Müminin Kurtuluşu ve Ruhani Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Mümin kurtuluşa ve felaha ile kimsedir. Kurtulan mümin şu şekilde beyan buyruluyor. Ahmet bin Asım enta ki buyuruyor. Mümin Kazancı Mevla'dır. Mevlamızın razı olduğu amellerdir. Bu Oğuzları da Cenabı Hak'tan alıkoyan dünyadır. Sevdikleri de ukbadır. Yani ahirette bizim huzura yenilmemizi temin edecek olan haldir.…
Bismillahirrahmanirrahim. Mümin kurtuluşa ve felaha ile kimsedir. Kurtulan mümin şu şekilde beyan buyruluyor. Ahmet bin Asım enta ki buyuruyor. Mümin Kazancı Mevla'dır. Mevlamızın razı olduğu amellerdir. Bu Oğuzları da Cenabı Hak'tan alıkoyan dünyadır. Sevdikleri de ukbadır. Yani ahirette bizim huzura yenilmemizi temin edecek olan haldir. Hani Ukba dendiği zaman oranın sadece cennetin yemeleri, içmeleri değil, cennetin maariftir, o ruhani gıdalardır ve zadüh müminin azığı nedir? Takva, Allah korkusudur celle celalühü. Mesela biz kabre girdiğimizde, kalktığımızda, defterlerimizi aldığımızda, mizan, haşir, neşir, hep burada karşılaşacağımız nedir? Bizi orada memnun ve mesul, mesut edecek olan Allah korkusudur Celle Celalühü. Bu korkuyla isyandan kaçmak, Cenabı muhakkak muhabbetimizi temin etmek ve mecili zuhhu, kurtulan zümre müminlerdir, çünkü beraat demek, kurtulan demek.
Azat olan, diyelim cezaevinde, cezaevinden çıkmış. Bizim şimdi cezaevi dediğimiz nedir? Nefsimizin bizi esir alması, şeytanı atlatması, dünyanın oyalaması, kötü niyetli insanların yolumuzu değiştirmesi ve mescidi sürur, o kamil müminlerin oturup kalktığında, zikra, meblağı zülcelal'in zikridir. Onu anmaktır. Çünkü işlerini görürken bile ne yaparlar? Helal rızık talebiyle bu ibadet olur. Evlerinde güzel gelir. Bu da ibadettir hiç şüphesinin en ayıbımız üzerinde ait olabilir. Buyuruyor. Şüphesiz müminler kurtuluşa ermiştir. Bu ayet-i celîzaati ederken ileri mahal lillah vel gurbeti ve sade. Bu yüksek bir mertebe razı olsun Cenabı hakk'ın onu beklemek olmaz. Yani kendimizi bir başkasına üstün gibi görmek katiyen, bu değil. Mahallülale, Allah'ımızın razı olduğu yine. Müttakilerin, mukadrep olan kulların, ebrarın mahalli, vel gurbetür vel gurbeti ve sade, Allah'ımıza yakınlıktır.
Bu kalbin yakınlığı ve sade huzurdur. Ve eflahem mefene musaddi gandi lillahi vadeun, Allah'ımızın vaadini. Bir vaat var, bir de vaat var. Vahid azap. Vah nimetleri, ikramı, ihsanı, bunları tasdik etmektir. Şöyle anlayabiliriz. İnşallah hata olmaz. Allah'ın emirlerini kabul edip. Nehiylerinden kaçmak. Habibullah Cibril-i Emin vasıtasıyla efendimiz aleyhissalatü vesselama gelen emirleri tasdik etmektir. Garebavo. El mümin yekuni eminen ala galni, gönlünde bir huzur var. Bu ibadetten gelir. Çünkü Taha suresinde esen. Ve men ağır gıda zikri. Kim bizim zikrimizden ayrılırsa, ona Kuran der, tefsirlerden. Onlar için sıkıntılı bir hayat var. Hayatları sıkıntılı, gönülleri de sıkıntılı. Ama mümin ise huzur içerisindedir. Eminen ala ruhu, ruhunda da onu yaşar o artık. Ruhundaki o tatlılığı, o lezzeti, o rivayeti, o dikkati kendi yaşar bir iznillahi teala, o ifade mezunu. Sırrında da öyle.
Müminin Kurtuluşu ve Ruhani Arınması ne anlatıyor?
Müminin Kurtuluşu ve Ruhani Arınması kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Mümin kurtuluşa ve felaha ile kimsedir. Kurtulan mümin şu şekilde beyan buyruluyor. Ahmet bin Asım enta ki buyuruyor. Mümin Kazancı Mevla'dır. Mevlamızın razı olduğu amellerdir. Bu Oğuzları da Cenabı Hak'tan alıkoyan dünyadır. Sevdikleri de ukbadır. Yani ahirette bizim huzura yenilmemizi temin edecek olan haldir.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Azalarında da emniyet var. Kendilerini azaba götürecek bir fiil de değiller. Huzura götürecek. Allah'ımızı razı olunca amellerdir. İçiyle ve dışıyla düzgün olan kimse diyor, mümindir. Yine kurtulan zümreye haber verirken şu şekilde de ele almışlar. Gale Ebubekir bin Tahir, Abdest sallallahu aleyhi ve nefsinin arzu ve isteklerinden, nefsinin oyunundan, ona uyumaktan kurtulmuş. Asıl mümin olan odun diyor. Nefsi ona oyun oynamıyor. Nasıl oynar? Baş olma arzusu olur, dünya sevgisi olur, Allah korusun hayvani duygular olur. Nefsin heva, arzu ve istekleri bunları reddetmiş. Gönlüne nur doğunca, gönlünde ilahi güzellikler, duyuru edince onlara yer kalmadı. Şimdi lamba yanıyor. Işık olduğu için karanlıktan hiçbir yerde bir eser yok. Niye? Lamba yanmıyor.
İman lambası yakin olarak yanarsa, iman lambası gaybe iman şeklinde doğarsa, iman kamil olursa, iman tasdik olunacak olursa halper, o zaman orada kir olmaz. O gönül huzur içerisindedir. Vel hal gomin ve fi emnin, insanlar da ondan emniyet içerisinde. Evdeki, evdeki aile fertleri de ondan memnun, huzur içerisinde. Komşuları da böyle. Arkadaşları duyun, iş çevresi duyun. Herkes nerede bulunursa bulunsun, ondan bir huzur içerisinde, bundan bir yanlışlık bize bir hainlik ne olmaz diyor, Onun gibi. Ve yedelifuhu kullümen yarah. Böyle kim görürse görsün o kimseyi, böyle gönlünde bir ısınma meydana gelir. Gönlünde bir sevgi uyanır. Bir muhabbet hasıl olur, böldüğü zaman. Ve yefrahu yirudyeti külli mahsumi. Böyle hüzünlüdür, kederlidir. Olabilir. İnsan inişli çıkışlı bir hayat var. Artılı, eksili bir hayatımız var. Çünkü Adem aleyhisselam yaratılınca otuz dokuz sene keder bir yıl sürülür yaptı.
Onun için mümin kederi daha çok fazla. Böyle bir keder anında onu gördüğü zaman içinde bir açılma meydana geliyor. Bir sevinç meydana geliyor. Derdini, sıkıntısını, her şeyini unutuyor. Ve ya enisubihi, külli müstevahişih ve de yalnızlıkta olan bir kimse ona diyor, ısınır. Onunla dost olur ve ya ebihi leyyi ve yehve yehyin. Bu heyin daha çok aşka doğru girer. Şevke doğru girer. Böyle bir aşk içerisinde olan. Aşkın ızdırabında. Olan kimse, ona sığınır. Ve yekunihihgahuhu sebvetun il müminin. Onunla karşılaşması mümin için bir sürünür, bir neşedir Ve mücevvesetühü, onunla oturup kalktığı zaman, Rahmetün bir müridin, müritler için bir rahmet. Allah'ın nuru bölümüne ya. Sonra sözlerinden istifade eder, faydalanır. Demek yanlış yapıyormuşuz de. Şundan hiç çekinmeyelim. Bir şeyi, hayırlı olan bir sözü yüzlerce defa duysak bile bunu çok duymuştuk demeyelim.
Belki o duyduklarımızı da tesir etmez de son duyduklarımızı da tesir edebilir. Onun için ikaza her zaman muhtacız. Size çok temiz. Gerçekten. Ehlullah katında kıymetli birisin diyeceğim. Ehlullah'ın, Allah'ın dostlarının saygıyla karşıladı. Söylediği bir söz var. Diyor ki Cenabı hak bizi ikazsız bırakmaz. Yani bu ikaz, Allah'ımızın dostlarından da gelir. İcabullah'tan da gelir. Hızır aleyhisselamdan da gelir. İlyas aleyhisselamdan da gelir. Melekler vasıtasıyla kalbine ilham olarak da gelir. Yıkaz isteriz. Her zaman muhtacız biz buna. Böyle konuşmaları neleri de Allah'ımızda korkan kimseler için nedir meviza bir örgüttür, bir nasihattir. Mümin için felah bu. Esselamü, Kaddafi alemi mümin. Müminun suresinde on ayeti cehille var. Efendimizin sallallahu teala ve sellem ahlakı Muhammed iyileridir. Bizim de onu takip etmemiz icap eder. Fena ve salah.
Şu azalarımızın, ey, ayağı, göğüs, kulağı, gönlümüz, dinimiz. Bunların ısrarı şu üç şeydedir. Bir tembel. Tembe, Rabbimize yönelme manasını veriyorlar daha ziyade. İstiğfar, hatamızdan dolayı bağışlanmayı diliyoruz Rabbımızla. Zaten bu gece de bağışlanma gecesi, cani gönülden sarılırsın Allah. Tevbe ise yöneliş ve takva Cenabı hakk'ın korkusu. Bunun üzerine kitaplar yazılmıştır. Böyle terör ve takva biz burada kısaca beyan edilebiliyor ama bunun hakkında konuşulacak çok sözler var. Tabi zaman buna müsait değil. Biz araştırırız. Bakarız, okuruz. Eserleri de mevcut. Ven istikamet, sözünde, fiiliyatında, yaşantısında ve kalbinde düzgünüm. Ve ıslahu kulu biselazeti umumi. Kalbinde de insanın ıslahı, gönlümüzün şu üç şeye bağlıdır. Bir İhlas. Yaptığımız her şey de samimi. Insanların beğenisi değil. Bu belli oluyor zaten. Öyle bir riyaya giden bir durum oldu mu belli olu benim.
Yani, Rabbımız ölüyor başta. İnsanlar bizi kabul istemiyoruz, e etmesen ne olacak? Rabbımız bu Celle Celalühü. Ona karşı sorumluyuz. Bundan dolayı samimi olmayın. Bütün tavrımızda, hareketlerimizde. Vesıt doğrununtur. Mettuma innine, bu haliste, makamiste, mutmainne sıfat. Efendim, eriştim. Az bir, böyle nefsimize dokunan bir şey olduğu zaman değişmeler olursa, iyi düşünmemiz gerekir. Böyle kolay değil. Çok bir azim ister, gayret ister. Bu gönülde arz ettiğimiz gibi belli olur. Ve ıslahuz serair, bu gönül ademinin kalp serair deyince daha bir sadır manasında vermişler ama değişik manalar verilmiş. Daha bir gönlün için, daha bir kalbin için. Bunun da üç türlü düzelmesi var. Elhamdülillah bak, bizi çözümsüz bırakmıyor diyor. O nasıl düzelir? Bunlar gerçekten salih kimselerin halleri. İl murakabe, murakabe ile murakabe ile olmaz.
İmamı Rabbani Hazretleri bazı duyulan zevklerin nefsani olduğunu ifadeler. Ben yanıyorum. Ölüyorum. Kabıma sığamıyorum. Öyle bir feyiz yağıyor ki, bunlardan geçelim biz. O yaranmayalım bunlarla. Esad-ı Elbili Hazretleri bunlara dudak boyası diyor. Geçmeyenlerin, şer-i Şerife, sünneti Muhammediyeye sımsıkı sıkı sarılmak. Bunlar ne olur? Bunlar bizi istikamete götürdüğü müddetçe güzeldir. Olur. Aştır, şirktir, muhabbettir ama şer'i şerife uyulduğu sürece ve bizi de istikamet üzere götürdüğü kadar. Ve müşahede. Bu müşahede artık perdeler kalkmış. Vel'l-marife. Şunu demem gerekir. Bu gibi halleri büyüklerimiz anlatmazlar. Evden geçerler. Çünkü biz daha nefsimizin ıslahıyla meşgulüyüz. Fakat bunu dememiz, ey amel edenler, işte bunun için amel edin. Bu nimetlere de mazhar olmak için gayret gösterin. Buyur. Ertagul evtagul, ıslahullahi, dışımızın ıslahı nedir?
Bir içtinerdin nevahi ve intehredir evamil. Büyüklerimizin en çok üzerinde durduğu konular budur. İnsana buyuruyor, Sami Velimiz hazretleri, müsaabelerinde geçer. Aman okuyalım, okuyalım. Eğer mahsul yoksa altlarını böyle çizerek, kitaba zarar vermeden çizerek, notalara, dikkat ederek. Çünkü böyle yazmış ki onu. Devrimizde, o devirde en büyük ulemadan kimseler, Samilerimizin eserlerine hayran kalıyorlardı. Böyle bir derleme, toparlama nasıl oluyor diye. Onun için biz, güneşi ceketimizin astarında eskitmeyelim. O manevi güneşlerimizin hayırlı sözlerini böyle gönlümüze yazılırcasına, nemlere kazırılır gibi gönlümüze yazmamız lazım. Burada bir ara Kayir hocamız geldi. Üstadımız için dedi ki, bu gibi insanlar zamanında anlaşılırydı. Zamanında bilinir. Bu menpibeler neler? Artık ilahi yolculuktan sonra dedi. Yolculuktan sonra biter.
Şimdiden, siz onun o mübarek sözlerini bir şişeye iyice doldurun tapasını da sıkılayın da çıkartmayın, dedi. Efendimiz de, hoca efendim, dedi, biz bazen tapasını attırırız, dedi. O da gülmeye başladı. Böyle onlar artık şimdi, istikamet edemez miyiz? Mübarek kelamları var, sözleri var. Şimdi bulurum, sözlerinden de çok zaman alırım. Şiirlerine bakarız, sohbetlerine bakarız. Bu bizim gibi insanlara yaptığı sohbet. Bak bir sohbeti var. O da Diyanet teşkilatının fetva kuruluydu Ankara'da. Onlara rabıtayı anlattı. Ahmet bin Hanbel hazretleri böyle tahsili olmayan meşayih-i kiramdan birisinin Fatiha'ya verdiği yedi manayı işitince cezbelenip dışarı çıkıyor Allah'ım bu ne ilim bizim okuduklarımız da yok diye. Devrande bulunamadım sonra bize anlattı üç tane hoca gelmiş.
O ara nasıl biz ayrılmışız oğlum diyor kırk beş dakika bir görüştük dedi Allah dedi öyle bir lütfetti dedi ihsan etti hayranlığını beyan etti Allah'ımızın nimetine olan hayranlığını böyle biz okul durduğumuz için bulunamıyorduk ara sıra bulunuyoruz yatılı dolunca müsaade edilmiyorum sabah ziyaretine vardığımda buyurdu, oğlum dedi, akşam dedi, cemaat geldi. Esselami inne me müminin ihva. Ayeti celilesinin dedi, esrarı dedi, belirdi. Bitmiyor tükenmiyor Hep onlar emri ilahi riayet suretinde ve nehrinden kaçmakla olur. Öyle onlar ağlayan, sızlayan şeri şerife uyarsa makbul görürlerdi. Dedemin huzurunda bir tanesi su ağlamış. Dedim hiç. İçinden sevgi gelmemiş. Bu gibi durumlarda üstadımıza sorarmış. Evlatlarız abi. Demiş, Hasan efendi evladım. Bu adam ağladı, sana nasıl geldi demiş. Baba demiş, nefret geldi demiş. Oğlum, bunun halini bir araştıralım demiş.
Şer-i Şerife dinimizin emirlerine uyuyor mu, uymuyor. Bakmışlar ki, şeriatimize uymayan neler var? Onların çözümü budur. Resulullah, dışımızın ıslahı nedir? Bir içtinabin nevahihi ve intizarle devam et. Emirlere uyup nehiylerine kaçmaktır. Ve ıslahı damağıir, iç gönül alemimizin ıslahı bir taklidi ve rezeil. Takliye, bu dediler, takviye borusu mu derler? Bir şey derler, Kanalda ne derler, bir şey derler, olur mu? Tahliye denir. Tahliye tamamen kötülüklerden kurtulmak ve Tahliye de dolma manasını, yani süslenmek manasına feza ile, faziletlerle donatılır ve islahu serair, daha bir gönül aleminde olan ise. Evet efendim. Ve Ürün alemindeki ısıta ise bir tevazu halinde inkisar yoklu manasına da gelir kendisini hiç mesabesinde görür hatta tetahherve ve tertadı bin edebi ve tevadır lebüsni kul güzel ahlak güzel ahlak tevazu ve edep ile diyor, onlar donatılırlar. O menundaki bir güzellik.
Belki duyuyorsun, layık olmasam bile huzur-u alilerinde mürşidimizi bulunduğu için sözlerini hatırlıyorum. Erildi ki eli, Sami efendimizden gelen kıymetli bir kimseydi. Dedi ki, Hacasın efendimizin bu hali dedi biz Sami efendimiz gördüğümüz kadarıyla fena andır fena dedi. Yani beka hali bu dedi. Bekaya yürüyor dedi. Bu hal onu gösteriyor dedi. Tamamen, ruhluğun içerisinde kıymetli bir kimse diyor. Ben diyor, rakımızın diyor, azametini müşahede ettiğimde, diyor. Azamet-i ilahiyeyi, müşahede ettiğimde, bir sinek kadar da kalmadım, diyor. Yani geliştikleri hal, gördükleri manzara bunu ifade ediyor. Rabbimizin, Azameti ilahiyesi karşısında yok oluyorlar tamamen. Ben dikmiş gibi duruyor zaten. Hep nur-u ilahi, nurları ziyadeleşiyor. Nur suresinde otuz beş. Ayet celîlede see'de see'de nurun alaen nur. Nur, üstüne nur, nur, üstüne nur oluyor. Felah nedir? Gayesine erişmek, ne olmalı gayemiz?
Mevla başka ne olacak, silricili abim. Erişemesek bile, takliden de olsa, inşallah yapa yapa, hakikate Rabbimiz geliştirsin, bunun için biz himmetler bekliyoruz. Allah'ımızın ilahi yardımını bekliyoruz. Evliyaullahtan himmet olsun, aleyhissalatü vesselam efendimizden bir nur doğsun, Cenabı Haktan bir yardım gelsin ama sığınacak. Esad Elbil alemin Hazretleri bu yardımı, Şam'ı seher ağlar ise, sular gibi çağlar ise tez bulunur umman sana. Efendim, Fena nedir? Bela? Arzu ettiğine ulaşmaktır. Birincisi felahtan üç hayvan birincisi zahiri olan alen nefsi el laparvalen nefis falan müteabiru nefsin arzu ve isteklerine uymamaktır veddunye falan yehu bize harfi ye böyle su suyla pis suyla eviyle barkıyla mesai. Bağ, bahçesi, yiyeceği, içeceği, hep bunlar da bir dünyanın süslerine, geçici olan arzu ve isteklerine kapılmamaktır.
Nefsin de dünyanın da ve şeytanı felem, yefkinu hutbi ve sarbisili, şeytanın da gönlümüzü karıştırmak için kalbimizi atmış olduğu kötü düşüncelere kapılmamaktır ve kötü niyetli insanların bozulmuş, itikaden, ibadet ve alaken, bozulmuş kimselerin yollarına girmemek, onların aldatmalarına, onların şaşırtmalarına uymamaktır ve zevalü'l-giymen ve hüpbül-ü emen ve vahşetin vuku, ve zevelü'l-iman, imanımızın yok olmasından korkup, imanımızı güçlendirmektir asıl zafer ve eman bizi kurtaracak olan esaslara yapışmak, vel ve fıkkü'l emani ve vahşetül gubur, kabirin yalnızlığı ve imanın, kurtuluşun olmamasından çekinerek Mevla'ya dönmektir. Nefsin arzu ve isteklerine uymamaktır ve dünya, dünya dedi. Felem yatu, yatu, bize valifiye, onun süs ve püsüne aldanıp şaşırmamaktır.
Turyan etmemek, yoldan çıkmamaktır ve şeytanı fenem yeftin onu bir vesabisi, şeytan da vesvesesi ile bizi fitneye düşürmemesidir ve Kuran er su, selam yepteru dimek reyim. Kötü niyetli insanların da akidesi bulsun, kimselerin de bizi ideneleriyle mahvetmemesidir. İkinci olarak, en necat, kurtuluş nedir? Ve mesvesetiş şeytan ve cevvalil diman ve fısdil eman ve vahşetir budur. İkinci artık, kurtuluş neymiş? Küfürden, dalaletten, bidat, iddiası olmayan tavırlar, yaşantılar. Cehaletten, nefsin aldatmasından, şeytanın vesvesesinden, imanın elde gitmesinden ve kabir ve oradaki yalnızlıktan kurtulup imanı kendimize yoldaş etme, Kuran'ı kendimize yoldaş etme, ibadet ve taati kendimize yoldaş etmektir. Üçüncüsü nedir? Elbakau fil, melikil ebedi ve naimüs sevmedi, üçüncüsü, Elbakau, elbaka, fil mülkil ebedi.
Melik desek, Allah ile, yani varlığı Cenabı hak ile devam edip o bitmeyen nimetlere ermektir, şeklinde dirsek inşallah hata etmeyiz. El-Baka. Hil mürkin ebedi gibi ve naimis sermedi. Öyle bir nimet ki, o ebedi olan nimetlerle her an mütenaim olmak, nimet içerisinde bulunmaktır. Elfela, elfelahu'l hakiki fi eba ateşya, kurtuluş, hakiki kurtuluş dört şekildedir. Bir, ehabuhe el diman, insanın yaratılışında cenabı hakk'ın nurunun, o kimseye diyor, serpilir diye geçer zaten. O nurun ona isabetidir demiş. Bu nurun ona isabet etmesi suretiyle küfür zulmetinden ve perdelenmekten de azat olmaktır. Ve ve menşevul ahlakır ve huve menşevul ahlakıl mardiye, Allah'ımızın razı olduğu güzel ahlakın temelidir takva.
Ve mengamli ameli şeriye, şerdi görevlerin kaynağıdır, ve bihi y ve lauti alemde devam edip, artık zulmetten kurtulup, beden kayıtlarından kurtulup, Mevlana'mızın buyurduğu gibi, 10 kafesinden kurtulmak, 10 mezbelesinden kurtulmaktır. Ondan kurtulmuş, lauti aleme doğru yürümüş. Onda bulunan karanlıkların, nefsin, şeytanın, dünyanın, kötü niyet insanları meydana getirmiş olduğu tüm olumsuzlukları olduğu gibi yok etmektedir. Mer rabbi uha, dördüncüsü, ezcieru fi sebiyli'de, Allah yolunda cihad etme, ve huve benliği tamamen çiğnemektir şuhud, nuri ile zafere gelen ve kendisinde meydana gelen, biraz önce saydığımız gibi, olumsuzlukların tamamen bitmesi demektir. Yine şunu ifade etmişler felahta, ve mellen yekun fi erbaku ishal, felah tükjalahu felahamvayı, kimde şu üç dört şey bulunmazsa, şu dört şey bulunmazsa, onun kurtulacağından ümit etmeyin.
El ilim, ilim, el vera, helalde bile dikkatli, Cenabı hakk'ın azameti ilahiyesinden dolayı çekinmek, büyük bir saygınlık üzerine olmak. Et tevaburu ya da illa, Allah'ımızın kullarına da tevazurdu bulunmaktır. Bu mübarek gün, berabere gecesi, nefsimizin arzu ve isteklerinden kurtulmak, şeytana uymamak, velhasıl Rabbi zülcelalimize halis bir kul olma demektir. Essalah, hüverucuu ilallah ki her nefeste Rabbimize dönüyor. Yalvarıyor, yakalıyor geceleri Cenabıhakk'a secdelerde gözyaşı döküyor. Ibadet ve taatini sadece bir geceye hasretmemek, devamlı yapmak ve vehiye amadul birri, taleben bissevebi dillahi teala mükafatını Cenabı Hak'tan bekleyip insanlardan beklememek suretiyle hayırlı amellerde bulunmak ve haşyetün min ekabihi ve Allah'ın vereceği cezadan da çekinmektir. Eşşehir şabikul belfik abdestallahü ve sana fiseleti eşya kurtuluş üç senedir.
Fil eklil henen helal yemek ve ittiba-ı sünen efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünnet-i seniyyesine uymak ve nefsin arzularına da uymamaktır. Ebu Rabbasül mürşihi, Rabbimizin sevgili bir kulu, kalpte Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor, salahülaz filfeti. Kulun kurtuluşu şu üç şeydedir, marifetullah Rabbımızı tanımak celle celalühü ve marifetullahler kişinin kendini bilmesi, bu saatlerce devam eder kişinin kendini bilmesi, Rabbımızı bilmesi demek. Çünkü yaratılışımızın amacını kavramış oluyor artık. Daha neler neler. Ve marifet dünya dünyanın geçici olduğunu bilmek. Hemen Arafat'ı kim Allah'ı tanırsa Celle Celalühü Hafem min korkusu o zil. Bu derecede olur ve men Arafat dünya kim dünyayı tanırsa zekide fihha dünyaya gönlünü kaptırmaz ve men Arapen nefs kim nefsini tanırsa tevavu albi aybadilillahi teala Allah'ın kullarına karşı çok mütevazi olur.
Mesela yaşar insan, sevdiği de olur, sevmediği de olur. O sevmediğine şu düşünce de olur. Ben kendim için ne arzu ediyorsam kardeşim için de onu arzu etmem lazım der efendimiz aleyhissalatü vesselama inen ashabına ayeti cellesini tefekkür eder. Ne bu ürünü? Halbuki efendimiz orada hayırlı bir amelde Mekke'nin seçkinleri gelmiş onların iman etmesini istiyor. Bu arada ümmettim hazretleri bana dinimizi talim et deyince şimdi sırası değil diyerek az çekimser davrandılar. Bu bile ikaza sebep oldu. Buna göre düşünmemiz gerekiyor hiç şüphesiz. Abdül el-Kerrim, Abdülkerim el-Ceyli salah şu üç esasa bağlıdır. Bunun üzerine bina kılmıştır. İslam, İslam'dır ve sali, ikincisi iman, ver ruknut salis üçüncü rukü artık esas gaye. Korku ile ümit arasında olmak suretiyle ibadet ve taatimizi devam ettirmektir. Eğer salihler olmasa, ümmet helaka gider.
Salihlerin halleri ıslahu mabeyneke ve beynallahi teala Allah ile Celle Celalühü'nun kendi arasındaki tavırlarını düzeltir görevlerini vazifelerini yerine getirir. İla amel-i salih salih ameller ve ıslahı dini dininin ıslahı da dinimizi en güzel şekilde yaşamakta billaining dilimle öğrenmeklerin ve entar daim nevsi matar daim nefsi kendi nefsi için arzu ettiğini din kardeşi için de arzu etmektir en amelus salih, salih amel nedir? Eşşehir Necbuddini Kübra, Fahreddin Razi büyük müfessirine zandan rahmetullahi onun üstadıdır. El amelüs salih, salih amel buyuruyor, huvve er kenenu şeriya, şeriatın esaslarıdır Zahiren ve batınen, Zahiren ve batınen, işte ve dışte efendimize uymaktır Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Efendimizin sünnet seniyesini içveç, dışta yaşamak ve emmes sünnet ferbatı nüha, sünnetin gönülde yaşanması nedir?
Et tebedülü ilelullahi teala tamamen Allah'a rabt olmaktır, ona odaklanmaktır, tevekkül değişmedir, Cenabı hakk'ın istediği şekilde olmaktır celle celaluhu ve gadun nazarı amme siva, onun dışındakilere nazar etmemektir. İbni Arabi, katdesatullahi, Allah'ımızı tanımaktır celle celalü ve efdalül amel, amelin de en kıymetlisi de budur. Şüphesiz salih amel, hüv ve hüllüma yattasili bir insel mindavilin ev piyadein hem düşüncesinde, hem yaşantısında, hem sözünde, hem sözünde, nedir? Her şeyiyle mevlamıza erişme, onun arzu ettiği şekilde amel etmek, kalbi nur gibi, esanın ve nezana mafi sudur min veli, ilahi ilahi kalplerinden onların ilmi, kibri, benliği çıkardık diye buyuruluyor. Demek ki salih amele insanın ulaşması sözüyle, yaşantısıyla, düşüncesiyle onların salih olmasıyla. Velise nuru salikan, dili düzgün, yalan yok.
Hem duymasında ve basariyi hem görmesinde muhahatı olan kendisini devamlı şeri esaslara riayet ederek koruyor. Esalet et. Hiç şüphesiz kulak, göz ve gönül bunlar hep yaptıklarından mesuldür buyurdu. İmam Ali radıyallahu anh, la ticarete kelle ameli salih, salih amel gibi bir ticaret olamaz. Ve gale sehi, hüsnü amel, güzel amel, el istihkametu aleyh gibi sünnet, sünneti seniye üzere yaşamaktır. Ve gale babı, hüsnü amel, güzel amel, misyanul amili, misyanul amili nefseu, ameli de nefsini tamamen terk ediyor ve amelihu, ve Allahu Zülcelal'de yok olmaktır, buyruldu ki sıdk ve gasten meniyyeden, salih amel, bir kere sadakati var. Niyeti düzgün, emeli hep Mevla olan kimselerdir. Gallek, kalsın, abdest Allahü sırrı bir ayeti celleye alarak bunu ifade ediyor, o da Esselamü.
Buyuruyor ki Rabbimiz, doğrusu biz yeryüzündeki bütün göz alıcı nimetleri yalnızca bu dünyaya ait gelip geçici süs olarak yarattık ki içlerinden hangilerinin daha iyi davranışlar ortaya koyacağını belirlemek üzere insanları bu nimetlerde imtihan edelim. Yani şu diyor dünyanın güzellikleri sizi aldatmasın. Bu sizin imtihan olmanız için dinleniyorsunuz buyuruyor. Süleyman aleyhisselam diyor ya, büyük bir nimete erişince acaba şükür mü edeceğim, haşa. Yoksa şükürsüz mü olacağım diye Rabbim beni imtihan ediyor, diyor. Yani dünyaya katiyen aldanmıyorlar. Devamında zaten, Eshabü ve inne lecailune ma aleyhe saiden yoruza, sakın bakalım. Şüphesiz bir yeryüzünde olan ne varsa kupkuru bir toprak yapacağız. Öyle bunun nesine meyil ediyorsunuz, denmek istemiyor. Galül gasım ziynetü'l art, dünyanın süsü nedir?
El enbiya, nebiler, vel evliya, veliler, vel ulema, alimler, Vel Rabbaniu, Vel Ulemau ve Rabbaniu, onlar ilahi artık destekle, tevhid olunan, Allah'ımızla, ahlakı da, edebi de, tavrı da, hareketi de Rabbimiz tarafından ıslah ve irşad edinen seçilen kimselerdir. İla suratın, bu evtat da öğüt kişidir. Marifet ehli buyuruyorlar ki bu Allah'ımızı tanıyan kimselerdir ve muhabbetül leh, ona muhabbet eden kimselerdir ve müşteune ile Rabbimize aşık olandır şimdi o evtat denilen dört kişi doğu, batı, kuzey, güneyle alakalı olan evsahı belirtirir. Sekiz tane sıfatları vardır, ırüzüzahi, dürdü, batındır. Bunlar ve alimler, veliler ve nebiler yeryüzünün güneşi, ayı, sanki yıldızı mesafesindedirler. Velhamdülillahi rabbil alemin el-patir.