Musahabe altıda Sami Efendi Hazretlerinin sırra almış olduğu bir eser. Yalnız bu musahabe altı iki bölüm halinde Bir kendileri konuları işlemiş. Bir de üstazı Esad Erbili hazretlerinin sohbetlerinde not tutmuş. Bir yarısı da öyle devam ediyor. Burada siz yabancı olmadığınız için konuşulabilir. Rabıta ve lüzumu diye bir başlık var. Biraz acele okuyun. İnşallah faydalanırız. Ya Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem, söyle, eğer Cenabı Hakk'ı seviyorsanız yoluma tabi olunuz. Allah da sizi sevsin. Essayına. Kul inküntüm tuibbunallahe fettebiuni yuhbi bükümullah. Bir de bu eseri ister anlayalım ister anlamayalım. Bir kere müellif hazretleri çok önemli. Bir eser yazılmış. Gülzar-ı Sufiyye diye bir eser. Şamim Efendi hazretleri buyurmuş ki bu eseri okumayın. Çünkü huzursuz yazıldı buyurmuş. Çünkü kendileri bir kalemi kağıdı dahi abdestsiz eline almıyor.
Bir de Cenabı Hak nafilelerle ona yaklaşınca, gören gözü, işten kulağı, kavralayan eli yürüyen ayağı olurum buyuruyor. O yazan mübarek eller, Allah'ımızın nur verdiği eller olduğu için insana fayda verir. İster anlayalım ister anlamayalım. Muhabbetullah da mutabaat ile olur. Mesela bir kimseyi seviyorsanız onun sevdiğiniz kimsenin sözünü tutmakla olur. Esad Erbili hazretlerinin bir şiiri var. Orada şunu söyler. Mütteanı ispat etmediği hal ü etvarın senin. Sen diyor seviyorum diyorsun ama halin ve tavrın bu sevgiyi göstermiyor. Muhabbetin birinci adımı şeriattır. Bu temel. Bu olmayınca ne tarikat olur ne marifet olur ne hakikat olur ne keşif ne keramet hiçbir şey olmaz. Şeriat. Nedir şeriat? İtikat, inanç, ibadet, ahlak, muamelat hepsini içerisine alır. Zaten şeriatın kelime anlamı su kaynağı demek. Yol manasına Kuran-ı Azimüşşan'da ashab-ı nuruluyor.
Bunu ele alırken Müfessirini İzam Hazretleri şeriat yoldur. Minhac, o da buyuruluyor şeriatın takva boyutunda yürütülmesidir. Takva nedir? Onun dört tane esası var. Küfür, şirk, nifak bundan kurtulmak. İki büyük günah, küçük günah, üçüncüsü masiva. Belki maddeler birbirine karışmış oldu ama budur. Masiva Allah'tan gayrı düşüncelerin olmaması. Neden olmayacak? Allah'tan gayrı düşünce. Çünkü Cenabı hak kulunun kalbine nazar ediyor. Mesela biz, Allah'ımız korusun, diyelim ki bir hatamız var. Hatasız değiliz. O hatamız böyle insanlar içerisinde belli olsa ne yaparız? Hatayı bırakalım. Diyelim ki bir merasim var. Nişan var, düğün var, bir toplantı var, bir meclis diyelim. Böyle beyaz bir gömlek giymişiz. O beyaz gömleği tam insanların göreceği yere kaşıktan bir yağ damlayacak olsa böyle kıpkırmızı bir renk olursa ne yaparız? Deriz ki keşke bu görünmese mahcup olur insan.
Halbuki bu günah da değil. O yemeğin kaşığından bir damla oraya dökülmüş bu insanların yanında görünmesin diye. Değil ki hatamız. İfşa edilecek olsa insanların içerisinde insan öyle bir mahcup olur ki, benimdir hiçbir şahsiyetim diye bir şey kalmadı der. Bu kalbimizde Cenabı hakk'ın razı olmadığı düşünceler bulunursa o zaman halıkımız razı olmuyor. İşte bunun için bunu bilen, bunu tanıyan, bu hakikate eren, hakkın dostları katliyen. Masiva, Allah'tan gayrı düşünce gönlünde barındırmamaya çok gayret ederler. Şimdi bu düşünce kolay kolay geçmez. Çünkü büyük cihattır bu. Küçük cihat değil, büyük cihat. Ondan Rabbimize iyi bir sığınmak istiyor. Buyuruyor ya, ya Abdullah Allah'a sığın diye buyuruyor. Allah'a celle celalü tam sığınırsak olur. O yarım yamalakla nelerle olmaz bu? Bir kere hiçbir eksik bırakmamak gerekiyor. Böyle kalla yapıyorlar.