Nebi münid madem ki umumu selase-i mesküre ziyade olan ihlas, edep, müşrulmuş-i rabbilasının muhabbeti, daimi rabıtası ziyade olan nahuz olan feyizda o kadar mücdah ola. Bazası yollar, benim dersimi sormuyorlar. Yok, kendinin ihlassızlığı, kendinin edepsizliği, kendinin zabıtasızlığından, muhabbetsizliğinden oluyor. Ha, aslında değil mi? Müjdat olacağı, bilahare ve ümbiyyen, mahzun ehli mütegayindir. Bir dakika, dirildik ki aksi feyzözümen şeyi vaattir ki bu işi de muhabbetten ibarettir yani, nitekim şiir edeceğiz çok gelir, üçe çıkma diyor lakin, edepsiz subuk ve yakın üzere olmak lazımdır ve lağvudu. Zira. Muhabbet-i Derun-ül Müritten. Batın mürşide cari olur Muhabbet, çoğaldıktan, müridin kalbine gider!
O yavruyu hatırlamaya başlar, feyiz gelmeye başlar bir nehri manevidir kitabı zor okuyan bazı kelime olur ya, kendimize de bir mani olmaz Şimdi, nehr-i manevi sebebiyle Batın-i mürşidin alet devam, incizab-ı pis hasıl olur Mürşidin kalbinden onun muhabbetinin müfessesinde feyiz gelmeye başlar Anlaşıldı müridin kalbinde olan muhabbeti muhabbetsizliğine göredir Muhabbetin ne kadar çok, feyizda o kadar çok gelir Muhabbeti ne kadar az, feyizda o kadar az gelir Yani ders dostunu soyutlamaya başlayacak istemez. Çünkü naması yok, mürşid kamil muhabbet için papaz bizim gibi olmuş, onun için feyiz kesilmiş. Zira bazen hiden-ı gayemiz muhakker nehy-i manevi bahrim salih olup müridin kalbi mürşidinin tarafına teveccüh eder. Herkes gayet muhabbet sebebiyle mürid hele pişik olup mürşidinin cemi ahval, defayı cemi ahvali defayı vahidede bir anda Ulub-u Müride münakis olur.
Yani nasıl aynayı güneşe tutan da insanın hüznü tutan da kamaştırır Mürşid-i Kamil'in kalbine aksiden Allah'tan feyiz senin kalbine kamaştıracak şekilde böyle yakmaya kavurmaya başlar. Efendimiz bir ulemaya haber verdiniz rabıtayı biliyoruz ya bir perdesiz var perdesiz diyor şöyle güneşe tuttun mu evümdeki kağıtları cayır cayır yakar, onunla yemeğini pişirmeyeni, bazı lazım olan ataçlı perdesiz ile elde edebiliyorlar Mürşid-i Kamil'in kutlayacağının kalbi, perdevsiz oluyor! Allah'a çok yakın olduğundan, çok yakın olduğundan böyle kim kalbine Mürşili Kamil'in çok yakın tutarsa, içerisini cayır cayır yakmaya başlıyor, başlıyor Leparif yani çalışmaya. E, sizin arkadaşlarımızdan var mı? Şimdiki şaşkınlıkla, hiç tereddüt öyle arkadaşlarımızdan, letaif yok.
Rabıta'ları, Mürşeli Kamil'in, Mürşid-i Kamil'in muhabbeti rabıta ile çoğalır ve kalbini senin kalbine yakın tuttu mu bir gün tutan, iki gün tutan, üç gün tutan, dördüncü gün başladın cayır yanmaya! Bu yakıcı olan şey onu yakın bilme ile olur. Efendimiz onun misalında perdesizdir diyor Mürşen-i Kamil'in kalbi Allah'u Zülcelal Hazretlerinin füyuzatına perdemsiz füyuzatatı aldın mı mürid daima kalbini, efendisinin kalbiyle bu tarzına bu tarzına, yine bu tarzta oranın vefaide çalışmaya başlar bir müddet Belki galebe-i muhabbet sebebiyle mürid, senet-i şirk olur, mürşidin cem-i ahvali, def-i bahneden kalbi müride münakesi oluverir. Annem hiç durmadan ağlar, Ahmetlik, babam Sub-u Nuriye'ye ağlıyor. Sonra bize haber verdi, Efendimizin rabıtasını yapa yapa açıktan hacesanı kılıyoruz ki kelime oturuyor. Yani, başkaya girerken, gelirken ben ne edeyim, haya ediyorum. Hiç gözümden ayıp olmaz.
Fena fişşik oldun mu? Hiç kaybedemiyorum. Başlaya, giresine kayıp olmuş. Halatın giresine kayıp olmuş. Geldi oturdum mu? Sıdça'ye geliyor. Bunu diyorlar şeyhin muhafından kalbi fenaya gitti ama bu fenafişik sebebiyle defayı vahidede ne edeceğiz anda kalbi müride, vahidede, aynayı tutunca bir anda, Kemmalahı Güneş aynanın içinde iriverir, kalptir. Efendimizin huyu, her huyu ona benzer. Doğru söylemiş ve Celle bize, hangımızın huyu Efendimizin hüznü benzer. Hiç bilmiyoruz ki bir tanesini. Çünkü tutamıyoruz, yapamıyoruz, onlar oluyor.