Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz tekrar. Mahmut Sami Ramazanoğlu GaddeSallallahu Ziraul Aziz'in Mükerrem İnsan isimli eserini seslendirmeye devam ediyorum inşallah. Bugünkü programımızda Tezkiyeyi nefs esnasında dikkat edilmesi gereken hususları anlatmaya başlamıştık, aktarmaya başlamıştık ve dördüncü esas olan gece az uyumak konulu bahisle devam ediyoruz bugünkü programımıza. Ayet-i kerimelerde şöyle buyruluyor. Sabah ve akşam Rabbinin ismini zikret.
Gecenin bir kısmında Rabbine secde et, namaz kıl ve gecenin uzun bir kısmında da onu tesbih et. Gerçekten takva sahibi olanlar gecenin az bir kısmında uyurlar, seher vakitlerinde hep istiğfar ederler. O muttaki kimseler geceleri namaz kılmak ve istiğfar etmek için yanlarını tatlı yataklarından kaldırırlar. Rablerine azabından korkarak ve rahmetini umarak dua ederler, muratlarını isterler, yalvarırlar. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da hayır yollarına infak ederler, verirler. Cenabı Hak kullarına ziyade merhametinden dolayı muttaki kullarının böyle olduklarını hikaye tarikıyla anlatıyor. Emir şeklinde değil de halis kullarım böyle yaparlar diye beyan buyuruyor. Arife bu işaret kafidir. Gecenin bir kısmında da uyanıp kendin için nafile fazla bir ibadet olmak üzere namaz kıl buyruluyor.
Bu ayet-i kerimenin beyanından anlaşılıyor ki gece kalkmak, teheccüd namazı kılmak Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e vaciptir. Bizlere müekked sünnettir. İki, dört, altı ve daha fazla rekatlar halinde. Nefis tezkiyesi için beşinci esas salihlerle oturmak, sadıklarla beraber olmaktır. Ayet-i kerimede estaizübillah ya eyyuhellezine amenüttabullahe ve kunuma ansadikin. Ey iman edenler Allah'tan korkun, emirlerine uyun, korunun da sadıklarla, imanında ve sözünde doğru olanlarla beraber olun buyruluyor. Salihlerle oturmak, mücalesetüs salihin iyi niyetli insanlarla sohbet etmek insanın yetişmesi için elzemdir. Dini İslam sohbetle gelişmiştir. Ashab sohbetle yetişmiştir. Yolumuz sohbet yoludur. Meşru olarak en lüzumlu şey ne ise sohbetin mevzusu odur. Sohbette zikir, fikir, şükür, ilim, edep, hizmet, himmet ve tevfik mevcuttur. Sohbeti bırakan bunları bırakmış olur.
Zalimlerden olan kavimle maslahatı işi görüştükten sonra daha oturmayın hemen ayrılın buyruluyor. Kalpten kalbe inikas olur yansıma olur. Karşısındakinin kasvet hali sana geçer. Sirke küpünden sirke sızar, bal küpünden bal sızar. Sohbet meşveret iş sadık ve salih kişilerle olmalıdır. Sadık ve salih olmayanlar nefislerine zulmetmişlerdir. Onlarda hayra bir meyil görülmediği takdirde zaruri olan görüşmeyi yapıp oturmadan derhal uzaklaşmalıdır. Bin üç yüz kırk Hicri senesinde İstanbul'da Ayasofya Camii'nde mevlit okunuyor. Cami mahfeliler ne kadar dolu, ulema ve talebe hep sarıklı olarak camide bulunuyorlar. O zamanki Müslüman cemaatin ekserisi ilim ehli olarak çeşitli durumları topluluğa başka bir heybet veriyor. Zamanın güzide hafızları Kuran-ı Kerim ve Mevlidi Şerif okumaya başlıyorlar.
Beylerbeyli Adil Bey isminde manevi hal sahibi ve keşfi açık bir zat da kürsüye yakın bir yerde oturmuş dinliyor. Biraz sonra Adil Bey'e bir inkıbaz hali gelir. Sıkılır, bunalır, daralır. Halbuki Ayasofya gibi bir camide cemaati müslimin içinde Kuran ve mevlit okunurken böyle bir kabz ve sıkılma hali olmaması gerekir. Merakla sebebini araştırır. Bir de ne görsün? Karşısında kasvet-i kalbe müptela bir adam var. Göğsü göğsüne karşı gelmiş, oradan akis alarak sıkıldığını anlar ve yerini değiştirir. Biraz ferahlar fakat onun tesirini bir hafta kadar gideremez. Öyle haller birçok müminlerin de başlarından geçmektedir. Binaenaleyh insan yanında veya karşısında oturanların salih ve sadık ve kalbi saf kimseler olmalarına dikkat etmesi lazımdır. Mekelle kaidelerindendir. Def-i mefsedet celbi menfaatten evladır. Mani ile muktezi cem olduklarında mani takdim edilir.
Yolu kapatan mania kaldırılır, sonra yoldan geçilir. Yaranın evvela mikrobu temizlenir, sonra merhem sürülür. Netice olarak şunları zikrediyor. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l aziz. Mükerrem insanın yetişmesi için gerekli bu beş esasa halisane riayet etmek ve neticede sadıklarla beraber olmak emri ilahisine uyularak insan biiznillah insanı kamil olur. Evvelki hallere talim terbiye sonrakine seyr ü süluk tabir olunur. Seyr ü sülukun sırası şöyledir. Varisi enbiya olan şeriat, tarikat, marifet ve hakikat ehli bulunan bir mürşid-i kamile intisap edilir. Vereceği Evrad Ezkar Et'iyyeye ihlasla devam olunur. Sohbet ve hizmetine devamla bilcümle nesayifine ihtimam edilir, nasihatlerine özen gösterilir. Hassaten zikrullah telkinine dikkat ve gayret ile merhale katledilir. Şöyle ki halim ve teslimiyetli olanlara müstehap, istihareyi müteakip Zikrullah telkini yapılır.
Allah zikrinin kalpte yer etmesi ve veledi kalp zuhur etmesi lazımdır. Sonra ruha oradan sırra oradan hafiye oradan ahfa'ya oradan da nefsi natıkaya oradan da vücudun zikri kulle yani zikri sultaniye intikali gerekir. Böylece bütün sadrı göğsü ve vücudu hücrelerine kadar zikrullahın feyzi sarmalıdır. Bu aynı zamanda sadrın inşirahıdır. Bunlardan sonra nefy ü ispat dersleri gelir. Bu kelime-i tevhid ile nefes almadan usulüne göre yapılır. Sonra sırayla murakabe-i Ahadiyet, Murakabe-i mahiyet Siz nerede olursanız o sizinle beraberdir sırrı. Murakabe-i akrabiyet Biz ona şah damarından daha yakınız sırrı ve murakabe-i muhabbet o onları onlar da onu sever ayetlerinin manalarını derin teemmül, tefekkür, takabbül ve murakabe ile yapılır. Bu dersler kemal-i ihlas ve teslimiyeti tamme üzere bulunan müstait müridana bizzat üstadının talimi ile olur.
Her dersin bir müddet devam etmesi ve gereken işaret ve inikası ve halin üzerinde görülmesiyle diğer derse geçilir. Kendi kendine nazari bilgilerle bunları yapmak mahsurludur. Bu dersler salikte yükseldikçe ahlakı fazılası da beraber yükselmesi şarttır. Sabır, sekinet, istikamet, önsiyet, himmet, sehavet, hilm gibi bütün güzel ahlak ile mütehallik olmalıdır. Allah'ın tevfikiyle insanı kamil mertebesine felaha ermelidir. Allah insanı selam evine huzur ve felaha cennete davet eder ve dilediğini ve dileyeni sıratı müstakime doğru yola hidayet eder, iletir. Bizim uğrumuzda cihat edenlere bütün yollarımızı gösteririz. Muhakkak Allah bu cihadı en güzel yapanlarla beraberdir. Bu serdedilen esaslara kemali ihlas, teslimiyet ve gayretle devam eden ve Allah'ın tevfîkiyle muvaffak olan müminde mükerrem insan olarak şu vasıfların bulunması lazımdır.
Mükerrem insan Allah'a inanır, Kuran'a sarılır, emirlerini tutar, nehiylerinden kaçar, hakkın rızasını kazanmaya çalışır. Mükerrem insan peygambere tabi olur, hadislere bağlanır, icaplarına uyar, Onun işlediğini işler işlemediğini işlemez. Sünnetini tutmaya, sevgisini kazanmaya halisane çalışır. Mükerrem insan İslami bilgisini artırır, hakkı batıldan temyiz melikesini kuvvetlendirir. Zekası, irfanı, daima doğruyu ve hayrı seçer. Hak yolunda yürür, hataya düşmez, kendi fıtratını anlar. Tabii kanunların icaplarına uyar, hakikatleri idrak eder, durumlara firasetle agah olur. Halık'ına ibadet ve itaati ön plana alır ve sadıkane devam eder. Melekelerini ve diğer bütün kabiliyetlerini yerli yerince istimal eder, kullanır. Gözlerini hakikati görmek için, kulaklarını doğruyu işitmek için, aklını doğruyu bulmak için kullanır. Mükerrem insan hak yoluna bütün kalbiyle, kalıbıyla, ruhuyla bağlanır.
Hak ehlidir. O artık hakkı bilir, doğruyu görür. Rabbine, Halık'ına canı gönülden teslim olur. Mükerrem insan Hak şinastır, vazife şinastır, dürüsttür. Bütün güzel ahlak yani Kuran ahlakı onun huyu olmuştur. Bu halleriyle o iyiyi kötüden, hayrı şerden, nuru zulmetten, helali haramdan, ehemi mühimden ayırt eder. Müspet yolda gider, felaha erer. O ilmini, hizmetini, takvasını artırdıkça biiznillah yükselecektir. Allahu Zülcelal'i bütün esma ve sıfatlarıyla bilir. Tecellilerinin manasını anlar hükmüne ram olur. Hadisatın netaicini sabırla gözetir, işin önünü, sonunu düşünür. Hayat yolculuğunun nereye varacağını bilir. Kainatın sırları hakkında afaki bir görüşe sahiptir. Tabiatın esrarına ehliyeti nispetinde vakıftır. İlahi ilhamlara mazhardır. Her attığı adımı, her tuttuğu işi bilir, hayırlı neticesine erer. İlim sahasında tabii kanunların icaplarına uyar.
İnsana musahhar kılınan eşyayı meşru yollardan, hizmetlerde kullanır. Yerde, gökte mevcut olan her şeyi beşeriyetin hayrına, menfaatine kullanmak için gayret sarf eder. İlmi, eşyayı, imkanı hep hayra alet eder, şerre alet etmez. Fenni, sanatı, hizmeti daima iyiye, faydaya, düzgüne, safaya hasreder. Bitmez tükenmez kudret ve kuvvet ve imkan sahibi olan Allah'a dayanır, güvenir. Onunla olur. Hadisatın esbabına tevessülde meşru yollardan teşebbüste bulunur, muvaffak olur ve daima huzur içindedir. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünün sonuna geldik. Bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Siretü'l Azeys'in Mükerrem İnsan isimli eserinden mükerrem İnsanın özelliklerinin bir bölümünü aktarmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda mükerrem insanın özelliklerini serdetmeye devam edeceğiz inşallah.
Sultanü'l arif'in, merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's- Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Miktebi. Aladdin Biçici.