Müminler Arasındaki Kardeşlik ve Şefkat Bağı kaydında Sevgili üstadımız, kartatlılarımızdan birbiriyle iyi geçinmeleri için Uhuvvet Risaldesi yazdılar ve Eyyubden uhreviyorlardı. Eğer önce yazdırdım, kardeşlerimize okuyorum, billahi kardeşlerim. Hazırlıkları, hüccet sonrasında müminler ancak karşılaştırırlar. Aynı için herhangi bir anlaşmazlıkta kardeşlarınızın arasını düzeldi ve Allah'tan…
Sevgili üstadımız, kartatlılarımızdan birbiriyle iyi geçinmeleri için Uhuvvet Risaldesi yazdılar ve Eyyubden uhreviyorlardı. Eğer önce yazdırdım, kardeşlerimize okuyorum, billahi kardeşlerim. Hazırlıkları, hüccet sonrasında müminler ancak karşılaştırırlar. Aynı için herhangi bir anlaşmazlıkta kardeşlarınızın arasını düzeldi ve Allah'tan korkun ki bu hususta rahmete şayan olasınız buyuruyor. Yani onları küs bıraktırma Ayten, Allah'tan korkun çünkü bir vasıta olmazsa bayramlar geliyor da yine barışlamayı yiyor. Kardeşler da böyle olmaz, barıştırmayan Allah'tan korksun. Sonra ebedi hayatı tahakkuk edilen imandır. Biz de imanda kardeşız. Üstazımızla en büyük dağı altımızsa zerre kadar imanla değişilmez. Öyle olunca imanda kardeşız, müminlerin haklarını korumak, menfaatlarını gözetmekteki din kardeşlığımızı Allah'tan korkarak yapın. Kardeşlık olan yerde şefkat ve merhamet vardır.
Resulü Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz şu hadis-i şerifinde bunu ne güzel ifade buyurmuşlardır. Kitaptan okuduğum için önce Hacer'ları yarar Allah'ım lütfen, dinleyin. Müminler hep şahıs gibidirler. Bir ağza muzları olduğu vakit vücudun diğer kısmı da uykusunu kayıp edip taşlar içinde onun ıstırabını duyarlar. Yani vücut bütün birbirine eklenmiş, sızlayan ağzında bir tanecik diş. Sabahlara kadar uyumayın, güven sürüyor yatağın içinde. Ne oğlum kardeşim o dişin için sen öyle diyorsun ya hırlanımdan defeme kadar ağlıyor. Müslümanlar da böyle birbirine eklemiş kardeşler ve diğer Hadis-i Şerif'te birbirine acımakta, birbirini sevmekte, birbirine şefkat göstermekte müminlerin bir vücut gibi olduğunu görürsün.
Bu vücudun bir azası, muzdarip olduğu takdirde diğer kısımlarda uykuyu gay verip, taşların içinde onun ızdırabını duyanlar, Bir kardeşimiz da öyle bir tehlikeye maruz kaldığı, başına bir musibet geldiği zaman çeker, kalkar, uyursa o kardeş değildir. Rahman edene Allah rahmeti ver. Filan kimse bugün açmış, yatağına aç yatmış. Eğer onun kocası kadını onun çaresine bakmaz, soyunur, yatağını eder yatar da uyursak onun imanı yok buyuruyor Peygamberimiz. Onun kamil imanı yok demek yani, bunu da tahlillerini de yapayım kamil iman sahibi olsaydı evinde yiyeceğe, içeceği götürür o komşusunu, o din kardeşini doyururdu. Müminler, birbirine kenetlenen hüzünlerden meydana gelmiş bir bina gibidirler. Mümin Allah için sever ve sevinir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimsede hayır yok buyuruyor Peygamberimiz.
Müminler birbirine kenetlenen yüzülerden meydana gelmiş, tekrar okuyorum, meydana gelmiş bir bina gibidir. Bak, binada taş var, çimento var, kireç var, demir var, tapta var, sıyı var bunlar bir araya geldin mi o bina yapılıyor. Şuraya yüz araba taştıksan bir araya gelip yapılmazsa ancak ayaklara değer, bina olmaz. Muhammed'imiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz mümin Allah için sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimsede hayır yoktur. Seni kimse sevmiyor mu? Sen de hayır yok. Sen kimseyi sevmiyor mu? Yine sende hayır yok. Mümin kardeşi için çok kendini az düşünür. Mümin mümin, kardeşi için çok kendine az düşünen mümin, nefsimi yedi kudretinde tutan Allah'a yemin ederim ki Peygamberimiz buyuruyor Allah'a yemin ederim ki vallahi ki iman etmenizçe cennete giremezsiniz.
Müminler Arasındaki Kardeşlik ve Şefkat Bağı ne anlatıyor?
Müminler Arasındaki Kardeşlik ve Şefkat Bağı kaydında Sevgili üstadımız, kartatlılarımızdan birbiriyle iyi geçinmeleri için Uhuvvet Risaldesi yazdılar ve Eyyubden uhreviyorlardı. Eğer önce yazdırdım, kardeşlerimize okuyorum, billahi kardeşlerim. Hazırlıkları, hüccet sonrasında müminler ancak karşılaştırırlar. Aynı için herhangi bir anlaşmazlıkta kardeşlarınızın arasını düzeldi ve Allah'tan…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İman etmedikten sonra üzerine semaya gelin, halyaraları, uçurun, direnleri kaçırın, tasılar dökün, fırlar çıkarın, elektrik yapan yine cennete girmeyeceğim işte. Şalvarıydık bir insan cennete gireceğim işte evleniyorlar. Cennete girmenin için buyur. Eşhedü enla ya herhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü öyle demeyince Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe kamil mümin olamazsınız. Bu hep zor işte kardeşlerim. Birbirinizi sevmedikçe kamil mümin olamazsınız. Size bir şey söyleyeyim mi? Buyur Ya Resulallah, onu yaptığınız takdirde sevişirsiniz. Aranızda selamı yayınız. Rast geldiniz müminlere Esselamu Aleyküm deyiniz. Feattu tehakku, hedayeleşiniz, muhabbetleşirsiniz. Daha devam edeyim mi buraya? Bunları da söyleyeyim yavrum. Peygamberimiz Efendimiz bizleri diğer taraftan Allahu Teala ve tekaddes hasletlarını şu Hadis-i kudsisiyle müjdeliyor.
Size hadisin metinlerini okumıyorum ki, bantımız tekçe tükenmesin, biraz söz girsin diye. Benim için sevişenlere müjdeleh Habibim. Benim için ziyaretleşenlere müjdelehabibim benim için birbirine ikramda bulunanlara müjdelehabibim benim için birbirine itimat edip de dost olanlara benim de muhabbetim tehahmuh etmiştir. Ben de o kullarından razı oldum buyuruyor. Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bir hadisi şerifinde de yedi sınıf insan var ki Allahü Teala hazretleri onları hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde arşının gölgesiyle gölgelendirir. Evet, bu sınıflardan biri de birbirini Allah için severler, hayatlarını böyle geçiren ve bu hal üzere Refahti'den iki kişidir. Hiçbir gölgenin bulunmadığı günde arş-ı Azamın gölgesinde yedi sınıf gölgelenir. Birisi de Allah için kardeş olmuş ve kardeşliklarını ölene kadar devam etmişler. İkinci kitaba geçiyorum.
Yine üstadımız yazıyor. İDED Risalesi'nden Size Bir Hikaye. Hikaye olundu ki iki ihvandan birine bir heva arız oldu. Diğer ihvanına dedi ki, ben illetlendim. Biz ikimiz bir araya geldik, ayağımızı bir araya koyduk, bir düğün çaldık. Ölene kadar birbirimizden ayrılmayalım, Allah'ı zikredelim, Allah'ı zikredelim, namazda cemaatatta yetişmenin için beraber kopuşalım, böyle ahdettiler. O biri dedi ki ben illetlendim, yine ben eski dostlarıma gireceğim, eğer istersen Allah için olan doku kuvvet ahdini bozalım. Seninle ahdettiydik, gel kardeşlik ahdini bozalım da filanın arkadaşıydı, bak ne hale geldi demesinler, benim yüzümden senin yüzünde kara olmasın. Gel arkadaşlığı bozalım da sen benim yüzümden milletin gözünden düşme kardeşim dedi. Arkadaşla sana ağız olan bir hata sebebiyle bu kuvvet akdini bozamam.
Sana arkadaş dedi, sana ağrıl olan heva illeti sebebiyle bir hata sebebiyle kardeşlik akdini bozamam çünkü kardeş olanlar arşı azamın gölgesinden gölgelenecek, dedi. Sonra Cenabı hak iller beyninde bir ahit yattı. O dedi ki canım isterse bozma, ben bozdum dedi. Ben kahveye gireceğim, rakı içeceğim, fenalık yapacaksın, senden ayrılıyorum ben dedi. O da ahd yaptı Allah'a ve genler arasında Ya Rabbi kurtuluncaya kadar bir şey yemeyeyim, suda içmeyeyim dedi. Kırk gün insan ölür, otuz dokuz gün yemedi, içmedi. Yürün derecesine geldi. Ağzına pamukla su veriyorlardı. Allahutaala hazretleri o bir kardeşine nedamet verdi, ağlayaraktan geldi. Beni kardeşlıktan ayırdın mı? Yok dedi. Nohutun böyle gülüm haline gelmişsin. Otuz dokuz gündür yemeyyum, içmeyyum, uyumayayım, Allah'a yalvarıyorum, Allah şu kardeşimi heva illetinden kurtar diye meblağ'ya niyazda bulunuyorum.
Ben dedi düzeldim, Allah rızası için öyleyse bana vücut bulamaz çarpın, Yuvacık süt getirimin usul usul altına dökün de ayıkının huzur usul altına döktüler, kalktı, oturdu, çok şükür kurtuldun mu diye ve kardeşlik böyle olur. Efendim bizim kızı oğluna almadı, onun için küsüm diyor gelmiş bana. Kızını benim oğluma vermediği, onun için küsüm diyor. Böyle sebeplerle kardeş kardeşten ayrılır mı? İnsan Allah'tan korkmaz mı? Allah bizi birbirimizden ayırmasın. Yemedi, suda içmedi. Kırk gün tamam oldu. Her gün Cenabı Hak'tan kardeşinin bu heva illetinden, belalardan kurtulması için duailerde, gam ve kederinden ve zafiyetinden ilme garib oldu. Ül ilme çok yaklaştı. Vaktaki kardeşinden o heva illeti zail oldu. Ondan sonra yemeye ve içmeye başladı. Vücudu yeniden yerine geldi. Kardeşlerim böyle kardeş olanımız. Nasıl kardeş böyle kardeş olmazsa, nakledeildi ki?
Selefte geçen güllerde iki ihvandan, biri istikametten rücu etti. O birine dediler ki bu kardeşinden üzülmez misin ki üzülmesin de bırakmıyorsun Cevaban dedi ki ihvanlık böyle günde belli olur kardeşim. İhvanın elini tutmalıyım böyle günde. Ben hitap zamanında, tam hitap zamanında lütuf yapmalıyım, ona dua etmek gerektir ki, eski haline vücuvi de bunun zellesi din hakkındadır. Ezasına katlanıp onu affetmek lazımdır. İşte böyle yapmak bu kuvvet hakkında layık ve vaciptir. Onun için arkadaşlarım inan ki yazılan çok sonra konuşuyoruz. Boğazım da soğuktan oturmuş, boğazımı ayıklamak, arada su içmek lazım oluyor. Kusura kalmayın. Dinlerken Allah rızası için dinleyin, kardeşlik böyle olur. Devam ediyorum daha. Şehrimiz bitene kadar laf evladı bir şeye. Arifi, Şaban-i Hukuk-u İslam kitabında diyor ki, ihbaanın zellesi için yetmiş kadar macarat bir ihtimal bulmalı.
İhba'nın bir kusur için yetmiş kadar sebep aramalı. Demek ki, şu yüzden böyle oldu bu arkadaş, şundan oldu, böyle sebepten aramalı. İhvan'ın zellesi için yetmiş kadar macera ve ihtimal bulmalı. Eğer kalbi o maceratı kabul etmezse kendi nefsine ey nefis, muannit sensin demeli. Senin şöyle şöyle kusurların yok muydu? İşte onları kimse görmediği için yüzüne vurma yiyor. Bunun zellesini affet. Yetmiş tane mazurat ana, onu affet. Musannıf üstadımız. Vusaddı Rahmetullah buyurdu ki Allah aleyhı rahmet etsin nurlarda çalkansın. Cennet olsun. Ruhani himmetleri özelimizden eksik olmasın, ahirette şefaatından Rabbimiz mahrum buyurmasın. Amin. Şimdi öyle bir zamanda bulunuyoruz ki diyor üstadımız eğer bizden bir fail yetmiş ve sahi yahh muhtemel ve bir vecih de veti fasit muhtemel olsa bizden bir zerre sadır oldu, yetmiş türlü iyiliği var, bir tanecik de kötü olmak ihtimali var.
Bilmem başımızdan bir hadise geçti. Mustafa'nın ailesini zorla yumuşattıklarında adamın biri diyor ki kız sahibine, para verir deriyor. Hacı Hasan Efendi'nin sevdiği memleketlere, Konya'ya, Kayseri'ye, Adana'ya, Ankara'ya geleyim, onun senin kızınla beraber olduğunu diyeyim. Kız sahibi diyor ki elime, elimi böğürüme koyup da can vereceğim. Allah'ın huzuruna ne diyeyim ben diyor. Canın isterse harçlık vermezsem ben giderim, geliyor. Her yerlere böyle haber veriyor. Hepsi de gülüşüyorlar, yalansın diyorlar. Rezil geliyor, sonra motorun altında kafası kaldı öyle geberde demeyeceğim, öldü gitti. Allah kusurunu affetsin. Benim hakkımda zaten helal ettim. Hiç kimse de benim hakkım yok, hala olsun bin boruyla. Öyle ne kadar ihtimal var da bir tefik, vecih, faside muhtemel olsa yetmiş sahihi vechi atarlar da vahiy olan, uzak olan bir vechi alırlar.
Yani yedi yirmi, yetmiş türlü bu adamın bu hususta kusuru yok. Bir tecrit ihtimalivari eline alır da varid ve çağalılar da nefislerini nef etmeyi, ihvanını takdir etmeyi fırsat ve ganimet verirler. Bu ise terbiyesiz şeytandır. Şeytanın pisliğindendir buysa. Buyurdular ki: Bir Abidin, bir afih-i fillaha muvaffak olursa Allah için bir ihbahana muvaffak olur da bir insanla kardeşlik kurabilirsen Cenabı Hak o kimseyi cennette bir derece daha yükseltir, bir derece daha halt eder. Yani yetmiş derece, cennette var, yetmiş dereceye bu kimselere irtigaiden ve ulaşır. Onun için kardeşlerimizi çuvaldanalım, birbirimizle muhabbetleşelim, kardeş bulalım. Allah bizi kardeşlarımızdan kayırmasın, şeytana uydurmasın, ayağımızı kaydırmasın, abi. İbni Mübarek buyurdular ki mümin olan huzur talep eder. O hüznü söyler, hüzün dilerimdir. Münafık olan da kusur anar.
Allah'ımız da Kuran-ı Kerim'de Birbirinizin kusurunu araştırmayın kullarım. Üstünü örtün. Hazreti İsa aleyhissalatu vesselam buyurdular ki kavmine dedi ki bir adam uyurken ana eteğini rüzgar atsa, affedersin, bölünse üstü ne yaparsınız? Hemen para vererek üstünü ürperin topuğuna kadar. Siz öyle etmiyorsunuz, takırtlağına kadar açıyorsunuz. Biz böyle yapmak ki ha İsa. Dedi ki kardeşiniz anılınca şöyle kusuru var deyince ben de şunu gördüm, ben de şunu gördüm, ben de şunu gördüm diyor. Niye diyor Yunus? Neyin için söylüyoruz? Hele ki günde üstadımızdan çıkınca Ömer Bey'in Niyazi hanesinde Niyazi berdeler birisi Üstadın diyor Velibiullah Abdullah Efendi hakkında birkaç söyleyince bir de rica ediyorum. O babamın kardeşi idi benim de hocam adı.
Hazreti İsa aleyhissalatu vesselam, mürteye büyüteceğiniz yerde açıyorsunuz deyince her taraftan derler ki Niyazi Bey tövbehid bakarsın efendim neler söyledin de bize buydu söylediğimi adam tövbehid'di. Teşekkür ederim dedi. Ben bir daha böyle hataya düşmeyeyim. Kardeş değil mi? Kardeşlarımızın kusurlarını yürütelim inşallah. Bir daha vardı bizim evlatlarda Fazıl'ın yan buyurdular ki asıl fütuhve ihvanın zellesini affetmektedir. Sallallahu Teala aleyhi ve sellem efendimiz bir hadisinde buyurdular ki buyurdular ki kötü komşudan Allah'a istiaze edin Allah'a sığının. Şeytanın şerrinden Allah'a sığının. Nefsin şerrinden Allah'a sığının. Kafirlerin şerrinden Allah'a sığının. Kötü arkadaşların, kötü komşuların şerrinden Allah'a sığının. İsabete, ayından Allah'a sığının. Çok kitaptan hatırıma neler geliyor ama baktım yok. Boğazım kuruyor, Bismillahirrahmanirrahim bir su içeyim.
Fahr-i Kainat Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz bir hadisinde buyurdu ki hadisi şerif, kötü komşudan Allah'a sığının ki hayır görürse sehr eder. Hayır görürse gizler kimseye duymasın da bu adama iyi demesinler diye onu gizler. Gel görürse ifşa eder bütün insana duyurmaya çalışır. Bundan Allah'a sığının böyle komşular. Allah şerrimden muhafaza etsin. Amin. Böyle akrabalar da var. Yani iyilik görür, görür, görür hiç kimselere söylemez. Kötülük gördün mü aleme ifşa eder. Akrabanın akrabaya kimse bilmez ne ettiğin. Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğin. Onunla ezberinizi alın. Akrabanın akrabaya kimse bilmez ne ettiğin? Yalnız akrabanın akrabaya kimse bilmez ne ettiğin? Akrabanı, akrabanın akrabaya, akrep etmez, ettin. Akrep suarsa olur şöyle dinleyenler. Akrep soktum mu yedi tane kuvvet innesinin yerine geçiyormuş.
Lakin inneli ottular, bunu verdin de diyordun sardın mı derhal kesiliyor acısı bir iznillahi teala hiçbir şey bulamasan da o soktuğu inanılırsa yirmi dört saat sonra geçip geliyor, bir daha ahırı duyulmuyor. Ama akrabası sokarsa, komşu sokarsa, ummadığın insan, Kamil, hiç ummadığın adam seni sokacak olursa bir sene geçiyor da hatırından çıkıyor mu filan yerde benim hakkımda suyla konuşmuş, bir sene barışamıyor. Çünkü onun innesi daha acı. Akrabanın, konsunu ve arkadaşın bulunmadığı yerden gelirse çok kötü. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyuruyorlar, her kime iyilik edersen sakın'ım nankördin mi? Niye ya Resulallah? Kimse böyle yapar mı? Hihri ettiğin adamdan kötülük gelir mi? E aksim men esa iyilik buyuruyor ya, sırman kata ak, Seni sılai kat eden evine gelmeyen akraba komşuya sen var da barış. Ben böyle yapardım diyor peygamberimiz.
Sana zulmedirsen affet. Seni mahkum edene sen ver. Ben öyle yapardım diyor peygamberimiz. Kötülük edenleri iyilik et. Neden ya Resulallah iyilik ettiğin yerden kötülük gelir? Dur bakalım bir o adama kötülük ettireyim de susfamda büyüdüm. Dedim, kesemle beslendin, yokluğunda yetiştim diye başına kalkacak mı yoksa, yaptığını rızayı had için mi yapmış, ihlasla mı yapmış? Eğer böyle başına kalkacak olursa dört sene yaptığı iyiliği başına kalktın mı kırk senelik ameli mahvolur gider. Yani yaptığı iyilik demek ki onun için yapmışsın sen. Allah için yapmamışsın ya oğlum. İyice dinlere ibret Allah'a, Allah aşkına. Musannif genç bir tam risalesinde tafsil et vardır, bu hususta daha tafsil et ve görüşüyor. Musannif Üstad-ı Azam efendimiz. Allah şefaatine nail etsin.
Kaynak: Genel
Müminler Arasındaki Kardeşlik ve Şefkat Bağı | Mihmandar