Müminin Tarifi ve Nefis Terbiyesi kaydında Büyüklerimizin bize yapmış olduğu tavsiyeler. Her birisi bambaşka bir güzellikle bize öğüt ve nasihat etmiyor hiç şüphesiz. Vasiyet edelim size, abdest alın, taze taze, içi fena güzel güzel yapma işte, riyadır bu. Burada abdest alındığı zaman, tekrar bir daha alacak olursa nur üstüne nur olur. İşte abdestim var böyle kılarım, olur. Ama…
Büyüklerimizin bize yapmış olduğu tavsiyeler. Her birisi bambaşka bir güzellikle bize öğüt ve nasihat etmiyor hiç şüphesiz. Vasiyet edelim size, abdest alın, taze taze, içi fena güzel güzel yapma işte, riyadır bu. Burada abdest alındığı zaman, tekrar bir daha alacak olursa nur üstüne nur olur. İşte abdestim var böyle kılarım, olur. Ama bir de taze abdest alırsa nurun ala nurundur. Bir de müminin tarifinde müminin dışıyla içi birbirine uygun olacak. Şimdi dış ile hiç birbirine uymazsa, o zaman münafıklık sıfatına girer. Çünkü onlar Bagula suresinde, baştaki Ayet-i Celilelerde Müslümanlar ile bir araya geldiği zaman, biz inandık diyorlar. Allah korusun, şeytanlarıyla bir araya geldiği zaman yandaşlarıyla, dostlarıyla, kendi hislerinden kimselerle bir araya geldikleri zaman bizim böyle ayet meali, Hadis-i Şerif okuduğumuza bakmayın. Biz sizinle beraberiz, biz onları alaya alıyoruz diyorlar.
Şimdi bu şiirleri okuduğumuz zaman biz müedif hazretlerinin, üstadımızın gerçekten çok derin manalara vakıf olduğunu ve büyük bir ilmin sahip olduğunu görüyoruz. Çünkü, her sözünde ya bir ayet misali bölünüyor ya bir hadisi şerif. Daha ziyade burada büyüklerimizin eserlerinde de var. Mesela bir anımsatıyor sadece. Mesela Musa Aleyhisselam'la geçen bir hadise, diyelim Medyen ülkesine geldi. Medyen ülkesinde, orada hayvanlarını sulamak için insanların içerisine karışmayan, onları suladıktan sonra sulayalım diyen Şuayip Aleyhisselam'ın, iki Hızır ve bu hadise bunu sadece bir dokunuveriyorlar. Çünkü insanlarımızın dini yönden tayin aldığı için, bildikleri için bu kadar demeleri kafi oluyor. O zaman biz dinimizin emirlerini çok iyi bileceğiz. Mesela Adem aleyhisselamdan aleyhissalatü vesselam Efendimize kadar. Bunları öğreneceğiz.
Çünkü öyle sözler söylüyorlar ki, onların hayatına bakıldığı zaman, bizi gerçekten aydınlatacak, hakka sıra uzayacak ruha sözler sürdürürler. Bir de peygamber onlar. Allah'ımızdan mahin alıyorlar. Bir din inceleme heyetinden bir kimse gelir Türkiye'ye. Gelir sebebi de şu, bu kimse Adem Aleyhisselam'ı anlatmış, sonra sırasıyla peygamberlerimizi anlatıyor. İşte Nuh Aleyhisselam'ı anlatıyor. Geçiyor İbrahim Aleyhisselam'ı anlatıyor. İsmail Aleyhisselam, İsa Aleyhisselam vesaire. Ta Musa Aleyhisselam, İsa Aleyhisselam, Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam da anlatıyor. Çünkü dinleri inceliyor bu kimse. Fakat bu anlattığı öğrenci olduklarından birisi diyorlar ki hocam sizler de ayrı görüşmek istiyorsunuz. Diğer öğrenciler ayrı, onlarla hususen görüşüyor. Diyorlar ki, hoca siz Adem aleyhisselamı anlattınız, sahih peygamberleri de anlattınız, Hatta bizim inandığımız İsa aleyhisselam.
Biz ne yaparız? Resuller arasında bir fark özetmeyiz. Hepsi bir Resul. Kendi aralarında dereceleri var, o ayrı. Şimdi sahibeler verilenler var, kitap verilenler var, kitap verilenleri takip edenler var. Bunlar aynı, kendi arasında sınıflandırılır. Diyorlar ki biz İsa Aleyhisselam'ı Peygamberimiz olarak kabul ediyoruz. Fakat Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem onu biz kabul etmediğimiz halde, ondan anlattığın zaman işte doğuğunu anlattın. Başından geçen hadiseleri anlattın. Habeşistan'a olan hicretlerini anlattın. Medine-i Münevvere'ye olan hicretlerini anlattın. Evlatlarından bahsettin. Bizde bir başkalık meydana geldi. Bizim vücudumuz değişti. Bu dini araştır dediler ve Türkiye'ye gelir ve bu dini araştırır Üstadımız. Için. Mübarek dizinin dibinde de iman eder. Bunu ne için söylüyoruz biz?
Müminin Tarifi ve Nefis Terbiyesi kaydında Büyüklerimizin bize yapmış olduğu tavsiyeler. Her birisi bambaşka bir güzellikle bize öğüt ve nasihat etmiyor hiç şüphesiz. Vasiyet edelim size, abdest alın, taze taze, içi fena güzel güzel yapma işte, riyadır bu. Burada abdest alındığı zaman, tekrar bir daha alacak olursa nur üstüne nur olur. İşte abdestim var böyle kılarım, olur. Ama…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Onu söylememiz, bizim kitabı kerimimizi öğrendiğimiz zaman, peygamberlerimizi öğrendiğimiz zaman, dini meselelerimizi bunlarda yabancı, bu konularda yabancı olmayız. Mesela içi fena güzel güzel, yapma işte riyadır. Eğer üzerinde durulacak olsa, bu bir kıta saatler alır. Yapma işte riyadır bu dediği zaman, Kehf suresinin en son ayetleri hatıra gelir. Yani bizim öyle bir malumatımız olacak ki, mesela Kuran-ı Kerim'i okuyacağız, sağlıklı olan mahaller. Hasan Basri, Çağatay ve canımız gibi. Biz bunu sitemizde yaşlı zaten. İfade ettik. Okuduğumuz zaman hemen anlarız. Buyuruyor ki Cenabı Hak İslami. Rabbi Zülcelal'e ibadet ve taatte şirk hoş. Buradaki şirk, şirki cehildi. Bu işte küfürden, putlara tapmaktan değil de, gönüldeki putlar. Mesela, evliya. Bunun hafi olanı nedir? İşte, Allah'ımıza yapacağımız taati, insanların da beğenisini kazanarak, onları isteyerek yapmaktır.
Üstad Hazretleri sevk bunlara işaret eder. Sonra vasiyet ederim dediği zaman Hep bu Ayet-i Celilelere atıf yapayım. Daha sonra Asrın Suresi'ni. Bunlar birbirlerine haklı ve sabrı tavsiye ederler. Bir de Allahu alem mübarek sözleri, Allah tarafından, Cenabı Hak tarafından lütfedilen ilim olması hasebiyle çok derin anlamları var. Bir çocuk babasına benzerse o nimet konuluyor. Bunlar bizim manevi babalarımız. Bizim niye gönülümüzden böyle dokun bula düşünceler yetmiyor? Kafaları buraya göreceğiz. Malulumatımız bunların hiçbirini anlayamayız. Mesela namaz nedir? Namaz, kişinin kimliğini ortaya korur. Allah yanında Celle Celalühü makbuliyeti namazladır. Namazın rükünlerindeki, duymuş olduğu haz, lezzet, o rükünlerdeki esrara inebilmek insanın kemalatını ortaya. Burada iki rekat kılmaya, biz neredeyse bütün namazı bitireceğiz. Kime karşı yapıyoruz biz bunu? Mevla'mız bu, Rabbimiz bu.
Biz dümine gideriz, nişana gideriz, gezmeye gideriz. Bir toplantı olur, umumi görüşmeler olur. O elbisemiz hazırdır. Gitmek için onları bükülüyor, gümretleri kullanır vesaire. Ayakkabı yap hazır, onu iyi verir, güzeldir. Cenabı Hak Kuran-ı Kerim'de Araf suresinde geçiyor. Onlar mescide gelirken temiz ve pak elbiseleriyle gelir. Rabbimiz buyuruyor Kuran-ı Kerim'de? Ahref suresinde. Nasıl mescide gelinmesi gerektiğini. Bu Rabbımızı tanımakla alakalı. Efendim, sohbetler yaparız. Binlerce yaparız sohbetleri. Fakat sohbeti yaptığımız zaman o sohbetin bizde gitmesi nedir onu düşüneceğiz biz. Rabbimiz Desabri Messine giderken, temiz temiz. Hem dışımız hem de içimiz temiz olarak gelebilmek. Yani bir sohbetin de pislik etkisi olacak. O bir haftayı öyle candan bekleyecek. İşte bizim, o Doğu'da bulunduğumuzda öyle sohbetler oluyordu, Yanıp yakılıyorlardı. O sohbetin gününü hasretle bekliyorlardı.
Böyle bir adet kabilinden olduğu için bizde tesir yapmıyordum. İşte, alıştan gelmiş bir vazife olarak görülüyor. Bu artık idare edenin izlede çok alakalı. Hiç unutmadığım bir sohbet. Buna benzer çok sohbetler var. İşte elimizdeki Efendimizin zahiri ve batumu şifa tarifi. Bunu Kayseri'nin eski ihvanları ezberindeydi. Konuşmalarında bir bir söylemlerdi. Buraya bir takdimci hakikaten söz, san'ül karı bir kimse geldiğinde dedi herhalde siz bunları ezberlemişsinizdir. Sohbet ederdi. Kendisi bir fabrika işçisiydi ama gönül yanıttı, aşıktı. Sami Bediüzzaman Hazretleri'nin bakın, hulefasına hepsi alim değil. Allah'ımızın gönlüne vermiş olduğu din ile ilşadımıza ve İslamımıza çalışmışlar. Evet, ilim ehli olanlar var. Bunun yanında bakıyorsunuz Hızır Aleyhisselam'ın, San Efendi'nin halifeleri kim dendiği zaman Adanalı Hasan Efendi, Yahyaullah Hasan Efendi.
Adanalı Hasan Efendi dediği soy ismi Akbaş Rahmetullahi bir bug kaldı. Sami Efendimiz'in aman, haneme geldiği zaman, onun için bir sıra, onun için bir vakit tayin etmeyin, dilek gelsin dedi Abdulkadir Girgin, Kıymetli zat Rahmetullahi, Eskişehir'de ağlayarak karşılıyor. Ağlamaklı bir şekilde karşılaşıyorlar. Bu bir bakkaldı ama irfan ehlimdi. Demek ki almış olduğu evrak ve asker onda tesir bırakmış. Ben Ankara'dan bir grup Eskişehir'e ziyaretine geliyorlar. Herhalde biraz kalabalık da olmalı ki, herkesi ayrı ayrı odalarını tahsis ediyor. Genç bir kardeşimize de siz de bizim yanımızda kalın diyor. Onun anlattığı şu, yanında kaldım diyor. Elini böyle dizlerinin üzerine koyduğu, bu zorlama olarak değil, aşk o. Öyle gerdeğe girenlerin maddi gerdeği değil o, ilahi gerdek. Sabaha kadar, kadın kadar diyor ellerini dizlerinin üzerinde diyor, belki o arada uyumuş da olabilir, bekledi diyor.
Aşkla bekledi. Derslerimizi seherde okumak. Mürşid-i kamilimiz, bir gün mektebim yok diyen, Allah'a sevgili kulum, Şimdi kişinin babasına benzemesi buyuruyor, nimettir. Bizim manevi babalarımıza ne kadar benzediğimizin bir muhasebesini yapacağız. Bu bizim işimize gücümüze mani değil. Yine kahvaltımızı yapınca işimize gücümüze gidelim hiç mani değil buna. Bakın bizzat Esad El-Bridi Hazretleri'nin Sami Efendi Hazretlerinin defterine ismini yazdırdığı kimse ticaret erbabı ve hiç başını sağa sola dönderecek baktı yoktu ama Arifani İlahi idi. İşte bu sıra elmaları indirme vakti, bahçeleri de bozma zamanı, dış günde soluk. Bunlar nefsimizin oyunları. Basiyet ederim size, abdest alın taze taze, iki fena güzel yüze, yapma işte rüyadır bu. Mürşidimizin iki tane manevi evladı böyledir kış günü. Her taraf kar, buz. Deneköy'den buraya dağlar kurtla dolu. Zaten bir tepe var, kurt tepesi de gelir.
Geliyor karların içerisinde kolay değil mi? Öyle kuru bir yol olsa rahat gelinebilir. Karlı bir hava, geri dönüp kendisinin asker arkadaşı, Ömer Efendi, değil misin? Ömer bilinci. Geldiler, yani kışta geldikleri için, pantolonların neleri hep yaşarmış. Elektrikli bir ısıtıcı vardı, onda mübarek Efendimiz şefkatli olur. Allah'ın Resulü'nün biricik halifesi o. Burada çırpındığım başta nefsim için onlara bizler ne olur biricik evladı olabilelim, edevimiz, erkanımız var. Bu zor değil. Kolay zor ettik bizi. Isıttı, pancronlarını nelerimiz ısıttı mı? Onlara çok sıcak, onlara çok sıcak çorbalar girdi Efendimiz. İkram etti. Artık evlerimizdeki arabalar birdi iki olmaya başladı. Cenabı Hak bizlere ıslah edin. O, benzer de fabrikada çalışan bir tüm zem. Öyle bir sohbet yapardı. Şimdi, Allahu alem herhalde cezbeye gelirdi ki zikrin ortasında bazı sesler de ölürdü.
Güllüm, Allah, canı, Allah, Bağlım Allah diyor ama cemaat birbirine karışıyor. Niye takdir oluyor? Gündüzünü güzel geçiriyorlar. Aman ha, mübarek geceler gelecek, üç aylara gelecek zaten de yaklaştı. Gece bir şey dikkat edin. Onlar bin sene önce dikkate başlamış. O sohbet yapacağın gün çok hassas zaten. Cenabı Hak, taklidimizi tahkike geliştirsin. Bu Konya'da Ömer amca bir defa sonra dedi ki sevemedik onları ama düşman da olmadık dedi. Dedi sevemedi. Ama dedi, düşman da olmaz dedi. Yani aleyhlerinde de gezmedik dedi. İlim, ete takva olsun. Gönülüne feyiz dostsun. Kov istemem, ihvan bilsin, söz getirmek fenadır. Şimdi nasıl gezeceğiz? Dilin buyuruyor, edep buyuruyor sünnet seni ye demek, takva buyuruyor. İnşallah üzerinde dururuz, kendi kendimize okur mütalaayla, düşünürüz, faydalanırız maalesef. Sünnete temessük edin, cami cemaate gidin, emir tutman ihvan adın, sabitlere huzurdur.
Fıkıh ile hadis öğren, nefsini yıkmaya davran, Mürşid evinde bir oran, sakal altı sualdir bu. Hasan Efendi Hazretleri sormuş, Hasan Efendi, bu yolun tabinleri size ne zaman gelirler? Efendim aşkı, şevkli, muhabbetli, ilk günlerde tahammül edilemezler gelirler, olmaz. Kalplerinin soğuduğu zaman gelecekler. Hayatlarında nef-i sakin olduğu zaman gelecekler ki, insan sıhhatli olarak hastaneye varır da, ana buradan yatağa dair ben üç gün tedavi olmak istiyorum dese almazlar. Dediler ki zaten arkada bekliyor hastalara biz yer bulamıyoruz. Biz o halimize daha çok dikkat edeceğiz. Üstat bunu defalarca söylemedik, söylemedi su kalmadı zaten. İnşallah, siz dikkat edersiniz, bize de faydalı olursunuz inşallah.