Değerli nicelerimiz, İhsan Mektebi programımızın. Bugün yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu G inşallah devam ediyoruz. Altmış birinci ayet-i kerimede kalmıştık. İnşallah bu ayet-i kerime ile programımız devam ediyor. Eğer kafirler sizin kuvvetinizi keşfedip sizden vuku bulan korkutmak üzere kalplerinde vaki olan havf-u haşyet üzerine sulha meyleder ve talip olur da sen de sulhta menfaat görürsen sulha sen de meylet. Zira Allahutaala onların aralarında sizin hakkınızda cereyan eden kelamlarını bilir ve işitir. Eğer kafirler sana hud'a etmek isterlerse, sana tuzak, hile yapmak isterlerse telaş etme. Zira Allahutaala sana kafidir. Çünkü seni ve müminleri Allahutaala'ya yardım etmekle teyit ve müminlerin kalplerini yekdiğerine rab dile teyit etti.
Eğer habibim yeryüzünde olan cemi emvali bütün malları müminlerin kalplerini birbirine ülfet etmeleri için sarf etmiş olsaydın kalplerini birbirine bağlayamazsın. Velakin Allahü Teala müminlerin kalplerini birbirine rabt ile telif etti. Zira Allahü Teala umum muradatı üzere galip ve cemi ef'ali bütün fiilleri hikmeti mutazammındır, hikmeti içermektedir. Bu ayette Vacib Teala'nın hüsnü niyet üzere sulhe rağbetin cevazını beyandan sonra tevekkül ile emri, nusratını vadi mutazammındır. Zira sulh üzere Allah'a mütevekkil ol demek onların sulhtan sonra vaki olacak hilelerinden korkma. Zira Allahutaala'ya itimat edince Allah Teala senin yardımcın demektir. Ey Nebiyi muazzam sana Allah Teala ve müminlerden tebeiyyet edenler tabi olanlar kafidir. Ey Nebiyy-i Zişan müminleri düşmanlarınla muharebeye terrib et, teşvik et.
Zira sizden sabırlı ve metanetli yirmi kişi olursa kafirlerden iki yüz kişiye galip olurlar. Eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip olurlar. Şu galebenin sebebi o kafirlerin cahil söz anlamaz ve bir şey bilmez ilim ve irfandan ahri olmalarıdır. Düşmanla harbe rağbet etmemek ve harpten kaçınmak her zaman zillü meskeneti mucib olduğundan akıbet düşmanın ayakları altında helak olmaya sebep olur. Bu ayette Vacib Teala müşriklerin mağlubiyetine sebep onların cahil ve fehmü idrakten ari olmalarını beyan ve onlar Allah'a ve ahirete iman etmedikleri cihetle gazabı ilahiye müstahak olacaklarına işaret buyurmuştur. Zira onlar her şeyi esbabı adiyeden bekleyip Cenabı Hakk'a iltica etmezler. Ey müminler. Cemi umurunuzu teshil eden bütün işlerinizi kolaylaştıran Allahutaala sizden umur-i harbi hafifletti.
Savaş işlerini hafifletti ve ağırlığa tahammül edemeyecek derecede sizden zaaf olduğunu bildi. Binaenaleyh eğer sizden sabırlı yüz kişi olursa kafirlerden iki yüz kişiye galip olur ve eğer bin kişi olursa Allah'ın izniyle iki bine galip olur ve Allahü Teala'nın inayeti sabredenlerle beraberdir. Bazı rivayete nazaran Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti Hamza Radıyallahu Anh'ı on kişi ile Ebu Cehil'le beraber bulunan üç yüz kişiye karşı göndermişti. Hazreti Hamza'nın askeri mağlup olması üzerine ehli İslam gayet me'yus oldular. Cenabı Hakk'a tazarru ve niyaz ettiler. Hak da evvelki ayeti nasih olarak bu ayeti inzal buyurmuştur.
Yahut Hazinin beyanına nazaran Hazreti Hamza vakası olmaksızın evvelki ayet nazil olunca ehli İslam ve bilhassa muhaciri nikram, Ya Rab biz gurbetteyiz, düşmanlarımız memleketlerindedir ve biz mallarımızdan uzak olduk, bize lütfu inayet buyur demeleri üzerine bu ayetin nazil olduğu Mervîdir. Her iki rivayete nazaran bu ayet evvelki ayeti nasihtir ve Cumhur-ı Müfessirinin mezhepleri de budur. Bulemadan Ebu Müslim İsfahani, ayetlerin her ikisinin hükmü İlahiyumil kıyam kıyamete kadar bakidir, nesih yoktur, buyurmuştur. Şu kadar ki Ayet-i Ulu'lanın birinci ayetin hükmü birtakım şerait şartlar ile meşruttur ki sabır ve metanet ve itikadı tam azmi sahih ve kalbi kavi ve ciddiyetle beraber bedende kuvvet olmaktır.
Şu şartlar kendisinde mevcut olan kimseler haklarında Ayet-i Ulu'lanın birinci ayetin hükmü baki ve onunla amel Ebu Müslim'e göre caizdir ama bu şartlar mevcut olmayan kimseler hakkında ikinci ayetin hükmü caridir. Yeryüzünde kafirlerin katli çoğalıp İslam Şevket buluncaya kadar bir nebi için esir almak ve para bedelinde bırakmak caiz olmadı. Ey ehli iman. Siz meta-ı dünya murat edersiniz. Allahutaala ise sizin için ahiret sevabı murat eder ve Allah Teala cümle aleme galip ve bilumum işleri hikmeti mutazammandır. Medarrikte beyan olunduğu vechle, hatta yuzhine demek, hatta yek zura katl kufarifil art demektir. Yani kafirlerin katli yeryüzünde çoğalıp katilleri sebebiyle ehli küfrün zelil olup ehli İslam'ın aziz olduğu görülmedikçe esirleri fidye bedelinde kurtarmak sahih olmadı demektir.
Eğer Bedir'de hazır olan cemaati müslimini azaptan muhafaza hakkında geçmiş hükmü ilahi olmasaydı esirler bedeninde almış olduğunuz emval hakkında size azap isabet eder ve dokunurdu. Velakin azabın nazil olmamasına dair Cenabı Hakk'ın Levh-i Mahfuz'da yazılı hükmü kat'isi vardır. Binaenaleyh bu hatanızdan dolayı azap nazil olmayacaktır. Beyzavi'nin beyanına nazaran Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bu ayet nazil olunca azap gelseydi Ömer'le Sa'd Bin Muaz'dan başka halas olan olmazdı buyurduğu Mervîdir. Levh-i Mahfuz'da yazılı olan hükmü ilahi ile Murat, içtihadında hata edenlere azap nazil olmamak yahut ehli bedre azap nazil olmamak yahut kendileri sarahaten neh işleyenlere azap nazil olmamaktır. İşte şu beyan olunan ahkamdan herhangi bir murat olunursa olunsun ehli Bedir için azap mukadder olmadığına bu ayet delalet eder.
Ehli Bedir'in hataları içtihat hatasıdır ki fidye alınmasına sahibi şeriat tarafından müsaade talep etmeksizin o fidyeyi almaya cesaret etmeleridir. İslam'ın Şevket ve kudreti zuhur edince fidye alınmasına müsaadei ilahiye olacak ise de acele etmeleri hata olmuştur. Ehli Bedir'in hatalarının affolunmasının sebebi ibtidai İslam'da İslam'ın başlangıcında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize iman edip inkıyadı tam ile inkıyaat etmeleri yani tam bir bağlılıkla bağlanmaları ve silahları olmadığı halde fedayı can ederek kafirlerle muharebeye hazır ve Şevket-i İslamiyeyi izhar yani açığa vurmak açıktan ifade etmek ve dini ilahiyi ilah yüceltmek ve esasını kurmalarıyla indi ilahide makbul olmalarıdır. Bedir Gazasında Ashab-ı Kiram'ın esirlerden fidye kabulünün cevazını içtihat etmelerinde günah ve masiyet yoktur. Bu ayette vaki olan tembih şu içtihat da hata üzerine tembihtir.
Vacib Teala ve Tekaddes Hazretleri ehli Bedir esirlerinden fidye aldıklarından dolayı etabı ilahi varid olunca Ashab-ı Kiram emvali ganimetten bir şey almayacaklarını azmetmeleri üzerine bundan sonra ganimetin ibahasını beyan etmek üzere Biz emvali ganimeti size mübah kılınca siz tibi helal olduğu halde mal-i ganimeti yiyin ve hatırınıza darlık verecek bir şey getirmeyin ki kemali afiyet ve rahatla yiyesiniz ve günahları irtikap etmekten sakının ve Allah'tan korkun ki Measiyi irtikaba cüret etmeyin ve bundan evvel gazayı Bedir esirlerinden dolayı vaki olan hatanızdan dolayı endişe etmeyin. Zira geçmişte vaki olan hataları Allahü Teala mağfiret buyurucudur.
Müfessirinin beyanına nazaran bundan evvelki ayet nazil olunca Ashab-ı Kiram emvali ganimetten aldıkları şeylere ellerini uzatmadılar ve bilaizin aldıklarına nedamet edince Allah Teala Hazretleri bu ayetle helal olduğunu beyanla, intifaha müsaade buyurmakla onları mesrur etmiştir. Vacib Teala Ümm-i salifeye geçmiş ümmetlere haram kıldığı emvali ganimeti bu ümmete helal kılması indi uluhiyetinde ümmet-i Muhammediyenin makbul olmasına delildir. Vacip Teala ve Tekaddes hazretleri ashabın Üserayı Bedir'den Bedir esirlerinden fidye almaları üzerine esrar'nın müteessif olmalarına binaen yani esirlerin müteessif, üzgün olmalarına binaen onları İslam'a meylettirmek için Ey cümle nasıl irşad ve tarik-ı Hakk'a sevk etmek için gönderdiler Nebiyi muhterem.
Esirlerden ellerinizde bulunan kimselere hitap olarak sendeki eğer Allahutaala sizin kalbinizde hayır bilirse sizden esaretinize bedel fidye olarak alınan mallarınızdan daha hayırlısını size verir ve geçmiş günahlarınızı setreder, örter. Zira Allahutaala size iman ve taat-ı tevfik etmekle günahlarınızı mağfiret edicidir ve zatı uluhiyetine iltica edenlere merhamet edicidir ve eğer bu esirler fidye verip halas olarak seninle muahede ettikten sonra sana hıyanet ederlerse sen taaccüp etme. Zira onlar senden evvel küfrü irtikap edip ubudiyetin muktezasından çıkarak Allah Teala'ya hıyanet ettiler. Binaenaleyh onlardan ahsi intikam etmeye Allah Teala sana kudret verdi. Şu ahitten sonra tekrar ahitlerini bozarlar ve hıyanet etmeye başlarlarsa sen mübalihat etme. Merak etme. Zira senin yardımcın olan Allahutaala seni onların şerrinden muhafaza eder.
Şu halde onların hıyanet etmelerinden sen korkma. Çünkü Allahutaala onların niyetlerini bilir ve ilminin muktezasınca onların cezasını verir. Bu ayet-i celilenin hükmü Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin nusratını beşarettir. Yani yardım geleceğine bir müjdedir. Zira Resulullah'a her hıyanet eden ve naksı ahd eden yani sözünü ahdini bozandan intikam almaya kudret vereceğini vacip Teala ve Tekaddes Hazretleri bu ayet-i celile ile resulüne vaat buyurmuştur ki metbu olan uyulan tabi olunan resule vaat etmek o resulün ümmetine de vaat etmektir. Lakin ümmetin bihakkın resule tebeiyetle sünnetini ihya etmesi ve Nusrata müstahak olması şarttır. Çünkü dini ilahinin terakkisine say eden resulüne vaat olunan Nusret o dinin ihlasına çalışan ehli imanın da cümlesine vaattir.
Bu ayeti celile, Kadi ve Hazinin beyanına nazaran Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin amcası Abbas hakkında nazil olmuştur. Fakat sebebin hususuna itibar olunmayıp elfazın umumuna yani lafızların geneline itibar olunmak kaidei meriyesine binaen yani yürürlükte bulunan bir kaideye binaen esirlerin cümlesine şamildir. Kıymetli dinleyiclerimiz İhsan Mektebi programımızın bir bölümünün daha sonuna geldik. Bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü Sirrahü'l Asis'in Bedir Gazvesi ve Enfal suresi tefsirinden bir bölüm aktarmaya çalıştım. İnşallah bir sonraki programımızda kaldığımız yerden devam edeceğiz.