Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. Bir insanın dili Allah'tır, kalbi de Allah derse, Dünyada ahirette yardımcısın benim diyor da her gün ona okuyorum. Manasını da anlatayım. Demek dili bir türlü kalbi bir türlü insanlar fena. Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol. Allah münafık ruhundan etmesin bizden. Göründüğümüz gibi olacağız, olduğumuz gibi görüleceğiz. Menende hakaret gözüyle bakıp, yanına oturun, meriyakar sokulup da senin için canı feda olsun edemeyeceğiz. Münafıklar cehennemin en derin yerinde yanacaklar, onun için olduğun gibi görün. Göründüğün gibi ol. Merem içinden çok iyi görünüyor mu? Peygamberimiz buyuruyor ki sevdiğini, sevdiğin insana söyle senin için belki dedikodu, müzeylülükle yapan olur. Vallahi efendim seni canım gibi seviyorum diye, bu da sana sevgisini izhar etsin.
Büyüde sevdiğini de büyüde ikna et, sevdiğine haber ver. İçin dışın gibi, dışın için gibi olsun. Bu işte Allah dünyada ahirette bu kimsenin moralini yardımcısı benim buyuruyor. Kalbiyle veliyle Allah diyor da kalbiyle imkan ediyor. Kalbi Allah diyemiyor. Kalbiyle tasdik yok. Dil ile ördükler kalbi ile tasdik olmayınca bunların da diyor hasmı benim, dünyada ahirette başka düşman aramasın, ben onun düşmanıyım. Hem diliyle Allah gibi münafıklar gibi komünistler gibi, koltuğun altına girip Müslüman görünüp ve rüyamda kafir olan dinsizler vardır. Peygamberimizin bölündelen münafıklar var da onların hakkında ayet-i celile öyle geldi. Allah bizim dışımızı içimizi bir etsin inşallah. Evet burada baş alacağımız oluyor. Ayeti celile-i celile'ye mana vermezden mukaddem.
Sultanımız sultane yahaşeti yere Ruzi Ceza Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin üzerine Salavatı Şerife yedirmeyenlerin zararı hakkında bir hadisi şerif nakmi beyan edelim, ba'de dualar edelim. Ola ki Rabbimiz Teala ve Tebette sazlakları, şu mübarek cemaate, günde Ramazan'da şu mübarek cemaata, melekler semada yerde müminler, iller duada, bizim de dualarımızı sen kabul et ayaklarımızla, cemi azalarımız birbiriyle el-Reca el-Künak dediği gün, gözlerimiz tavana dikiliyor diye kumlarımızın boyun büktüğü gün, buyurun sehminiz genç olduğumuzdan böyle kitaplardan Salavatı Şerife arıyordum. Ezberimde olan bir Hadis-i Şerif Biiznillahi Teala zuhur etti. Onu okudum size. Size manasıyla meşgul olalım inşallah. Laeva, göremezler. Laeva, Mubarek yüzünü göremezler. Üç türlü kimse benim yüzümü yarın mahşerda göremezler. Hocam kocacağız biz, acaba bu üç kişiden mil değil mil.
Şimdi anlayacağız. Annesine babasına ağası olanlar yerli kıyamette benim yüzümü göremeyecekler. Kimi Muhammed Mustafa'nın Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimizin. Bir gün Aişe'nin sıktığıda validemiz, Peygamberimiz Muhammed Mustafa dizinde yatıyordu. Ayın on dördü çıkmıştı, tavisini tamam etmiş, çıkmıştı. Ay'a baktım, Peygamber'in yüzüne baktım, Muhammed Mustafa'nın yüzüne baktım Ay'a bakınca Ay karardı. Acaba maşallah yüzünü görmeyen olacak mı deyip ağlamaya başladım. Peygamberin uykusunun arasında gözlerimin mübarek yaşları yüzüne düşünce uyandı, niye ağlıyorsun ya Aişe dedi. Vallahi ya Muhammed, annem babam canım sana kurban olsun, yüzüme bakıyor aya baktın mı ay simsiyah oluyor, ay kararıyor. Yüzün daha güzel görünüyor, ancak mahşer da yüzünü görmeyenler olacak mı diye ağlıyorum ben. Teacip mi ettim ya Aişe? Aynı güneşin gücünü benim nurumdan aldılar, yüzümün nurundan aldılar.
Yoksa beni gören bölmü vefattilerdi gözlemlüğümden. Benim gözlemlüğüm iç yüzümde. İç yüzümde, gözlemlüğüm eğer dışımdan olsaydı kimse dayanamaz, hep ölürlerdi. Ben Cebrail'i nasıl güzel gördüm Ya Rabbi deyince Miraca giderken sen onun dışının güzelliğine ilgileniyor. O senin içindeki özelliği görse derhal ölür. Cebrail ölür. Demeğer sen Geblaken evlat ne lakalak dur evlatsın sen. Yerler, putler, bütün mevcuda senin hürmetin mantık oldu şey yolunda kayboluldu Habibim ne bileyim sen kendini? Ya Ayşe sen en iyi böyle diyor. Benim yüzümden aldılar Ay güneşin nurunu. Onun için üç kimseler göremeyecekler. Kim o üç kimseler? Kendine sahip ol üç kimseden olma. Bir üçten bir, annesine babasına ağası olanlar yüzünü göremeyecekler. Annesine sızlanan babasını ağlanan bir evlat Muhammed Mustafa'nın yüzünü göremeyecekler. Yarın mahşer'da Ben on günde tükelerde tükenemiyorum ana baba hakkını.
Nasıl birden bile böyle tükenebilirim? Alkama'yı haber versem yüz defa haber verdim size. Doyduk hoca artık diyeceksiniz. Bir teciğin olsun haber vereyim de Allah tek bir teciğin. Talebeler Mısır ve Bağdat okumaya geliyorlar. Birisi anne ben de geleceğim onlar da yet ve yavrum da benim hizmetimde bulun, senin Akaidi dini yemi okuttum ben. Eti yani farz değil, farz olan ilmi bellendim. Anam bana barknında götürdü meme musluklarından emzirdi. Elimi hiç delmeyecek yerlerime deldi, iyi tadı. Böyle büyüktü ben de şimdi ikramı olay edeyim Kuran'ın dibini üf bile demeyin anneme diye ona hizmette kaldı. Onlar gelmeden evvelim bu kürsüye çıktı. Millet firan koparıyor, vaaz da hayranlar içinde insan. Künde uzak bir yerden su getirirmiş iftarına aç değil. Mezarlıkta bir hoca yine okudu, teskil edilir mi adamı? Yani hiç kitapsız şey söylemiyorum. Okuduklarımı konuşuyorum.
Oradan iniyorum bir kitapta bir sayfa yer oluyor. Hadi oğlum ben de sana ol diyor. Onlar gelene kadar Allama oku diyor. Allama-i teftazane gibi büyük ulema oluyor. Onlar gelince hayra kullanmışlar. Sen kimden okudun yahu? Hiç kocanı sormadım ki ben oku diyorum, bir sorayım varındır o diyor, suya yer yine yine umum iniyor oku diyor, diyor ki hocam seni soruyorlar benden, beş altı senedir benimle meşgulsun, kibar da senin elinde sen de okunuyor ya ben seni bilemiyorum, arkadaşlarıma söyleyeceksin kimsin sen? Sen anneme hürmet ettiğinden, ta uzak yerlerden su getirdiğinden, onun evinden çıkmalıyımdan, çıkmalıyımdan. Geri Allah emretti ya Hızır sen de bunu okuyacaksın dedim. Hızır Aleyhisselam benim hocam dedi, Hızır Aleyhisselam'ın ben dedi. Amma dua mı edeyim bir daha görünemem. Çünkü ismimi haber verdim, bir dua ettim bir daha görünmeli. Ne diye oldu?
Talihatı Muhammed'i okurduk, Mustafa Hoca biz. Orada okurken Ali isminde bir çocuk, yaime ibadetle meşgul, soğuması var, ibadethanesi var, Oldu. Anası dedi ki oğlum Ali, uyudu amma seslenmiyor, Allah belanı versin dedi. Çocuk daha nafile namaz kılarmış da, Esselamü aleyküm, Esselamü aleyküm, buyurun ben de yememiş. Sen ne diyeyim farz değerini, namazını boşsan da ana açık insan ne idi diye Allah ceza olarak bir kız halinde çıkmış. Musa Aleyhisselam kızdan sormuş filan kadının oğlu beni zina etti demiş, iftira etmiş. Hatta şu oğula geldi. Amma anasına huyun diyemediği için Allah ona ceza olaraktan bu belayı göndermiş. Götürmüşler oraya, boğulanım boğulan demiş. Başa gömülmesine emir veriyorlar. Demiş ki Ya Musa midembire taşa gömdürme beni, geleyim ben anneme geleyim bir halellaşayım görüşeyim geleyim. Ondan sonra beni taşa gömdür, askı varsa eğer deme demiş.
Aslı yok da kız derdine iftira veriyor demiş. Döverek Molla nerede demiş yani biz soralım bakalım. Peki demiş. Gelmiş iki jandarma emniyet amiler yandı. Ne oğlum bu demiş. Ana ben soğumaya da namazdaydım, namazdaysan da beni çığırdı. Ben de buyur anne diyemedim. Buyur anne diyemedim ben de. Evet, sen de Allah belanı versin diyor. İşte belamı verdi. Filan oğlu filanın kızı, karnında çocuk varmış, hamiliymiş. O şimdi diyor ki ille günah karnını, oğlum ben izine aittir diyor. Vallahi ben zinayı görmedim, bu kız görmedim mi hiç? Zaten fikrimde de öyle bir şey yok ama senin duan garun olduğun haksız. Sen olsan bile intina ettin mi belaya uğrarım çünkü ananın babanın duası peygamber duası gibi müstecap diyor peygamberimiz. Onun için aman Ana Baba duasını alamam intizarından almayın. Ondan sonra bir golün halam olsun oğlum ağlayarak, korkma korkma, helal ettikten sonra kurtulurum ben.
Varmış taşa gömedecekler. Ya Musa sen gülün asın bir peygambersin. O kızın baktığındaki çocuğa çığır, Ey Belevi zina, senin baban kim ki? O çocuk sana duyurur, bütün insana da duyurur, çığırır orada bar bar bağırır demiş. Senin mucizen var, Peygambersin sen demiş. Ey veleb-i zina çocuğu, senin baban kim? Ağda filan oğlu filan Çoban Mehmet benim anamı zina etti ben ondan kaldım. Ey edepsiz karın neden bu yavruya iftira ettin? Onu söyleyeyim diyor, dilimi gönderiyor. Allah buna söylettiriyor. Ben bilemedim ki demiş. Yani ben bilemedim ki. Şimdi sorsan onu, anasıyla beraber geldiğinde sorsan onu, beni zina eden o değil, filan oğlu filan çoban diyeceğim. Halalar etmez gibi düzeliyor ve kurtuluyor.
Oğlun yavrum, ekseri geç gelen kuzular, ananızın babanızın huhuru özinizde kalarak yetmen geniş Bunlar bütün çift ayet, ben de zeketten bahsedeceğim, Hadisi Şerife bir mana hak vereyim gibiyim inşallah. Hadis diyor ya bir şeyler de doldurtuyorum. Annesine babasına ağası olanlar benim yüzümü Yahya mahşerda göremeyecekler. Peygamberin yüzünü göremezse cenneti hiç göremeyecekler. Cenneti hiç göremezlerse Cemal-i Mahı hiç göremeyecekler. Allah anamıza babanıza asi etme Ya Rabbi. Asım oldumsa ayaklarını et. Ananın babanın ayağının altında cennetiniz, ondan razı oldum mu cennete gireceksiniz buyuruyor Peygamberimiz. Birisi geldi dedi sakalım cevahir olmuş rüyanda. Neden hocam dedi. Sakalıma Hacer-ül Esmer'e mi sürdüm dedi. Semzemle mi yıkadın dedi. Beydullah'ın duvarlarına mı yok hiç hacca etmedim, bir şey etmedim. Sakalımla bir sevap etmişsin ama ben bilemiyorum sen. Niyesene bana dedi.
Bilmem dedi. Akşam anam çok hoşuma gitti ve dedi sevgili annemin ayağına kapandım sakalımı şöyle bir sürdüm yüz şeyine ayağına. Tamam dedi işte anaın rızasını bulmuşsun, sakalın cevahir olduğunu görmüşsün dedi. Ne kadar yesem tükenmez. Ana baba hakkında değilsin mi azdan çok anlama kabiliyetınız olsun inşallah. Akulani değil ve tarihi sünneti benim sünnetimi kim terk ederse benim yevm-i kıyamette yüzümü göremez. Yüzümü göremez. Ne kadar allahama ittise sünnet olan sakar bir şekilde olmadıktan sonra yine Resulullah'ın muhabbetine haberini. Şöyle seveceksiniz, kıl kadar ayrılmayacaksınız. Yani çokça oğlak yetmiş altmış yaşında. Torunları dede diyor, torunlarının oğlu dede diyor kendine. Daha sakalı yok yüzünde. Bunlar sünnet, Resulullah'ın sünneti. Ben Ebu Cahilin sünnetini de göstereyim size.
Resulullah'ın sünneti de, Resulullah'ın sünneti bir tavza ucunu kesmek üzere pek uzanırsanız Yahudi gibi olman diyor. Şöyle normal sakal ucundan kesecek kadar, bunu koyun. Ebu Cahilin sünneti kafasını dara, yağlar dara, dağlar arkasına dara. O onun saçına onun sünneti olmaz da Vit atıp da bir hanım. En çirkini saç koyup da böyle abdest alırken eline azıcık su alıp da kafanı böyle yıkadın mı? Bak bütün fıkıh kitaplarına bir parmak kekini de yıkamış oluyorum. Başığın dörtte birini yıkaman için o saçı bozup aşağı indireceksin, yukarıya çıkacaksın, dörtte biri olacak. Öyle olmazsa aldığın abdest abdest deyin. Allah Kuran-ı Kerim'in de buyuruyor görmüyor musun? İtfaiyi bütün mü tefsir edeyim size? O kafir olan Ebu Cahil'in nasiyasından böyle kekininden süslediği saçından tutup cehenneme sürükleyeceğiz diyor Allah. Allah öyle yetmiyor ya Rabbi. Gençlerimizin çoğu o hale vermek ister yollara.
Resul bunlarda saçtığımız, takilen biz böyle şeyleri dinlemek geç. O bu bardak saçını bazı uzanır, kulağının tepesine kadar devrik devrik gelir, nur gibi olur. Bazı da kazıdır. Kazıtmak da sünler böyledir. Öbürü gibi buraya süsünü tat saçının omuzunun aşağısına indirip, faulur tat doğurduğunun oradan kesik gibi değil mi? Böyle delil mi küfre varın Resulullah öyle değil mi? Onun için ona benzemeye çalışalım inşallah ve tarihi sünneti benim sünnetimi terk etmeyin, yüzümü göremezsiniz. Ne dedin hocam? Benim ismim yanlarında zikrolunur Muhammed denirse hep dedim Eğer tenezzül etmez de de benim ismim anılır da Ahmet, Mahmut, Mustafa, Muhammed iki yüz on bir isminden birisi de anılır da yemezse yüzümü göremez buyuruyor. Hafız kaside mi okuyor? Her sonunda. Şefaat edin ya Muhammed diyor. Hepsinde salavat, birisinde okursan kafi gelir. Hepsinde okursan çok sevap olur.
Ananı her yeri tahlil edeyim de o cesura'yı kapandı, koydu, gitti demeyelim kılıçlarım. Ayet-i Celiliye döneyim. Dünden zekat bahislerim kaldı, onlara döneyim vesair yerlere döneyim, size bir şeyler söyleyeyim inşallah. Şu kağıda aldım küçük yazsın. Geriye koymayayım ondan da bahsedeyim. Cemaat Kuran-ı Kerim hadisi şeyi tek tek tek tek tek tefsir etmeden bir şey anlayamaz da kıssalar kıssayı daha çok anlar. Bazı arada da kıssalar vereyim de cemaatin hem dizleri yorulmasın hem o uykusu gelmesin lazım. Yani akşam, akşam iftar sufranı hazırladım, etten kavurma yaptım ya, bunun yersen iyi, yanında salata da olsa, cacık da olsa, şurada soğan da olsa, şurada içini açacak banliyelim meal olsa mı iyi, yanımız et yesem dursan mı iyi? Allah'ımızın Kuran'ı et gibi dev bir yağ gibi bal gibi gelir, çık var, bal alma ciğerini kestirir de uyukun gelir. Hadis de böyle ya o da gelir.
Başka arada cacık da verelim de hoşumuza yeter inşallah. Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler sona erdi.