Saygıdeğer dinleyicilerimiz. Musahabe serimizin ikinci cildine müminler arasını ıslah konusuna önceki programımızda kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kuşeyriden Cenab-ı Hak Azze ve Celle Musa aleyhisselama buyurmuştur ki gıybetten tövbe ederek vefat eden kimse cennete en son dahil olacak ve gıybette ısrar ederek ölen kimse de cehenneme en evvel dahil olacaktır. Cüneyt bir gün mescitte bir genç gördü. Para aldı. Cüneyd'in hatırından geçti ki bu yiğit niçin kazanıp da yemez kendini böyle hor eder? O akşam kendine bir gaflet arıza oldu. Düşün de gördü ki bir kişi örtülü bir tabak içinde mescitte hatırından geçen dervişi pişirmiş, bu eti ye, dedi. Cüneyt, ben murdar yemem, dedi. O kimse dün mescitte yedin, şimdi yemez misin dedi. Cüneyt gıybet ettiğini anladı. O heybetten uyandı. Abdest alıp namaz kıldı. Dışarı çıktı. O dervişi görmek diledi. Gördü ki Dicle ırmağı kenarında oturmuş.
Orada tere yumuş, ufağını yar. Yanına vardı. Başını kaldırdı. Dedi ki, ey Cüneyt, mescitteki endişeden tövbe eyledin mi? Cüneyt de tövbe eyledim dedi. O da var artık. Ol endişeyi eyleme dedi. Peşinden O kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarını bilendir ayetini okudu, gitti. Cüneyt Kudüs eseri ruh da o kadar ağladı ki gözleri şişti. İbrahim bin Ethem Kudüs eseri ruh bir davette bulundu. Davetlerden bir kimse gelmeyince ona sakil demişler. İbrahim Ethem de gıybet olunan bir taam meclisinde bulundum diye çıkıp gitti ve üç gün yiyecek yemedi. Ebu Said Harraz dedi ki, bir gün derya kenarında bir yiğit gördüm. Yanına bir demir divit asa koymuş, önümden geçti. Libası, salihler libası. Ancak zalimler aleti götürür dedim. İleri vardım, selam verdim. Dedim ki ey yiğit, Tanrı'dan yana yol kaçtır? İkidir dedi. Biri ağızların, biri ağamlarındır.
Ama sen ağızların yolundan ıraksın dedi. Niçin dedim. Onun için ki sen diviti, zulüm aleti sanırsın. Aktala Hazretleri buyurdu ki dedi ve gitti. Süfanı Sevri rahimullah dört haslet kafirlik getirir demiştir. Birincisi bir kişiyi görmeden gıybet eylemek. Çünkü bu gaybe hüküm demektir. Gaybe hüküm ise küfürdür. İkincisi haset eylemek. Zira Cenabı Hakk'ın bir kuluna verdiğini layık görmemektir. Her kim Allah'ın verdiğini reva görmezse küfürdedir. Çünkü Hak Teala hasretlerinin hikmetini, adlini inkar etmiş olur. Üçüncüsü Hak Teala'nın rahmetinden ümidini kesmektir. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez, buyrulmuştur. Ve dördüncüsü haram mal toplamaktır. Bu da kıyamet gününün hesabına inanmamaktır. Her kim ki kıyamet günü muhasebesine inanmazsa kafirdir. Altı şey amelleri yok eder. Bir. İnsanların ayıbıyla iştigal etmek. İki.
Kalbin kasveti. Üç, dünya sevgisi, dört, haktan ve halktan utanmamak, beşincisi uzun emel, altıncısı zulüm. Lokman Hekim oğluna nasihat ile der ki pek çok Enbiya aleyhimüsselam'a hizmet ettim. Kelamlarından sekiz kelimeyi hülasa olarak seçtim. Eğer ki teyakkun eder de bu sekiz hasletle amel edersen ehli necat olursun. Birincisi. Kalbini muhafaza. İkincisi dilini muhafaza. Üçüncüsü boğazını haram lokmadan muhafaza. Dördüncüsü gözünü haramdan muhafaza. Diğer dörtten ikisini alıp zikret hatırla, ikisini de unut. Alıp hatırlayacağın ikiden biri Allah Teala hazretlerini alıp zikret, ikincisi de mevttir. Bu ikisini, yani Allah'ı ve ölümü unutma demektir. Unutacağın iki şeyden biri başkasına yapmış olduğun iyiliği unut, bir de başkalarının sana yapmış olduğu kötülükleri unut. Ebu Zer radiyallahu anh Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu işittiğini rivayet etmiştir.
Hiçbir kişi başka bir kimseye fısk yani fasık isnadıyla ya fasık diye söz atamaz, atmaya hakkı yoktur ve yine böyle küfür de isnat edemez. Şayet isnat eder de isnat ettiği kimse o atılan fıskın veya küfrün sahibi değilse bu sıfatlar muhakkak sözü atan kimseye döner. Yani fasık veya kafir diye haksız yere attığı söz kendine dokunur. Yani kendi fasık veya kafir olur. İşte bu Hadis-i Şerif'in mazmuğunu ahlak-ı İslamiyenin umumi kanunlarından biridir. Binaenaleyh her duyduğu söze inanıp da mümin kardeşine bir fena sıfat isnadından son derece sakınmak lazımdır. Nitekim Hadis-i Şerif'te İşinin her işittiğini söylemesi yalandan mütehassıl günah bakımından kendine yeter. Hadis-i Şerif'te, Kendi ayıbını, kusurunu görmesi, başkalarının ayıplarını görmesinden ve aramasından şahsını alıkoyan kimseye ne mutlu buyrulmuştur.
İbni Ömer radiyallahu anh'dan mervîdir ki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur. Bir müslim diğer bir müslimin karındaşı olup o Müslim kendi karındaşına, kardeşine zulüm ve eza etmez ve zulüm ve eza eden kimseye de onu teslim etmez. Yani başkasının zulüm ve ezasından da onu himaye etmesi kardeşliğinin gereğidir demektir. Kim ki bir Müslimin gam ve kederini izale eder, Allah Teala Hazretleri o kimseden kıyamet gününde bütün üzüntü ve kederleri izale eder. Ve kim ki bir Müslimin kusurunu setreder, Allahü Teala Hazretleri de kıyamet gününde onun kusurlarını setreder, örter. Ömer radıyallahu anh bir gece Abdullah Bin Mesud radıyallahu anh ile teftişe çıkıp bir evin kapısının aralığından bakarak bir ihtiyar kimsenin önünde şarap gördü.
Kapısının üstünden bakarak o kimseye hitaben senin gibi ihtiyar bir kimsenin bu hali ne acep çirkin oldu diye takbih edince o kimse ayağa kalkarak ya Emir'al müminin, ben bir isyan ettim, fakat sen üç dedi. Tecessüs ettin. Gizli gizli araştırdın. Kapıdan gelmek lazım gelirken kapının üstünden baktın ve Harimi İsmet'im, Hanime baktın. Hazreti Ömer de itirafla doğru söyledin, beni affet dedi. O da Cenabı Hak affetsin dedi. Ömer Radıyallahu Anh da ağlayarak Cenabı Allah beni affetmezse veyl bana dedi. Ol kimse bu kabahatini ehlinden ve çocuklarından gizli olarak yapmaktaymış. Fıkra-i celilesindeki tecessüs bir kimsenin noksanını ve ayıbını aramaktır. Bu ayeti celilenin meali şerifi ey müminler, siz insanların noksanlarını aramayın ve herkesin hatasından bahsetmeyin.
Bir kimsenin iffet ve namusuna, ahvali hususiyesine taalluk eden şeylerde kendi zannınıza ittiba ederek teftişe, ayıbını aramaya kalkışmayın. Allah'ın örttüğü şeyler gizli kalsın demektir. Bir hadisi şerifte sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz buyuruyor ki Müslümanların ayıplarını, kusurlarını tetebbu etmeyiniz. Onların ardına düşmeyiniz. Zira müminlerin kusurlarının ardına düşen, onları araştıran kimsenin kendi kusuru araştırılır. Yani başkalarını ayıplayayım derken kendi ayıplanır. Başkalarını rüsva edeyim derken kendi rüsva olur. Binaenaleyh başkalarının ayıbını arayan kendi ayıbını arar demektir. Hadisi şerifler. Müslim kardeşinin ayıbını çıplak olduğunu görüp setr ile alemde rüsvay etmeyen kimsenin Cenabı Allah yevm-i kıyamette ayıplarını setreder. Müslüm-i kamil şu kimsedir ki Müslümanlar onun dilinden ve elinden emin olsun. Her kim ki bir mümine lanet ede.
Lanet tıpkı ol müminin katli mesabesindedir. Ve her kim ki bir mümine küfür ve kazfile iftira ede, bu guna iftira da tıpkı o müminin katli mesabesindedir. Yani bir mümine lanet eden kimse sanki o kimseyi katletmişçesine azap görür. Ceza bir mümine küfür isnat edip söz atan kimse de ol mümini katletmişçesine ahirette azaba uğrar demektir. Huzeyfe radiyallahu anh'dan rivayetle Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurmuştur ki, Nemmamlık koğuculuk edenler cennete dahil olamazlar. İnsanlar arasında söz getirmek, fesada sa'y etmek, iki müminin arasını bozmaya çalışmak büyük günahlardandır. Eğer koğuculuk helaldir diye itikat ederse asla cennete dahil olamaz demektir. Yahut ilk girenlerle cennete dahil olmaz demektir. Ancak tevbe etmesi lazımdır. Kabul Ahbar radiyallahu anh rivayet eder. Beni İsrail'e kıtlık isabet etti. Musa aleyhisselam kavmiyle üç kere dua etti. Kabul olmadı.
Allahutaala Musa aleyhisselama vahiy buyurdu kimsenin ve seninle beraber dua edenlerin duasını kabul etmem, icabet etmem. Zira içinizde koğucu bir adam var. Nemime üzerine koğuculuk yapmakta ısrarlı. Musa aleyhisselam, ya Rabbi kim o aramızdan çıkaralım dedi. Cenabı Hak Azze ve Celle buyurdu ki, ey Musa sizi koğuculuktan men ediyorum da ben de mi koğucu olayım? Bunun üzerine hepsi tövbe ettiler de Cenabı Hak da tövbelerini kabul buyurdu, yağmur ihsan buyurdu. Muaz radiyallahu anh rivayet ediyor. Kıyamet gününde nemmamlar, koğucular maymun suretinde haşrolunurlar. Kıymetli nicelerimiz Musahabe serimizin ikinci cildinin bu bölümünü müminler arasını ıslah konusuyla bitirmiş bulunmaktayız. İnşallah bir sonraki bölüme istihza ve ayıplamak konusuyla devam edeceğiz.