Değerli dinleyicilerimiz, Musahabe serimizin ikinci cildine mükerrem insan başlıklı konuyla devam ediyoruz. Ayet-i celilede estailübillah, zat-ı uluhiyetime yemin ederim ki muhakkak biz beni Adem'i mükerrem kıldık, buyrulmaktadır. Ademoğlunun mükerrem olan sıfatı hangisidir ve nelerdir? Ak Teala Hazretleri Ademoğlunda sair hayvanlardan mümtaz farklı olarak iki sıfat halk buyurmuştur. Biri cismani zahiri ve bedenidir. Diğeri de ruhanidir. Cismani sıfatında sair hayvanlardan farklı olarak faziletli olmasının sebebi şudur. Suretinin güzel ahsen-i takvim üzere yaratılmış olması, mizacının mutedil olup maksadını tafsilatıyla anlatabilmesi, akıllı ve irade sahibi ve daha birçok ali mertebelere malik olmasıdır. İnsanın ruhani olan mükerrem sıfatı da Muhakkak indi ilahide Ekrem olanınız en ziyade takvası olandır ayet-i celilesiyle beyan edilmiştir.
İşte insanın mükerrem olan sıfatı da ancak takva sıfatı ile olmasıdır. Bu iki sıfat arasındaki farka gelince. Cismaniyet alemi halktandır. Zulmanidir. Ayet-i celilede buyurulmuştur. Bu ve emsali müteaddit ayetlerle insanın zulmani sıfatının zulmetten nura çıkarılacağı beyan buyrulmuştur. İnsanın bu sıfatı yer, içer, uyur, gaflette bulunur ve aynı zamanda bu sıfat hayvanidir. Çünkü koyun vesair hayvanlar gibi ölür, çürür ve cismaniyetinin terkibatı da anasırı erbaha denilen ateş, hava, su ve topraktan mürekkeptir. İnsanın nefsi de yaratılış itibariyle bu cismani sıfata tabidir. Ruhani sıfat ise alemi emirdendir. Melekidir, ulvîdir, yemez, içmez, uyumaz, gafil bulunmaz. Nitekim sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, iki gözüm uyur, kalbim uyumaz, buyurmuştur ki bu hadis-i şerif maddiyat ile maneviyatın farkını tefrik ve izah buyurmuştur.
Allahutaala Hazretleri kullarına, Allah'tan korkun lafzı şerifiyle Kuran-ı Hakim'in de pek çok ayet-i celilelerde emir buyurmuştur. Hadis-i şerifte de, Hikmetin başı Allah korkusudur, buyrulmuştur. Takva korkmak, korunmak, sakınmak demektir. Ahirette insanlara zarar verecek şeylerden kaçınmaktır. Ve bu hususta müteaddit manalar verilmiştir. Cenabı Allah'tan korkmak, şirkten içtinab etmek günahlardan ve şubuhattan sakınmaktır. Şüpheli şeylerden içtinab hakkında sahih hadiste şöyle buyrulmuştur. Haram ve helal aşikardır. Fakat ikisinin arasında birtakım şüpheli şeyler vardır ki insanların çoğu onları bilmez. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa dinini ve ırzını kurtarıp tebriyeyii zimmet etmiş olur. Müttakilere Kuran'ı mübin rehber ve hidayet yoludur. Nitekim Bu kitap, yani Kuran, o kitaptır ki taraf-ı ilahiden vah ile münzel olduğuna asla şüphe yoktur.
Takva sahiplerine günahlardan kaçınanlara tarik-ı hayrı doğru yolu göstericidir, buyrulmuştur. İşte müttaki müminler Rablerinden hidayet-i azim üzerindedirler ve şu evsafı haiz olanlar dünya ve ahirette fevzü felah buluculardır. Hidayet doğru yola irşad edip tarik-ı müstakimi göstermektir. İttika nefsi muzır şeylerden ve şer'a muhalif olan günahlardan muhafaza etmektir. Tefsirde beyan olunduğu üzere ittikanın üç derecesi vardır. Birincisi küfürden nefsini muhafaza etmektir. İkincisi, haram olan şeyleri terkle beraber ibadetlere de devama sarfı gayret etmektir. Üçüncü mertebesi de bilcümle ibadetleri eda etmekle ve bütün günahlardan sakınmakla beraber kalbinden masivanın küllisini çıkarıp ve daima azamet-i ilahiyeye delalet eden delilleri tefekkürle meşgul olmaktır ki bu mertebe ittikanın ala mertebesidir.
Takva hakkında ayet-i celile de buyrulmuştur ki, Ey müminler, layık olduğu üzere Cenabı Allah'tan korkun ve ölüm geldiğinde ancak İslam olduğunuz halde ölün. Bu ayet-i celileden sonra gelen şu ayet-i celile de Hak Teala Hazretleri müminlere birleşmeyi ve tefrikadan sakınmayı ehemmiyetle emir buyuruyor. Ve Allah'ın dinini ve ahkamını beyan eden Kuran-ı Kerim'e toplu olarak yapışın ve dağılmayın. Ey müminler, Cenabı Allah'ın sizin üzerinize ihsan buyurduğu o zamandaki nimetini zikredin ki o zaman da siz birbirinizle düşmandınız. Allahutaala iman nuru ile kalplerinizi telif etti de akşam birbirinizle düşman iken sabah vakti kardeş oldunuz. Şu halde bu nimetleri teşekkür edip bir daha tefrikaya düşmemeniz lazımdır. Diğer manaya göre, ey müminler, hep birlikte Allah'ın ipi diye vasıflandırılan Kuran-ı Kerim'e, Resul-i Ekrem'e, İslam dinine sımsıkı sarılın.
Ahlak-ı peygamberiye ile ahlaklanarak birbirinizle yekvücut olunuz. Birliğinizi bozacak, varlığınızı tarumar edecek ayrılıklara meydan vermeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinizin düşmanları idiniz. O sizin kalbinizi birleştirdi ve Allah'ın bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz demektir. Yani İslam nimetiyle müşerref olmazdan evvel evvelki hayatınızı düşünün. İslam'ın nuru doğar doğmaz bu düşmanlık yerine emsalsiz bir kardeşlik sevgisi hakim oldu. Herkes birbirini Allah için sever olup şefkat ve merhamet hissiyle yaşar oldular. İşte bu Ayet-i Celilerin tefsirinde beyan olunduğu üzere Evs ve Hazreç kabileleri bir ana ve baba evladından oldukları halde uzun zaman sonra çoğaldıklarında aralarında buğzu adavet artıp böylece aralarında kanlı muharebeler olmuştu. Cenabı Hak nuru İslam ile aralarındaki buğz ve adaveti muhabbete tebdil buyurdu.
Ey müminler siz şov kimseler gibi olmayın ki onlar birbirine buğz ve adavet sebebiyle fırka fırka ayrıldılar ve dinin hak olduğuna dair kendilerine açık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılan ve ihtilafa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için pek büyük azap vardır. Allah'a ve onun Resulü'nün emirlerine itaat edin de aranızda ihtilaf etmeyin ki sonra korkuyla zaafa düşersiniz. Rüzgarınız gider ve bir de sabır ve sebat edin. Çünkü Cenabı Allah sabredenlerle beraberdir. Eğer siz hakiki mümin iseniz Allah'tan korkun. Aranızı bulun. Cenabı Allah'a ve Resulüne itaat edin. Nebiyy-i Zişan sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de şu hadis-i şerifi buyuruyor. Nefsim yedi kudretinde olan Allahutaala hazretlerine andolsun ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi kardeşçe sevmedikçe mümin sayılmazsınız.
Aranızda mutlu olan sevgiyi temin edecek bir şey vardır ki onu yaparsanız birbirinizi seversiniz. O da aranızda selamı yaymaktır. Ashab-ı Kiram, ya Resulallah biz hepimiz merhametliyiz dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki benim dediğim o merhamet herhangi birinizin hususi merhameti değildir. Ammeye olan merhamet ve sevgidir. Dini dosdoğru tutun verdin de tefrikaya düşmeyin. Mukaddes vazifelerinizi gereği gibi ifa edin. Bu hitabı ilahiyi de doğrudan doğruya ümmeti Muhammed'e teveccüh etmektedir. Cenabı Rabb'ül İzze Hazretleri Müslümanların dini vazifelerini bihakkın ifa etmelerini emrettiği gibi tefrika ve ihtilafa düşmelerini de şiddetle men ediyor. Zira Cenabı Hakk'ın teyit ve nusreti ayrı yaşayan fertlere değil birleşip kaynaşan topluluklaradır. Ukemadan bir zat ölürken oğullarına son vasiyetini yapmak üzere bir demet değnek getirtmiş.
Deste halinde haydi bunu kırın demiş. Oğulları kıramayınca demeti çözmüş, oğullarına birer değnek vermiş, kırmışlar. Bunun üzerine tecrübeli olan baba demiş ki yavrularım işte siz de benden sonra bu değnekler gibisiniz. Eğer toplu olur iseniz kimse sizi yenemez. Lakin maazallah ayrılır iseniz çabuk kırılır ve perişan olursunuz. Değerli ecrim, Musahabe serimizin ikinci cildinin bu bölümünü mükerrem insan konusuyla bitirmiş bulunmaktayız. İnşallah bir sonraki programımıza müminler arasını ıslah konusuyla devam edeceğiz inşallah.