Gayesine ulaşan, emeğine gelişen, başarını mümin, Onun kalbi, kendisine vaaz nasihattir. Hiç kimseden de bir şey duymasa bile, tekasıyla, Cenabı Hak'tan korkusuyla, kalbi onu uyandırır. Kalbi, neyin halk, neyin batıl olduğunu ona gösterir. Rabbi Zülcelal'imiz de onun dostudur. İman ettim, Allah'ı ve Resulünü kabul ediyorum. Allah Celle Celalühü, benim Rabbimdir, Efendimiz de onun resulüdür diyen, her bir şahıstır. Her şeyde bir mümülük var. Mesela maddi olan varlıklarda bir üstünlük var. Toprakta bile. Çoral da var. Bunun yanında, tını topraklarıyla, Haritesi yüksek olan, senede üç ürün veren verimli topraktalar. Her bir şey. Suyun da kaliteli olanı var. Mineral değerleri yüksek olanları var. Bunun yanında, Allah korusun, sürekli olup da denk gelenlerdir. Bitkilerde duyan, hayvanatta da duyan, hepsinde bir değer var. İmanın da müminin de mümin olmasının haltesi var.
İki şirkten uzaktır Kamil, oldurmuyor, üstün. Bir, Zahili Şirk, Zahili Şirk demek, açıktan putlara taplıyor. Allah'ımızın yanında Celle Celalü, başka ilahlar da edin diyor. Ne demek o ilahlar edinmek ne demek? Onların emrine, giyinmek demek. Allah'ımızın emri varken, emri varken, batılların görüşlerine dalmak vardır, onları tercih vardır. Bir de hati olanı, bu da ze yağdır, üsteliştir. Çünkü şirk dendiği zaman bu Allah'ınızı Celle Celalübil inkar değildir. İkelemek, güçlemek. O, bize bütün esasları koyarken, başka birisinin de koymuş olduğu esasa, ölüme kaptırmaktır. Onu tercih etmektir. O hafi olanı. Riya, gösteriş, Allah'ımıza yapacağımız taati, insanlar beğensin diye yapmak. Hakikati eğlenmiyor. Tarikatı aliyyeye girimiz, biz imanda hakikati elde etmek için. Kalbinde imanın esintisini duyan kimsedir. Kalbinde imanın esintisini.
Allah'ımızın inayet yardımının, ruhunda o yardımı hissedebilmektir. İşte hasıl olacak ne ise, onlara tam biri teslimiyet, o neden olduğu niçin bu şekilde zuhur etti demeden, Allah'ımıza boynumuzu bükmek ve idamin müftarı, Rabbimizin emretmiş olduğu farzları yerine getirmek, Rab'lamızın girmiş olduğu nimetten de muhtaçına yardımda bulunmaktır. Bu, hakikate elenlerin özelliğidir. İmanda hakikate elenlerin vasfı nedir? Malından Allah yolunda infak eder. Fakirine, yoksuluna, ülkemizin dışında zulüm gören kimselere, barakaların altında kalanlara, ihtiyaçlarını temin edemeyen, zorluk çeken müminlere ve idbanetü'l-müftarık, Feraiz-i İlahiye Cenabı hakk'ın farz kılmış olduğu emirleri Rabb'ın emretmiştir bana bu görevi, bu vazifeyi diyerek, cami gününden sarılanlar ve tevekkül içerisinde olanlar, kesin inanç ve Rabbımızı almakta, ona büyük bir saygıda olunanlardır. Hakiki mümin kimdir?
İmandan hadliyen vazgeçmeyen, imanından zerre kadar taviz vermeyen, ve Ata ve fakr ve ihtisas, bu gibi özelliklerini taşıyandır. Kendilerini ibadetiyle, taatiyle Cenabı Hakk'a bağlılığı ile özellik arz eden, fazilete ermiş Allah'ımız tarafından, fazla ihsana gelen, yolunda ikram eden, ihsanda bulunan ve Mevhi Bey'i ilahi, Allah'tan mevlittürmek. Özel seçilmiş mümin, onlar Allah'ımıza dost olarak kimselerdir. Cenabı Hak, müminler için yedi tane koruma ve muhafaza muhafaza lütt etmiş, izah etmiştir. Yedi muhafaza vardır mümin için. Altında O nedir? Bu Cenabı Hak'ta tanımaktır. Bu, Cenabı Hak'a imandır. Gümüş manasına, onu koruyan, muhafaza eden, öyle gümüşten bir kala adeta. Bu da Allah'ımıza imandır. Demirden bir koruyucu, Allah'ımıza, canı gönülden teslim olmaktır.
Taştan bir kala, bu da Allah'ımızdan gelen her şeye razı olmak ve şükür, şükür ibadet manasında, delil, şükür, ona taahhütte bulunmaktır. Bu daha çok sertleşmiş çamuru, sertleşmiş çektirtiğini ifadetir. İnilikle emir, kötülüklerden sakındırmak ve bunun için de çaba içerisinde olmaktır. Zümrütten bir kala, o da doğruluktur, iflastır bütün halde. Bir de inciden kala vardır ki, bu da nefsin edebidir. Kişinin Cenabı Hakk'ta yapmış olduğu saatte edep yönüdür. Mümin kul kimdir? Öyle bir kimse ki, Allah'ımız onu, cezadan, beladan, ilmin kıldığı kimsedir. Ve insanların da insanların da, ezaben cezasından ilmi yılan kimsedir. Mümin Eğer tabiatımızda bulunan, nefsin arzu ve istekleri, şehemi duyguları, akla, ruha ve kalbe hakim olacak olursa, tuğyanda denir.
Şimdi, akıl gibi bir nimet, ruh gibi bir değer, kalp gibi Cenabı Hak'ın muhabbetini taşıyan nimetlere şehevi arzunun, nefsani isteklerin galip gelinmesinde ne ile mücadele edilir? Allah'ımızın başarı ihsan etmesi ve bu başarının nuru ve gönlüne inen ilahi tecelliler, bunların neticesi adeta bu inen nurun ok gibi, ok gibi şehevi, nefsani arzu ve istekleri kırmasıdır. Eğer ruh, akıl galip olacak olursa, o zaman şehevi duygular, bir kimsede olur, dünyaya yorgun olur, başrol arzuları olur, bunlara karşısındadir, başarılı olur. Demek ki biz iki ıssızdan müteşekkiriz. Hem artılar hem de eksiğer var. Artılar nedir bizde? Artılar, akımdır, ruhtur, kalptir. Mesela bir misal olarak daha vardır ama buradaki geçen esasa göre söylüyorum akıl büyük bir nimettir, ruh da kalptir. Bunun yanında, bizi esir almaya çalışan, şeytanın bizi yok etmek için kullanmış olduğu Pusulardan birisi nedir?
Nefsin arzu ve istekleridir. Şehevi duygulardır, vesaire. Bunlara karşın, mücadele içerisinde olacağız. Allah'ımızın kendisine iman eden kişilere verilmiş olduğu cennette üç vaka. Bir, İman etmiş ama amel taat yok. Ne kadar azap, yıkar, ceza da olsa, imanın neticesi cennettir. İkincisi, iman etmiş ama, onda, onda, günah diye bir şey yoktur. Salihme. Bu nedir? Bunlar gerçekten kurtuluşa eylen müminlerdir. Üçüncüsü, Bir de iman etmiş ama hata içmiyoruz. Bunun yanında tekrar tevbe ediyoruz. Kendimizi, kendimizi ıslaha gayret ediyoruz. Bunlar da Allah'ın dostlarıdır, onlara da cennet vardır. Şimdi iman etmiş. Sonra hatalara düşmüş. Bu hatalarından, Cenabı Hak'ta gözyaşlarıyla, tam bir nedametle gönderilmiş, tevbe etmiş ve ıslah olmuş. Nur gibi olmuş. Ashab-ı Bizim Efendilerimiz şirkin içerisindeyken en kıymetli kimseler oldular. Bunun gibi olur Cenabı hakk'ın veli kulları var.
Hayatlarının ilk dönemleri çok bozuk olmasına rağmen, ne yaptılar? Tamamen Rabbimize yöneldiler. Şimdi mümin, mümin beni ta tedbiri de bulunuyor. Bunun yanında, kötülüğü de rica ediyorlar. Bunlar ise, bunlar ise, amelleri vezz yoluna, Cenabı Hak tarafından ne murad edilmişse, ona ilişeceklerdir. Zerre kadar aydın, zerre kadar da şerrin karşılığı ölecektir.