Her şeyde yeni başlayalım değil zaten, her nefes yeni başlamak demek. Her nefes, attığımız her adım eğer şuurla, irfanla atacak olursak alıp verdiğimiz her nefes bir başlangıç demek. Çünkü müminin bir nefesi evvelki almış olduğu nefesten bir sonraki aldığı daha üstün olacak adımı da öyle, baktığı da öyle, yattığı da öyle, kalktı da öyle, günü de öyle. Çünkü Resulullah buyuruyor sallallahu teala aleyhi ve sellem, iki günü denk olan zarardadır diye. Bilmiyorum. Hacı Hasan efendimizin buradaki yalvarış yakarışına tahammül edemiyorum. Onun evladıyım, sadece evladı olmak yetmez, aynı zamanda gönülden bağlısıyım onun, tahammül edemiyorum. Dertlendiği zaman bizim gibi insanlardan, siz de bizim gibi itaatsizlerden, bak sizi tenzih ediyorum bak şimdi, yalvarır, yakarırdı Cenabıhakk'a, ne yapayım ya Rabbi diye. Bak davetlere, yerine göre gitmiyor.
Bazen diyor dualarım kabul olmama durumu var, acaba gittiğim davetlerde yiyeceklerde bir karışıklık mı var diyor. Son derece dikkatli okuyalım, her şey var içerisinde zaten. Burada da deflenmiş, biraz da ihmandan bahsedeceğim. Huzursuz, salih ki ben edeceğim. O huzur dediği, Fecir suresinin son ayetleri, mutmainne sıfatı. Kötülüğün eseri kalmamış, İbrahim bin Ethem'e şeyhi, şakiiki belki olduğu ifade ediliyor. İşte demir bir ayakkabı giyin, ökçesine basın, ne derse bana söyleyin, öyle basmışlar ki et sıyrılmış, kemik görünmüş, kan akıyor, şöyle dönmüş, yüzüne de tükürmüşler. O belihte kaldı, demiş. Yani belih padişahı iken olsa yapacağımı yapardım. Şimdi katiyen deyince üstazı belihin kokusu var diyor, kovun diyor. Bu kovuma değil, onu öyle bir hale getirmişler ki yirmi dört ayar altın haline getirmişler onu ve zamanın kutbu. Bu kadar hassas yolumuz.
Bunu söylüyor Acrasen Efendi Hazretleri, huzursuz saliki ben gideceğim. Huzur ne edip? Şimdi bazen izah edilen durumlar olur ve izah edilemeyen, dile gelmeyen konulara da olur. Müminler felaha ermiştir, Namazda haşyet içerisinde olanlar, haşyet dile gelmez. Takva dile gelmez, Allah'ın Resulü bile Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e takva huna diye mübarek kalbi saadetini gösterdi. Yok bu. Göz bakar ama ibretini anlatamayız, ibretle bakışını. Kulak duyar ama kulağın zikrullahı eşyanın duyduğunu ifade edemeyiz. Beyin çalışır ama tefekkürü anlatamayız, dile gelmez o. İşte bu dile gelmeyen gönüldeki huzuru söylüyor. Herhalde çok üzülmüş ki, içinizden çıkıp hem gideceğim kimseye diyecek sözüm kalmadı ve gitmiştir de. Bulunduğu yerden başka bir yere belli bir müddet hicret de etmiştir. Gün içerisinde de olurdu, ayrıldığı gittiği yerler olurdu. Mesela yakın bir vilayete on beş gün kadar kalırdı.
Orada boş durmaz sohbetler eder, zikirleri eder, irşadımız ve ıslahımız da meşgul olurdu. Kiminiz eviyle etmiyor geçim. Ailesi ağlar ne ola suçum. Düşündüm sizleri, ağardı saçım kimseye diyecek sözüm kalmadı. Soğuk vurdu bahçem gülüm kalmadı, bu şekildeymiş. Tövbe eder günaha yeniden başlar. Okumaz dersini bir zaman boşlar. Bu yüzden ayarlar ihvanı taşlar kurudu dereler, selim kalmalı, yazık değil mi yani mürşid-i kamillilerimize? Kendisine hizmette bulunan bir tanesine diyor ki, saygısızın biri dersini çekmedi oğlum, kalkalım da dersini çekelim diyor. Yani yazık yani. O müşahede makamında onun birçok işleri var bizim gözümüzün görmediği. O anda mekanında bulunuyor zannediyoruz ama o yerine göre Kore Savaşı'nda, yerine göre Kıbrıs'ta, hayatta olsalar da Gazze'de vesaire şimdi yok mu? Onu Allah'ımızı bilir. Tövbe eder günaha, yeniden başlar, okumaz dersini bir zaman boş ver.
Ne çektiğimiz destek? Cenabı hak lütfettiği güneşi bir an ziyası dursa alem biter, kainat biter. Güneş hararetini artırsa, kavrulur yanar dünya. Soğuğunu artırsa, döner. Böyle bir Mevla bize lütufta bulunuyor, ihsanda bulunuyor, sonsuz nimet. Zor geliyor. Ne zor geliyor? Nefsimiz bu, gafletimiz. Ne var zor gelecek? Görmedik çünkü. Ölüm anındaki İmamı Gazali'ye haber verir, Rahmetullah Ali sıkıntıları görmedik. Tağutun, haberin başına konulduğundaki suali görmedik, indiğindeki durumu görmedik. İnip üzerine o beton artık eskiden tahtalardı, şimdi beton kapaklar, kapakların üzerine toprak. Herkes ayrılıyor acaba o orada ne yapıyor görmedik. Bu yüzden ayarlar ihvanı taşlar, kurudu dereler selim kalmadı. Hırsıyla başladık dünya işine, gittiğimiz belli nefsin peşine, çoğumuzun kulak versen düşüne, diyor detaytan balım kalmadı.
Dünyayı ön plana alır ahireti geriye bırakırsak tabii ki balımız kalmaz. Hırsıyla başladık dünya işine, gittiğimiz belli nefsin peşine, çoğumuzun kulak versen düşüne, diyor letaiften balım kalmadı. Seneler geçer dersini sormaz. Kırgınım der, bu ne demek? Kırgınım der ihvanın yanına varmaz. Küfür bir millet halinde. Siz bizden daha iyi biliyorsunuz, nasıl olduklarını çok iyi biliyorsunuz. İki mümin birbiriyle dövüşüp duracak mı? Detay altına zikirler vurmaz, ateş şurada dursun, külüm kalmadı. İhvanın halleri ağyardan beter. Biz bunu zaten üstadımızdan sonra avam, has kelimesi kullanılmasın demiş. Çünkü öyle ibadetle taat edenler var ki, evradlıyım, ezkarlıyım, mübarek bir yolun tabisiyim diyenden çok üstün demeyelim, aman Allah'ın kullarına şefkatli ve merhametli olalım, bütün alemin kurtuluşu için çalışalım diye. Ateş şurada dursun, külüm kalmadı.
İhvanın halleri ağyardan beter, kılmaz namazını seher de yatar. Sabah namazları belli. O altı gün savaşlarını biliyorsunuz İsrail'in, korkuyoruz dediklerinde, iz akşam yirmi midir hangisiyse, korkmayın sabah namazında bunların sayısına bakın cemaat olarak demiştir. Bir Yahudi bunu söylüyor, Yahudi. Münafikları seçerken öğle namazına geliyorlar. İkindi akşam yatsısa zorlanıyorlar, bir de sabah. Buradan seçiyorlar. Böyle mi olalım? Allah korusun, siz öyle olmazsınız inşallah. Bize de dua edin. Kalem dar balık başından kokar, estağfurullah estağfurullah estağfurullah zamanın kutbu, kendi lakabını ellere takar, ne yapsın? Bizim gibi insanlar ıslah olsun diye, zaten kestim size değil, kusurlar hep bizim. Uyuz olmuş malın sürüden çıkar, kimseye katacak malım kalmadı. Velhamdülillahi Rabbil alemin el Fatiha.