Dünyada ahirette yardımcısın benim diyor ve hemen onu okuyorum, manasını da anlatayım. Yemek gibi bir türlü kalbe bir türlü insanlar fena. Olduğun gibi görün, göründüğü gibi ol. Allah münafık bir ruhundan etmesin bizden. Demek göründüğünüz gibi olacağız, olduğumuz gibi görüleceğiz. Menemde ile hakaret gözüyle bakıp, Münafıklar cehennemin en derin yerinde yanacaklar, onun için olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol. Menem içinden çok iyi görünüyor, Peygamberimiz buyuruyor ki Sevdiğimi, sevdiğin insana söyle senin için de bir dedikodu müzerilikle yapan olur. Vallahi efendim seni canın gibi seviyor diye, o da sana sevgisini izhar etsin. Böyle sevdiğini de böyle ikna et sevdiğine haber ver. İçin, dışın gibi, dışın için gibi olsun. O işte Allah dünyada ahirette bu kimsenin mu'ayn yardımcısı benim buyuruyor. Kalbiyle tasdik yok.
Bir ile ülipral kalbiyle tasdik olmayınca bunların da diyor hasmı benim, dünyada ahirette başka düşman aramasın, ben bunun düşmanıyım. Hem diliyle Allah diyor münafıklar gibi, komünistler gibi ortuğun altına diriltmiş olan görünüm ve kella kafir olan dinsizler vardı. Peygamberimizin bölündelen münafıklar var da onların hakkında ayet-i celîle öyle geldi. Allah bizim dışımızın, içimizi bir yere sığın inşallah. Evet. Bu daha baş başlığımız oluyor. Sehminiz genç olduğumuzdan, böyle kitaplardan Salavatı Şerife arıyordum. Ezberimde olan bir hadis-i şerif İZLİHİ LA ZUHURET'ti, onu oku değil mi size? Şimdi manasıyla meşgul olalım inşallah. Göremezler. Bu ayet yüzünü göremezler. Üç türlü kimse benim yüzümü yaren mahşerda göremezler.
Hocam sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin bir gün Aişe-i Sıddık'la validemiz Peygamberimiz Muhammed Mustafa dizinde yapıyordu, ayın on dördü çıkmıştı, Tavsiyeyi tamam etmiş, çıkmıştı. Ay'a baktım, Peygamberin yüzüne baktım, Muhammed Mustafa'nın yüzüne baktım Ay'a bakınca Ay karardı. Acaba maşallah da yüzünü görmeyen olacak mı diye ağlamaya başladım. Peygamberin uykusunun arasında gözlerimin mübarek yaşları yüzüne düşünce uyandı. Ne ağlıyorsun ya Aişe dedi. Vallahi ya Muhammed, annem ve olan canım sana kurban olsun, Yüzüne bakıyorum Ay'a baktım mı Ay simsiyah oluyor, Ay'ı daralıyor. Yürüm daha özel görünüyor. Acaba başlar da yüzünü görmeyenler olacak mı diye anılayım ben. Teatcık mü ettim ya Aişe, ayın güneşin gücü de beni nurumdan aydılar, yüzünün nurundan aldılar. Yoksa gelip böyle, böyle faktilerdi, gözenliğimden.
Benim özelliğim ilk cüzümde, ilk cüzümde gözelliğim, eğer dışındakın sahibi kimse dayanamazsak öbürlerdi. Ben Cebrail'i nasıl gözel gördüm, yahut dediğimde yüzünü göremeyecekler. Annesine sızlanan, babasını almadan bir evlat Muhammed Mustafa'nın yüzünü göremeyecekler. Yarın mahşer'da. Anladım hocam. Misarlık vereyim mi birçok. Ben on günde tükeler, tükenemiyorum ana baba hakkını. Nasıl birden bire böyle tükenebilirim? Alkamayı haber verirsem yüz defa haber verdim size. Doyduk Hoca Allah tek neticiğini. Talebeler Mısır ve Bağdat okumaya geliyorlar. Birisi anne ben de geleceğim bunlardan, gitmiyor yavrum da benim hizmetimde bulun, senin Akaidi dinin yerine okuttum ben. Peki yani farz değil, farz olan ilmi bellettim. Anam, anam bana Batman'da götürdü, meme uçkuplarından emzirdi, elimde hiç gelmeyecek yerlerime geldi, iyi tanı.
Böyle büyüktür, ben de şimdi ikramı onay edeyim Kuran'ın dediğini, üstüne demeyin anneme diye bana hizmet de kaldı. Bunlar gelmeden evvel bu kürsüye çıktı. Millet figan koparıyor, vağız da hayranlar içinde insan. Hürne uzak bir yerden su getirirmiş ki, derdine aç değil. Mezarlıkta bir hoca yine okurdur, tezkil ederler mi adamı? Hani hiç kitapsız şey söylemiyorum, okuduklarımı konuşuyorum. Oradan iniyor, bir kitapta bir sayfa yer okuuyorlar, ben de mesela oğluyum diyor. Onlar gelene kadar Alimına oluyor. Hani Lahma, Yeft tazezade gibi bir ulema oluyor. Onlar gelince hayrını kullanmışlar. Sen kimden okudun ya? Hiç yapacağımız sorulamadım ki ben oku diyor. Onu bir evimden çırpınıyından, çırpınıyından beni Allah emretti, ya Hızır'ı sen de kolay okuyacaksın dedi. Hızır aleyhisselam buyur ben de yememiş. Seni ne diyeyim, arı değil mi? Namazını boşsam da anamın insan mı eğdi deyip.
Allah ceza olarak bir kız hamilinin çıkmış. Musa aleyhisselam kızdan sormuş, filan kadının boğuldun beni zina etti demiş, iftira etmiş. Allah'a oğula gelir ama anasına huyunu yemediği için Allah ona ceza olaraktan bu belayı göndermiş. Götürmüşler oraya, bu oğlanın bu oğlanın demiş. Başa gömülmesine emir veriyorum. Demiş ki: Yalnız sen beni de kaşe gömdürme beni. Ben anneme geldim bir halarlarsın bölüşeyim, gelir ondan sonra beni taşa gömülür. Askı varsa eğer neme demiş. Askı yoksa kız kendine iftira veriyor demiş. Öyle deme mi? Olay demiş yani bir demiş. İki jandarma emniyet amirler yandı. Ne oğlum bu demiş. Ana ben soğuma da namazdaydım, namazdaydım beni çığırırdım. Ben de buyur anne diyemedim. Buyur anne diyemedim ben de.
Evet, sen de Allah belanı versin diyor, işte belanı ver de filan oğlu filanın kızı karnında çocuk varmış hamiliymiş, o şimdi diyor ki yine filan karnını o evlat beni zina etti diyor. Vallahi ben zinayı bölmedim, bu kız bölmedim mi? İnstaki fikrde de öyle bir şey yok ama senin duan kabul oldu, haksız sen olsan bile intira ettin mi belaya uğrarım çünkü ananın babanın duası, peygamber duası gibi müstacap diyor peygamberimiz. Onun için aman ana baba duasını alır, intizarını almayın. Ondan sonra, bin golünü O kızın bankındaki çocuğa çınırın. Ey Bele Di Zina senin baban kim ki o çocuk sana duyurur bütün sana da duyurur, çınırın orada barbar bağırır demiş. Senin mucizen var, peygambersin sen demiş. Ey deredi zinar çözüyorum. Senin baban kim? Dalga demiyor, Allah bunu nasıl yönlendiriyor, ben bilemedim ki.
Yani ben bilemedim ki, şimdi sorsam onu, anasıyla beraber geldiğinde sorsam onu, beni zina eden o gelir, filan orucuna çoban yiyeceğim. Vallahi neden etmez, biri düzeliyor ve kurtuluyorum. Oğlum yavrum, hep senin genç gelen kuzularım, ananızın, babalarınızın, kurbanın üzerinizde kalarak gitmem geniş Bunlar bütün çift ayet, ben de zeketten bahsedeceğimin Hadis-i Şerife bir mana etmeliyim, gideyim inşallah. Hadis de uyarıyoruz ya bir şeyler de korkutayım. Annesine babasına hasıl olanlar benim yüzümü yayın mahşerda göremeyecekler. Peygamberin yüzünü göremezse cenneti hiç göremeyecekler. Cenneti hiç göremezlerse Cemalullahı hiç göremeyecekler. Allah anamıza babamıza asi etme Ya Rabbi. Asım oldu musa ayakları cennetiniz, ondan razı oldu mu cennete gireceksiniz buyuruyor Peygamberimiz. Birisi geldi dedi sakalın cevahir olmuş rüyamda.
Neden hocam dedi, sakalıma acemini ezbere mi sürdüm dedi, zemzemde mi yıkadın dedi, Beytullah'ın kumarlarına mı yok hiç hacca etmedim, bir şey etmedim. Sakalımla bir sevap etmişsin ama ben bilemiyorum sen yesene ver bana dedi. Bilmem dedi, ahşap anam çok hoşuma gitti ve dedi sevgili annemin ayağına kapandım sakalıma şöyle bir sürdüm ayağına. E tamam dedi işte anayı rızasını bulmuşsun sakalın cahil olduğunu görmüşsün dedi. Ne kadar yesem tükenmez. Ana baba hattında, değilsin mi azdan çok anlama kabiliyetiniz olsun inşallah. Kulvari değil ve Tarih-i Sünneti'yi benim sünnetimi kim terk ederse, benim yirmi kıyamette yüzümü göremez. Yüzümü göremez, ne kadar allahama indiyse, sünnet olan sapan lüzum de olmadıktan altmış yaşında. Korunları dede değiyor, torunlarının oğlu dede değiyor kendine, daha sakalı yok yüzünde. Bunlar Sünnet Resulullah'ın sünneti.
Ben Ebu Cahilin sünnetini de göstereyim size. Resulullah'ın sünnetini de, Resulullah'ın sünneti bir kavza ucunu kesmek üzere pek uzanırsanız Yahudi gibi olmayın diyor. Şöyle normal sakal ucundan kesecek kadar bunu övün. Ebu Cahil'in Sünneti eline döküp su alıp da kafanı böyle yıkadın mı? Bak bütün fıkıh kağıtlarında bir parmak kendini bile yıkamış oluyorsun. Başıyı dörtte birini yıkaman için o saçı bozup aşağı yumtacaksın, yukarıya çıkacaksın, yukarıya çıkacaksın dörtte biri olacak. Böyle olmazsa aldığın abdest abdest deyin. Allah Kuran-ı Kerim'de nasıl yatır, nasıl ye buyuruyor görme görmüyor onu. Dikkati bütün mü tefsir edeyim size? O kafir olan Ebu Cahil'in nasiyasından böyle çekininden süslediği saçından tutup cehenneme sürükleyeceğiz diyor Allah.
Dedim hocam benim mislim yanlarında ziller olur Muhammed gelirse Eğer tenezzül yetmez de derdimi ismim anılır da Ahmet, Mahmut, Mustafa, Muhammed, iki yüz on bir isminden birisi da yemezse yüzümü göremez buyuruyor. Hoca suresinde Hafız kasayı'nda bok buyuruyor. Her sonunda. Sefa ahir ya Muhammed diyor. Hepsini de sarı var mı? Birisinde okursan kafi gelmiş. Hepsini de okursan çok sevap olur. Anlamı, her yeri tahlil edeyim de o cesuaya kapalı koydu gitti demeyelim kardeşlerim. Ayet-i Celmi'ye döneyim. Dünden zekat bahislerim kaldı, onlara döneyim ve sair yerlere döneyim. Size bir şeyler söyleyeyim inşallah. Şu kağıda adım küçük, yazık. Geriye koymayın ondan da bahsedeyim. Açalım bunu aşkım. Hem dizleri yorulmasın hem uykusu gelmesin yazdık.
Yani akşam iftar susranı hazırladım, etten kavurma yaptım ya, bunu mu yersem iyi, yanında salatada bulsan, cacık da olsa, şurada soğan da olsa, şurada içini açacak bamya bir meal olsa mı iyi, yalnız eti yese bulsan mı iyi? Allah'ım, Züm Kuran-ı Yet gibi, nevm-i yal gibi, bal gibi değildir, çık bana. Bal alma ciğerini kestirir de huyun gelir. Hadis de öyle ya o da gelir. Bazı da arada cacık da verelim de hoşum da yesin inşallah. Yine de Kuran-ı Kerim demiş. Bir Ashamu Kehf var. Ben onu size çok haber verdim. Şimdi yetişemem. Kafirin zulmünden, taakkisinden kaçtılar. Dağlara gizlendiler. Keteş ve kaymış de çobanını biliyoruz. Köpeği de arkasına düştü. Köpek bizi buldurur aman köpeğini ayır dedi. Köpeği ayırdır, köpeğin yanına iletti, köpeğe sahip ol, ben dinimi muhafaza etmeye geliyorum. Köpeği böyle iletti teslim etti, gelinen eve köpek gelmiş bile. Hepimiz geldi.
Götürdün yine kardeşim bu çakal görür, tilki görür, canavar görür, güler aman götürürken geri götürdük yine geldi. Üçüncü defa götür canım zorla yahut sen de geç o da geçsin bizi durduracak böyle söyleyince gittilerle beraber Halid-i Zülcelal ön gene hayvanı hayvanları, o Nuh Aleyhisselam'ın develerini devedeki şerhelerini devesini, İsmail Aleyhisselam'ın batını, İbrahim Aleyhisselam'ın danasını, Üç kişiler bunlar serbest serbest çekeyim size.