El murakabe filluga murakebenin lügat manası gurbiyetün Min mana-l hıfs ve ye gurbiyetün O bir yakınlıktır Min mana el hifzu vel intizar. O gözlemektir. Korumak ve muhafaza olmaktır. Bütün hallerinde Rabbi zülcelal'imizin kulun davranışlarına her türlü tavrına muttali olduğunu gördüğünü, bildiğini, duyduğunu bu bilişinin her an üzerimizde devamlı olmasıdır. Kul, bilecek ki Rabbi Zülcelal'imiz benim her halime vakıftır. Vegil, Her adımda, her nefeste Allahu Zülcelal şüphesiz benim davranışlarımı kontrol etmektedir. Bilmektedir. Görmektedir düşüncesini gönül alemimizde muhafaza etmek iç alemimizi bu şekilde gözetleyip kontrol altında tutmaktır.
Yine ifade edildiğine göre Hak Teala Hazretlerinin azamet-i ilahiyesinin üzerimizde mevcut olduğunu, onun azamet-i ilahiyesinin bizde meydana getirmiş olduğu duygu ile kalbimizin de, azalarımızın da, her türlü davranışımızın da bu duygu ve düşünce içerisinde olmasıdır. Cenabı hakk'ın azametini, yüceliğini her türlü hareketimizde ve bütün vücut azalarımızdanı koruyup muhafaza etmektir. Innallahe tena aleyküm rakibe. Şüphesiz Cenabı Hak sizin üzerinizde bir gözetleyicidir. Ve gala aleyhüssalatü vesselam I cibril ile lemma se elehu anil ihsen. Aleyhüssalatü vesselam efendimiz. Cebrail aleyhisselam ona ihsanı sual ettiğinde buyurdular ki Cebrail aleyhisselam ihsan. Nedir Ya Muhammed dediğinde sallallahu teala aleyhi ve sellem, aleyhüssalat ve selam efendimiz buyurdular. Rabbi zülcelalimizi görüyor gibi ibadet etmektir. Eğer siz onu göremezseniz, şüphesiz Mevla-yı Zülcelal sizi görmektedir.
Fe gavluhu feillem tekun tera feinnehu yerate. Siz onu görmez iseniz de Cenabı Hak sizi görmektedir. Işaretün ila haletil murakabe. Bu murakabeye işarettir. Ve alem ennel murakabete aslı külli hayrın murakabe bütün hayrın temelidir. Kendi şahsında insanın Rabbimiz beni görüyor, gözetliyor düşüncesi isyana gitmekten insanı muhafaza eder. Ayağının uygunsuz yerlere yürümesinden elinin haksız bir davranışa soyunmasından, gözünün yasaklanan Allah'ımızın celle celalühu yasakladığı yerlere bakmaktan, kulağın uygunsuz sözleri duymasından, kalbin hayırsız düşüncelerle dolmasından, beynin yüce kudreti düşüneceğimiz yerde, fena arzu ve istekler içerisinde olmasından muhafaza eder. İnsanın şahsı için en büyük koruyucu muhafaza olmamıza vesile olan bir makamdır. Bir haldir. Bir güzelliktir. Bir nimeti ilahiyedir.
Her hayrın temeli olması hasebiyle aile hayatında geçimsizliğe mani olan en güzel bir etkendir. İnsanlar arası münasebette sulhu teminde en güzel yoldur. Ticarette haksızlığa gitmemekte yine insanı muhafaza eden çok güzel bir haslettir vesaire bu murakabe hali gerçekleşmez bu murakabe hali gerçekleşmez ta ki kişi geçmişte olan hallerini hesaba çekmeden ve vakitlerini de hayırda geçirmeden günlük bir muhasebe yerine göre gün içerisinde üç defa sabaha erdiğimizde geceyi nasıl geçirdiğimize ait kendimizi sorgulamak öğleyin sabahtan öğleye kadar geçirdiğimiz vakti yatmadan önce de ondan evvelki vaktimizin hayırda mı şerde mi ne halde geçtiğinin muhasebesini yapmadan murakabe hali zuhur etmez. Başta halimizin güzelleşmesi icap eder. Çünkü temiz olmayan bir kaba yemek konmaz. Temiz olmayan bir bardağa meşrubat da konmaz. Kalp temiz olmadıkça içine ilahi aşk doğmaz.
İlahi sevgi o kalbe verilmez. Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem muhabbeti o günle girmez. Sadıkların sevgisi de o gönülde olmaz. Kabın temiz olması icap eder. Galeli Ebu Hafs Hattat, Ebu Hafs Hattat Gaddesallahu sırra bana dedi ki insanlarla bir araya geldiğin zaman eğer onlara nasihat edeceksen hayırlı kelamlardan konuşacaksan bir ayeti celile veya Hadis-i Şerif güzel sözlerden güzel hallerden konuşacaksan feltekun vae yılan li nefsik yaşamadığın bir sözü söyleme başta kendine vazı nasihat et ta ki onlara da tesir etsin onların başına toplanmasından dolayı da kendine bir pay çıkarma peh innehum yurapibune zahira rabb o gelenler senin hep dış yönüne bakarlar Allahu yarabi bu batına Cenabı Hak ise sizin kalbinize nazar eder.
Megale badul hukema liraculin bazı Hakikat ehilleri bir kimse için şöyle buyurdular bu sözleri hepimiz için geçerlidir Istahim minallah ala kadri gur bike ala kadri gur bikimink Cenabı Hakk'ın sana yakınlığına göre Ondan utan ki o bize bizden daha yakındır. Ve ilmihi bik seni bilmesinden dolayı senden daha iyi bilmesinden dolayı hayat ve hifhu ala kadri kudret I yani senin üzerinde ilahi kudretin yüceliğinden, onun kudretinin sende zahir oluşundan dolayı, yaratma sıfatından dolayı, suret ve şekil vermesi daha insana kendi sıfatlarının tecellisine mazhar kılması isimleri öğretmesi kendi namına hükümlerini gerçekleştiren bir halife olarak tayin buyurmasına ve emanetleri ilahi yükümlülükleri ona ona emanet kılmasından dolayı ilahi korkuyu kaybetme.
Şu dünyada kalacağın müddet kadar müddet kadar dünya ile meşgul ol yiyecek, geçecek, barınacak vesair ihtiyacın kadar Cenabı Hakk'a olan ihtiyacın kadar da ona itaatte bulun ta ki biz ona her zaman muhtacız ve şükürhubigadri niamihiyalek Allah'ın Celle Celalü üzerinizdeki nimetine göre ona şükredin. Bu hayatı bahşetmesine, şu vermiş olduğu nefes, şu gözümüzün görmesi vesair nimetler, evladımız, evimiz, parkımız, yiyeceğimiz, içeceğimiz vesair sayılamayacak kadar çok olan nimetlerini düşünmek suretiyle nasıl şükretmemiz icap ederse o şekilde şükret. Ve ketebe badulluleme ile sadikin ile. Bazı ilim ehilleri, gerçek alimler, dostlarına şöyle mektup yazdılar bundan sonra size yapacağım tavsiye Allahü Zülcelal'den korkmanızı öğütlerin Takva Kuran Azimüşşan'da çokça geçer.
Hemen hemen efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem tavsiyeleri, diğer ulema-i kiram, mezhep imamlarımız, mezhepte müçtehit olanlarımız ve hayırlı insanların ilk yapmış olduğu nasihat bizlere takvadır. Allah korkusu. Ve la mel bimeallemekallah.
Cenabı hakk'ın sana öğrettiği, sana bildirdiği, ondan talim ettiğin Kuran Azimüşşan'dan öğrendiğin, Ehadisi Muhammediye'den öğrendiğin bütün malumat ve bilgilerle amel Allah'ımızın sana talim ettiği efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğrettiği zaten Cenabı hakk'ın kendisine Vah ile bildirmiş olduğu esaslardır illa Hu seni Cenabı Hak'tan başka hiç kimsenin görmediğini düşünerek illa Hu ancak seni gören Cenabı Hak'tır beni gören Mevladır diyerek haline riayet et Çünkü Ondan başka seni gören yoktur belki zahirini görür ama gönülden ve beyinden geçenlerimizi Rabbizi Zülcelal'imiz görür ve bilir çaba göster hazırlık yap kabre konduktan sonra pişmanlığın hiçbir faydası yoktur. Vebile vikile lih hatemil asam. Katdesallahu sırra hatemi asam şöyle buyurdu Ondan şöyle naklolundu Dediler ki sen şu dünyada bizim gibi yaşayan bir kimsesin. Sen bu yaşantını nasıl devam ettiriyorsun.
Biz de yaşıyoruz. Sen de yaşıyorsun. Vesair kimseler de yaşıyor. Ama bu yaşantıyı hangi esaslara göre yaşıyorsun? Kuralsız hiçbir şey yoktur. Her şey bir kurala bağlıdır. Beynin kuralı var. Kuran Azimüşşan'da bitmez ayat-ı ilahiye yüce kudreti tefekkürdür ve diğerlerini buna kıyas edecek olursak Kuransız hiçbir şey yok yürümenin bile kuralı vardır sesin bile sesin bile kuralı vardır. Yürümenin nasıl bir kuralı varsa sesin de. Mesela şimdi o yürümenin bir esası olduğu gibi yürümenin bir esası olduğu gibi sesimizin de bir esası vardır. Her şeydi. Bir ev ile geçimimizde de esas vardır. Bir ticaretimizde de kural vardır. Mesela bir ticarette hatırladım. Kırk tane kural var. Mesela bir ticaretin yapılabilmesi için İslam'daki bu esaslar ticaret nasıl yapılır? Bunları öğrenmeden kişi alışveriş de yapamaz.
Ve bileli hatemil hasam Hatem I hasam gaddesallahu sırrı Hazretlerine dindi ki sen hayatını nasıl devam ettiriyorsun? Fegal ala erbai hısalin. Ben şu dört şeye dikkat ederim dedi. Alim tu enneli rızgan la yehkulhu gayrı. Ben şuna inanıyorum ki benim rızkımı yiyeceğimi, içeceğimi benden başkası yiyemez. Ben buna dedi iman ettim. İnandım ki ezelde benim rızkım tayin edilmiştir. Bu rızkım benim içindir. Bir başkasına ait değildir. Bundan dolayı inandım ki ben inandım ki bu benim şahsım içindir. Bu rızık. Amelim yaptığım taat benim içindir. Benim içindir. Bir başkası değil. Ben girersem kabre, kendi başıma gireceğim. Bir başkasıyla değil. Orada ben bizzat Cenabı Hakk'a karşı sorumlu olacağım. Ona hesap vereceğim ben. Amelim kendime aittir. Ne yaparsam? Feşevaltü nefsi bih. O zaman bir başkasının sözüne, bir başkasının işine gücüne yani gayri meşru bir şekilde karışmadım.
Bir başkasının hatalarıyla uğraşmadım. Çünkü biliyorum ki benim amelim kendime mahsustur. Başkalarına ait değil. Bu sebeple kendime bir yol çizdim. Ve alim to enneli ecelen la hadrimete huve ene mübadiru. Bildim ki ecelimin ne zaman geleceğini bilmiyorum. Sabah mı gelir? Akşam mı gelir? Gece uyurken mi gelir? İnsanlarla konuşurken mi gelir? Ne zaman gelir? Ben bunu bilmiyorum. Onun için ben ibadet ve taate çok önem verdim. Her an Azrail Aleyhisselam tepemde gibi düşündüm. Sanki benim canımı her an almak için hazır bir vaziyette gördüm. Böyle dikkat ettim ibadetime, taatime, Rabbime olan kulluğuma, Allah'ımızın razı olmayacağı bir şekilde ona kavuşmayı istemedim. Onun razı olacağı şekilde mülaki olmayı istedim. Ve Alimtu enlile la gibanillah feene ebeden müstahimmin bildim ki hiçbir halim Cenabı Hak'tan gaip değil. Gizli değil. Her şeyi biliyor.
Ne kadar ibadet ve taat yaparsak yapalım, Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem Hayber'in fethinde bir mübarek sözü oldu Kılıç her şeyi temizler ama Hak ve hukuk müstesna buyurdu Efendim ben Umre yaparım Hac da yaparım günahlarım bağışlanır gider Hak müstesna Farz olan taatlerimiz müstesna. Ben bunu diyor bildim. Ondan hiçbir şey gizli değil. Ben bunu anladım. Devamlı Ondan haya ettim Allah'ımızdan. Bu da murakabeye işarettir.