Miraç Halis sesi müstesna bir mucize-i Muhammedi sallallahu teala aleyhi ve sellem tarifi yok. Efendimiz aleyhissalatü vesselam Miraç hakkında beyan etmek şöyle dursun, tahayyüllü bilen diyor beni, tepeden tırnağa kadar ruhu ilahi içerisinde bırakın. Yani öyle bir hadise ki buyuruyor, beyan etmek şöyle dursun, onu tahayyül etmek şöyle hatırlamak bile beni ilahi nur ile tepeden tırnağa kuşatıyordum diyor. Miraç kelime yapısına baktığımız zaman arece fiilinden yükselme anlamına gelir. Burada öyle bir esrar var ki, öyle bir sırlarla dolu ki, insanın ruhi ve manevi gelişimi sanki tarikat alimiyemiz bu mübarek yoğun Miraçla anlatılır ancak. Çünkü Enbiya-i ezan ile görüşmesi insanın sadrında mevcut letaifler. Mesela Hal letaifi Adem Aleyhisselam'ın kaderi şerifinin altındadır. Kader I Şerif ayaklarını. Mesela Nuh Aleyhisselam'ın böyle devam eder peygamberlerin kademe şerifinin altında.
Bu kademlerinin ayaklarının mübarek ayaklarının altında olması onların edebi ahlakı manasını da gelir hiç şüphesiz. Bir peygamber onlar. Mesela Hafi, sür, Musa Aleyhisselam, Hafi, İsa Aleyhisselam, atıyorum Efendimiz, Ahfa Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın kaderini şerif altında. Demek ki insan öyle bir sırlı Allah'ın yarattığı bir kul ki tarifi yok. Şu vücudumuzda bulunan bazı noktalar bile peygamberlerin kaderli şeriflerinin altında. Tarifi yok. Sonra niraç merdiven manasına gelir ki bilgilerleme, terakki gelişme manasındadır. Bizim asıl gelişmemiz nedir? Bu iyi yöndedir. Mesela iman cihetinde gelişmemiz şirk, küfür, nifaktan imana bir gizlilik var. İmana bir miraç var. İmana bir yükseliş var. İmanı da ilana yükseliş var. Yakın ne yükseliş var. Tahkike giriş var ki sonu yok. Sonra insanın ilim yönünden de miracı vardır. Var. İlmin lekin, aynel yakin hatta lafin var.
Bu şimdi bitmez, tükenmez. Luhavi anlam olarak yükselmenin bir diğer anlamı da bir derece. Derece demek rıhbe demektir. Amel ile, saatte bulunan, kulluk görevini yapan kimseler için bir dereceler vardır. Mesela biz cemaatle namaz kılmak, evde kılmaktansa cemaatle mescitte kılmanın arasındaki fark yirmi beş bin rivayetten yirmi yedi derece. Yalnız bu dereceler bizim sıcaklığı ürürken derecede değil. Bu derece insanı Semavat ve arz arasındaki genişlik ki tayibi yok mu? Bu derecenin tayibi yok. Hani biz bunu bildiğimiz derece olarak değiliz de kitabı keliminde var biz Yücel abimizin bildirdiği şekilde dereceler vardır. Amellerimizde dereceler var. Bak hepimiz burada kıldık. Vesair, taatler yaptık. Ne yaptık? Mesela bir cenazeyi teşri ettik. Bir hastayı ziyaret ettik. Karşımızda gelen bir insana, o da tebessümlü bir şekilde selamı alacak tarife ise selam verdik. Halv hatır sordu.
Gerekli tavsiyelerde olunuldu. Hep bunlar bir derecedir. Yolda giderken bir engel onu kaldırmak bir derecedir. Evimize euzu Besmeleyle girmek velev ehline selam vermek hepsi bir derecedir. Yatağa girerken yatmadan önce iki rekat namaz kılıp, abdestli olarak yapmak bir derecedir. Bütün ibadet ve taat olarak ecir ve mükafat yazılan bir nimeti ilahidir. Biz burada şuna bakalım ama çok güzel. Öyle bir ifade buyuruluyor ki amel edenler için. Ama amelde hepimiz birbirimizden parçayız aynı ameli yapıyoruz. Aynı, değişen bir şey yok. Aynı mesela Miraç gecesini, Miraç gecesini hepimiz ne yapacağız? Tespih de edeceğiz. O tespit, Türkçe anlamı tam değil bunun. İlahi bir bayram diyelim. Kutlayacağız diyorum, diyeceğiz. Bu bile yetmiyor. Bu kelimeler bile Miraç gecesini ihya diyelim. Burada ihya derken ihya olma var. Evet, o geceyi ihya edecek. İhya, hayata erişmek demek.
Bu geceden asıl bizim istifademiz önemli olan odur. O gecenin biz de sırrını inmek. Mesela Bayezid-i Bistami Hazretleri peygamberler şunu diyerek hareket etmemizde fayda var. Bu kaideyi bu esası koyalım. Peygamberlerin miracı nedir? Vafi iledir. Evliyaullah'ın miracı nedir? İlhamat-ı ilahiye iledir. Onlar da ilhamla. Nasıl yapmaz ki? Yani bir vehim'in miraç yapmaması mümkün değil. Zaten o murakemelerinde kalbini yedi kat semaya yok bilip parça ağzıma açıyor. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın yolculuğuna bakıyoruz, Mekke-i Mükerreme'den Ümmü Hani bir rivayette, bir de hatimde istirahat buyururlar, Kudsi Şerife Burak'la gidiyor. Ondan sonra, Kudsi Şerif'ten sema katları Miraç, bu merdiven deniyor ama bu bizim gözümüze böyle bir merdiven gibi gelmesin, çok müstesna o. Ondan sonra Sidre-i Nurca kainatın son bulduğu noktadır. Oradan öteye refrefle geçiyor. Refrefi talip edemiyorlar.
Bunların hiçbir talip edilemez zaten. O Burak dendiği zaman gözü nereye ilişirse adımını oraya atıyor. Bir devrihat öyle adım atar. Şimdi, TAİ mekanda çok kısa bir zamanda mesafeler katetme. Nasıl? Hayal ettiği zaman oradadır. Biz zannediyoruz ki tayyi mekanı çok kısa bir zamanda bir mekana geçiş, işte gözünün gördüğü, buradan bakıyor, Erciyesi gönüllü bile değil. Hayal ittiği, düşündüğü yerde derhal alındı. Artık Efendimizin yürüyüşü Esra buyuruyor zaten. Esra yürüttü anlamındadır. Yürüttü. Allah'ımız öyle bir inayeti ilahide bulundu ki Habibini yürütüyor. Onun lütuf, ihsan, ikramı tarifi yok bunun. Tarif edilemez zaten. Şimdi bir verinin miracı da kalbini açtığı zaman litefacsiyai yok biliyor. La mekan diye bir alem var. Onu açmazlar. Yani demek Şimdi, miras'ta şu var. Mekan ve şekil haydutlarının ötesinde bir hadise. Yani bir mekan yok, şekil yok. Zaman diye bir şey yok.
Yani bizim düşündüğümüz gibi bir zaman değil o. Daha birinci kat semadan ışığı gelmeyen yıldızlar var. Zaman ve mekan kayıplarının ötesinde bir hal bu. Onun için anarken ben o miracı beyan etmek değil, ifade kimin harcı diyor nur olurum diye. Burada dereceler hususunda fiğ cenneti daim, dereceyi tarif ederken nimetler dolu cennetler, diğer matama tül kurbidiler hadra, işte miraca bir tarif Öyle bir yaklaştı ki sona yaklaştı, yaklaştı da yaklaştı. Buna iki kaş arası derler mümkün değil. Allah'ımıza ait Celle Celalühü onun yakınlığını beyan dillerle mümkün değil. Burada da diye makama türlü koru. Rabbi Zülcenalimize yakınlaşma makamıdır. Bu yakınlık bilebildiğimiz kadarıyla şu tarif olur. Şimdi, zaten bu bize bizden yakın. Allah'ın Celle Celalı bize bizden yakın. O yakınlığını hissedebilmek, o hissetme var ya, o hissetme tarifi yok.
Balığıdır, şekerdir, bilmem filan değil, hiç onlar o yakınlığın tadının yanında adeta kokacak bir hale gelir. Ne demek Cenabı Hak'tan yakınlığı hissedebilmek? Zaten muradını tarifinde bu var. Rabbimize yakınlığını bilebilmesidir kişinin. Darwin, Cenabı hakk'ın yakınlığını hissetmesi. İşte o yakınlığı hissetmedeki halissiz bir murakabe ehline eğer demeye yetkiliyse, söyleyebilirse konuşalım. Ne anlatacağım? Öyle bir hal ki o imandır, salih ameldir, ona verilen mükafatlardır. Yalnız bu mükafat Onun hesabı yok. İşte asıl insan ister ya ticarette karlı olmak ister. Allah'ımız da bu ticaretteki karı bize esamı. Size karlı ticareti azaptan, yıkattan, cezadan kurtaracak bir ticareti haber vereyim mi buyuruyor. Bu ticarette, Saf suresinde bildirildiği üzere nedir? Malımızı ve canımızı Allah'ımızın yolunda eda etmektir. Şimdi bu mertebeye ulaşabilmek ibadet ve taat.
Aynı zamanda ibadet ve taati böyle muhabbetle, aşkla yapabilmektir. Öyle bir nimet ki Allah'ımız mükafat ihsan ediyor. Adet derece, böyle yüksek derecede zaten mirasta da bu var. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın hiçbir peygambere verilmeyen bir nimete mazhariyeti var. O da nedir? Hem ruhu hem cesediyle Rabbımızı müşahede etmesidir. Evliyaullah'ın müşahedesi nedir? Şimdi peygamberlerdeki müşahede ruh ve beden. Peygamberimizdeki müşahede, Evliya ve Evliyaullah'taki müşahede ruhuyladır. Ve teste Galben Cenabı Hak'la korunan bir dostluktur. Aklıyla ve bütün azalarıyla ne yapıyor? Allah ile dostluk var. Bütün azalarla Rabbimize dostluk içerisinde hatta ancak Rabbısından ümit var. Ve ancak hata ve isyanından kurdu ve gönlümde ilahi muhabbet artık yusuf bulmuş, yer etmiş, değişmiyorum. Hatta ona hiçbir şey tesir etmiyor. Çarşılarda da olsa, pazarda da olsa uygunsuz yeterek nelerler.
Orada da olsa bozulmaz. Nedir bu derecede? Için üç tane bunun sınıfı var tabaka albümünün. Mülk aleminde cennet ve niye cennetul neeva. Onların sığınağı cennettir. Melekut aleminde Esma-i İlahiyenin tecellisinin olduğu bir cennet ki ve ye cennetün nain mi? İşte bunu hayır olmuyor, edilemiyor. Nimet cenneti, artık o huri mi, unvan mı, köşkler mi, bunlara zaten onlar küçük bölme anlamına değil, iltifat etmezler. Rabbimizin oradaki iltifatı ona yönelirler. Üçüncüsü, ceberut aleminde zati bir tecelli ve ya cennetün bir devüs bir devüs cennetidir. Asiler için kurtuluş. Ona yöneldiğimiz zaman. Ibadetli bir tatil, onlar içinde bilmese var, mükafat var. Allah'ımız onu cennetiyle, nimetiyle doyuruyor. İhtiyaç sahipleri için bir kifayet, onlara da imkanlara göre verilen bir lisan. Arifler için ise bütün iradelerinin ağrı, duru ve temizılmasıdır.
İtaat edenlerin derecesi cennette zahiri olan yönüdür. Ariflerde ise dünyada bile o cennetin üstündeki nimeti tadarlar Gevrati ezkarında, ruhi vazifelerinde gönüllerinin tattığı ikramlardır. Yalnız bu ikramlar hem dünya ve ahiret diye bir şey gözlerinde yolun benim Mevlamızdan başka Celle Celalühü muhabbet ehli insanlar yani doyamıyorum. Taatelerden doyamıyor. Yani Rabbimizin razı olacağı ne varsa doyamıyor. Kuran-ı Kerim okusam diyor, mesela namaz kılsam diyor, zikrullah yapsam diyor böyle, bunlara bunlar bir kere dünya ve mübbayı kaldırmışlar, Allah'ımızın rızasından başka onların temeli yok. Yeter ki Rabbim razı olsun diyorlar. Burada dört tane derece var. Kısaca ifade edeceğim. Müminlere verilen derecedeki zikrulduğu zaman kalplerinde ilahi bir korku ve zikrullah hasıl oluyor. Rabbımıza karşı saygı uyanıyor. Onları müjdele buyuruyor Cenabı Hak.
Onların Rableri katında dericiler var onlara. İkincisi Allah yolunda cihad edenler, onu da Rabbi zülgenalimiz, birisi Enfal suresinde, bu da Enfal suresinde, esanın ve Fatiha'l alellahhidine ala validi, Allah yolunda cihad edilenlerle cihada katılmayanlar anlatılıyor, cihada katılanların onlardan üstün olduğunu rakamı beyan buyuruyor. Bir de sarilerin derecesi vardır ki bu da salih amel işleyenler mümin olarak gelip iman edenler, salih amel işleyenler, onlar için de yüksek dereceler vardır. Taha suresi yetmiş beşinci ayeti gelirdi. Dördüncü ise Mücadele suresinde on birinci Ayet celle ilim ehlilerine verilen Onlara verilen mükafat ve insanlar. Peygamber anacağım ve piranımıza ve bütün geçmişlerimizin ruhlarını