Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. Sevgili üstadımız, kanatlarımıza birbiriyle iyi geçirmeler için Allahu Teala'da ve tekaddes hazırlıkları, hazırlıkları, Hücurat Suresi'nda müminler ancak gardaştırlar. Aynı düşün, herhangi bir anlaşmazlıkta kardeşlarınızın arasında düzeldi ve Allah'tan korkun ki bu hususta rahmete şayan olasınız buyuruyor. Yani onları küs bıraktırma neyden, Allah'tan korkun çünkü bir vasıta olmazsa bayramlar geliyor da yine barıştan ayırıyor, kardeşler da böyle olmaz, barıştırmayan Allah'tan korkun. Sonra ebedi hayatı tahakkuk edilen imandır. Biz de imanda kardeştık. Üstadımızla en büyük dağı altın olsa zerre kadar imanla değişilmez. Öyle olunca imanda kardeşlik müminlerin haklarını korumak menfaatlarını gözetmekteki din kardeşlığımızı Allah'tan korkarak yapın, kardeşlik olan yerde şefkat ve merhamet vardır.
Efendimiz şu hadis-i şerifinde bunu ne güzel ifade buyurmuşlardır. Kitaptan okuduğum için önce Hacer'larımı yarar Allah'ım lütfen dile. Müminler hep şahıs gibidirler. Bir ağza muzları olduğu vakit vücudun diğer kısmı da uykusunu kaybedip taşlar içinde onun ıstırabını duyarlar. Yani vücut bütün birbirine eklenmiş, sızlayan ağzında bir tanecik diş. Sabahlara kadar uyumayın, güven sürüyor yatağın içinde. Ne oğlum kardeşim o diş gibi dişin için sen öyle diyorsun ya hırlağımdan defeme kadar ağlıyor. Müslümanlar da böyle birbirine eklenmiş kardeşler ve diğer Hadis-i Şerif'te birbirine acımakta, birbirini sevmekte, birbirine şefkat göstermekte müminlerin bir vücut gibi olduğunu görürsün. Bu vücudun bir azası muzdarip olduğu takdirde diğer resimlarla uykuyu gayb edip, taşların içinde onun ızdırabını duyanlar.
Bir kardeşimiz da öyle bir tehlikeye maruz kaldığı, başına bir musibet geldiği zaman çeker, kalkar, uyursa o kardeş değildir. Rahman edene Allah rahmeti der. Filan kimse bugün acımış, yatağına aç yatmış. Eğer onun kocası kadını onun çaresine bakmaz, soyunur, yatağını eder yatar da uyursak onun imanı yok buyuruyor Peygamberimiz. Onun kamil imanı yok demek yani. Bunu da tahlillerini de yapayım. Kamil iman sahibi olsaydı, evinde yiyeceğe, içeceğe götürür o komşusunu, o din kardeşini doyururdu. Müminler, birbirine kenetlenen hüzünlerden meydana gelmiş bir bina gibidirler. Mümin Allah için sever ve sevinir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimse de hayır yok buyuruyor Peygamberimiz. Müminler birbirine kenetlenen yüzülerden meydana gelmiş, tekrar okuyorum meydana gelmiş bir bina gibidir.
Bak, binada taş var, çimento var, kireç var, demir var, tapta var, çivi var bunlar bir araya geldin mi o bina yapılıyor. Şuraya yüz araba taştıktan bir araya gelip yapılmazsa ancak ayaklara değer bina olmaz. Muhammed'imiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz mümin Allah için sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevinmeyen kimsede hayır yoktur. Seni kimse sevmiyor mu? Sen de hayır yok. Sen kimseyi sevmiyor mu? Gidersen de hayır yok. Mümin kardeşi için çok kendini az düşünür. Mümin mümin, kardeşi için çok kendine az düşünen mümin, nefsimi yedi kudretinde tutan Allah'a yemin ederim ki Peygamberimiz buyuruyor Allah'a yemin ederim ki vallahi ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. İman etmedikten sonra üzerine semaya gelin, halyaraları uçurun, trenleri kaçırın, taslılar dökün, tırlar çıkarın, elektrik yapan yine cennete girmeyeceğim işte.
Şalbarıydık bir insan cennete gireceğim işte evleniyorlar. Cennete girmenin için buyur. Öyle demeyince Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe kamil mümin olamazsınız. Bu pek zor işte kardeşlerim. Birbirinizi sevmedikçe kamil mümin olamazsınız. Size bir şey söyleyeyim mi? Buyur Ya Resulallah, onu yaptığınız takdirde sevişirsiniz. Aranızda selamı yayınız. Rast geldiniz müminlere Esselamü aleyküm deyiniz. Tehattu, tehakkü, hedayeleşiniz, muhabbetleşirsiniz. Daha devam edeyim mi buraya? Bunları da söyleyeyim yavrum. Peygamberimiz Efendimiz bizleri diğer taraftan Allahu Teala ve Tekaddes hasretlarını şu Hadis-i Kunsisiyle müjdeliyor. Size hadisin metinlerini okumıyorum ki vantımız keşke tükenmesin, biraz söz geçsin diye. Benim için sevişenlere müjdelehabibim.
Benim için ziyaretleşenlere müjdelehabibim benim için birbirine ikramda bulunanlara müjdelehabibim benim için birbirine itimat edip de dost olanlara benim de muhabbetim tehahbur etmiştir. Ben de o kullarımdan razı oldum buyuruyor. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bir hadisi şerifinde de yedi sınıf insan var ki Allahü Teala hazretleri onları hiçbir gölgenin ummadığı bir günde arşının gölgesiyle gölgelendirir. Evet, bu sınıflardan biri ile, birbirini Allah için severler, hayatlarını böyle geçiren ve bu hal üzere de Fatih'den iki kişidir. Hiçbir gölgenin bulunmadığı günde, Arş-ı Azam'ın gölgesinde yedi sınıf gölgelenir, Birisi de Allah için kardeş olmuş ve kardeşliklarını ölene kadar devam etmişler. İkinci kitaba geçiyorum. Yine üstadımız yazıyorum. İdek Risalesi'nden size bir hikaye. Hikaye olundu ki iki ihvandan birine bir heva arz oldu.
Diğer ihvanına dedi ki, ben illetlendim. Biz ikimiz bir araya geldik, ayağımızı bir araya koyduk, bir düğün çaldık. Öğlene kadar birbirimizden ayrılmayalım, Allah'a zikredelim, Allah'a zikredelim, namazda cemaatatta yetişmenin için beraber konuşalım, böyle ahdettiler. O biri dedi ki, ben illettendim, yine ben eski dostlarıma gireceğim, eğer istersen Allah için olan bu kuvvet ahdini bozalım. Seninle ahdettiydik, gel kardeşlik ahdini bozalım da filanın arkadaşıydı, bak ne hale geldi demesinler, benim yüzümden, senin yüzünde kara olmasın, gel arkadaşlığı bozalım da sen benim yüzümden milletin gözünden düşme kardeşim dedi. Arkadaşı da sana arız olan bir hata sebebiyle uhuvvet akdini bozamam. Sana arkadaş dedi, sana ağrız olan heva inledi sebebiyle bir hata sebebiyle kardeşlik akdini bozamam çünkü kardeş olanlar arşı azanın gölgesinden gölgelenecek dedi.
Sonra Cenabı Hak iller beyninde bir afet yaptı. O dedi ki canın isterse bozma, ben bozdum dedi. Ben kahveye gireceğim, rakı içeceğim, fenalık yapacağım, senden ayrılıyorum ben dedi. O da yaptı Allah'a ve gelme arasında Ya Rabbi, İhvanen Hube'den kurtuluncaya kadar bir şey yemeyeyim, suda içmeyeyim, dedi. Gün de insan ölür, otuz dokuz gün yemedi, içmedi, Günün derecesine geldi. Ağzına pamukla su veriyorlardı. Allahu Teala hazretleri o bir kardeşine nedamet verdi, ağlayaraktan geldi. Beni kardeşlıktan ayırdın mı? Yok dedi, notun büyüyle gülüm haline gelmişsin. Otuz dokuz gündür yemeyyum, içmeyyum, uyumayayım, Allah'a yalvarıyorum, Allah şu kardeşimi heva illetinden kurtar diye Mevla'ya niyazda bulunuyorum.
Ben dedi düzeldim, Allah rızası için öyleyse bana gıcık bulamaz çarpın, yahut azıcık süt getirdin, usul usul ağzına dökün de ayıkıyın usul usul ağzına döktüler, kalktı, oturdu, çok şükür kurtuldun mu diye ve kardeşlik böyle olur. Efendim bizim kızı oğluna almadı, onun için küsüm diyor, gelmiş bana. Kızımı benim oğluma vermediği, onun için küsüm diyor. Böyle sebeplerle kardeş kardeşten ayrılır mı? İnsan Allah'tan korkmaz mı? Allah bizi birbirimizden ayırmasın. Giymedi, suda içmedi. Kırk gün tamam oldu. Her gün Cenabı Hak'tan kardeşinin bu heva illetinden, belalardan kurtulması için dua ederdi. Ham ve kederinden ve zaafiyetinden ölmeye galip oldu. Ülmeye çok yaklaştı vaktaki kardeşimden o heva illeti zail oldu ondan sonra yemeye ve içmeye başladı, vücudu yeniden yerine geldi. Kardeşlerim, böyle kardeş olalım. Nasıl kardeş böyle kardeş? Olmazsa nakledildi ki.
Selef'te geçen güllerde iki ihvandan, biri istikametten ruju itti. O birine dediler ki bu kardeşinden üzülmez misin ki, üzülmesin de bırakmıyorsun? Cevaban dedi ki ihvanlık böyle günde belli olur kardeşim. İhvanın elini tutmalıyım böyle günde. Ben hitap zamanında, tam hitap zamanında lütuf yapmalıyım. Ona dua etmek gerekir ki eski haline vücuvi de bunun zerresi din hakkındadır. Ezasına katlanıp onu affetmek lazımdır. İşte böyle yapmak bu kuvvet hakkında layık ve vaciptir. Onun için arkadaşlarım inan ki yazılan çok sonra konuşuyoruz. Boğazım da soğuktan oturmuş boğazımı ayıklamak, arada su içmek lazım oluyor. Kusura kalmayın. Dinlerken Allah rızası için dinleyin, kardeşlik böyle olur. Devam ediyorum daha. Şeyhimiz bitene kadar, bak evladım işe yar. Arifi Şaban-i Hukuk-u İslam kitabında diyor ki, İhvan'ın zellesi için yetmiş kadar mazurat bir ihtimal bulmalı.
İhvan'ın bir kusur için yetmiş kadar sebep aramalı. Demek ki, şu yüzden böyle oldu bu arkadaş. Şundan oldu, böyle sebepler aramalı. İhvanın zellesi için yetmiş kadar macera ve ihtimal bulmalı. Eğer kalbi o maceratı kabul etmezse kendi nefsine ey nefis, muannit sensin demeli. Senin şöyle şöyle kusurların yok muydu? İşte onları kimse görmediği için yüzüne vurmuyor. Bunun zellesini affet. Yetmişlere mazurat ara, onu affet. Usannıf üstadımız. Usaddı Rahmetullah buyurdu ki Allah rahmet etsin nurlarda çalkansın, kabri rozatun bir su yazıl cennet olsun, ruhani himmetleri özelimizden eksik olmasın, ahirette şefaatından Rabbimiz mahrum buyurmasın. Amin. Şimdi öyle bir zamanda bulunuyoruz ki diyor üstadımız eğer bizden bir fail yetmiş vecih sahih muhtemel ve bir vecih de vechi fasit muhtemel olsa bizden biz yerle sadır oldu, yetmiş türlü iyiliği vardı, neticede kötü olma ihtimali var.
Bilmem başımızdan bir hadise geçti. Mustafa'nın ailesini zorla boşalttıklarında adamın biri diyor ki kız sahibine, karabiber der diyor. Hacı Hasan Efendi'nin sevdiği memleketlere, Konya'ya, Kayseri'ye, Adana'ya, Ankara'ya geleyim, onun senin kızınla beraber olduğunu diyeyim. Kız sahibi diyor ki elime, elimi böğürüme koyup da can vereceğim. Allah'ın huzurunda ne diyeyim ben diyor. Canın isterse harçlık vermezsem ben giderim, geliyor. Her yerlere böyle haber veriyor, hepsi de gülüşüyorlar, yalansın diyorlar. Rezil geliyor, sonra motorun altında kafası kaldı öyle, eberdede demeyeceğim, öldük, etti. Allah kusurunu affetsin. Benim hakkımda zaten helal ettim. Hiç kimse de benim hakkım yok. Hali olsun bin boruyla. Öyle ne kadar ihtimal var da bir tefik, vecih, faside muhtemel olsa yetmiş sahihi vechi atarlar da vahiy olan, uzak olan bir vechi alırlar.
Yani yirmi, yetmiş türlü bu adamın bu hususta, usuru yok. Bir, ecik ihtimali vari eline alır da vaid veçalılar da nefislerini def etmeyi, ihvanını takdir etmeyi, fırsat ve ganimet verirler. Bu ise kendisi şeytandır. Şeytanın pisliğindendir buysa. Buyurdular ki: Bir abin, bir afihillaha muvaffak olursa, Allah için bir ihbahana muvaffak olur da bir insanla kardeşlik kurabilirsen, Cenabı Hak o kimseyi cennette bir derece daha yükseltir, bir derece daha halk eder. Yani yetmiş derece, cennette var, yetmiş dereceye bu kimselere itikaden ve ulaşır. Onun için kardeşlerimizi çuvallayalım, birbirimizle muhabbetleşelim, kardeş olalım, Allah bizi kardeşlarımızdan kayırmasın, şeytana uydurmasın, ayağımızı kaydırmasın, amin. İbn-i Mübarek buyurdular ki mümin olan huzur talep eder. Gözünü söyler, hüzün dilerim der. Münafık olan da kusur arar.
Allah'ımız da Kuran-ı Kerim'de Birbirinizin kusurunu araştırmayın kullarım. Üstünü örtün. Hazreti İsa buyurdular ki kavmine dedi ki bir adam uyur kana eteğini rüzgar atsa, affedersin bürünse üstü ne yaparsınız? Hemen bar verip üstünü ürperin topuğuna kadar. Siz öyle etmiyorsunuz, takırtlağına kadar açıyorsunuz. Biz böyle yapmak ki hayisa. Dediği bir kardeşiniz anılınca şöyle kusuru var deyince ben de şunu gördüm, ben de şunu gördüm, ben de şunu gördüm diye niye diyor Yavuz? Neyin için söylüyor Yavuz? Helen köyünde üstadımızdan çıkınca Ömer Bey'in yazı hanesinde Niyazi berdeler birisi üstadın divelliullah Abdullah Efendi hakkında birkaç söyleyince bir dakika rica ediyorum. O babamın kardeşiydi benim de kocamdı.
Hazreti İsa aleyhissalatu vesselam büyüteceğini sihirde açıyorsunuz deyince her taraftan dediler ki Niyazi Bey tövbe et bakarsın efendim, neler söyledim de bize bu uydu söylediğimin adam Tevbehit'ti. Teşekkür ederim dedi. Ben bir daha böyle hataya düşmeyeyim. Kardeş değil mi? Kardeşlarımızın kusurlarını yürütelim inşallah. Bir daha vardı bizim sevkiyatlarda. Fazıl İlyas buyurdular ki asıl fütuhve ihvanın zellesini affetmektedir. Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimiz bir hadisinde buyurdular ki buyurdular ki kötü komşudan Allah'a istiaca yerin Allah'a sığının. Şeytanın şerrinden Allah'a sığının. Nefsin şerrinden Allah'a sığının. Kafirlerin şerrinden Allah'a sığının. Kötü arkadaşların, kötü komşuların şerrinden Allah'a sığının. İsabeti ayından Allah'a sığının. Çok kitaptan hatırıma neler geliyor ama baktım yok. Boğazım kuruyor, Bismillahirrahmanirrahim Yusuf için.
Fakat kainat Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz bir hadisinde buyurdu ki hadis-i şerif, kötü komşudan Allah'a sığının ki hayır görürse sehr eder. Hayır görürse gizler kimseye duymasın da bu adama iyi demesinler diye onu gizler. Gel görürse ifşa eder bütün insana duyurmaya çalışır. Bundan Allah'a sığının böyle komşular. Allah şerrtmek o hafıza etsin. Böyle akrabalar da var. Yani iyilik görür, görür, görür hiç kimselere söylemez. Kötülük gördün mü alemle ifşa eder. Akrabanın akrabaya kimse bilmez ne ettiğin? Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğin. Bununla ezberinizi alın. Akrabanın akrabaya kimse bilmez, ne ettiğin? Yalnız akrabanın akrabaya kimse bilmez, ettin. Akrabanı, akrabanın akrabaya, akraba bitmez ettiğin. Akrep suarsa doğru şeyleri dinleyenler. Akrep soktum mu yedi tane kuvvet innesinin yerine geçiyormuş.
Lakin inneli ottular, bunu verdin de diyordun, sardım mı derhal kesiliyor acısı biiznillahi teala. Hiçbir şeyi bulamasan da o soktuğu inanıyorsa yirmi dört saat sonra geçip geliyor, bir daha ahırı duyulmuyor ama akraba sokarsa, komşu sokarsa, ummadığın insan, ya meğer, hiç ummadığın adam seni sokacak olursa bir sene geçiyor da hatırımdan çıkıyor mu? Filan yerde benim hakkımda suyla konuşmuş, bir sene barışamıyor. Çünkü onun innesi daha açık. Akrabanın, konsunu ve arkadaşın ummadığı yerden gelirse çok kötü. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyuruyorlar, her kime iyilik edersen sakın ondan geldin mi? Niye ya Resulullah, kimse böyle yapar mı? İyilik ettiğin adamdan kötülük gelir mi? Iyilik buyuruyor ya, sılman katak. Seni sılari tat eden, evine gelmeyen akraba komşuya sen var da barış. Ben böyle yapardım diyor peygamberimiz. Sana zulmedsen affet.
Seni mahkum edene sen ver, ben öyle yapardım diyor Peygamberimiz. Kötülük edenlere iyilik et. Neden ya Resulallah iyilik ettiğin yerden kötülük gelir? Dur bakalım bir o adama kötülük ettireyim de sufranda büyüdüm, dedim kesemle beslendin, yokluğunda yetiştin diye başına kalkacak mı yoksa? Yaptığı da rızayı hak için mi yapmış? İhlansula mı yapmış? Eğer böyle başına kalkacak olursa, dört sene yaptığı iyiliği başına kalktın mı, kırk senelik ameli mahvolur gider. Yani yaptığı iyilik. Demek ki onun için yapmışsın sen. Allah için yapmamışsın yavrum. İyice dinlere ibret Allah Allah aşkına. Bu zannnif, geç bir. Tam risalesinde tafsil et vardır. Bu hususta daha tafsil et, daha görüşüyor. Musannif, üstazı Azam efendimiz. Allah şefaatine nail etsin. Rıza binlayete alellim fatihi. Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler sona erdi.