Mürşid-i Kamilin Emirlerine İtirazın Çirkinliği ve Manevi Tehlikeleri
Mürşid-i Kamilin Emirlerine İtirazın Çirkinliği ve Manevi Tehlikeleri kaydında Merhaba kıymetli dinleyenlerimiz. Rabbimizin rahmeti, bereketi, hidayeti üzerinize ve üzerimize olsun. Bugün de güzel bir programa inşallah imza atacağız Rabbimizin izniyle. Stüdyomuzda değerli hocamız, üstadımız Ali Ramazan Dinç Efendi Hazretleri var. İnşallah güzel bir programa imza atacağız. Hoş geldiniz hocam. Sefalar getirdiniz.…
Mürşid-i Kamilin Emirlerine İtirazın Çirkinliği ve Manevi Tehlikeleri ne anlatıyor?
Mürşid-i Kamilin Emirlerine İtirazın Çirkinliği ve Manevi Tehlikeleri kaydında Merhaba kıymetli dinleyenlerimiz. Rabbimizin rahmeti, bereketi, hidayeti üzerinize ve üzerimize olsun. Bugün de güzel bir programa inşallah imza atacağız Rabbimizin izniyle. Stüdyomuzda değerli hocamız, üstadımız Ali Ramazan Dinç Efendi Hazretleri var. İnşallah güzel bir programa imza atacağız. Hoş geldiniz hocam. Sefalar getirdiniz.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Merhaba kıymetli dinleyenlerimiz. Rabbimizin rahmeti, bereketi, hidayeti üzerinize ve üzerimize olsun. Bugün de güzel bir programa inşallah imza atacağız Rabbimizin izniyle. Stüdyomuzda değerli hocamız, üstadımız Ali Ramazan Dinç Efendi Hazretleri var. İnşallah güzel bir programa imza atacağız. Hoş geldiniz hocam. Sefalar getirdiniz. Hocam inşallah bugün ne konuşacağız bizlere ne nasihatte bulunacaksınız? Gelen talepler üzerine Mürşid-i kamile karşı müridin dikkat edeceği hususlar. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şair deniyor kahin de deniyor. İşte bu bir şey bilmez haşa haşa haşa haşa Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunun sözlerini nakleder Kendinden bir şey yok. Ne bileyim Kuran indi diyorlar ama ona öyle bir ayet ineceğinden de değil manevi bir bunaltı manevi bir sıkıntının içerisindedir. Bir buhrandadır gibi sözler ifade ediyorlar.
Çünkü Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz Hira veya Nur Dağı'nda malumunuz Kuran-ı Azim müşavir nazil oluyor. Derhal Hatice annemizin yanına geliyor. Üzerimi ört ya Hatice ört ya Hatice diye buyuruyor. Ve acaba bana cin mi isabet etti deyince Hayır ya Muhammed Sen akrabayı gözetirsin. Herkese iyilik yaparsın. Hastaları ziyaret edersin, insanların ihtiyacını giderirsin, sana böyle bir şey olmaz diyor. Bu çok uzun bir konudur. Rabbi Zülcelal'imiz onu teselli ediyor. Üzülmemesi yani etkilenmemesi mümkün değil. Çünkü Ayet-i celleye bakıyoruz. Nahl suresinde de en son ayet-i celilelerden ikisini söyleyebilirim. Rabbi zücelalimiz buyuruyor Sabret senin sabrın ancak Allah'ın yardımı iledir.
Onlara karşı üzülme yaptıkları hilelerden dolayı da sıkıntıya düşme Şüphesiz Allah Celle Celalü, iyi korunanlarla yani Mevla'dan korkanlarla ve iyilik yapanlarla ihsan, bu anlamda çok geniştir, onlarla beraberdir etkilenilmez değil etkilenirler. Ama onlar Kuran'la etkilenir. Hadis-i Şerifler de etkilenir. Evliyaullah'ın sözleriyle muhalif bir hareket, yanlış bir söz geldiği zaman onlar aynen askerde olduğu gibi derler ki sağa bak hizaya gel. Onlar Kuran'a bakarlar. Efendimizin hayatına bakarlar ve buna hiç üzülmezler. Çünkü Aişe annemiz radiyallahu anha diyor Ya Rasulallah birçok nebiler sıkıntı çekmiştir deyince Ya Aişe o enbiya içerisinde en çok eza çekeni benim buyuruyor. En çok eza çekeni benim. Eza çeken de beni düşünsün buyuruyor. Diyelim ki böyle bir sözler vesaire acayip hiç ona münasip olmayan hareketler olunca haliyle hoş görürler. Onlardaki güzel tavırlardan birisi bu.
Haliyle hoş görür. Öyle bedduaymış bilmem filanmış. Bana şunu ettiler. Bunu katiyen konuşmazlar. Bizim üstadımızdan almış olduğumuz bir edep var. Üstadımızdan almış olduğumuz bir edep. O da mukabelede bulunmamak. Çünkü Hz. Sıddık Radıyallahu Anh'a birisi geliyor Efendimize oturuyorlar Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Sıddık-ı Azam'a çok münasebetsiz sözler söylüyor. Sükut buyuruyor. İkincisinde yine Sükut buyuruyor. Adam tekrarlayıp duruyor. Üçüncüsünde Allah ve Resulünün Allah'ın ve Resulünün yolunda canını, malını, her şeyini feda eden Sıddık deyince Efendimiz kalkıveriyor Ya Resulallah nedir kalkmanıza sebep? Sen cevap vermediğin zaman melek cevap veriyor kahrına yeterdi. İkinci defa yine öyle kahrına yeterdi. Sen cevap birinci şeytan ortaya gir diyor. Onlarda çok geniş bir kalp olur. Mesela bu yanlış anlaşılmasın da Rabiatü'l Adeviyye annemize şeytana buğz eder misin deyince hayır diyor.
Aslında buğz etmez değil, buğz etmek imanın esaslarındandır. Yalnız burada bir incelik var. O da şu Allah'ın öyle bir muhabbeti var ki içimde ona buğz edecek yer yok diyor. Onlar Mevla ile olmuş. Onlar için dua ederler ve bu da bunu bir kardeşimiz bize bir kitap gönderdi. Orada görmüştüm Mehmet Sürmeli hocamız göndermişler. Her enbiyanın yanında bunu hocalarımızdan birine sordum Van'ın müftüsü Nimetullah Arvası Hazretlerine sordum. Böyle bir hadisi malumat olduğu için daha bunun çok öteleri var dedi. Şunu söylemiştim. Her enbiyanın, her nebinin yanında bir kafir bir de münafık. Kafir inkar ediyor. Kabul etmiyor hiç. Münafık da onun sözünü geçersiz bir hale getiriyor. Mesela diyor ki kendi iradesiyle değil diyor. Kendi iradesine göre hareket etmez. Münafık devamlı karıştırıyor ama hep de ondan gibi görünüyor. Biz ona mesela o nebiyi acıyoruz diyor. Ona olan bizim saygımızdan diyor.
Sevgimizden dolayı diyor. Ama devamlı karıştırıyor. Baktığımız zaman Münafikun suresinde onların özellikleri çok açık bir şekilde verilmiştir. Oraya bakarız. Hatta Rabbi zülcelalimiz Gatelehumullah Allah onları kahretsin diye buyuruyor. Münafikun suresinde geçiyor. Allah'ımızın kahrını dilediği kimseler var. Mesela Yalanlayanlar hakkı inkar eden kimselere Allah'ın laneti olsun diye de ifade ediliyor. Allah'ın laneti olsun diye. Kuran-ı Kerim'de geçiyor. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın köpeklerden bir köpek ona musallat olsun diye ifade ediyor müşriklerden biri. Hatta ona Efendimizin dualarının makbul olduğunu da biliyor münafıklar. Müşrikler biliyor. Aman ha diyorlar peygamberine demiyorlar ama Muhammed'in diyorlar duası tutar. Çünkü köpeklerden birisi musallat olsun dedi. O kimseye bir kervanla giriyorlar. Akşam istirahat edecekler. Gece onu ortalarına alıyorlar.
Aslanlardan birisi giriveriyor. Parçalıyor. Mahvoluyor. Bunu biliyorlar. Münafık devamlı karıştırıp bir su meselesiydi. Münafikun suresinde geçiyor. Abdullah bin Übey bin Selül derhal fırsat buldu. Derhal fırsat buldu. Yani onların da öyle bir tavrı var ki Mevla-yı Zülcelal'imiz buyuruyor. Sözleriyle insanları çok etkiliyorlar. Çok etkiliyorlar. Mesela biz onu seviyoruz falan diyor. Acayip hal. Çünkü Rabbi Zülcelal'in Esselamle Onları gördüğün zaman bedenleri hoşuna gider. Sözlerinde duyduğun zaman dinlersin. Yani dinletir insanı. Yani itkiler. Sanki onlar giydirilmiş keresteler gibidirler buyuruyor. Yani içi boş. Mesela böyle bir Allah korusun bu elimizdeki Behçetü's-Seniyye birinci maddesi de biz buna geçmedik de mürşidin fiil ve hareketlerine kalben dahi, dıştan da değil, dille de değil. Kalben itiraz edecek olursa letaifler ateşe döner.
Kalmaz ve böyle bir kimsenin letaif geçirmesi de mümkün değildir. Geçiremez zaten. Mürşid-i kamilliği ile münasebeti olmadığı zaman şuna benzer. Diyelim biz cereyan buraya geliyor. Ama nasıl geliyor? Dilekten geliyor. Elektrik direğinden geliyor. Ama şimdi elektrik direği yok ama alttan kablolar vasıtasıyla geliyor. O merkezle alakası kesilmişse cereyan alınan yerle elbette ki simsiyah olacak. Eğer itirazla alakasını kesmişse onun letaifleri sürülmüştür. Olmaz. Mümkün değil ve geçirmesi caiz değildir. Bunu çok iyi bilmemiz gerekir. Münafikun suresinde öyle bir karıştırıyorlar ki mesela Neler söylüyorlar? Diyorlar ki onlar Allah ve Resulünün yanındakilere yardım etmeyin ki dağılsınlar gitsinler diyorlar. Hatta içinizdeki zelil olanları kovun deyince Rabbi Zülcelal'imiz İzzet Allah'ındır, Resulündür, hakiki müminlerindir. Münafıklar bunu bilmezler diye. Mutlaka karıştırıyor.
Kafir ne yapıyor? Kafir inkar ediyor. Bu her nebinin yanında bulunuyor. Mesela Kibirlerinden dolayı kibirlerinden dolayı ayat-ı ilahiyeyi inkar ediyor. En çok böyle müşriklerin inkar durumu Nuh aleyhisselam da Hud aleyhisselam da vesair peygamberlerde olduğu gibi değil. Efendimiz aleyhissalatu vesselamı inkar edenler kırkden inkar ediyorlar. Kamer suresinde kırk iki. Ayet içinde tamamen tamamen inkara giriyorlar. Diyorlar ki ayetlerimizin hepsini yalanladılar. Hepsini kökten inkar ediyorlar. Öyle bir tavırları var. Bu geçende sabah soruldu bize. İşte peygamberleri bilmiyorlar mıydı? Neden inkar ediyorlar? Diye. Bu şekilde bir inkar var. Münafıklar da ortalığı karıştırıyorlar. Kafalara ve gönüllere devamlı bir fitne sokuyor. Yani bir sözünün geçerliliğini koymamaya çalışıyor. Benim aklıma efendim burada özür dileyerek sözünüzü bölüyorum. Benim aklıma burada şu sual geldi.
Şimdi kişi ibadetlerine ve günlük hayatında bilhassa ibadetlerine riya karışmaması için bir üstada gönülden bağlanmalı. Bu bağlanma bir edebe, bir ahlaka uygun olmalı, edebe uygun olmalı. Bu esnada tabii kendisi gibi de düşünmemeli üstadını. Çünkü üstatlar kainata ibret nazarıyla bakıyorlar ve her şeyi Kuran-ı Kerim'den alarak muamele ediyorlar, hareket ediyorlar ve gönle şeytan kulun gönlüne bu sefer üstadıyla alakalı fitne sokabilmeye çalış sokmaya çalışıyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor ki onun teslimiyetini sarssın. Böylece o ışığı, o nuru kessin ve o kul bağlı olduğu halde hala riyaya devam etsin diye ya da ibadetlerini riya karıştırsın diye. Burada teslimiyet giriyor. Gönülden teslim olmak, üstada teslim olmak gerekiyor. Teslimiyet edebin bir parçası mıdır yoksa bir aşaması mıdır yoksa başlı başına bir kol mudur burada? Bunu öğrenebilir miyiz? Biz konuşurken şu hususu tamamlamadık.
O da Sami Efendi Hazretleri Üstadımıza daha yirmi yaşlarındayken görev veriyor aleyhinde çok hareket ediliyor çok. Mesela bir tanesi geliyor efendim sizin kulağınızı kesmişler haya ederim. Burada onu ifade etmekten öyle bir iftira ki bir namus iftirası var. Her şey affedilir rejüvvende her şey dine ve namusat okunduğu zaman tahammül edilemez. Bir gün üstazı alimiz kürsülerden bağırdı zevce-i muhteremelerine bir sataşma gibi bir hal olunca. Zaten kendilerine yapamayınca etrafına mesela diyorlar ki biz Muhammed'e bir şey diyemiyoruz. Kafirler böyle söylüyor ama bu Ebubekir, Ömer, Osman, Ali radiyallahu anh, Mecmuin onlara hücum etmeye başlıyor. -Tam teslim olmuşlara. -Onlara hücum ediyorlar. Aynen dediğiniz gibi tam teslim olan kimselere bu hücumu yapıyorlar.
Çünkü kendilerine yapamadığı için böyle bir sözler geliyor Sami Efendi hazretlerine diyorlar ki efendim böyle genç bir kimseye hilafet veriyorsunuz, bak başımıza işler getirecek, ne söylüyorlar. Durun buyuruyor. Bir dinleyelim. Geliyor üstazı halimiz huzuruna oturunca aynen bir kapıyı açar gibi kalp letaifine üstazımız giriyorlar Sami Efendi Hazretleri. Ayaklarının seslerini bile duyuyor. Sonra ruh kapısını açıyor. Sır, hafi, ahfa bütün letaifleri dolaştıktan sonra Eshabü'l-levimete laim kınayanın kınamasından çekinme Hasan Efendi vazifene devam et diye buyuruyor. İkinci bir husus çünkü yarı bırakmış gibi oldu tamamlayalım diye söylüyorum dinleyenlerimizden belki bu husus neden yarım kaldı diyebilirler o da şu nasıl ki her enbiyanın yanında bir kafir ve bir de münafık vardır. Karıştırırlar. Bir de çok meşyaindir. Mesela efendimizin aleyhinde Sallallahu Aleyhi ve Sellem çok dolaşıyorlar.
Çokça gezip dolaşıyorlar. Bunu Mevla-yı Zülcelal'imiz bize Kuran-ı Azimüşşan'da bildiriyor. Onların öyle bir kötü sıfatı vardır ki Kalem suresinde geçer, incelediğiniz zaman görürsünüz. Çok acayip halleri var onların. Burada dokuz tane bilebildiğim kötü sıfatları geçiyor. Onlardan bir tanesi de Allah'ımız muhafaza buyursun. Onlara itaat edilmemesi ifade edilir. O da şu Ayet-i Celilali Biraz önce demiştik ya şair kahin sair bir de sair bir de konuştuğu söz diyorlar ona ayetlerimiz okunduğunda öncekilerin masalları dediler yani bir öncekilerin sözleri kendi kendine bilmez dediler anlamaz. Başkaları söylüyor o da ona göre hareket ediyor diyorlar. Yani onların sıfatları muhafaza olmamız için söylüyor. Mesela artık yalanlayanlara itaat etme önce senin yağcılık yapmanı, davandan dönmeni isterler. Ardından da onlar da sana yağcılık yapsınlar.
Devamlı yemin eden aşağılıklara itaat etme Hep laf, kaş, göz işaretleriyle ayıplayan, laf getirip götüren kimselerdir. İyiliği engelleyen haddi aşana devamlı günah işleyene iyiliği engelliyorlar, sonra onlar öyle bir hareket ki haddi aşan, devamlı günah işleyen, zorbaya bunlardan başka soysuza diye buyruluyor Allah korusun. Soysuza da itaat etme ve benin mal ve oğulları var diye de ekonomik ve askeri gücü var diye itaat etme aynı zamanda arz ettiğimiz gibi ona ayetlerimiz okunduğunda öncekilerin masalları dediler tavırları hep bu onların başka bir şey işaretli bunlar işaretli olan kimselerdir. Biz yakında onun burnu üzerine damga vuracağız belli. Şimdi zahiren görünmez de iç gözleri açık olan kimseler onların nurunun da kalmadığını görür müşaid edelim. Bunlar müşrikler, kafirler, münafıklar ve bu ulema ve rasatul enbiya alimler nebilerin varisleri olduğu için aynı haz zuhur eder.
Bize o nimetullah hocamızı çok da seviyorum, mübarek bir insan. Orada cemaate de böyle müminlere umum İmamı Rabbani'nin Mektubatından Arapça ondan da bilgiler veriyor. Tebrik ediyorum. Çok güzel hizmetler olan bir kimse hepsini tebrik ediyorum zaten. Şimdi bu zat şunu anlattı velilerden birisi çok sevilirmiş. Çok seviliyor. Demiş ki bir tanesi onun bir hatası var. Nedir aman seslenme diyorlar mı ne hatası itiraz edeni yok diyorlar diyormuş demek ki seveni ile döveni bir olacak Bir kere mürşidin fiil ve hareketlerini kalben itiraz etmemesi gerekir ama kalbi durduramazsın ki mutmain değil kalbimiz bizim. O zaman kalbini Rabbi Zülcelal'imize havale edecek. Allah'ım kalbimi muhafaza et diye. Bir ara yetmiş altı yılında üstazalimiz Erciş'e teşrif buyurdular.
Orada otururken kapının ağzında iki kişi değişik düşüncelere dalıyorlar buyuruyorlar ki Evladım gönlünüzden o düşünceleri kaldırın, o fikirleri kaldırın, bundan çok rahatsız olurlar onlar, eğer anlayamadığı ve hareketlerini görürse onu hayra yürer. Ya bunu niye böyle yaptı? Aldı bir yerde diyelim defterle Allah dendi, ayağa kalkıldı, zikredildi, böyle bir şeyi anlayamıyorsa hayra yorar. Bunu yapamazsa kendini anlayamamış olarak kabul eder değil mi? İkimiz bilememişiz Halbuki onların istediği nedir? Orada bir birlik bir muhabbet temin edilsin Burada Musa aleyhisselam ile Hızır Aleyhisselam'ın yolculuklarını kendisine örnek alması icap eder.
Musa Aleyhisselam ile Hızır Aleyhisselam Bu hakikaten çok önemli bizim için bizim riayet etmemiz hususunda Meşayı-i İzama ve Ulema-i Kirama altmış beş ayeti celileden beri devam eden çok kıymetli bir esastır bu mesela beraber yolculuk yapıyorlar Hızır Aleyhisselam'ın ona söylediği sözler var onu ifade etmek istiyorum altmış altıncı Ayet-i Celilede baştan alırsak işte Yuşa Hazretleri diye de naklediliyor. Bir delikanlı gördün mü biz o kayanın yanına sığındığımızda ben balığı unuttum. Onu söylememi bana şeytan unutturdu. Şaşırılacak şekilde denize de yolunu tutup gitmişti dedi. Musa Aleyhisselam işte aradığımız o dedi. Bunun üzerine izlerini takip ederek geri döndüler. Tarafımızdan kendisine rahmet verdiğimiz katımızdan biri ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul Hızır'ı buldular.
Bakın şimdi burada çok önemli bir husus var Şeyhi kamile itaat hususunda ona diyor ki Musa Musa Aleyhisselam ona doğruyu bulmam için sana öğretilenden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim deyince diyor ki sen benimle beraber olmaya sabredemezsin dedi. İlmini kavrayamadığın şeye nasıl sabredeceksin? Musa Aleyhisselam inşallah beni sabredici bulursun ve sana hiçbir işte karşı gelmem dedi. Diyor ki Hızır Aleyhisselam eğer bana tabi olursan ben sana anlatıncaya kadar bana hiçbir şeyden sorma dedi. Burada biz görüyoruz ki başta Hızır Aleyhisselam kendisine ilahi taraftan ilim verilen kimse eğer diyor itaat edeceksen gel diyor Büyüklerimizden bizzat intisap etmek isteyince üstadına burası diyor tuzsuz taşyalamaktır. Benden keşif keramet bilmem filan bunları bekleme Allah için ibadet ve taatini yap diyor. Yani itirazı katiyen kabul etmezler.
Yalnız genel bir kaideyi yine söyleyeyim size Allah'a isyanda mahluka itaat edilmez. Şimdi sana derse ki işte kız çocuklarının uygunsuz giyimlerini söyleyecek olursa, alışverişte rabbımızın razı olmadığı, Kuran-ı Azimüşşan'da yasaklamış olduğu tefecilik gibi vesair aldatmalar, bunun gibi hileler katiyen itaat edilmez. Sonra bizim Meşşai Kiram üstadlarımız gelirken öyle kendi başına gelmiş değil. Katiyen. Mesela Sami Efendi hazretlerine üstadımız birisi için öyle dedi. Efendim bir mukaddime dersi verebilir mi? Sormadan katiyen sordu ve öyle. Mesela bir tanesi için buyuruyorlar ki ben haya ederim kendimi katiyen katliyen ifade edemediğim için söylüyorum. İşte Hızır Aleyhisselam Resulullah'tan emir getirdi de o şekilde diye ifade ettiler bir kimse için. Mürşid-i kamilin emir ve hareketlerine itirazın çirkinliği diğer bütün çirkinlekleri gölgede bırakır demişlerdir. Çok akbe, çok çirkin.
Siz burada dediniz ki bu kadar bir durum olunca onu ifade edeceğim zaten. Çünkü mürşid-i kamile itiraz eden kendisini öylesine perdeler ki bu derdin ilacı yoktur. Kalbinin ortasına bir siyah düşer. O siyah sonra dağılır alnına gelir. Böyle kaşları bilmem falan bile neredeyse yolunmuş gibi bir hal alır. Bir acayip hale girer. İnsan şeklinden çıkar. Öyle bir durum arz eder. Kulağına gelir kulağı hakkı duymaz. Gözüne gelir gözü hakkı görmez. Eli zaten hayır da değil. Ayağı da öyle. Elinin yaptığı ancak yanlış işler basar ve basireti üzerine inen perdeyi kaldırması imkansız dinecek kadar zordur. Neticede bütün feyzi kesilir ve istifade de edemez. Salikleri perişan eden bu müzmin hastalıktan şiddetle hazer etmenizi tavsiye ederiz diyor mübarek zat. Aman diyor bundan sakının bilhassa o hakikati inkar için gezmek kadar da kötü bir hareket olamaz.
Onda rabbimizin ve ma yasturun Kalem suresinde ifade buyuruyor. Biz ancak ikinci maddeye kadar gelebildik. Özet olarak diyecek olursak biz Allah'ımızdan korkarsak esselamü menyettakilden yicallevu makracı Allah bize çıkış yolu lütfeder Mevlamıza saygımızı sevgimizi çoğaltmak ve hayırla devam etmektir.