Değerli dinleyicilerimiz, Musahabe serimizin birinci cildine küffar ile dost olmamak başlıklı konuyla devam ediyoruz. Müminler müminlerin gayrı kafirleri dost ittihaz etmesinler ve eğer bir kimse müminin gayrı kafiri dost ittihaz ederse o kimse Allah'ın dostluğundan bir şey üzere değildir. Yine Münafıklar şu kimselerdir ki, onlar kafirleri müminlerin dunununda dost ittihaz ederler. Kafirler indinde ululukla izzet ve nusreti mi talep ederler? Eğer böyle itikat ederlerse, itikatları fasittir. Zira izzet-i hakikiye ve kuvvetli asliye ve galebei maneviyenin cümlesi Allahü tealaya mahsustur. Ey müminler, kendi emsaliniz müminlerin gayrı kafirleri dost ittihaz etmeyin. Zira kafirler sizden zarar ve fesat verecek şeyi men etmezler. Ey müminler, kendi kardeşleriniz olan müminlerin dününunda kafirleri dost ittihaz etmeyin.
Kafirleri dost ittihaz etmekle Allahü teala için aleyhinize açık ve zahir beyyine hüccet kılmak mı murad edersiniz ve bu sebeple nefsinize nara müstahak kılmak mı istersiniz? Ey müminler, yahut ve Nasara'yı dost ittihaz etmeyin. Zira onların bazısı bazısının dostudur. Ve eğer sizden bir kimse onları dost ittihaz ederse, o kimse onların zümresinden ve Allah'ın sevmediği kullarından olur. Zira Allahu Teala zalim olan kavmi doğru yola isal etmez. Fazıl-ı Sivasinin Günahı Kebire ve Sahire risalesinde ehli fısk ile huzur, günahı kebiredir denilmiştir. Kabul Ahbar'ın rivayetine nazaran Cenabı Hak Azze ve Celle iki kelimeyi Arşur Rahman altında yazdırdı. Birincisi, bir adam iyilerin ameli gibi amel işlese ve fakat iyilerin amelleri gibi amel etmekle beraber kötülerle arkadaş olsa, onun sevaplarını günahlar kılıp o adamı kötülerle haşt eylerim.
Diğeri, ve eğer bir adam da kötülerin ameli gibi amel işlese, sonra tövbe etse, kötülerin amelleri gibi amel etmekle beraber iyilerle arkadaş olsa onun günahlarını sevaplar kılıp o adamı iyilerle haşr eylerim. Habibim, sen şu kimseleri gördüğünde onlardan yüz çevir ki onlar bizim ayetlerimiz hakkında batıl söze başlarlar. Onlar bizim ayetimizin gayrı başka bir söze dalıncaya kadar onlarla oturma. Eğer sana şeytan unutturmakla onlarla oturmuş bulunursan, hatırına geldiğinde derhal meclislerinden kalk, kavmi zalimle oturma. Binaenaleyh bu ayet-i celileye nazaran Kuran-ı azimüşşan'a ve bilcümle ahkam-ı şer'iyeye tan eden zalimlerle sohbet caiz olmadığı ve hatta şeytan unutturacak olsa bile hatıra gelince derhal kalkmak vacip olduğu anlaşılmaktadır.
Ey iman edenler, eğer küfür ve inkar edenlere itaat ederseniz sizi ökşelerinizin üstünde, gerisin geri küfre çevirirler de dünyada ve ahirette büyük zarara uğrayanların haline dönersiniz. Hayır. Sizin mevlanız, yardımcınız Allahü Teala'dır. Halbuki Allahü Teala yardım edicilerin hayırlısıdır. Diğer bir mana şöyledir. Ey müminler, eğer kafirlere itaat eder sözlerini dinlerseniz, onlar sizi izinizin üzerine eski dini batıla döndürürler, siz de zarar ve ziyan edici olduğunuz halde dönersiniz. Şu halde onların sözlerine bakmayın ki zarar görmeyesiniz. Binaenaleyh bütün işlerinizde ve bilhassa muzdar olduğunuz zamanlarda Allah Teala'dan yardım talep edin. Zira düşmanların şerrini sizden defedecek O'dur. Ondan gayrı bir Mevla yoktur. İtaat ile murat onlarla müşaveredir ve sair hususatta emirlerine itaattır. Ayetteki hüsran dünya ve ahirete şamildir.
Dünyada hüsran, kafirlere itaat ve tezellül ve düşmana arz-ı ihtiyaç etmek gibi şeylerdir. Düşmana boyun eğmek enva-ı zilleti camidir. Ahirette hüsran cehenneme girmek ve cennetten mahrum olmaktır. Amr ibn-ül Cemuh'dan Ahmed rivayet eder. Peygamber aleyhissalatü vesselam efendimiz buyurmuşlardır ki, kulun muhabbeti ve buğzu Allah için olmadıkça iman onun hakkı sarihi olmaz. Sevgi ve buğz Allah için olduk da o vakit velayet-i Hak Teala'ya müstahak olur. Yani Allahü tealanın dostluğunu kazanmayı hak etmiş olur. Hadis-i Şerif'te, bir kimsenin sevgisi ve buğzu ve vermesi, engellemesi uzak durması, Allah için olduğu vakit de imanı kamil olmuş olur. Ve dahi deylemi rivayetiyle hadis-i şerifte gelmiştir ki, ehli maasiye buğz eylemekle Allah Teala'ya takarrup edin ve onlara suhd eylemekle rızayı Hak Teala'yı iltimas edin ve onlardan uzak olmakla Hak Teala'ya yakın olun diye buyrulmuştur.
Eğer kafirler, fasıklar Hak tealanın a'dası ve mebuzu olmasalardı, yani Allahü tealanın düşmanı ve buğz ettiği kimseler olmasalardı, Allah için buğz etmek dinin vaciplerinden olmazdı. Ve efdali mukarribat ve müstekmil-i imandan olmaz ve velayet ve rıza ve kurb-i hak sübhanehu'nun huzuruna sebep olmazdı. Ebu Nuaym hillesinde İbni Mesud'dan rivayet ettiği hadis-i şerifte şöyle gelmiştir. Enbiya aleyhüsselamdan bir peygambere vahyolunup zamanında mevcut olan bir abide varıp tefhim eyledi ki, dünyada senin zühdü inkıtaın ukbada rahat-ı nefsin içindir. Cenabı hakk'ın senin üzerine olan amelini tahsil eyledin mi dedikte abid, o amel nedir deyince cevaben evliyaullah'a muvalat, dostluk ve sevgi ve Allah'ın düşmanlarına adavet eylemektir, düşmanlık etmektir dedi. Elhak ki, şurası bir gerçek ki mahbubun dostlarına muhabbet ve düşmanlarına adavet eylemek muhabbetin levazımındandır.
Muhipbi sadıkın dostları kendi nazarında ne güzel görünür ve düşmanları da bed ve zişt görünür. Bu mana mecazda dahi zahirdir. Bir kimse kimin hakkında muhabbet davası ederse, eğer onun düşmanlarından teberri eylemediyse makbul değildir. Teberri etmezse, uzak durmazsa onu münafıklardan başka bilmezler. Talibi Hak celle ve alaya bu teberri zaruri lazımdır. Hak Teala VETEKADES Hazretleri buyurur ki: Her kim ki kafirlerle muvalat ve dostluk ede, o kimse Hakk'ın velayetinden ve dostluğundan hiçbir şeyde değildir. Yani Hak Teala'nın velayetinden tamamıyla münselihtir. Çünkü muvalat ile muadat bir şeyde cem olmaz. Her kim ki, Hak Sübhanehü ve teala hazretlerinin muhabbeti davası üzerindedir. Fakat onun a'dasından teberri eylememiştir. O kimse davasında yalancıdır. Bu hususta bazı müfessirler demişlerdir ki, o kimse hak dininden bir şey üzere değildir, hiç dini yoktur.
Her kim ki dinden bir nasiptir, Kurbi Hak'tan ve Marifetullah'tan nice hissedar olabilir. Allah size asıl kendinden korkmanızı emreder. Ki a'dası olan küffara zatınızdan muvalat, dostluk sadır olmak sebebiyle demektir. İşte bu tehtid-i azim nehy yolunan şeyin kubhuna delalet eder demişlerdir. Değerli dinleyiclerimiz, Musahabe serimizin birinci cildinin küffar ile dost olmamak konusuna bir sonraki programımızda ayeti kerimelerle inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz.