Efendimizle biz, evrakta, ezkarımızda, kulluğumuzda, ibadet ve taatimizde, işte Burak'la sihir, bu bedeni demiştik. O Miraç ruhun, nefsin mertebelerini, bir de ilmin mertebeleri var. İlmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin. Bir de ibadetin mertebeleri var. İbadet, ubudiyet, ubudiyet. Belki anlaşılmayacaktır. Bir taat iseniz de ondan anlatsam cihat taat. Cihadın farziyeti bize Kuran Azimüşşan ve Ahadisi Muhammediye'de bildirilir. Bu ilmel yakindir. Bizzat cihada girmek, mesela nefiste, şeytanla cihat etmek. Bunu biliyoruz ilmel yakin vesair din düşmanlarına. Şimdi bunu bizzat fiiliyat, hareket olarak gösterebilmek aynel yakin. Bir de bu cihadın Allah'ımızın dininin yüceltilmesi için yapmak, Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin Uhud Muharebesi'nde zırhını giyen peygamber çıkarmaz duygusuna hazır olmaktır. Buna erişmektir.
Bunun hakkel, yakın olan yönü Eba Eyyub El Ensari Hazretlerinin cihada doyamadım. Ben irtihal ettiğim zaman, ithal ahirete göçtüğüm zaman beni mücahitlerin aklarının ayağına defnedim düşüncesidir. Nedir? Cihadın hakkel yakin olması, önüme şu derya gelmeseydi Rabbimin dinini daha da ötelere götürecektim düşüncesidir. Nedir cihatta hakkal yakin düşüncesi Yavuz Sultan Selim'in dünya haritasını önüne açıp bir padişaha yeter ama iki padişaha yetmez diyecek duyguya sahip olmasıdır. Daha var mıdır? Dolu, takva da vardır. Çünkü ittekullah, Allah'tan korkunuz celle celalü. İkincisi, gücünüz yettikçe. Bunu çok güzel izah etmişler, bu deve dikenleriyle, neleriyle. Şimdi diyoruz ki biz bu mayınlı bir tarla gibi.
İnsan korkuyor, basarım da hayatıma mal olur diye bu şekilde Cenabı Hak'tan korkmak, daha bir esaslı olanı bunun zirvesi, Hakk'a kavuşanların hal ve durumu Hakk'a tugati, gerçekten cenab-ı Hak'tan korkuyorlar. Bu yaşanan bir husustur. Demek ki Miraçla bu. Refrefi dediğimiz zaman refrefi bu hal olarak yaşanır, makam olarak yaşanır. Böyle bir kimseyi gördüğü zaman insan bağrına basar. O hakka aşık olduğu için insanlar da ona aşk duyar, muhabbet duyar. Bunun izahı yok. İzahı ancak denizi görürüz. Bu denizdir. Duyarız mesela Akdeniz var deriz. Efendimizin mübarek dilinden çıktığı için orayı misal olarak aldım. Sallallahu Teala Akdeniz vardır. Bir de bizzat müşahede diyor, görüyor. Sahilinden etrafında dolaşıyor. Bir de denize dalıyor. İşte refrefi ilahi aşk, muhabbet denizine, ünsiyet denizine Cenabı Hak'la rika karşılaşma, bir araya gelme bizzat müşahede halidir. Yine yaklaşmış olamaz.
Şimdi yaşanan bir hususu böyle bir benzetmelerle zorlanıyoruz biz. Aynı iyileşmektir. Refref ile yapılan taat refrefi düşünerek aklımız başımızda bir buz parçasının, buz neden olmuştur? Sudan oldu. Onu tekrar suya bıraktığımız zaman aynı hale dönüyor. Bizim ruhumuz, Rabbımızdan birine kalır. Bu ruhu onun yolunda feda etmektir, eritmektir. Rabbimizi muhabbet potasında erimettir. Birinci merhale kardeşlikte erimettir birbirine sevgi ve muhabbette. İyilikte ve takvada yardımlaşmakta. İkinci potada evime kamil bir mürşidin emir ve tavsiyelerine riayette üçüncüsü Resulullah'ın sevgisinde Sadullahütealeyhi ve dördüncüsü fenafillah ve bekabillah cemul cem. Hallerdir.