Allah'ımız kusurlarınızı bağışlasın. Çok iyi bir araştırmanın çalışmanın neticesi. Yillardan beri bu murakabe konusunu araştırıyorum. Diğer kayıtlar da var. Bunu yalnız iyi anlamamız gerekiyor. Kaydetseniz kayda zor şey yapar yani yazıyla. Telefonlarımız var güzel. Şimdi beni şöyle gelirsin. Bugün sabah şey yaptım, düşündüm kimse kalmadı hep gittiler. İş olmayan varsa okuyayım dedim. Yine de uğraştım. Çözülmüyorduk, çözülmeye çalışıyorum. Arapça bu artık. Dilinin dili bu. Dil murakabeti. Şimdi murakabe için tarif edecek murakabeyi burada. Böyle bir meyve ki diyor, tarif edilmez bir nimettir murakabe. Bu tarikatiyede yapılan bir çalışma. Sekiz maddesini Cennete girmenin sebeplerindendir murakabe çünkü. Hatimen diyeyim de bu rabıta geçtikten sonra detay kalbini bu dünyanın genişliğinde açar. Bu dünya onun içinde bir bir bayin tanesine da kalmaz zaten. Açar. İyi de kat semaya yok bilir.
Arşı ağza mı açar? Arşı ağza mı? Bütün mükevvenatı içerisine alan, mahlukatın adedince direği olan, her direğin arasında bin senelik yok. Ta akillar almaz. Böyle bir yer açarlar kalpleriyle. Bu sebeple diyor doksan sıfatlardan tenzih ederiz. Cenabı Hakk'ın rızasını elde bitirmeye vesile olan bir yoldur. Üç, Bu murakebe ve silesiyle diyor, silesine ibadet ve taate yani aşkla, şevkle, muhabbetle girmeyi temin eden bir rutustur, bir lisandır. Bu murakabe sayesinde diyor Allah ile bir olur. Cenabı Hak da onu güçlendirir. Ona güç verir. Kuvvet verir. Allah'ımızın razı olmadığı bütün günah ve isyanlardan terk etmeye çok büyük bir amildir terk etme düşünür. Ibadet ve taatin en üstün, en kıymetli olanlardandır. Hatta burada dediler ki murakabe-i zikre tercih edin. Yani gönlünüz var, şu ağzını açmayın. Zikre tercih edin. Yani Allah deyin, gayeden var deyin ama eğer bu hale geldiyseniz bırakmayın.
İmanın imanın özelliklerinden ve onun imandan neşet eden meydana gelen bir ikram, bir ihsan, manevi yiyecekler, içecekler meyvelerdir. Öyle ki diyor kul için en bahtiyarlık ağrıdır, en uzun ağrıdır. İki cihanda da diyor artık rahata huzura erer. İki cihanda da kurtuluşu temin eder. Diyor ki Allah'ım, evet, gerek görünen gerek görünmeyen her yerden sana karşı saygı duyma nimetini ikram et. Ya Rabbi bizi seni görürcesine ibadet etme nimetinden de mahrum kılma. Murakabe sebebiyle diyor hem iç hem de dışımız zahir ve batın her halimizde bize ikramda bulun ve Allah'ımıza hamd ve habibine salatile de bitiriyor. Hakikatü'l murakabe, murakabenin hakikati nedir? Burada bir şey geçti, onu deyin isterseniz. Sözü uzatmayın diye çünkü biraz uzun. Şimdi düğüne ki bu nimete girerse yemeği de çalış demez. Sadece hayatının devamı için yer, fazla gitmez. Çünkü aldığı huzur ve değişen çok fevk eder.
Kul bir kere, bir kere Allah'ımızın her an gözetlediğini bilmek duygusu içerisinde olmanın her zaman zuhurdur. Yeah. Devranu ehli. Bunu bitecek. Bilecek ki diyor Cenabı Hak, içini de görüyor, dışını da görüyor kalbinin binlerce derinliklerine kadar. Ne noktalarda, ne düşünüyor, ne gidiyor, kalbinden ne geçiyor, her şeyi bildiğine tamamen inanacak diyor. Zaten öyle hak ediyordur. Kul diyor tamamen bilecek ki kesin olarak inanacak. Allahu Teala ona nazar ediyor, görüyor. Her halini izleyemez yani hiçbir işin sözünü duyuyor. İçine ve dışına her haline muttali, gözüyle gidiyor, duyuyor. Şahit onun ister açıktan yapsın ister gizli yapsın her şeyini biliyor. Mevla usulü biliyor. Gerek sözlerinde gerek tavırlarında her şey, hiçbir şey ona gizli kalmaz. Hem halinde hem de düşüncelerinde diyor. Kafasından, beyninden geçen bütün o düşüncelerde, düşünceler de Rabbimizin bilgisi altındadır, biliyor.
Mesela kısaysa geçeyim, bence uzun. Mesela bir kimseye baktık. Bakarken bu şehevetten mi baktı, ibretden mi baktı, sonra hasetten mi baktı, niyette baktı, her şey ona dayanmıyor. Gizleyeyim. Mutlak bilen ve mutlak haberdar olmaktır. Hem duyuyor hem de üzüyor. Bunu hocalarımız tarif ederken karıncanın kara taş üzerinde karanlık gecede ayağının tıpırtısını ve onu gördüğü gibidir. Başka nasıl izah etsinler? Rakip gözetleme demek. Er-Rakib, gözetliyor ve şehit şahit, her şeye şahit. Sana, yere gireni de, yerden çıkan de, semadan inen de, de yerden yükselen de o şüphesiz siz nerede olursanız Allah sizinle beraberdir. Her şeyi biliyor. Yani yere ineni, yerden çıkanı semadan işte ne düşer sunder her şeyi. Yani bir kar tanesinin nasıl düştüğünü, nereye düşeceğini, nasıl olacağını her şeyi. Ve Cenabı hak ne yaparsanız görürüm. Basır. Bu ayrı bir konu. Onu kaydettim tefsirde.
Bu, Basha ve Basha bir kelimesi ayrı yani Basha görmek, Basha iç alemleri Uzun, İsa'yı ilim zaten. Esad dedi, Esad'l-Billah. Okumayın isterseniz. Hemen okuyun, geçin. Cenabı Hak gökleri, yeri altı günde yarat. Bak, yaratırken yarattığında ısırama. Galel bu şeyliyi, bu şeyliyi öyle dilimde, ifanda, çok yüksek makamların sahibi büyük bir Allah dostu. Uşiyru ile meratibi istatissteti ve ye el hayat ve zalim ve el hudre, ben iradede sema ve el basarım. Bu altı gün diyor, altı gün yaratılırken Allah'ımızın sıfat-ı sübutiyyesi, hayat ilimse, mübasar, irade kudret, kelam, tekim. Hep bunların diyor, gideceği içinde halk olmuştur. Şimdi Allah'ımızın sıfatları kendi zatındandır zaten. Yani sıfatları zatından ayrı değil. Çünkü o murad ediyor, o diliyor, öyle oluyor. Şimdi ma yelicü fi ardı beşeriye beşerin diyor artık. Bunu şey olarak aldı. Şimdi çok güzel bir izah gereken bu zaten.
O diyor, kötülüğü galip gelmesin. Biz ayrıdır zaten. Gayret ve çaba ile de diyor, bu kötülükler çıkar. İnsanın tabiatında mevcut nefis olduğu için bizde nefis kötülüğün odağı, her türlü kötülük var Amma diyor bu inen kötülüğü Ayet-i celleyi bu şekilde yorum diyor. Ondan sonra, ondan sonra bu kötülüğü diyor cehdiler, gayret gösterir ve akmaya çalışır. Semadan inen de diyor, semadan inen de semadan inen de semayı yani Allah'ımızın gayb aleminden artıyor. Ne diyeceğiz? Kalbe inen temiz bir kalp diyor. Ona ne iniyor? O inişi semadan Allah'ımızın sırları ve ilimleri olarak ele alıyor. Yani okunan neyden bir şey yok. Bizim yani okuduğumuz, ne ettiğimiz bir şey yok. Hiç, hiç yaklaşamıyoruz bile. Yine okuyan Arifani ilahi Allah'ın dostları. Yükselen de diyor, onu anlatmak çok zor. Bu şuhud hali şu kadar değil.
Aleyhisselatu Vesselam benim, Ya Rabbi beni eşyanın hakikatine iliştir, buyurduğu sırlar o. Nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir buyurulurken zatıyla ve sıfatlarıyla, bizzat kendisi onunla beraber ve sıfatlarıyla. Bu nedir, sıfatları değil mi? İli, biliyor. Seni duyuyor, basa, görüyor. Diyor ki Allah'ımızın artık sıfatları kendisinden ayrı değil. Hep bununla bütün sıfatlarıyla, esmasıyla, doksan dokuz Esmai, Efai gayesiyle, bütün sıfatlarıyla Cenabı Hak görülüyor Kim konuşursa Allah'ımız bilir, onun niye buluştuğunu bilir ve Men sekrete Alimallah, azze ve celle fıkrau, sükut ettiğin zaman o sükut da neyi düşündüğünde Cenabı hak bilir. Içindeki o derin, o gizli düşünceleri de Cenabı hak bilir. Yani bilgisinin, ilminin dışında değil. Hatırından, beyninden, kalbinden geçenleri de bilir ve Esiiru gavlekum evi çehrubik indir hura gibi bir de sudur, sabırlardır.
İster gizleyin sözünüzü, ister gizlemeyin, ne yaparsanız yapın, mutlak Cenabı hak, sadrınızdaki, düşününüzdeki en gizli düşünceleri Cenabı Hak şahittir, bilmektedir. Şüphesiz Cenabı Hak her şeyi bilendir. Bu mücadele yedinci ayetinde. Yeri Mülk suresinde oy çünkü ayeti celiler. O altı günde yaratılan da haberdar edilen ayet celiler de Hadid suresinde dördüncü ayet I celiler. Şimdi evradını almış, ezkarını almış. Şimdi Mehmet Efendi'nin anlattım, diğerdenden gelin nerede? Eğer derslerini geçenler ikinci hafta geçmeyecek olurlarsa kabul etmezlermiş. Yani derslerini geçerler. Kalpleri ilki yanar, batarar, vurur. Onların iç alem ile geçer. Ondan sonra ruh, sır, harpi, ahbar, nefsi, küfrün, küfrün, sultanim. Nefşu ispat, ondan sonra açıldı. Eğer böyle bütün hatırında Allah'ımızın gözetlediğini bilirse hemen onu ilk bir zaman hatırından çıkarmıyor. Allah'ım beni görüyor.
Yemek yerken diyor şapbı gibi değil. Kim niyeti onu düşünür. Yatarken böyle yatma diye, tabirle nasıl yatacak diye Allah'ım görüyor diye. Onların ayaklarını diye uzatamaz, onların kurdular Allah'ımızın. Zaten bu hale gelene, demene gerek yok. Onun gönlüne hep bu ilahi güzellikler düşer. O, bu sırlara irmeye başlamıştır. Eğer her an Rabbim beni gözet büyür düşüncesi içerisinde olursa Rabbi zü celalimiz onun azalarını bulur. Biz ve harama bakmaz. Olağanüstü sözü dinleme buyuruyorlar. Hele Ne yaparsa Mevla rızası için yapar. İşte şuradan bir menfaat olsun, şuradan bir bana şu gelecek, işte ne bileyim, koş gelecek yerden koyun nesil gelmez, bilmem filan bir günlük düşüncelerini hep atar, batın düşünceleri Allah'ımızın razı olacağı işe bakar. Gerek kendisi olsun, gerekse bir başkası için olsun, katiyen küçücük diye bir şeyi barındırmaz.
Utanmak diyor zaten onun üzeriyle Allah'ın hakkıdır diyor. Yani bu kadar görüyor, ediyor, nimetler veriyor, ikram ediyor. Utanacaktır yani. Bu kadar nimet tarifi yok. Bütün alem insan için, insan da Allah için yaratıldı, geliyor. Ondan sonra, Abdü, Abdullah İbni Mesut Hazretleri'nden bu Allah'tan hakkıyla utanın, utanmıyor muyuz diyorlar Sami'ye. Yaratıyorlar biz, buyuruyor ki baş ve onun ihtiva ettiklerini koruyun. Karın ve ihtiva ettiklerini koruyun. Dedim ya karın karında mide var. Midenizi haram yedirmeyin. Ticaretinizi düzgün yapın. Harama gitmeyin. Ondan sonra namusu koru. Kurtuluş, Bulundür Rabbısına yapmış olduğu görevlerde muttaki olması takvaya. Mesela şurada namaza durduk diyelim. Dururken çok dikkatli Rabbimizin huzurundayım diyeyim. Allahu ekber diye ellerini yandan kaldırırken başlar zaten. Böyle olmaz, ben, yok. Allah'u Ekber.
Onları kaldırırken takva esasına göre hem dünyayı arkaya atarlar hem ahirete atarlar kendilerini Mevla'ya verirler. Bu şekilde yapmak görevleri, en vazifeleri ve haşyeteu, bakayım da hem ırk hem de dış şeyinde Allah'ımıza karşı büyük bir saygı içinde olur. Ve devame istihdalin in the murakabeti fi külli vaktim yahhinin. Bu şu demek vaktim yahhinin demek her an, öz açık yükümlülüğe kadar. Ondan da daha az bir zamanda da olsa Rabbimizin her an kendisini gördüğü düşüncesi içerisinde o. Hazır ve nazır Eğer siz böyle bir hayat yaşarsanız diyor onun mükafatı tarif edilemez.