Müminlerin Kardeşliği ve Birliği kaydında Rabbi Zülcelal'imiz Hucurat Suresi onuncu Ayet-i Celilede. Ayrıyeten Hucurat Suresi'ne Edep Suresi'ndedirler. Bir de müminin şerefini beyan sadedinde, ya eyyüheallezine amenu, ey iman şerefiyle şereflenen kullarım diye bu hitap çok geçer ve insanın kendi şahsıyla, etrafıyla olan münasebetlerini Rabbi Zülcelal'imiz beyan buyurur. Bundan…
Rabbi Zülcelal'imiz Hucurat Suresi onuncu Ayet-i Celilede. Ayrıyeten Hucurat Suresi'ne Edep Suresi'ndedirler. Bir de müminin şerefini beyan sadedinde, ya eyyüheallezine amenu, ey iman şerefiyle şereflenen kullarım diye bu hitap çok geçer ve insanın kendi şahsıyla, etrafıyla olan münasebetlerini Rabbi Zülcelal'imiz beyan buyurur. Bundan dolayı Edep Suresi de denmiştir. Bu Sure-i Celile-i Cemile'de Mevla'yı Zülcelal'imiz, İnnemel müminune, Yıka. Müminler ancak kardeştirler. Yani birbirlerine sırt dönen, ondan sonra ondan uzaklaşan, ona haset eden, onu gıybet eden, dedikodusunu yapan kimse değildir. Nedir? Müminler ancak kardeştir. Rabbi Zülcelal'imiz bu kardeşliğimizi yine kitabı Kerim'inde Essahizübillah, Tarikat-ı Aliyyede dört basamaktan haber verilir. Fenafil ihvan, fenafil şeyh, fenafil resul ve fenafillah.
Bu fenafil ihvan, müminlerin birbirlerine sevgi ve muhabbet içerisinde olmalarını beyanda bu ayetçiliğeyi ele alırlar. Esselamü. İyilik ve takvada birbirilerinizle yardımlaşın. Hemen diğer bölümü birinci kısmı tefsir ediyor adeta. Ne buyuruyor? Kötülükte ve düşmanlıkta asla, isyanda asla. Çünkü birbirinin kardeşidir. Müminler ancak kardeştirler. Belki arada bir anlaşmazlık olabilir. Nefis durmuyor. Daha nefsimiz mutmainle deyin, her oyunu oynar. Bir an iyi oluruz, bir an değişiriz, yapar o. Çünkü her nefes bizimle beraber göz açıp yumuncaya kadar ondan da daha az bir zaman da olsa beni nefsime terk etme ya Rabbi buyurunca Aleyhissalatü Vesselam efendimiz hep içimizde. Ondan dolayı araya fesat sokar. Fitne sokar. Şeytan zaten damarda kanın devrettiği gibi dolaşıyor. İnşallah Ramazan-ı Şerif bittiğinde de çözülüp ortalığa çıkmaz. Çünkü yolu var.
Eğer kişi Allah'ı zikrilecek olursa üzülerek geri çekilir. Ve ibanesiallah iltagamla kalbe. Eğer Rabbi Zülcelal'imizi unutursa o kalbi istila eder. Es şeytan yeltakimu kalbe ibn-i adem. Diyoruz ya biz demiyoruz Allah'ın Rasulu buyuruyor Sallallahu Teala Aleyhisselam. Ramazan-ı Şerif girdiği zaman şeytanlar bağlanmış oluyor. Yine bağlayalım diyorum diyoruz. Yine bağlayalım. Nasıl bağlayalım onu biz? Nasıl bağlaması? Okuduğumuz hadisi şerif. Eğer Allah'ı zikredersek üzülerek geri çekilir ve dahil olamaz tabii. Çünkü şimdi vatanımızı muhafaza için ne var? Biliyorsunuz ya Suriye sınırına öyle bir duvar yapıldı ki çok müstesna ve askerlerimiz de var. Onlar bulunduğu için ve bir duvar da çekildi. Askerlerimiz de var. Diğer korunmak için, muhafaza için kullanılan vasıtalar da var. Bunlardan dolayı düşman içeri giremiyor. Yeter ki içimizde olmasın. Düşman içeri giremiyor. Aynen bunun gibi.
Bizim de etrafımızı, Evliyaullah'ın ruhaniyeti bir duvar gibi çevrelerse, Zikrullah gibi de bir mayın olacak olursa şeytanın dahil olması mümkün değil ve nefisle oyunu oynayamaz tabii. İşte böyle nefsin bir oyunu olduğu zaman kardeşlerinizin arasını düzelteverin. Dedik ya, Hucurat Suresi, Edep Suresi, bir Ayet celile daha var. İnsanlara baktığımız zaman insanların çoğu oradan buradan gelen sözlerle birbirlerine düşman. Halbuki Kuran-ı Kerim bizim hayatımızı tanzim için gelmiştir. Bir baksak, bir bilsek aldanmayız. Yani şöyle bir düşünsek, ya bu söz söylenmiş ama bunun aslı nedir bilmem nedir diye araştırsak kurtuluruz. Ancak bunu bilen kimseler. Sami Efendimiz Hazretlerine, Kaddafi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'a üstadımızdan çok söz gider. Devir müsaitleyin, efendim işte şöyle toplanıyorlar, şöyle zikrediyorlar.
Müminlerin Kardeşliği ve Birliği kaydında Rabbi Zülcelal'imiz Hucurat Suresi onuncu Ayet-i Celilede. Ayrıyeten Hucurat Suresi'ne Edep Suresi'ndedirler. Bir de müminin şerefini beyan sadedinde, ya eyyüheallezine amenu, ey iman şerefiyle şereflenen kullarım diye bu hitap çok geçer ve insanın kendi şahsıyla, etrafıyla olan münasebetlerini Rabbi Zülcelal'imiz beyan buyurur. Bundan…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hatta, hatta annemize kadar sirayet etmiş, anamız Sami Efendimizi koruma amaçlı diyor ki efendim, bak genç bir kimse Hasan Efendi sahip olsak şöyle sözler geliyor. Dur hanım, sadece o dıştan gelen sözlere bakma, kendisi İslam hukukçusu aynı zamanda. Darulfünun o günün hukuk fakültesini bitirmiştir. O günlerde Mecelle var. Osmanlı'nın idaresinde Mecelle var. Buyuruyor ki iki taraf dinlenmeden verilen hüküm yanlıştır Nur hanım. Bir Hasan Efendi'yi dinleyelim, üstadımız geldiğinde. Aynen buyururlardı bir hapının, bir zemberek deriz eski bir usul, hapının neyine diyelim artık koluna basıp içeri girer gibi bütün letaiflerini dolaşır, mübarek ayaklarının sesini bile işittim buyururlardı. Sonra elhamdülillah la yekafune levmete laim, kınayanın kınamasından çekinmeyin. Vazifenize devam edin buyurur. Diyorum ya bak, dıştan tehlike değil içten. İçten tehlike. Bazı hadiseler olurdu.
Edep Suresi deyince onun edebi Muhammedi'sinden bir şey söyleyeyim Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Bazı haller olurdu. Sözler olur. Dedikoddular buyuruluyor ki ben böyle bir şey bilmem, yolumuzda böyle bir haller olamaz, ben hasetlik nedir bilmem dedi zaten. Ben hasetlik nedir bilmem buyururlardı. Sami Efendimiz hazretleri sorarlar, Hasan Efendi bir havatir oluyor mu gönlünüze düşünceler neler? Ben havatir nedir bilmem, yummuş, arınmış tertemiz Allah'ın yüce velisi. Arınmış, arınmış, durulmuş, temizlenmiş, pak olmuş ve bu pak oluşta da çok kararlı, çok kararlı, şuurlu ve idrakli akıllı. Eğer aklımızı idrakimizi kullanmazsak bizi şaşırttırır. Bir Kuran-ı Kerim, bakayım da buradaymış herhalde. Kuran-ı Kerim'de bunu biz çok söyleriz. Bu olmazsa biz burada kardeşliğimizi de anlatsak vesair konulardan da bahsetsek, şu hususlara riayet etmedikçe zor diyoruz.
Biz de şu güzellik zahir olursa her şeyi Allah'ın izniyle Rabbi Zülcelal'imizin emrine öyle bir sarılırız ki tarif edilmez. Sadece beden olarak da değil, halb olarak da sarılırız. Gönül olarak da sarılırız. Bu gönül olarak sarılmayı, mesela biz oruç tuttuk ama kalbimizin oruç tutması, ruhumuzun ve sırrımızın da oruç tutması. Hani kalpten geçen yanlış bir düşüncenin orucu bozacağına dair Evliyaullah'ın görüşleri var. Şer'an demiyorum. Yine şer'an. Şeriatimizin tarikat ve marifet ve hakikat süzgecinden geçen kimseler. Yani tarikat deyince, şeriat deyince ayrı değil. Şeriatın ihsan boyutunda, Cibril hadisiyle bu mel'le zaten, mel'İslam sayıyorlar. Mel iman, imanın esasları. Mel İslam Allah'ımızı görür gibi taat kılmak. Bütün vazifelerimizi o şekilde yapmak. Bu duyguda olduğu zaman bu şeriat zaten şeriatın çok hassas noktaları. Bunu nasıl elde edeceğiz biz?
Mesela yakınıyoruz bundan, çokça yakınıyoruz. Diyoruz ki, bunu hem de hoca kardeşlerimiz söylüyor. Görünüyor ki ibadet ve taatimizin, bunu defalarca anlattık. Lezzetini, hazzını duyamıyoruz. Şuradan ileri geliyor. Eshab ile. Gaf suresi yirmi yedinci Ayet-i Celile. Bunu tefsirlere baktığımızda, bilhassa ruhlu olan, gönül yönünü ele alan tefsirlerde görürüz. Ancak ancak kalbi olan kimseler buyruluyor anlar. Biraz izah etmek gerekiyor. Çünkü bu bizim gönlümüze yerleşmedikçe konuşulanların hiçbirinden bir şey anlamayız. Bakıyorum radyolar öyle. TV'ler öyle, ondan sonra her yerde öğütler, nasihatler, çok güzel de konuşuyorlar. Çok güzel konuşuyorlar. Hep bunlarda ders almamız neye bağlı? Bu Gaz Suresindeki otuz yedinci ayeti celile'ye bağlı. Ancak kalbi olanlar buyuruyor. Kalbi buyurulması anlayışı olan, tefekkürü olan, marifet ehli olan kimseler dinmek isteniyor.
Mesela hislerle anlaşılması var işin. Bunu bir hayvan dahi anlar. His. Diyelim ki bir çukurdur, kendisini derhal çeker. Diyelim bir yiyecek hususunda, yiyecek hususunda ne yapar? Onu koklar, ondan sonra alır. İnsanda duyular var. Koklama duyusu var. Görme var. Duyma var. Dokunma var. Var bu duyular. Hayvanlarda da var ama akıl yok. Hayvana dinse ki, bak şuradan gelip getiriyorsun o kadar insanlar buradan işlerini görüyorlar, burayı kirletme, şöyle bir kenara çekil desen bunu hiç anlamaz. Bak şuradan geçiyorsun. Şu güzel mescidimiz'in, efendimiz aleyhissalatü vesselamın emri Muhammediyesiyle yapılan Kalender Camii'nin önünden geçiyorsun. İki rekat bir namaz kıl desen bilmez. Çünkü içgüdüsüyle hareket ediyor hayvandır. Bilmez onu. İçeri giremez. Bilmez. İçeri girip namaz kılmayı. Çünkü akıl yok. Ama biz ne yapıyoruz? Şu anda akıllıyız diyelim. Allah'ımızın lütfu ve keremi.
Bu marifet ve hakikat dediğimiz hususları gönlünde nur olan kişiler marifet erbabı kimseler, uyanık kimseler, kalbi şerhi açılmış, Allah'ımızın arşına açılmış kimseler. Gel bu işi biz hakikatle anlayalım. Hakikat gözlüğüyle görelim. Marifet gözlüğüyle görelim dense, o insana bin sene anlatsanız bunu anlamaz. Çünkü o hikmet nuru yok gönlümüzde. Basiret yok. Göz var ama gönül gözümüz yok. Bunun için bu noktaya gelmedikçe mümkün değil. Bize çok soruyorlar. Aslında kardeşlerimiz, üstadlarımızın kitaplarını okusalar hepsinin izahı var orada. Görürler ki bu göz nasıl açılacak? Bu göz nasıl mı açılacak? Şu zahiri gözümüz Allah'ımızın razı olmadığı yerlere bakmayacak. Şu kulaklarımız dinlemeyecek. Şu dillerimiz gelişigüzel söz etmeyecek. Hatta hayırlı kelamda bile öz bir ifadede bulunacak. Çok kısa bir beyanda bulunacak. Böyle olmazsa açılmaz. Riyaya edeceğiz azalarımıza.
Tabii günahlardan kaçmak suretiyle bir de özellikle bunu araştırdım. Allah'ımız başta nefsimize tesirini lütuf buyursun. Birincisi buyuruyor, tefsirlerde gördüm. Kaydettim çünkü sorular gelin. Bir kere hatalardan uzaklaşacağız. İkincisi, ikincisi azalarımızı muhafaza edeceğiz. Ne için yaratılmışsa onu o yolda istimal edeceğiz. Üçüncüsü de kimin bizi gördüğünü, bildiğini, duyduğunu bunu idrak edeceğiz. Rabbimizin azamet-i ilahiyyesini bileceğiz. Rüceliğini tanıyacağız. O zaman mümkün değil. Tir tir titr. O titreyiş inşallah dua buyurur Cenabı Hak yaşamaya muvaffak kılsın. Büyük bir zevktir o. Onun o anda, mesela haramları yapmıyor zaten. Şüpheli olan işleri de yapmıyor. Herhalde bile dikkat ederken onun gönlüne doğan nuru tarif edemezsiniz. O ilahi bir zevkin çizdin o anda.
Çünkü Rabbimiz sen benim emrimi gözetliyorsun kulum, ben de seni gözetliyorum, ben de seni koruyacağım, muhafaza edeceğim buyuruyor. Nasıl koruyacak? Nasıl muhafaza edecek? Esselamle. Biz onun yolunda gayret gösterince, mesela imanımızı zedeleyecek bir harekete girmiyoruz. Bir şüphedir vesairedir. Kalbimizin bozulmasıdır. Emri ilahiyede bir tereddüt hiç katiyen Rabbim emretmiştir diyeceğiz. Allah korusun, müceslime gibi vesair yanlış yollar. Deizmi demek istemiyorum hiç. Allah'ımız yaratır da hiç onun hareket tarzını ne yapacağını, ne edeceğini tespit etmez mi? Etmiş Cenabı hak zaten. Bizim yemeğimizin tuzuna kadar haber veriyor Cenabı hak. Neyse yemeğin tuzu diye Kuran-ı Kerim'de Ayet-i celîle var mı? Kuran-ı Kerim'in tefsiri mahiyetinde olan aleyhissalatü vesselam efendimizin mübarek sözü, işini düzgün ve doğru yapanı Allah sever buyuruyor. İşimizi düzgün ve doğru yapacağız.
İkramımızı en güzel şekilde sunacağız. Demişler ya, Kuran Azimüşşan bizim hayatımızın her anına hitap ediyor. En ince teferruatına kadar daha bilmediğimiz neler neler söyleyin demiş. İşte bir çuvalundan ne kadar ekmek çıkar yazıyor Kuran-ı Kerim'de bu demiş. Nerede yazıyor? Bir çuvalundan ne kadar ekmek çıkar? Enbiya Suresi'nin baş kısımlarında, ilk sayfasında sürer. Açmayayım isterseniz, belli. Bakarsınız. Esraribinle. Bilmediğiniz bir hususta bilene sorun. Gel diyor bir fırıncı babaya varalım. Diyor ne kadar çıkar? Yirmi kadar çıkar evladım. Her şey onda mevcut. Rabbimiz tespit buyurmuş. Şimdi konuşulur, görüşülür. Bunu şunun için söylüyorum, O Kaf Suresindeki tekrar tekrar söylüyorum. Bu otuz yedinci Ayet Celle bunu yaşamadıkça anlayamayız. Yani kalp gözümüz açılmadıkça, gönül gözümüz açılmadıkça halim müşahededirler. Bu nimetlere ermedikçe kuru kuruya bir taat yaparız, kuru kuruya.
Mesela oruç diyoruz. Teravihi diyelim, oruçtan ifade ettik. Teravihi namazını kuru kuru olmaktan çıkarıp da onun içerisine bal konmuş bir lokma gibi olmasını nasıl izah edelim? Onlar namazlarında huzur ve huşu içerisindedirler. Huşu olmayan namaz şayan-ı kabul değildir. Huşu nedir? Cenabıhakk'a saygıdır. Bu gönlün işi. Dile gelmez. Dille haber verilemiyor. Eshable inlemel müminin ihva. Müminler ancak kardeştir. Feaslihu beyne hhaveykum. Kardeşlerinizin arasını düzeltiverin. Aman ha seyirci kalmayın, bu da vebaldir. Hele bir tip olursa Allah muhafaza buyursun, biz hidayet dileyen kimse olmalıyız. Gelin bunları da biz kirletmeyelim sözümüzü de, sohbetimizi de, kardeşlerimiz dinlerken böyle bir söz duymasın. Mevlana'mızın dediğine dikkat edelim. Mevlana'mız buyuruyor ki, ben muterizlere cevap vermekle meşgul değilim diyor. Ben ancak arzu edenlere ilaç hazırlamakla meşgulüm.
Bizim hayatımız bu olsun. Hiç gerek yok. Bunlar bizim beynimizi ve gönlümüzü yaralar. Vet tegullah, arayı düzeltmeme hususunda Allah'tan korkunuz, düzeltin aman korkun da. La lekun turhamun, ta ki Allah'ın rahmetine nail olasınız. Ne dedik biz? Edep Suresi birçok insanların arası neden bozuluyor? Oradan buradan gelen sözler araştırma yok. İşte Sami efendimizi misal olarak veririm size. Bir dinleyelim diyor ve halk belli oluyor. E bizseydik Böyle bir fasık haber getirdiği zaman araştırın diye buyuruluyor. Hemen böyle mi demeyin ki müminler arasında sıkıntı çıkmasın. Bizim en çok bir araya geleceğimiz zaman şu an bizim daha çok bir araya geleceğimiz bir vakit. Böyle bir zamanda fitneye yol had'iyen açmayalım, Sevgiye yol açalım. Muhabbete yol açalım. Bundan bizim çok istifademiz olur Rabbimizin lütuf ve Kerem ve İsraıyla. Çok faydalanırız biz. Ne yapalım biz?
Bakın ne güzel söylüyor şairler. Yunus Emre. Ben gelmedim davi için. Ben, beni işim Sevil için. Benim işim sevil için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim. Ben gelmedim davi için. Ben şuyum, boyum, böyle olacağım. Yüksek makamlar olacak. Ne olacak? Dünyada şöyle varlıklı olacağım. Bunun için gelmedim ben. Benim işim Sevi için, benim işim Allah'ın kullarını sevmek, muhalif olanlara, dostlara olan sevgi, muhalif olanlara da sevgim onların hidayetini istemekle. Dostun evi gönüllerdir, gönüller görmeye geldim. Hakkı gerçek sevenlere cümle alem kardeş gelir demişler. Daha çok güzel sözler var. Yani bu tefrikaya, fitneye hiç yol vermeyeceğiz. Müminlerin arası hep bundan bozuluyor. Bunu bileceğiz. Bakın Mehmet Akif Ersoy, Rahmetullahi aleyh ne diyor? Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.
Yeter ki Ashabı Güzi'nin bize Ashabı Kennücum Febeyyi'yi Mitdedeytum mihhtdedeytüm, sahabelerim yıldızları gibidir. Hangisine uyarsanız hidayete erersiniz. Bak, iki sahabenin arasında bir sıkıntı meydana gelir. Bundan istifade eden bir münafık gelir ki onlardan birine, o kardeşin sana ne kadar kötü sözler söylemiş. Çekil be I münafık. Biz aramızda öyle bir çekişme bilmem falan olsa bile yine birbirimizin kardeşiyiz der. Bunu demedikçe mümkün değil. Gerçekten bunu çok görüyoruz. Bir mum diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez buyuruyor Mevlana'mız. Bir mum diğer bir mumun ışığıyla aydınlatmakla bir şey kaybetmez. Diğer mumu tutuşturmak suretiyle daha bir ortalık aydınlanır. Daha bir nurlanır. Müminler bir araya geldikçe, mesela dünya üzerinde düşünüyoruz, bunu siz biliyorsunuz. DÖKüp, devirip dökmeye gerek var mı bilmiyorum.
Yani halkı Müslüman olan ülkelerin birbirlerine sırt dönmeleri ne kadar acayip oluyor? Ne güç vermiş Cenabı Hak Müslüman ülkelerimize, ne kadar İslam ülkelerine fakat bu gücü ve kuvveti müminlerde toplamamak için aralarına ne kadar fitneler, ne kadar fesatlar savruluyor. Cenabı hak korusun. Ondan dolayı Ayet Celle çok mühim. Bakın bir Ayeti Celile daha okuyayım. Eshabüle. Ve atiyullahe ve resule. Allah'a ve Resul'üne gönülden boyun eğerek itaat edin. Şunu da diyeyim. Bu anti parantez diyoruz ya, mesela kalbi olanlar anlar. Bunu hiç unutmayacağız. İkinci unutmayacağımızda yapacağımız vazifeleri çok ciddi yapacağız. Mesela mescide geliyoruz değil mi? Adet kabilinden gelmeyeceğiz. Böyle gelirken işte beş vakit namazımı kılalım derken Allah'ım, bu davet zatin daveti namaza sen bizi davet ediyorsun. Ondan sonra affımı ve mağfiretimi, bağışlanmamı talep ediyorum senden Ya Rabbi.
Bu mescide gelirken ne olur, gönlümü de mescit etmek suretiyle senin arşın olsun, kendin kenzi ilahi maden olsun, kalbim senin muhabbetine hane olsun, Beytullah olsun, düşünceleriyle candan böyle. Mesela Bayezid Bistami Hazretleri ezan okunuyor, mescide girmiyor. Buyurun efendim. Buyuruyor ki kendimi haize bir kadın gibi görüyorum, giremem. Bu kadar günahlarımla Rabbimin huzuruna nasıl gireceğim? Her taatimizi, her taatimizi bu şekilde yaparsak ancak öyle adım atılır. Diyorum ya bak, sorular geliyor. Diyorlar, efendim anlatıyorsun. Askerden yazıyor. Efendim dediklerin hiçbirini yapamadığımın üzüntüsü içerisindeyim diyor. Biz bir şey değiliz. Belki size bu ilahi nimetleri sunmakla bir berekete nail olur muyuz diye çalışıyoruz. Hepimiz bir korku içerisindeyiz. Güven yok ki. Süfyani Sevri Hazretleri'nin beli ikiye bükülmüş de neden böyle?
Bak genç arkadaşlarınız sizin hep genç, benim hocam diyor kelime-i şehadeti getiremeden ahirete koyup gitti. Bunu görenin diyor, beli nasıl doruk gibi böyle düz olabilir, onları düşüne düşüne ben ahiret gam ve kederiyle bu hale geldim diyor. Böyle bir tefekkür istiyor, böyle bir tefekkür. Dersimizi okurken aman ha akşam olmadan yetiştireyim olmasın. Böyle candan olsun. Yani bir işimize giderken dahi Allah'ım rızkımı helalından lütfet, Aman ha, yanlış yapmayayım. Böyle devletin işinde de, devletimizin işinde de aman suistimal olmasın. Çünkü bana takdir edilen bir maaş var, hakkını yerine getireyim. Böyle sadece bunda da değil. Her şeyde hakkını yerine getirmek. Yolda yürümenin hakkı var. Nedir? Ve le temşifil ardu meraha. Yeryüzünde şımarık şımarık yürümeyin buyuruyor Cenabı Hak. Semanın hakkı var, ibret almamız için. Yolda diyelim bir kimse denk geldi, üzerimizde hakkı var.
Onun hali hatırı sorulur. Evde, evdekilerin, biz hanım kelimesini pek kullanmayız büyüklerimizden edep olarak. Hatta onlar nasıl derler? Evdekiler, işte buna münasip sözler, hanımım, eşim, evet, kullanılıyor da büyüklerimizde bunu diye böyle. Böyle bir hizmetinizi ifadeleriyle güzel beyanlarda bulunurlar. Hani onun acaba hakkı üzerimizde nedir? Çocuklarımızın nedir? Yatağa girdiğimizde yatakta hak ve hukuk nedir? Hiç öyleyse istirahat etmeyeceğiz, ineceğiz. Asıl istirahat böyle olacak. Bu sıcak yatakta yatıyorum ama kabirde nasıl yatacağım? Ne olur? Nasıl? Asıl rahatlık burada nasıl derseniz, kabirde yapmış olduğumuz ama ihlasla, ihsanla, takva ile yaptığımız saatler bize gelip yoldaş olacak. Bundan daha güzel ne olabilir ki? Böyle ciddi tutacağız. Sami Efendi hazretlerine, KaddeSallallahu Sırra, Esad Erbili Hazretlerinin iki hazretinde bir cümle var.
Buyuruyor ki, bu yola girişinde şevk ü şetaratını gördüm diyor. Çok aşklı, şevkli ve muhabbetli. Daha üstadın huzuruna gusül abdest almadan girmemiş. Sırf büyük bir saygı. Nasıl büyük bir saygı. Mısır bir edep. Zaten edep üzerinde şu sözü çok söylerler. Edep bir tac imiş Nuri Hudadan. Giy ol tacı emin ol her beladan. Her şeyinde edep. Ahlak. Mübarek sesin de edep. Bağırıp çağıranlardan değil. Gönül rencide edenlerden değil. Üstatımız hazretleri. Diyor aman ha İhvan'ın kötüsü olmaz. Hakk'a, hukuka riayet edin. Ne kadar dikkat ediyorlar? Ne kadar riayet ediyorlar? Her şeyinde. Esselamü ve addiullaha ve resule. Allah'a ve Resul'üne gönülden boyun eğerek itaat edin. Ve la tenazau. Sakın ha birbirinizle çekişmeyin. Allah korusun. Aksi halde birbirinizle çekişip korkuya kapılırsınız da bütün heybet ve kuvvetiniz gücünüz kaybolup gider. Yani bir milyarlık İslam alemi. Kudüs'ün müftüsüydü.
Bir ara dedi ki, Müslümanlar dedi bir araya geçse de tükürse tükürüklerinde bunlar boğulur gider. Evet. Vaspiru. En sıkıntılı anlarda bile zorluklara göğüs gererek sabredin. Cenabı Hak daima sabredenlerle beraberdir. Ayet-i Celile çok mühim. Biz Ahzab suresinin tefsirini, İslam menüsünde şimdi ilahiyat oluyor ya, İslam menüsünde gördük. Bu dersi verirken hocamız bu Ayet-i celîle'ye ben duracağım dedi. İzah etmem lazım bunu dedi. Hiç unutmam biiznillahi teala bu Ayetcelle izah etmişti. Daha esselam. Hep birlikte Allah'ın yeryüzüne uzatmış olduğu Kuran ipine ama tümüne sımsıkı sarılın. Sakın ha ondan ayrılmayın. Allah'ımız bize tutunacağımız ne güzel bir esas lütt etmiş, ihsan etmiş. Sımsıkı tutunun da geçiminiz evde güzel olsun. Sımsıkı tutunun ticaretiniz bereketli olsun. Faizler, hileler, aldatmalar, bilmem filanlar, karaborsacılık, şu, bu olmasın.
Zaten öyle olanlar helak olup gidiyor Allah korusun. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani birbirinize düşman idiniz fakat Allah kalplerinizi kaynaştırıp birleştirdiniz de onun nimeti sayesinde hepiniz kardeş oldunuz ve hani ateş dolu bir uçurumun tam kenarındaydiniz de Allah sizi oradan kurtardı. İşte Allah öğüt alıp doğru yolu bulasınız diye ayetleriniz size böyle apaçık bildiriyor fakat düzensiz başıboş ve dağınık bir toplum bu hedefleri gerçekleştiremez. Mümkün de değildir. O zaman ne olacak? Kardeş olacağız. Adımız miskindir bizim. Düşmanımız kindir bizim. Biz kimseye kin tutmayız. Kamu alem birdir bize. Yine gelecek, oradan buradan Sözler de. Geçelim, herhalde yüreğimiz çok yaralanmış kalbimiz bu sözlerle. Çünkü müminlerin arasını bozacak Sözler gerçekten insanı çok üzüyor. Allah'ın kardeş kullarından olunuz. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Onu katiyen küçük görmez.
Onu mahrum etmez. Onu, ona zulmetmez ve zalimlere de teslim etmez. Korur, muhafaza eder her zaman. Kardeşlik hususunda çok. Zaten hiçbir konuyu nasıl ifade edelim ki yarım, yarım, yarım, yarım gitti. İnşallah tamam mı hayırlısı? Dost öyle olacak ki diyor, sen onun izni olmadan evine gireceksin. Girdiğin zaman mutfağında orada peynir mi var, zeytin mi var ötesine giremiyorum. Artık balını, böreğini, çöreğini yiyeceksin. Dost böyle olur buyuruyor. İşte müsaade eden mi biz geliyoruz, biz karnımızı da aç demeden girip yiyeceksin. Böyle buyur, buyurun Ahmeder Rufai Hazretleri. Bir kere sen, sen onunla bir olduğunda, yediğinde, içtiğinde, ikramında kalbin çok huzurlu olacak. Böyle bir dikenin üzerinde gibi olmayacaksın. Rahat olacaksın. Huzurlu olacaksın. Salih bir dost bulmanın önemine dair de buyururlar ki, İslam'dan sonra kişiye salih bir dosttan hayırlı bir şey verilmemiştir. Salih dost.
Hadis-i şerifler var elimizde, biraz uzun. Biraz uzun. Onu bulabilirsen okurum. Öyle ki, dost indiği zaman Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a soruyorlar. Bulabilirsem diyelim, orayı bulana kadar şuradan okuyayım. Mesu ile Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Efendimize soruluyor. Men evliyaullah, ellezine la havfun aleyhim ve lehum yahzenun. İşte ne korku var ne üzüntü var. Böyle olan veliler kimlerdir? Fegal? El Mütehabune fillah, Allah için birbirlerini sevenlerdir buyruldu. Allah için birbirlerini sevenlerdir. Ya Resulallah en yü jüle, jülesa inah hayrun, kimlerle oturalım ki hayır olsun. Biz kimlerle oturalım? Kimle oturup kimle kalkalım biz gal men rekrekumullahi billahi rü'yete. Sen onu gördüğün zaman, rüyetu, onu gördüğün zaman sana Allah'ı hatırlatıyor. Men refterek kum billahi ruhyetü.
Baktığın zaman bu Allah'ı hatırlatması şu manaya da gelir Celle Celalühü, ahiret işlerine meylin artar. İbadet ve taate meylin artar. Bölünüşü bu olacak. Gördüğün zaman bu haz zuhur edecek. Mantegu. Konuştuğu zaman konuşması senin Rabbimize olan ibadet ve saatine şevk, aşk ve muhabbetini artıracak ve zekkerakum billahi, ilmi de, ilmi de Rabbi Zül Celalimizin konuşması da onunla konuşmak da sende Rabbi Zül Celalimizi tanıma nimetini bahşedecek. Ne demek bu? Ne kadar mühim, ne kadar önemli? Ulemai Kiram'mızdan buyuruyorlar, Hasen-i Basri Hazretleri, Gaddesallahu Sırra. Eazü'l-Eşye, bir şeyin en kıymetli olanı nedir? Ehun fillah, Allah için dostluktur. Mesela bir dünya işin diyorsun ki kardeşim böyle bir iş var, ne yapayım, nasıl edeyim? Ona sorduğunda, görüşünü aldığında sana öyle bir beyanda bulunuyor ki çok güçlü, sana gelirlerle o işi beyan ediyor. Seni mahcup duruma düşünmüyor.
Bir dünya işini müşavere ettiğinde görüşü çok sağlam. Dini yönden onunla görüştüğün zaman vecedtehu basiran bir bakıyorsun ki gönülden konuşan bir kimse. Yine buyuruyorlar. Bi'sel ahi. Ne kötü bir kardeştir ki, ne kötü bir kardeştir ki, sen varlıklı olduğun zaman sana çok yakın oluyor. Yokluğa düşersen seni tamamen terk ediyor. Arkadaşın en kötüsü bu diye buyruluyor. Tahtacu en ta'tevira ileyh. Kötü olan arkadaş öyle bir kimse ki kendisinden özür dilemeye seni muhtaç ediyor ve Borç almaya seni muhtaç ediyor. Kardeşim bir ihtiyacın var. Şunu bir görelim dedirtiyor sana. Ne olur dualarında bana da yer bırak diyeceğim kimsedir diyor. Biz buna her zaman deriz. Ne olur duanızda da bize bir yer, gönlünüzde, işte buna ihtiyaç duyurmayacak. O buna demeye gerek yok. Bunların hepsini yapacak zaten. Seni senden daha iyi düşünen bir kimse olacak.
Allah için dinde kardeşlik haber verilirken Abdurrahman es Süleymî Hazretleri buyuruyor, bir tefsir sahibi Rahmetullah aleyh. Hem işte hem dışta sana nasihatte, öğütte, şefkatte ve merhametli olan zahirde şerhi emirleri bildirmekte, batında da tarikat-ı aliyyenin görevlerinde yardımcı oluyor. Diyor ki bak kardeşim evradını, ezkarını almışsın. Buna mukaddime dersi derler. Üç gün istihareye yat. Bunu yillardan beri derler Ramazan-ı Şerif'in son on günündeki. Bak geçti, sonun gününü kalmadı. Olsun, ondan sonra olsun. Üç gün bir istihareye yat. Ya Rabbi beni mübarek yola nasip et diye güzel görürsen kısa kısa yaz. Bildir. Ondan sonra asıl dersini al. Duyduğuma göre böyle güzel güzel nasihatlerle rabıta-ı Şerife asıl insanı güçlendiren odur diyerek yol göstermemiz gerekir birbirimize. Dost bu.
Dost, eğer Allah için dost olmuşsak onun bize sağlamış olduğu faydaları ve galen Nebi'yü sallallahu teala aleyhi ve sellem istekfirul ihven ve inne likulli şeş, liqulli müminin şefaatlerinden, Salihlerden birçok kardeş edindiniz. Zira Salihlerden her fert şefaat için kıyametten mezundur buyuruluyor. Ne kadar çok kardeşiniz varsa o kadar şefaatçiniz vardır. Efendimizin de bu zahiri batıni şifa tarifinde görüyorum kardeşlik hakkında. Birbirinize tazim edin. Belki hepsini okuyamam da bir kısmını olsun sohbetimiz bereketlensin diye bir Evliyaullah kelamı girsin. Birbirinize tazim edin. Beraber olun da gidin. Hep bir kardeş idi adın. Yönünü döndürdin. Neden? Hiç bil. Yani bayram gelir, seyran gelir. İnsan bir merhaba demez mi? Bir telefon çok mu? Esir gelir mi bir telefon? Kindar olduğu zaman affı ilahiyeden mahrumdur. Şu hale düşmeyelim ya biz ya birbirimizin kardeşiyiz.
Yine konuşma, yine görüşme. Ama bir selam ver ya, bir bayramda ne de bir esselamü aleyküm diye ne olacak? Yine canın istemiyorsa böyle kal. Aslında canımızın istememesi bizim, bizim kendimizi sevmeyişimizdendir. Biz eğer kendimizi tanıyacak olsak böyle bir tavır da olmayız. Bilmeyişimizden. Hepiniz bir vücut olsun. Beraber suyunuz gelsin. Kalp havuzunuz dolsun. Bendi mi ayırdın? Neden? Hacı Hasan Sultanımız gibi bir mürşidi Kamil var iken ben ondan ayrılmadım ki. E emanetinden ayrılmak ondan ayrılmak demek. Onlar zaten bir varlığın içinde değiller. Şeyi hiç unutmam. Bu Bolu'da Ahmet Efendi vardı. Palazoğlu soy ismim. Bu bize bir şey falan. Dedi ki ben layık değildim ama Cenabı Hak lütfetti. Onun dediği gibi. Yoksa biz kendi isteğimizden değil zaten talip olunmaz, makbul olunur, yürümez. Efendimiz ne güzel buyurdu çatal kazı gerilmiş olur diye. Buyur muydu?
Hep ayeti celilelerin, meali Hadis-i Şeriflerin, hepiniz bir vücut olsun buyurmuş üstadımız. Müminler bir vücut gibi. Sevgi de, şefkatte, merhamet de bir vücut gibi. Ne güzel söylemiş? Beraber suyunuz gelsin, kalp havuzunuz dolsun, bendini ayırdın, neden? Sünnet olsun üç kıta. Düşenlerini tutmalı, algınlarını yetmeli. Bunu itmeli diye ifade ediyor, öyle değil. Yetme mahalli bir tabir kullanıyor Efendimiz Hazretleri. Mesela sürüden ayrılmış bir mahluk onu tekrar Sürüye katmak demek. İçinden kini atmalı, yaramaz ahlakın ne demek? Kin kadar kötü bir şey yok. Üstadımız bir yerde bulunuyor. Bak, mahallini bile demiyorum çünkü fitneye yol açacak söz söylemek bize düşmez. Bir yere gitme hususunda kendisine muhalif bir kimse. Kalbime danıştım buyururlardı. Baktım ki hiç gönlümde bir sıkıntı yok. Onda var, o ayrı. Derhal ona doğru gitmişler, evine doğru hareket etmişler, görmüş.
Hemen merdivenlerden aşağı koşarak aman efendim diye. Hiç gerek var mı yani böyle bir zamanın kutbuna? İnşallah göstermiş olduğu hedeflere dikkat edelim. Allah için kardeş olalım. Müminlerin her zaman olduğu gibi daha çok bir araya geleceği vakittir bu. Şu, bu denecek zaman değil. İmanda müminlerin birbirlerini kucaklayacağı bir vakit Cenabı hak kalplerimizi, gönüllerimizi telif buyursun. Sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruh tayyibelerine, ehlinin ashabına, peygamberanızdan ve firanızdan ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına el Fatiha.