Müminlikte Kardeşlik ve Dayanışma kaydında Müminler ancak kardeştir. Bunun için herhangi bir anlaşmasında, kardeşlerinizin arasını düzeltiniz ve almaktan korkun ki, Müminlerin haklarını korumak ve menfaatlerini gözetmekteki din kardeşliğimizi Allah'tan korkarak yapın. Kardeşlik olan yerde şefkat ve merhamet var. Vardır. Bir kul kendi şahsı için arzuladığı şeyleri mümin kardeşleri…
Müminlikte Kardeşlik ve Dayanışma kaydında Müminler ancak kardeştir. Bunun için herhangi bir anlaşmasında, kardeşlerinizin arasını düzeltiniz ve almaktan korkun ki, Müminlerin haklarını korumak ve menfaatlerini gözetmekteki din kardeşliğimizi Allah'tan korkarak yapın. Kardeşlik olan yerde şefkat ve merhamet var. Vardır. Bir kul kendi şahsı için arzuladığı şeyleri mümin kardeşleri…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Müminler ancak kardeştir. Bunun için herhangi bir anlaşmasında, kardeşlerinizin arasını düzeltiniz ve almaktan korkun ki, Müminlerin haklarını korumak ve menfaatlerini gözetmekteki din kardeşliğimizi Allah'tan korkarak yapın. Kardeşlik olan yerde şefkat ve merhamet var. Vardır. Bir kul kendi şahsı için arzuladığı şeyleri mümin kardeşleri için de arzulamazsa, imanı bu kemale ermiş sayılmaz. Sizden herhangi biriniz şahsi için arzuladıklarını, mümin kardeşleri için de arzulamadıkça iman etmiş olmaz. Diğer bir hadisi şerifte Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek, imandan bir cüzdür buyurulmuştur. Şu halde şerri şefkat uygun şekilde birbirlerine acımak, birbirlerini sevmek, birbirleriyle yardımlaşmak, İslamiyet'in haklarını korumak ve dini dini Muhammedi'yi, ecdine ulaştırmak, tüm Müslümanların üzerine vaciptir. Bu bakımdan bütün binler tek kişi, tek vücut gibidirler.
Resulullah aleyhisselam efendimiz hadis-i şeriflerinde bunu ne güzel ifade etmiştir. Müminler tek şahıs gibidirler, bir uzuv muzdarip olduğu vakit vücudun diğer kısımlarında, kokusunu kaybedip ateşler içinde onun ısısında buluyor. Bu vücudun bir okuduğumuzları olduğu takdirde, diğer kısımlarda uykuyu kaybedip, ateşlem içinde bunun ızdırabını duyarlar. Müminler birbirlerine kenetlenmiş cüzlerden meydana gelmiş bir bina gibidir. Mümin, Allah için sever ve sevilip, sevmeyen ve sevilmeyen küçüm sebep yoktur. Mümin, kardeşi ile çok kendisi kendi başına azdır. Nefsimi yedi kudretinde tutan Cenabı Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz birbirinizi sevmedikçe de şamil mümin olamazsınız, size bir şey söyleyeyim, onu yaptığınız takdirde sevişirsiniz, aranızda selamı yayınız, buyurdu.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bizleri, diğer taraftan Allahutaala ve Tebattes Hazretleri'nin düşük, hangisi biriyle müjdeliyoruz. Benim için sevişenlere, benim için ziyaretleşenlere, benim için birbirlerine ikramda bulunanlara ve benim için birbirlerine itimat edip dost olanlara, benim de muhabbetim tahakkuk etmiştir. Keza, Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, yedi sınıf insan vardır ki, Allah Teala Hazretleri onları hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde arşın gölgesiyle gölgelendirir. Bu sınıflardan biri de birbirlerini Allah için severek, hayatlarını böyle geçiren, böyle hal üzere vefat eden iki kişidir, kurulmuştur.
Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem bir gün ashabına şu müjdeyi vermeler, yarın bir kıyamette insanların bir kısmı için arş-ı alimlerin etrafına kürsüler konacak, bu kürsülerde oturacaklar, yüzleri ayın on dördü gibi parlayacak, diğer insanlar feryat ve korku içinde yakalanırken, onlarda korku ve endişe olmayacak. Onlar öyle dostlar ve iğnelerdir ki onlar için ne korku ne de hüzün vardır. Bunlar kimdir ya Resulullah, denildi. Dünyada iken Allah için sevişenlerdir. Kendisinde şu üç haslet bulunan kimse imanın lezzetini kadar, Allah Teala Hazretleri ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisine haktan ayrı başkalarından daha sevgili olması, sevdiği kimseyi yalnız Allah için sevmesi, Allah'ın nutuyla küfürden kurtulduktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak kadar şerit görmesidir diyorlar.
Allahu Teala ve Tevates hazretleri Tevbe suresinde Erkek kadın, bütün müminler tevhidde birbirlerinin velileri dinler. Yani müminler tevhidle birleşme suretiyle, hem dünya ve hem de ahiret işlerinde birbirlerinin yardımcısıdırlar demektir. Şüphesiz ki dini bağ, bağlılık, temeli toprak olan, ailevi akrabalarından daha kuvvetlidir. Dine hizmet etmek, ancak ve ancak bütün İslam aleminde Müslümanların, aynı gaye etrafında birleşip, aynı duygularla ümmet-i İslam'ın ve şeriatlarını her türlü tehlikeden gruba ve zafere ulaştırmakla mümkündür. Hazreti Ömer Radıyallahu anh şöyle buyurmuştur, gece taim gündüz Saim olan malını mülkünü tasadlup eden ve harplerde kahramanca çarpışan bir kimse, eğer sevdiğini Allah için sevmiyor ve buğz etmiyor. Buğz ettiğine de Allah için buğz etmiyor ise, yaptıklarından hiçbir fayda göremez.
Müslümanlar kendi aralarında Allah'u Teala'nın emrettiği şekilde birleşmiyor ve Allah'ın gösterdiği yolun haricinde bir yol takip ediyorlarsa, Allah muhafaza buyursun, zilletin çukuruna doğallanmış demektir. Bir takdirde dinlerinin düşmanlarına boyun eğmek, onların kabzasına düşmek ve istibdatları altında yaşamak mecburiyetinde tanırlar. Allahu Teala Hazretleri Enfal suresinde, Allah'tan korkun ve birbirinizin parasını deltinliyor. Yani Allah'tan korkun, zaaf, soğukluk ve korku usule getirmesi, bu yüzden kuvvet ve azametin, Şevket ve salametin denetlenmesi, şu halde, ancak haftada bir defa camide toplanmalarını, senede bir defa bayram münasebetiyle bir mekanda cem olmalarını ve ömürlerinde bir defa da hac vesilesiyle bütün belgelerden gelip Beytullah'ın etrafında birleşip Arafat'ta hep birlikte vakfeye bulunmalarını emretmiştir.
Kuran Hazretleri mahlukatını, nezih şeriatı Ahmediyeye tabi olmamak, onun kanunlarını verdin kardeşliğinin ihtiva ettiği dikkatleri korumak, söz ve kalp birliği ile, Ahmed ümmetinin bütün fertlerinin haklarını emniyet altına almak suretiyle kendisinin bilinmesi, ubudiyetin hakkı ve rububiyet haklarının yerine getirilmesi için yaratmıştır. Böyle birbirleriyle yardımlaşmak ve anlaşıp birleşmedeki asıl gaye de budur. Bunun içindir ki, Hak Teala Hazretleri, müminlere iyilik ve takvada yardımlaşır, fenalık ve düşmanlık Uylukların da aralarında şuradır, aşıklıktır.
Kendilerine kısmet ettiğimiz rızıklardan onlar masraf da verirler ve ona ki kendilerine, Hac-ı Cihan'ın nasihatleri, eğer tamam Ahvar ve Vecid'leri bize verseler, fakat bizim hakikatımızı en üstünden önce cemaat akadi ile, akadi ile kılmasalar bu halin Araplıktan gayrı bir şey bilmem ve eğer, tamam, Araplıkları bizde cem eyleseler, hakikatimizi da kederimiz yoktur. İnsaf eylemek gerektir ki, nübüvvet tam bulmuş ve vahiy zamanı un katı olmuş verdin kemal bulmuş ve nimet mal olmuş. Binaenaleyh, hangi hüccet ve senet ile bu dini mübini ve tarihi müstahimi, peygamberan izamın vahyi ilahi ile müsbet ve müteeyekan olan kelime-i tevhidi mütefekkasını kendi ham u hayalleriyle itikadatı batıla batılanlarıyla tebdil ve tahmile çalışmak, kışlığında bulunanlar, ah gibi düşünce ve itikatlar setli-i şeriatindir.
Ondan uzak olalar ve sıratı müstakim olan sünneti seniyyeyi terk etmeyerek, enbiyaya ittiba elbette sebebi necat ve müsbir berakattır. Ve ondan şerhi şerhi'ye dikkat ediyorsa, bunun önünde kav ve keder etmek istiyor. Şunu da diyor, anlayışlı olalım, artık peygamberlik aleyhisselatu vesselam Efendimiz ile bitmiştir. İyi kemal olmuş ve bu dinin kendi habu hayalleriyle, itikata atı batıllarıyla, tepkiyle tahmine çalışmak tutarlarında bulunanlar. Şunu söylüyorum, her şey diyor, mezun olmuş ama Kuran'ı kendince bir yorum hadislerde de böyle bir yola başvuracak olursa da, altıncı Çünkü Kuran Azimüşşan'da Kelimatül Kuran diye bir eser var. Mesela bir yerde geçen kelime diğer yerde aynı manaya kullanır. Onun ancak ilimmeyeni, gerçekten okumuş. İşte tefsir, usülü derler bunu, onu da okumuş, hadiste de usul bir esas.
Bunları okumuşsa, o ayette bu kelimenin, o kelimenin hangi manaya geldiğini bile bilmiyorsa ancak bu şekilde. Mesela Maide suresi yüz beşinci ayeti celile var. Bunda sıddık altın Radıyallahu anh sahabe arasında bile bu zuhur etti. Şu, ayeti cemileyi, ayeti cemileyi bakın nasıl yorumlama kalktılar? Ey iman şerefiyle şereflenen kulları, Siz kendinize bakın. Yani kendinizi düzeltmeye bakın. Böyle deyince, Sıdhih A'sa, Radıyallahu anhun diri ayeti denmiş. Bu kendimize bakın demek, sadece şahsınızı ilgilendiren hususlara bakın, diğer insanların erkeğimle demek değildir de. Bu, Bu bunu bildiriyor dedi. Siz kendi nefsinize bakın derken, anlayacağımız dedi bu şekli dedi sizin yanına söylüyorsunuz. O İnkitar suresine bakıyorum da yanlış olmasın. Alimet, nefsin, meakatname ve ah harap. Şimdi huzur-u ilahiye bu durduğu zaman, önden gönderdiğini ve arkadan bıraktığı ne ise onu bilir.
Hadisi şerif hemen dönebilir bu ayet celleyi izah ederken, kişinin, kişinin önden gönderdiği nedir? Müzzemmil Suresi'nde, Sabit, üzerine Suresi'nde Rabbimiz, Celali Celal'i buyuruyor. Rabbimiz, kendilerimizin hesabına, yani yaptığını istiyor ki bir payarası Hayırlı olarak her ne tatmin ederseniz, hayır olarak şu dünyada ömür var iken, hayat rüzgarı başımızda eserken, gün, önden ne gönderirseniz, onu Allah yanında daha hayırlı ve mükafatlı olarak bulursunuz. Şimdi arkadan bıraktığımız neler arkada? Hadi Sivir'e döndüğümüz zaman, kişi bu görüldü, kişi bu görüldü, eğer hayırda bir kişi açarsın, Hep kardeşlerimizi burada yoğunlaştırıyoruz. Aslında bu sohbetlere hiç gerek yok. Oturup bizim görüşmemiz, hani ne oldu bizim şu dediğimiz çalışma, bunu bir müşavirler dedik. Evet, yine sohbeti yapın deyip, müşavirlere etmektir işte asıl kurtuluş bu. Yeniden söylüyoruz bunu?
Ali Efendimiz diyor, radıyallahu anh bana sordu, kaç kişiye delil olabilir? İşte, seksi, garip insan. Bu kimse kedilere bakar, köpeklere bakar. Bir de bunun yanında Kiner çocuklar, esrar Keşteninden, onlara da çok fazla azdıracak şekilde değil. Geçinebilecek kadar paraları verir. Onların başını toplan, istediği. Tesbihatımızın çekilme sebebi ne olur? Oturup, kalkıp konuşacağız. Ben mesela kaç insana ulaşabildin, ve Üstadımız bir gün beni sohbetten baktı. Bir bu mevzuda bürünmemiz mü? Bir yeni insan yeter. Kız, dediği yerle söyleyin, bizim Kürtoğlu Hacı Mehmet Amca, bak Efendimiz ne ileri görüşmede görüşerek çıkarmış. Bize böyle bir ders verdik ki oraya, gelmişse ve onlar alacağını atıyoruz zaten, o anda ölülerle gelir. Bunun yanında okulda okuyan birisi var. O da üniversiteden okuyun, böyle efendimizi öğrencilerden getir. Çok pardon oldu, getirdiği öğrenci. Dedi ki, bunu daha çok.
Çünkü dedi, bu bizim gelirin biz. Siz alınmayacağınızı bildiğim için bir ağaç. Bu hale düşmek. Rabbim. Efendim hiçbir şey olur. Çünkü kalıyor. Çünkü Nuh Aleyhisselam çok uğraştı, baktı ki bir iş hasıl oldu. O iş hasıl bulmayınca çünkü toplu gibi his çalıştı. Yapmış olduğu gemiyi tersledi, tefsin canına hükmetti. Onu kendi elleriyle temizlenip, dinime zarar gelmesin, dinim ihya olsun, kendini iletir misin? Sadece elli veya seksen. Bundan sonra, bakın ne dua ediyorum İsa. Rabbine yalvar bu. Ben yemindim ya Rabbi. Hani bu noktaya gelmiş, fentası bana yardım etti ya Rabbi. Yine Nuh Peygamberimiz müstesna bir peygamberdir. Bütün peygamberlerindeki özelliği gösteren özellikle olurlar. Bunu, Esselam. Bağ, yedi, Şimdi ibadetini diyorum, bir bütün sünnetli evlat olur. Diyelim, Allah'ımızın emrindeki dışındaki hareketlerine. Ve bana itaat edip, ben peygamberim diyor.
Şimdi biz de peygamberim mi diyeceğiz, hayır. Ben de peygamberlerin emirlesin diyorum ki. Bütün ortak özellik budur. Burada kendinize fakat ayeti celilesinde, bu şekilde izah etmiş, hayırda bir çığır açmış ise, şey aktuysa, kim onu takip ederse, bu yoldan bürürse, hiç amelinde eksilme olmadan, deli bulana Cenabı Hak laf ediyor İsa. Deli bu bana. Bunu istiyor Cenabı Hak bizden bu işi. Halimizi, tavrımızı Allah'a emanet. Eğer biz tebliğ ve davet yahut cihadımızı, münkerden neyi, emri ilahi bildirecek olursak, akılda şartlar da geldi. Hidayet bulduğunuz sürece, hidayet bulduğunuz sürece dediğime, şeriatı, tarikatı, marifeti, hakikati yaşadıkçe, ilmel yakin, aymel yakin, haktan yakini gördükçe size zarar veremez. Ondan sonra idi. Neden? Hidayet üzere var. Bu sürece ve ehli ilahi sadece nefis olarak değil, insanların kurtuluşunu temin edecek çalışmalar yapacak.
Yani siz ne yapıyorsunuz buyuruyor Cenabı Hak, Mevla yüz elli cenahizi. Allah'ın yolunda cihad bir yerde çağırmışlar. Burada bin kişiye sohbet edelim sohbet edelim. Allah'ımızın gemileri. Siz yerinize çakılmanız var ya diyor ise Cenabı Bundan dolayı Sami sultanımız, öyle değil herkes kendi başını bir izah alması. Bu gibi düşünce ve itikatta, Sebilin-i Şeytan'ın, şeytanın dönüp, izah çok büyük bereketlidir, sizin Şu fikir harika, işte buna batıl görsün. Biz diyor bir yere bağlandık, bu biz burada. Ne gibi? Onlara batıl. Şimdi cehaletin de eseridir, Fatıma annemiz efendim dediler, necahatı tatmin olduğunu terk edip de hata yoluna, hep siz öğrenmekle alakalı onları göreceksiniz. Başta itikadi bunları ele alır. Ondan sonra ibadet mezunulardır. Güzel adam