çekiniyorum. Yani mahalli bir ifadeler vermek istemiyorum. Biz sermayeyi mahvetmiş oluruz diyelim. Yok etmiş oluruz ama aklımızı başımıza alırsak Allah'ımızın bizi başta insan olarak yaratması en büyük sermayedir. Hayvan. Yediğini bilmez, içtiğini bilmez, rızkının temizliği belirsiz, şekil şemail malum.
Sonra hayvan gibi hayat Allah korusun, insan yaratmış, bunun yanında İslam yaratmış, bunun yanında tarikatı Aliye, bununla birlikte emanetler yüklenmiş, in nice, ilun fil ardi halife yeryüzünde kendi namına halife daim buyurmuş, insana verdiği değer. Şu sermayeye bak bakalım, isimlerin külliyisini Adem'e öğrettik buyuruyor. Daha neler neler o sermayeler anlatmakla bitmez. Aklı olan ne yapar? Allah'ım bana bu nimeti verdikten sonra ben de azmedeceğim, cezmedeceğim, gayret edeceğim. Bu sermayeyi artırmanın yoluna bakar. İmanı, imanı güçlendirmenin gaybe imanı temine çalışır. Ondan sonra ibadeti en üstün şekle getirmeye gayret eder. Ne demek İhsan? Allah'ımızı görür gibi taat yapmak. Sonra ahlaken de bu büyük bir sermaye bize verilmiş, Allah korusun. Çok korktuğumuz bir ayeti celile var. Eshabübillah.
Siz eğer bu değerlerin buyuruyor Cenabı Hak kıymetini bilmezseniz Allah sizin yerinize başka kimseleri getirir. Böyle bir değer verilmişken bunu idrak edemezseniz buyuruyor. İşte akıl, akıl. Hep bununla alakalı aklı selim. Gerçekten müstesna otururuz, tefekkür ederiz, düşünürüz. Bu kadar nimet Allah'ım şükrünü nasıl eda edeceğiz diye. Gerçekten bak hayatımız geçip gidiyor. Dünyanın hali malum. Dünya şöyle ve böyle. Amma velakin bizim yaşayacağımız belli mi? Nasıl bir hal? İşte aklımızı çok iyi kullanmamız gerekiyor. Bir sermaye ile bu misali arz etmeye çalıştım bir iznn-i teala. Bunun yanında diğer nimetler yani nimet elden gittiği zaman anlaşılır onun kıymet ve değeri. Bunu büyüklerimiz derler ya şu hayat rüzgarı başımızda eserken sımsıkı tutunacağız. Aman ha ben hayatımı çarçur edemem. Yani bize cemiyetin vermiş olduğu aklımızı iyi kullanmazsak diyeceği şu.
Şimdiden böyle tutuşu, tutunursan, böyle sıkı sarılırsan bak yarın ne olacaksın? Bunun sonunu getiremezsin. Senin eğlenmen var, bilmem filan var, çoluğun var, çocuğun var, geçimin var deyip aldatıp giderler bizi. Halbuki dinimiz fıtrat dinidir. Yaratılışa uygun bir dindir. Bunu demekten haya ederim. Ne yaratılışa uygun din diye ifade edebilirim ki her şeyiyle mükemmel Allah'ımız ben ondan razı oldum buyuruyor. Din olarak İslam'dan razı oldum. Bunun üstüne bir söz olur mu? Yine burada takdir ediyoruz, Sami Efendi Hazretlerini, Kaddafi Allahü ve Sellem, hiç böyle bir izaha girmezdi. Şimdi, Fahreddin Razi Hazretleri'nin baktım tefsirinde hiçbir görüşünü ifade etmiyor. Görüşler almış. İşte şu ulemai kiram böyle söylüyor. Bu mübarek zat şunu söylüyor, hiç tercih de yapmamış. Dedim ki ne saygılı bir insanmış, onların görüşlerine de kıymetli insanlara değer veriyor.
Efendimiz hazretleri de öyle. Bakıyorum kitaplarında ne güzel bir buluş, ne güzel bir ifade. Yani biz şu anda belki bulamam ama o ifadeleri siz görürsünüz, müstesna her şeyi hazırlamış. Yani öyle bir sofra kurmuş ki imanın kemal noktasını ortaya koymuş, imanda kemale nasıl erişilir, sonra ibadetler noktasında, ahlak noktasında, cihat noktasında her şeyi hazırlamış önümüze koymuş, gelin yiyin diyor bize. Ne güzel ama ne güzel sunmuş, ne güzel ifade etmişler. Mürşidimizin burada okuyacağız, Rabbimizin izniyle bitmez ve tükenmez. Burada onlar akillarını çok iyi kullanmış. Bu sebeple peygamberlerin vasfı olarak fetanet, akıllılık. Bakıyoruz bunu, bu peygamberlerimizin hepsinin bir işi var, hepsinin bir mesleği var. Aldanmayalım bir başkasının söylediği sözlere kulak vermeyelim. Bizim mürşid-i kamillerimiz içerisinde çok zengin olanları da var. Dünya onların nesine?
Dünyayı Cenabı hak muhterem diye haber veriyor. Hayır diye haber veriyor muhterem diyor. Efendim burada ortak bir nokta şu olduğunu hatırlamaya çalışıyorum bizni teala. Biz talim edeceğiz. Habibullah'a ilk gelen ayet nedir diyeceğiz. Oku ya Muhammed. Bu oku denmesi aç kitabı da şöyle mütalaa ait değil o, irfana ermek o, hikmete ermek o. Anlatılıyor, güzel, dinliyoruz, ben çok hoşuma gidiyor kocalarımızı. Mesela, Abdülkadir Geylan efendimiz anlatılıyor. Gatta Sallallahu Aleyhi ve sırra Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam altı tane mübarek tükürüğünü bırakmış. Ya bu böyle anlaşılmaz. O tükürüğün birisi ilimdir, irfandır, hikmettir, marifettir, kurbiyettir. Öyle Efendimiz tükürüğünü bırakmış. Öyle basit bir ifade değil o. Ne demek o Resulullah sallallahu teala ve sellem? Bir kimseye yöneldiği zaman her şeyiyle yöneliyor. Bütün nübüvvetiyle yöneliyor, risaletiyle yöneliyor.
Makam-ı Mahmud oluşuyla yöneliyor. Bize yönelmiyor mu? Yöneliyor da biz yönümüzü başka tarafa çeviriyoruz, o başka. Niye? İtaat ediyoruz. Hayır, bedenen görünüyor ama ruhen döneceğiz, kalben döneceğiz. Sıkı sarılacağız. Aklımızı iyi kullanacağız. Gerçekten, şeylerde de öyle Ulema-i Kiram'mızda da velilerde de çok akıllı kimseler. Akıllı oldu mu her şeyi tatlı oluyor. Her şeyi güzel oluyor. Çünkü yedi yüze yakın ayet celleye var, akilla yakın. Demek ki çok tekrar edilmesi bizim dikkat etmemizi icap ettiriyor. Şimdi efendimizi bir hatırlasak, bak söylediği bir söz. Şu kasabaya ne diyecek efendimiz, şu kasabaya nedir? Böyle önemini ifade için Cenabı hakk'ın ayat-ı ilahiyyesini şu misali veriyordu. Şimdi adam Kayseri'ye gidiyor. Otobüse binecek. Diyor ki, akşam benim misafirlerim geliyor. İşte üç kilo, beş kilo et getir. Bir diyor, ondan sonra bir daha diyor. Adam otobüse binecek.
Yine aman diyor akşam misafirlerim çok kıymetli, şu kadar işte et getir veya yiyecek getir. Diyor ki adam yahu dinledim, duydum, niye deyip duruyorsun? Çünkü diyor misafir çok önemli. Onun için tekrar tekrar söylüyor. Biz şu dünyada misafiriz diyor efendimiz. Onu anlatıyor. Anca biz böyle anlarız. Misafiriz. Aman ha, imanımızı kamil etmenin yoluna bakalım. İman hakkında hemen ilk Ayet Celil o zaten. Ey şerefi iman ile şerefyab olan müminler. Ondan sonra bakıyoruz, sekseni mütecaviz yerde namaz anlatılıyor. Niye? Bir defa din solmaz mı? Verdiği misalin güzelliğine bakalım. Diyor, dönemine binaen. Mesela cihat hakkında dört yüz ayeti celile var. Ne demek? Bu taat çok önemli. Al işte, bizim memleketimiz gözünü açmayacak olsa kıyılarda yer bulamayacağız, cihat. Gemimiz olmasa yok olup gideceğiz. Allah'ımız Enfal suresinde düşmanlarınıza karşı güç ve kuvvet hazırlayın diye buyuruyor.
Bu, bunu şunun için söylüyorum. Gerçekten beynini çalıştıran kimse onlar. Bir gün bir tanesinin bundan hicabelerim ama mecbur kaldım. Kafasını tuttu. Dedi ki bunu çalıştır dedi. Bu, bu beyni çalıştıralım oğlum, çalışsın. Kimse böyle büyüğümüzü anlatırken dikkatli anlatalım. Efendim, o müstesna şunu zaten arz etmek istiyordum, söz bu tarafa gitti. O da şuydu. Efendim, onlara anlatmanın güçlü, her an bir terakki içerisinde. Her an bir gelişmenin içerisinde. Bizim o gördüğümüz zamanki haliyle ondan bir müddet sonraki hal değişir. Devamlı yol alıyor. Cenabı Hakk'a kavuşuyor. Bize burada ne gerekiyor? Onların yollarını izlemek. Zaten Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bunu buyuruyor. Ayet celleler de var. Gerçek alimlerin yollarını izleyip mürşili kamillerimiz ilim ehli kimselerdir. Dünyanın ve ahiretin ışıkları, dünyanın ışıkları aman ha, şeytanın yolunu izlemeyelim, nefsin yoluna gitmeyelim.
Evimizde, ailemizle güzel geçinelim, etrafımızla. Bunu anlatırlar. Ondan sonra ahirette de tabii bunları haber verince ahiretin yolunu da göstermiş oluyor, oradaki huzuru ifade ediyor. Üçüncüsü de bu, mürşid-i kamillerimizin. Allah sevgisi, Resulullah sevgisi ve cihat sevgisi. Bunları işlemişler. Mürşid-i kamilimizi okusak bunu göreceğiz. Velhamdülillahi Rabbil alemin.
Kaynak: Genel
Mürşid-i Kamilin İzinde Manevi Yolculuk ve Ruh… | Mihmandar