Allahu Teala ve Tekaddes Hazratları, Hazratları Hücurat suresinde müminler ancak kardeştırlar. Onun için herhangi bir anlaşmazlıklıkta kardeşlarımızın arasını düzelt. Ve Allah'tan korkun ki bu hususta rahmete şayan olasınız buyuruyor. Yani onları küs bıraktırma ve tam Allah'tan korkun. Çünkü bir vasıta olmazsa bayramlar geliyor da yine bu akşam ayırıyor, kardeşler da böyle olmaz. Varıştırmayan Allah'tan korksun. Sonra ebedi hayatı tahakkuk edilen imandır. Biz de imanda kardeşlik. Üstadımız da en büyük dağı altımızsa zerre kadar imanla değişilmez. Öyle olunca imanda kardeşlik. Müminlerin haklarını korumak, menfaatlerini gözetmekteki din kardeşlığımızı Allah'tan korkarak yakın, kardeşlik olan yerde şefkat ve merhamet vardır. Resulü Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz şu Hadis-i Şerif'inde onu ne güzel ifade buyurmuşlardır.
Kitaptan okuduğum için önce acalamayarak Allah'ı utan dinleyin. Müminler hep şahıs gibidirler. Bir ağza muzdarık olduğu vakit vücudun diğer kısmı da uykusunu kaybedip taşlar içinde onun ıstırabını duyarlar. Yani vücut bütün birbirine eklenmiş. Sırlayan altında bir tanecik diş. Sabahlara kadar uyumuyor. Güven sürüyor yatağın içinde. Ne olur kardeşim o bir çivi dişin için sen öyle diyorsun ya tırnağımdan defana kadar ağrıyor. Müslümanlar da böyle birbirine eklenmiş kardeşler ve diğer Hadis-i Şerif'te birbirine acımakta, birbirini sevmekte, birbirine şefkat göstermekte müminlerin bir vücut gibi olduğunu görürsün. Bu vücudun bir azası muzdarık olduğu takdirde diğer kısımlarda uykuyu kayıp edip atkaşların içinde onun ızdırabını duyarlar. Bir kardeşiniz da öyle bir tehlikeye maruz kaldığı, başına bir musibet geldiği zaman çeker kalkar uyursa o kardeş değil. Merhamet edene Allah rahmet diler.
Filan kimse bugün açmış yatağına aç yatmış. Eğer onun kocası kadını onun çaresine bakmaz. Soyunur, yatağını eder yatar da uyursak onun imanı yok buyuruyor Peygamberimiz. Onun kamil imanı yok demek yani bunu da tahlillerim de yapayım kamil imam sahibi olsaydı elinde yiyeceğe, içeceğe götürür o komşusunu o din kardeşini doyururdu. Müminler birbirine kenetlenen hüzünlerden meydana gelmiş bir bina gibidirler. Mümin Allah için sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimse de hayır yok buyuruyor Peygamberimiz. Müminler bir bilmeklenen hüzünlerden meydana gelmiş. Tekrar okuyorum, meydana gelmiş bir bina gibidir. Bak binada taş var, çimento var, kireç var, demir var, tahta var, çiğ var bunlar binaya geldim ve o bina yapılıyor. Şuraya yüz araba taştıksa bir araya gelip yapılmazsa anca ayaklara değer bina olmaz.
Muhammed'imiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz mümin Allah için sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimsede hayır yoktur. Seni kimse sevmiyor mu? Sen de hayır yok. Sen kimseyi sevmiyor mu? İnerken de hayır yok. Mümin, karnısı için çok kendini az düşünür. Mümin mümin, kardeş için çok kendine az düşünen mümin, nefsimin yedi kudretinde tutan Allah'a yemin ederim ki Peygamberimiz buyuruyor Allah'a yemin ederim ki vallahi ki iman etmemekçe cennete giremezsiniz. İman etmedikten sonra füzeyle semaya gelin, tayyaraları uçurun, kirenleri kaçının, taslılar dökün, fırlar çıkarın, alefilik yapan ziynet cennete girmeyeceğim işte. Şalvarıydık bir insan cennete gireceğim işte eğleniyorlar. Cennete girmenin için buyur: öyle demeyince Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe kamil mümin olamazsınız. Bu hep zor işte kardeşlerim.
Birbirinizi sevmedikçe kamil mümin olamazsınız. Size bir şey söyleyeyim mi? Buyur Ya Resulullah onu yaptığınız taklidimizde sevişirsiniz. Aranızda selamı yayınız. Rastgele yüz müminlere Esselamu Aleyküm deyiniz. Hidayetleşirsiniz. Muhabbetleşirsiniz. Daha devam edeyim mi buraya? Şunları da söyleyeyim diyorum Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bizleri diğer taraftan Allahu Teala ve tekaddes hasretlarını şu Hadis-i Kuntsisi ile müjdeliyor. Size hadisin metinlerini okumıyorum ki bantımız tekçe tükenmesin, birer söz girsin diye. Benim için sevişenlere müjdelah Habibim, benim için ziyaretleşenlere müjdelah Habibim, benim için birbirine ikramda bulunanlara müjdelah Habibim, Benim için birbirine itimat edip de dost olanlara benim de muhabbetim tehakkuk etmiştir. Ben de o kullarından razı oldum buyuruyor.
Resulü Efendimiz bir hadis-i şerifinde de yedi sınıf insan var ki Allahu Teala zatları onları hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde arşının gölgesiyle gölgelendirir. Evet, bu sınıflardan biri de birbirini Allah için severler, hayatlarını böyle geçiren ve bu hal üzere vefat eden iki kişidir. Hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Arş-ı Azam'ın gölgesinde yedi sınıf gölgelenir. Birisi de Allah için kardeş olmuş ve kardeşliklarını ölene kadar devam etmişler. İkinci kitaba geçiyor, yine üstadımız yazıyor: İDED Risalesi'nden Size Bir Hikaye. Hikaye olundu ki iki ihvandan birine bir heva ağrısı oldu. Diğer ihvanına dedi ki ben illetlendim. Biz ikimiz bir araya geldik, ayağımızı bir araya koyduk, biz düğün çaldık ölene kadar birbirimizden ayrılmayalım, Allah'ı zikredelim, Allah'ı zikredelim namazda cemaate yetişmenin için beraber kopuşalım böyle ahdettiler. O biri dedi ki ben illetlendim.
Yine ben eski dostlarıma gireceğim eğer istersen Allah için olan uhuvvet ahdini bozalım. Seninle ahdettiydik gel kardeşlik ahdini bozalım da planın arkadaşıydı bak ne hale geldi demesinler benim yüzümden senin yüzün de kara olmasın gel arkadaşlığı bozalım da sen benim yüzümden milletin gözünden düşme kardeşim dedi. Arkadaşı da sana ağız olan bir hata sebebiyle bu kuvvet haddini bozamam. Sana arkadaş dedi, sana ağrız olan heva inletir, sebebiyle bir hata sebebiyle kardeşlik akdini bozamam çünkü kardeş olanlar arşı azanın gölgesinde gölgelemeyecek dedi. Sonra Cenabı Hak illa beyninde bir akit yaptı. O dedi ki canın isterse bozma, ben bozdum dedi. Ben kahveye gideceğim, rakı içeceğim, fenalık yapacağım senden ayrılıyorum ben dedi. O da yaptı Allah'a ve kendi arasında Ya Rabbi ihvanın bu beladan kurtuluncaya kadar bir şey yemeyeyim, suda içmeyeyim dedi.
Kırk gün de insan ölür, otuz dokuz gün yemedi, içmedi, yolun derecesine geldi, ağzına pamukla su veriyorlardı. Allahu Teala azgatları o bir kardeşine nedamet verdi, ağlayaraktan geldi. Beni kardeşlikten ayırdın mı? Yok dedi, nohutun büyüyecek gözüm haline gelmişsin. Otuz dokuz gündür yemeyeyim, içmiyorum, uyumayayım, Allah'a yalvarıyorum. Allah şu kardeşimi heva illetinden tutar diye Mevla'ya niyazda bulunuyorum. Ben dedi düzeldim, Allah rızası için öyleyse bana gıcık bulamaz çarpın yahut azıcık süt getirin usul usul ağzına dökün de altına döktüler. Kalktı, oturdu çok şükür kurtuldun mu diye. Kardeşlık böyle olur. Efendim, bizim kızı oğluna almadı, onun için küsüm diyor gelmiş bana. Kızımı benim oğluma vermedi, onun için küsüm diyor. Böyle sebeplerle kardeş kardeşten ayrılır mı? İnsan Allah'tan korkmaz mı? Allah bizi birbirimizden ayırmasın. Yemedi, suda içmedi, kırk gün tamam oldu.
Her gün Cenabı Hak'tan kardeşinin bu heva illetinden belalardan kurtulması için dua ederdi. Ham ve kederinden ve zaafiyetinden ölmeye garib oldu. Ülmeye çok yaklaştı. Vaktaki kardeşimden o heva illeti zail oldu. Ondan sonra yemeye ve içmeye başladı vücudu yeniden yerine geldi. Kardeşlerim böyle kardeş olalım. Nasıl kardeş böyle kardeş olmazsa nakledildi ki selefte geçen günlerde iki ihvandan, biri istikametten rücu gitti. O birine diriler ki bu kardeşinden üzülmez misin ki, üzülmesin desen de bırakmıyorsun? Cevaban dedi ki ihvanlık böyle günde belli olur kardeşim. İhvanın elini tutmalıyım böyle günde. Ben hitap zamanında, tam hitap zamanında lütuf yapmalıyım. Ona dua etmek gerektir ki eski haline rücu ile bunun zerresi din hakkındadır, ezasına katlanıp onu affetmek lazımdır. İşte böyle yapmak kuvvet hakkında layık ve vaciptir.
Onun için arkadaşlarım inan ki yazılan çok sonra konuşuyoruz boğazım da soğuktan durmuş habire evi sürmek, boğazımı ayıklamak, arada su içmek lazım oluyor. Kusura kalmayın. Dinlerken Allah rızası için dinleyin, kardeşlik böyle olur. Devam ediyorum daha. Farisi, Şagani Hukuku İslam kitabında diyor ki İhvan'ın zellesi için yetmiş kadar macarat bir ihtimal bulmalı. İhvan'ın gür kusuru için yetmiş kadar sebep aramalı. Demeli ki şu yüzden böyle oldun bu arkadaş, şundan oldu böyle sebepler aramalı. İhvan'ın zellesi için yetmiş kadar macera ve ihtimal bulmalı. Eğer kalbi o maceratı kabul etmezse kendi nefsine eğne biz muannit sensin demeli. Senin şöyle şöyle kusurların yok muydu? İşte onları kimse görmediği için yüzüne vurmuyor. Onun zellesini affet, yetmiş tane mazurat ana ona affet. Usanlık üstadımız.
Usad'dır rahmetullah buyurdu ki Allah aleyhık rahmet etsin, nurlarda çalkansın, kabri ravuzatün bir ziyası cennet olsun, ruhani himmetleri üzerinizden eksik olmasın, ahirette şefaatından Rabbimiz mahrum buyurmasın. Şimdi öyle bir zamanda bulunuyoruz ki diyor üstadımız eğer bizden bir fail yetmiş vesih muhtemel ve bir vesih de Veti fasit muhtemel olsa bizden bir zelle sadır oldu yetmiş türlü iyiliğini var, bir tanecik de kötü olma ihtimali var. İmam başımızdan bir hadise geçti. Mustafa'nın ailesini zorla boşalttıklarında adamın biri diyor ki kız sahibine, Paravier de diyor Hacı Hasan Efendi'nin sevdiği memleketlere, Konya'ya, Kayseri'ye, Adana'ya, Ankara'ya girdiğin kız sahibi diyor ki elime, elimi böğürüme koyup da can vereceğim. Allah'ın huzurunda ne diyeyim ben diyor. Canın isterse harçlık vermezsen ben giderim. Geliyor, her yerlere böyle haber veriyor.
Hepsi de gülüşüyorlar yalansın diyorlar. Rezil geliyor sonra motorun altında kafası kaldı. Öyle geber edemeyeceğim, öldü gitti. Allah kusurunu affetsin. Benim hakkımda zaten hep helal ettim. Hiç kimse de benim hakkım yok. Hele olsun bin koruyla. Öyle ne kadar ihtimal var da biricik vechiir fasihdi muhtemel olsa yetmiş sahihi vechi atarlar da bayil olan, uzak olan bir vechi alırlar. Yani yetmiş türlü bu adamın bu hususta kusuru yok. Bir tekik ihtimali vari eline alır da bayit ve cihalılar da nefislerini def etmeyi, ihvanını takdir etmeyi fırsat ve ganimet bilirler. Bu ise terbiyesi şeytandır. Şeytanın pisliğindendir buysa. Bir abid, bir ahi pirleha muvaffak olursa Allah için bir istihbahana muvaffak olur da bir insanla kardeşlik kurabilirse Cenabı Hak o kimseyi cennette bir derece daha yükseltir, bir derece daha halk eder.
Yani yetmiş derece cennette var yetmiş dereceye o kimselere itikaize bile ulaşır. Onun için kardeşlerimizi çoğaltalım, birbirimizle muhabbetleşelim, kardeş olalım. Allah bizi kardeşlarımızdan kayırmasın, şeytana uydurmasın ve ayağımızı kayırmasın. İsmi Mübarek buyurdular ki mümin olan gözünü talep eder. Özrünü söyler, hüzün dilerim der. Münafık olan da gusül arar. Allah'ımız da Kuran-ı Kerim'inde Birbirimizin kusurunu araştırmayın kullarım. Üstünü örtün. Hazreti İsa Aleyhissalatu Vesselam buyurdular ki kavmine dedi ki bir adam uyurken eteğini rüzgar atsa, affedersin, bölünse üstü ne yaparsınız? Hemen bari verdik üstünü ürperir topuğuna kadar. Siz öyle itmeyeliyorsunuz, takırtlağına kadar açıyorsunuz. Biz böyle yapmak ya İsa. Ne diyeyim bir kardeşiniz anılınca şöyle kusuru var deyince ben de şunu gördüm, ben de şunu gördüm, ben de şunu gördüm diye niye ediyorsunuz? Neyi için söylüyoruz?
Helen köyünde üstadımızdan çıkınca Ömer Bey'in yazı hanesinde Niyazi bir hediyeler birisi üstadın diveli oğlu Abdullah Efendi'nin hakkında birkaç söyleyince bir demiyal rica ediyorum. O babamın kardeşi idi, benim de hoca mıydı? Hz. İsa Ürteceğiniz sihirde açıyorsunuz deyince her taraftan derler ki Niyazi Bey tevbeyit bakarsın efendim neler söyledim de bize buydu söylediğimin adam tevbeyit'i teşekkür ederim dedi. Ben bir daha böyle hataya düşmeyeyim dedi kardeşim. Kardeşlarımızın kusurlarını yürütelim inşallah. Daha vardı bizim evlatlarda Fazıl da yaz buyurdular ki asıl fütuhlar İhvan'ın zellesini affetmektedir. Efendimiz bir hadisinde buyurdular ki buyurdular ki Hıtı komşudan Allah'a istiaze edin, Allah'a sığının. Şeytanın şerrinden Allah'a sığının. Nefsin şerrinden Allah'a sığının. Kafirlerin şerrinden Allah'a sığının. Kötü arkadaşların, kötü komşularının şerrinden Allah'a sığının.
Ifazete ayından Allah'a sığının çok kitaptan hatırıma neler geliyor ama kız attın yok. Boğazım kuruyor Bismillahirrahmanirrahim bir su içeyim. Fahri Kainat, Muhammed Mustafa Efendimiz bir hadisinde buyurdu ki Hadis-i Şerif Kötü komşudan Allah'a sığının ki hayır görürse sehr eder. Hayır görürse gizler kimseye duymasın da bu adama iyi demesinler diye onu gizler. Şer görürse ifşa eder bütün insana duyurmaya çalışır, bundan Allah'a sığının böyle komşudan. Allah şerrinden muhafaza etsin. Böyle akrabalar da var. Yani iyilik görür, görür, görür hiç kimseler söylemez kötülük gördün mü aleme ifşa eder. Akrabanın akrabaya kimse bilmez net değil. Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğin, bunu ezberinizi alın. Akrabanın akrabaya kimse bilmez ne ettiğin? Yalnız akrabanın, akrabaya kimse bilmez ne ettiğin?
Akrabanı, akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğin, akrep suarsa doğru söyleyen dinleyenler, akrep soktum mu yedi tane kuvvet inmesinin yerine geçiyormuş lakin inneli bottular, bunu verdim de diyordun sardım mı derhal kesiliyor acısı bir ibnillahi teala. Hiçbir şey bulamasan da o soktuğu inandırırsa yirmi dört saat sonra geçip giriyor bir daha. Ahrı duyulmuyor ama akraba sokarsa, komşu sokarsa, ummadığın insan yani hiç ummadığın adam seni sokacak olursa bir sene geçiyor da hatırından çıkıyor mu filan yerde benim hakkımda şöyle konuşmuş bir sene bağışamıyor çünkü onun innesi daha Akrabanın, vonfunu ve arkadaşın ummadığı yerden gelirse çok kötü. Peygamberimiz Muhammed Mustafa Efendimiz şöyle buyuruyorlar. Hatırına gelmeni de şöyle düşünüyorum. Her kime iyilik edersen sakın ondan geldin Niye Ya Resulallah? Kimse böyle yapar mı? İyilik ettiğin adamdan kötülük gelir mi?
Buyuruyor ya Seni sılaik kat'iden evine gelmeyen akraba komşuya sen var da barış. Ben böyle yapardım, diyor Peygamberimiz. Sana zulmedin sen affet ve altınla haramek. Seni mahkum edene sen ver. Ben öyle yapardım, diyor Peygamberimiz. Kötülük edenlere iyilik et. Neden ya Resulullah iyilik ettiği yerden kötülük gelir? Dur bakalım bir o adama kötülük ettireyim de sussamda büyüdüm, benim kesemle beslendin, yokluğumda yetiştim diye başına kalkacak mıyım?