Tarikayı Aliye'de meliyuk olan zikirlerden murakabe-i mai namıyla maruf olan zikre işaret buyurulan iş bu hadisi şerifin manası. Burada murakabe'yi, maiyeti ifade ediyor. Hadid Suresindeki dördüncü Ayet-i Celile Essalminne. Vehuve makum inimaküntü. Siz nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir Celle Celalühü. Es'ade Erbili Hazretleri bu Hadis-i Şerif'i şu şekilde ifade buyururlar. Murakabe-i mahiyet. Cenabı Hak'ın her an bizimle beraber olduğu hususunda sahası çok geniştir buyuruyor. Artık buna bakar, bakarsınız ilmi bizimle, görmesi bizimle, duyması bizimle, her halimize, her nefes, her adım, her vakit, halıkımızın bizimle beraber umduğu düşüncesi içerisinde olmaktır. Bunun manası imanın efdali, her nerede olursa olsun Cenabı Allah seninle hazır ve her haline nazır bulunduğunu bilmektir.
Bu Hadis-i Şerif'te murakabe-i mahiyette en az on beş dakika, normali yarım saat, en fazla olanı da bir saat, yalnız hiçbir zaman bu düşünceden uzak olmazlar. Oturarak gözünü yumup kalbini arşı azama açtığında arz ettiğimiz gibi on beş dakika, yarım saat, bir saat durur. Bunun dışında her an Rabbamız bizi görüyor ve biliyor düşüncesini asla kaybetmez. Burada şunu arz edeceğim. Bu dersi üstadımız, evlatlarından birine tarif buyurur. Bundan sonra ahlakın güzelleşmesi bunun üzerinde çok dururlar. Bu Evrad ve Ezkar'la birlikte aman ha, nefsimizin mertebelerini geçerek ahlakımız güzelleşsin. Eğer ahlak güzelleşmezse diyelim ki Evrad ve Ezkar'da çok ileri derecelere geldik, ileri noktalara geldik. Eğer ahlakımızda düzelme yoksa temellere konan tahrip kalıbı gibi. Eğer nefsani arzu ve şeytanın aldatmasıyla eğer olgunla olgunlaşmamışsa ne olacaktır?
Onun onun ateş isabet etmesi hasebiyle olduğu gibi bina yere inecektir. Ondan dolayı bunun üzerinde çok dururlar. Aman ha, ahlakımızı güzelleştirmeye çalışalım diye bu murakabe-i maiyyet, işte ahadiyet, maiyyet, akrabiyyet, muhabbet hele vahidiyet var, onun tarifi yok. Vardır da bunların hepsi ancak tadılan mellem yezuklem yarif tatmayan bilmez buyurulur. Bundan sonra Tevhid verilir. Yalnız o Tevhid de La ilahe sağ omuzda biter, illallahı kalbe vurur. Mürşidimiz bu hususta şunu ele almışlar ama çok müstesna. Buyuruyorlar ki o kelime-i tevhidin telkininde nefü ispatın çok güzel ifade buyurmuş. İnşallah bulmaya çalışayım. Bundan sonra nefvi ispat, gelir tevhid, gider zulmet. Lakin çok istermiş gayret, fikren buna devam lazım. Bu Hace Ubeydullah Ahrar Hazretlerinin Hızır Aleyhisselamdan almış olduğu on bir esas, çok önemli.
Bu tevhidin sadra yazılması, bunu diyor nefesimizi içimize çekmek suretiyle göbeğin altına alınır, nefessiz Tevhid okunur. Yalnız okunurken bunu üç, yedi, dokuz, on bir, on beş, yirmi bire kadar çıkar. Sayıda çok önemlidir. Yalnız tespihatla ne ile yapmaz bunu. İçi bilir o sayıyı bir izni-i Teala. Ondan sonra Kelime-i Tevhid'e ağırlık verilir, ağırlık verilir. Bunu böyle yaptığı gibi sair zamanlarda da tefekkür eder. Böyle sadrına yazıldığını tefekkür eder. Nefesini çeken içe, tek olacak varın üçe, yirmi bire yol açar maksud, matlup rıza lazım. Yani ilahi enta maksudi ve rıdike matlubi diye iki nefes arası vakit boşa geçmesin diye bunu okur, bunu okur ama bunu yaşar aynı zamanda. Yazmakla bu iş bilinmez. Sadra yazılır silinmez. Aciz, bu sende bulunmaz lakin tarih etmek lazım. Sonra murakabe ile alakalı ve galen nebiyyu sallallahu teala aleyhi ve sellem.
Zikri murakabeyi kalbiniz için adet ittihaz ediniz. Kalbinizi murakabeye alıştırınız. Her an Rabbim beni görüyor, biliyor düşüncesini sakın ha terk etmeyin diye. Burada Sıddik-ı Azam'ın hakkında Radıyallahu Anh ve Galen Nebi-u Sallallahü Teala aleyhi ve sellem Bu Hadis-i Şerif'i Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın mübarek sözünü murakabeye işaret olarak ele alırlar. Ebubekir Radıyallahu Anh sizi ne fazla oruç tutmakla ne de fazla namaz kılmakla geçmiştir. Ancak bir şeyle size üstün olmuştur ki o da kalbi vakarıdır. Burada kalbindeki o huzurdur tarifi yok. Cenabı Hakk'ın Hakk'a gösterdiği kalbi saygıdır denmiştir. Bir de bir Mürşid-i Kamil'in müridin kalbine dönerek Allah'ımızın nurunun akmasına vesile olmasına şu Hadis-i Şerif'i delil olarak gösterirler.
Ve galen Nebi Allahu Teala Aleyhi ve Sellem benim sadrıma ne doldurduysa onu olduğu gibi Ebubekir'in radiyallahu anh sadrına ilka ettim buyurmuştur. Birinci Hadis-i Şerif, bu yeni okuduğum Hadis-i Şerif müridin kalbine teveccüh, ilkai zikir, muhabbet ve cezbe hususunda, ikinci Hadis-i Şerif ise Ebu Bekn-i Sıddık Radıyallahu Anh'ın Cenabı hak katındaki makbuliyetinin asıl sebebi kalbi vakarıdır, kalbindeki huzurdur derken bunda şöyle bir izah yapıyorlar. İkinci Hadis-i Şerif'te kalbi zikir, huzur ve murakabe ve sadatı Nakşibendiye'nin delilidir buyrulmuştur. Allah'ımız yaşamaya muvaffak kılsın. Şunu mutlak söylememiz gerekir. Hep burada tembih ettikleri aman şer-i Şerife dikkat edin. Sünneti Muhammediyeye dikkat edin. Şer'i emirlere dikkat etmeden bunların bizde hasıl olması da mümkün değildir. Onun için şeriat esastır.
Hem hacı hem hücu ve kim olursak olalım, şer'i emirlerde zerre kadar bir taviz yok. Dedem Rahmetullah Ali Hazretleri'ne Es'adi Erbili Hazretleri'nin icazetini verirken buyuruyor ki şeriattan bir edebi terk edecek olursan kabul etmem buyurmuşlar. Ondan çok hassas davranırlarmış. Annelerin de biraz nazlı hali var. Az bir nazlandığı zaman ona öyle iltifatta, ikramda bulunurmuş ki halbuki yaptığı hiçbir şey yok ama annesindeki bir naz, aman şer'i Şerife muhalif bir halim olur diye tir tir titriyor. Hepimizin için geçerli olan bu.