Miraç ve Manevi Yolculukların Sırları kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Miraç gecesine yaklaşıyoruz. Bu münasebetle dilimizin döndüğü kadar Allah'ımızın lütfuyla ne bilebilirsek anlatmaya gayret edeceğiz. Miraç hadisesini İslam tarihinde haber verirken bir zorluk, bir güçlükten sonra başlattı lisanını. Her zorluktan sonra bir kolaylık.…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Miraç gecesine yaklaşıyoruz. Bu münasebetle dilimizin döndüğü kadar Allah'ımızın lütfuyla ne bilebilirsek anlatmaya gayret edeceğiz. Miraç hadisesini İslam tarihinde haber verirken bir zorluk, bir güçlükten sonra başlattı lisanını. Her zorluktan sonra bir kolaylık. Bu hem dünyevi hem de ukriyeli. Mesela dünya işinde bilir, ben diyor bir bakkaldım diyor. Böyle elli iki tane fabrika açtığıma bakmasam diyor. Ben hamal olarak çalışıyordum. Rabbimiz bizi diyor bu kadar nimetiyle, ikramıyla donattı diyor. Mesela ben çakıl taşırdım diyor. Bu bizzat şahit olduklarından, dinlediklerinden söylüyorum. Ben diyor kötü bir arabam var diyor. Çakıl taşırdım. Yalnız şu söz münasipliği bu kadar istemiyordum diyor. İnşallah cehaletinden söylemiştir bunu Çünkü Rabbimiz keser o zaman. Gayretine dokunur. Bir virdi, bir virdi diyor.
Bir iflasa gitti. Çok elhamdülillah güçlü olduğu için kurtardım. Konya'da bir zat isim gelebilir, verebilir, belki de inceliyor olursa olmaz. Şimdi bunun müşterisi akıyor, dükkanı akıyor. Ya bir fırsat vermiyorlar ki kalkıp namaz kıllayın diyor. Hiç müşterisi eksik olmayan bir sinek de uçmamış. Zilememiştiniz. Sinek, sinek uçmamışlar. Bu düşünüyor, derin derin düşünüyor ne yapsam, ne içsem Bu hububatçı böyle mahsuler bilmem planlar bunların toptancısıyım. Ebu Talib'a gaybında gelmiş. İclalu Muse Hazretleri de çok şatakatlı yerde kalmazdı. Köye veriyorum bir yer. Kendisini davet edenler de biliyorum kaldıkları yeri. Hatta orda bir defter de var. Devletin çok yüksek yetkililerinden gelip imzaları atıyorlar, yazılar yazılar. Öyle evler de var. Şimdi bu biraz daha garip evleri tercih huylulardı.
Adana'da ne dedi de çok zenginler davet etmiş de bir fakirin evine, bu Talas'ı hafız derdik mübarek bir insan. O da demiş ki efendim ben sana ikram edecek hiçbir şeyim yok. Niye ikram edeyim? Sen beni tanımıyorsun, tanımıyorsun. O Sabancılar bile. Demiş Hacı Hasi Efendi'nin vaaz ettiği zamanda benim fabrikam kurundu demiş. İnsanlara öyle tesis etti ki bütün demiş duvarların neler süpürüyorlar demiş. Efendimiz oralarda var. Benim iyiliğüm samimasip değil. Üstadımız da bir beyti okumuşlar. Zenginin türlü tahammül geçmez boğazdan kıl gelir. Fakirin, işte yoksulun yiyeceği sanki bal gelir diye ifade etmiyoruz. Beraber etmişler. Şimdi oturmuş üstadım onlara misafir olmuşlar gibi biliyorum. Şimdi bir şehrin ortasında da böyle kamıştan neden biri olmaz. Şimdi çok müstesna, Avrupa'ya neye gittiğinizde görürsünüz.
O kamışları neleri zaten evin üstüne örtüyorlar ki daha bir serin olsun diye yaz yünlarının dışında sıcak olun. Neyse oraları tercih ediyorlar. Adam düşünüyor, ya ne yapsak, ne içsek, işi değiştirsek hiç kimse gelmiyor derken Allah'ımızın veli kullarına da gizli bir halde anlıyor Allah'ın izniyle. Oturmuşlar, buyurmuşlar ki, Seyrani'den anadan doğunca çulun var mıydı? Alem kulun, Tanrı yarattığı kulun verir, rızkın okumaz bıçağı. İşte devam edenler, Poyraz'ı var tipisinin de. Şimdi ondan sonra himmet-i abiler olsa gerek ki, işi açılmış adam. Hasi, rahatlamış. Birisini günah gitti hala. Şimdi kolay insan dünyevi yönden de rahatlamıyor. Bir batıyor, çıkıyor yerine göre. Zaten batmazsa işi de iyi anlayamaz. Çok batmayacak yalnız. Bir batacak. Fazla değil. Bir batacak, ondan öğrenir zaten. Göz onda açılır.
Miraç ve Manevi Yolculukların Sırları ne anlatıyor?
Miraç ve Manevi Yolculukların Sırları kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Miraç gecesine yaklaşıyoruz. Bu münasebetle dilimizin döndüğü kadar Allah'ımızın lütfuyla ne bilebilirsek anlatmaya gayret edeceğiz. Miraç hadisesini İslam tarihinde haber verirken bir zorluk, bir güçlükten sonra başlattı lisanını. Her zorluktan sonra bir kolaylık.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ondan sonra işine böyle bir sarılır ki Allah'ın izniyle üstün ayağını birden bulmuyor bu demek istiyor. Yahu adam bindiğin gibi değil. Her tarafı tuttu. Her tarafı tutarken ne yaptı bakalım. Biz biliriz, şu kaysıyla ekmeği yerlerdi. Çok varlıklı dediğimiz insanlar öyle oturup da lokantalardan bilmem filan da hayatlarını devam ettirecek şekilde değil. Şu dutlar var ya, yine oluyor artık burada, mevsimimiz mevsime göre. O dutlarda ekmeği yiyeyi Allah lütfetti insan, yani kolayla vurmuyor demek istiyor. Manevi, ruhi, yaşantı o yüksek makamlar döndü. Bunlar, bunu düşünmez zaten. Makam ne olur kafasında. Şimdi bakıyorum, Sami Efendimiz Hazretleri erbain çıkarmışlar. Erbain, kırk gün. Kırk gün içerisinde her gün ama. Kırk gün böyle devam eder. Yirmi bir tane üzüm, yirmi bir üzüm. Onunla vaktini geçiriyor. Yani kolayına vurmamış demek istiyor. Bize üstadımız anlatırdı, şu acı biber der.
Onunla kuru ekmekle baz zaman bizde daha çok sabah yapılan hemen kalkındığı zaman bir gün sabah uykusu bilmem ne denli olmazdı ve berekettir bu. Adamın işine ilkel gitmesi de berekettir. Sabah olduğu zaman işte bizim hidayetimizde var ya hiçbir insan öyle kalkınca hemen yapmaz. Hemen eline hortumu alır, bahçeyi sunar. Ondan sonra rahatça işime, akşam gelir sular. La rahat. İşini ev ver gider. Bundan bereket oluyor işin. Eğer nimet uhffediyorsa Mevla, bu güzel davranışlardan dolayı zuhuri. Hani kolayına olmuyor. O acı biberle liderle vakitlerini geçirmiş. Bize bir şunu anlat. Dilüz, buyur bunu. Yeri daraldıkça sıkıntı da çoğalır. Dar. Kafa dur biraz. Darma olasın. Kafa demeyle alsın. Bunu Allah'ımızın gayretine dokunmayacak şekilde olsun. Yıpta artıkça. Yani bir mahalle muhtarının çektiği zahmet bildiğiniz gibi değil.
Bir ilçedeki belediyeliyse o kadar sıkıntı duymaz ama muhtar bildiğin gibi değil. Daha muhtarlık davası devam edenler var. Devam edip birbirini duy. İki aydırmış. Ayrı ayrı camiler yaptırmış. Bir muhtarlık yüzünden. Bu Yüksekören diye bir köy var. Gozanın Yüksekören diye bir yeri var. Gozanda Yüksekören. İnceler vardır orada, inceler, topallar vardır. Kulağı dua etmiş. İnceler, topallar bunlar muhtarlık yüzünden biri bir tarafı tutuyor, bir diğeri bir tarafı tutuyor. İki tane cami yaptırmış onları. Bir parti bir yere cami yaptırmış, diğer parti bir yere cami yaptırmışlar. Namaz kılıyorlar. Elhamdulillah yaptırmışlar. Bu Gozanın müftüleri, kulan diyor. Biz duysa çok iyi. Sami Efendimiz'in hepsini geçmiş. Elinde şey var, Kağıt var. Tek tek yazmış nefis mata'ya. Dönülür, dur. Gördünüz mü? Sami Sultanımız yazmış. Tek tek geçmiş. Bu halde çocuk şeklini alıyor.
Allah'ımız buyuruyor ya siz çocukken nasıl onlar size bakıyorsa sizde onlara o şekilde var. Çocuk, inan çocuk oluyor. Yemesinde de çocuğu oluyor, konuşmasında da hareket, çocuk, çocuk diye bakacaksın ona Neyse şimdi asıl diyeceğim husus efendim bir anda, bir anda bunlar kolay durmuyor. Öyle bir gayret gösterilmiyor, öyle bir çaba gösterilirler ki, buşirimizin dediğim diyeceğim size. Bu vilayetmiş, bilmem filanıymış. Yani yer daraldıkça sıkıntı çoğalıyor. Benim üstadımız için çok üzüldüğüm bir husus var. Onu paylaşın sizinle. Diyorum ki o bir iki, o iki, o bir fan, biri her şeyi geldi. Allah Allah demek ki bir insan istermiş böyle. Bir defasında karşıma hoca getirin oğlum dedi. Hoca getirin o zaman görün bizi. Ne nezaketli bir mürşidgahım. Beni isterdik. Böyle binlere hitap etsin. Çok isterdim. Böyle görüşürüm de, de böyle bir cemaat oldum. Hep mürşidimizi aht ettim. Coşar taş herif.
Yirmi Cenab-ı Hak ihsan etmiş. Nasıl anlatıyor, nasıl Nasıl anlatıyor? Yine de Elhamdulillah bulunmasına rağmen öyle bir güç, öyle bir kuvvet, onun manevi şeyleri ayrı. Yaptığı hizmetler bir ayrı. Bunun yanında Mösyö-i Kamilimiz hakikaten çok şükür. Bakmayın siz, bizim anlayamadığımız hakikatin müstesna. Bunun çoğu hocalar da bitti. Da gidecek. Hocamız, bir nefis. Hani bazen internetlerden de görüyoruz ya. Sen şifresini bilmezsen o sayfaya nasıl gideceksin? Yedi ulliyaya nasıl gideceksin? Şifreyi girecek. Şifreyi gireceksin ki o alana girebilirsin. Şimdi Delhiavullah'ın velayet şifresini bileceksin ki o zaman anlayacaksın, olursa olmaz. Buraya bunu anlayanlardan birisi kendi emin ol dedi, bir dedi. Böyle ne bileyim biliyorum dedi. Çehçibe mi dedi, bir şey dedi, kafez mi? Onun içinde saklanması gerekir, sahip olurdu ya Resulallah.
Bunu geldanlık, ancak bunu amcamız etkilenmiş olacak ki dedi ağabeyimi koruyalım, ağabeyimi koruyalım dedi. Bu bulunmaz dedi. Bizim de memleketlerimiz var dedi. Kötümüyoruz kimseyi dedi. Bak dedi şu hal nedir dedi. Bazen manevi hal olarak gelirdi. Aleyhissalatu vesselam Efendimizden emirler duyardı. İşte sahip olun, sahip olun, sahip olun gibitlerimi. Burada olsa derdim yok burada bir kardeşimiz. Anlatıyor, şimdi Antalya dolaylarında bulunuyor. Serik gibi ne gibi yerine hatırlıyorum. Ben diyor, Sami Efendimiz Hazretleri'ni ziyaret ettim. Buyurmuş ki evladım, Allah'ımız oraya bir gül nasip vermiş. Aynen anlattı. Birkaç defa da güçlensin isterim böyle. Söz sahih olsun bir gül varken buraya niye geldiniz yavrum demiş. Niye geldiniz? Ancak bu alana girmekle olacak. Bizim İslam'a dahil ünvan nedir? İman şifresi de La ilahe illallah, Elhamdulillah diyor, girmiş.
Allah'a şükürler için girmiş ama biz bu Allah'ımızın emirlerini de onu görür gibi yapmak istiyoruz. O zaman bir ihsan şifresi ile gireceğiz. Onu görür gibi taat etmenin yolunu ve uzadıkça uzar. Velhasıl kolayına hem maddi yönden hem dünyevi hem de uhrevi olarak insan bir anda elde etmiş değil, kırk tane yirmi bir üzüm tanesiyle çile çekmişler. Daha bilmediğimiz, mesela Esabi Hebbidi Hazretleri, ben diyor, Vavisiyet Makamına gelişim, Üstadiyle beraber gülerken, böyle o zamanki vasıta at katım merkep. Böyle atın yularını o zincir, onu Es'abi Elbili Hazretleri'nin şu burun kısmına öyle bir almış ki ki ama şirk tabii, bura çok yara olmuş da açılmış buraya. Burası toplandığında, birleştiğinde, yeşil bir hat gibi meydana gelmiş, çizgi meydana gelmiş. O zaman demiş, havsaliyet makamına geldi. Buraya bir hoca gelmişti.
Dedi ki, hocamız dedi, üstadımız kulağını göstersem dedi, iyi olduğunu gelir dedi. Büyük bir sıkıntı çekti demiş, iki hamdimiz. Dedi hocam dedi Allah üzbeyle bil makam ihsan edeceği zaman bu kişiliği biliyor dedi. Şimdi Habibullah'ın Miraç hadisesi çok büyük bir sürü tercihti. Sıkıntılar çıktı. Mesela biraz Müslümanlar çoğaltacak müminler kafirler eza etmeye başladılar. Biz enamullah rahat camiye gidiyoruz. Dünyadaki olan hadiseleri siz hatırlayın. Mesela Çin'i siz hatırlayın. Türkistan'ı siz hatırlayın. Oraları, oradaki hatilerin. On altı yaşındaki bir çocuğun camiye gelişin. Hatırlayın bunları. Mesai ilerideki ben oraları açmıyorum, konuşurum. Siz çok iyi idrak eden, çok iyi bilen insanlarsınız. Çünkü ağzından köpük gibi yakalamayacak. Şey. Yakalayacağın burada bir şey yok. Aliyecağın da bir şey yok. Elhamdülillah burada nasıl inşa ediyoruz? Nasıl silah ediyoruz?
Şu insan nasıl kurtulur? Bu, diyal. Şimdi efendim Müslümanlara çok büyük bir eza yapılmaya başlandı. Bunu demekten gayet rahatız ben Elhamdulillah. Elimiz ayağımız yerinde. Bu umre vesilesiyle bir kimse gördüm. Evrak ezker aldı ve bizle musafaha ederdi efendim kulları yoktu Önder. Ben mahluk ettim. Adam da durgun duruyor. Meğer kampiler olmuş, kesmişler. Omuz taraflarından kesmişler. Bir dell, takılmış havaalanında baktım bir alışveriş yerine giderken hanımı düzeltiyor bütün. Kemlerini düzeltiyor, günlerini düzeltiyor. Burada bir taşınma oldu. Kaşınma oldu. Şöyle yaptı bir. Düşün ne büyük bir nimet. Bu nasıl ihtiyacını gireriz? Sonra gördüm. Dediler ki efendim, anımın ağzına lokmasını veriyor. Suyu içilir. Ne mimedir bu şu? Ne büyük bir. Nasıl olur da bu elle tesbihat yapılmaz? Bu yerle nasıl hizmet verilmez? Bilen ele olunmaz. Aşk, aşk gibi isterim bu yönde çalışmayı.
Aşk, muhabbetle işte. Ve enamlusi neresinde görüyorum. Çok şükür. En azından virme duygusunu yerleştirdi gönüllere, virme duygusu. Bu çok güzel bir ahlak. Değil mi bu? En azından verebilme ahlakı, bu çok büyük, yüksek bir ahlak güzeli bir sıfat bu, verebilme duygusu. Arabanın paslanması bile veriyor belki. Bir bal çubuğunun ne diyeyim, aşılanmaması, kesilmemesi, budanmaması gibi. Bir altında öyle. En azından bundan kurtulmuyor insan. Sıralamakla bitmez o. Bir kere müminler izah gördüler. Bunu nimet bilelim, yani elimiz, ayağımız, gözümüz, kulağımız böyle yerindeyken şükrünü eda etmemiz lazım. Edemeyiz de. Elimizden geldiği kadar yavrularımızı, torunlarımızı toplayın. Feet, diyanetim çok güzel koştu. Çok güzel. Üç aşamalı şekilde devam ediyor. Gayet güzel yapıyorlar. İlk bir başlangıç oluyor. Bundan sonra eğer Kuran-ı Kerim'i geçmiş için onlara ayrı bir eğitim atıyor.
Bir diğerine bir ayrı. Hem şu hıfz bin, nusun çok kuvvetli tutalım ve yavrularımızı öğrensin istiyorum. Yani bulunsun değerlendirelim. Bulunsun değerlendirelim. Bundan beyaz okulları vesaireler. Ne kadar güzel yani. O bizden çapa bir emek istiyor. Bir gayret istiyor. Hep birden gayret istiyor. Yani birkaç kişiyle olmuyor. Hep birden olacak, hep birden tutulacak. Şeye çok üzülüyoruz biz, biz bunu kardeşlerimizle görüşüyoruz. Şuraya, şöyle, buraya, uzay bizim yok. Sen tut. O başarmış Cemal'i. Sen de diyor. Baştan böyle başka hallere dalarsa olmaz bu. Hepsi bilmem tutturacak bu işin. Olursa dağılır o tabii. Şimdi şeyi okudum. Şura, evet Şura suresini hatta onu dedim kardeşlerimize anlatayım. Şura suresinden anlatayım diyor. Burada Efendimize verilen büyük görevler var. Bir kere diyor, Rasulullah sıkıntı çekiyor. Sıkıntı çekiyordu bu tebliğde. Davitten çok sıkıntı çekiyordu.
Bir türlü inanmıyor. İşte yetiyor ya sen kendini mi öldüreceksin? Ya Allah'ım yapmak diye. Yani üzerinde çok büyük bir gören var. Aleyhissalatü Vesselam benim için. Çok da hoşuma gitti. Her tarafı güzel. Bunu inceleyin diyordu. Bu İbn-i Haciv'de siz bunu yapıyorsunuz. Oradan da baktım, Esairgililerden de baktım. Diyanetin çok güzel bir şey çıktı, çok güzel bir tefsir çıktı o, çok güzel. Hafif hatmen hoşuma geliyordu. Şimdi ismini bilemiyorum ama çok tetkikli yapmışlar. İlim meyilleri yapmışlar. Çok güzel. Burada kırk tane meal verdiler. İlim heyeti çıkarmış. O hoşumuza geliyor. Böyle bilen insanlar hazır var mı? Çok güzel. Böyle gelişi güzel mahalle never okunmaz. Çok güzel bunlar. Şimdi bir tefsirini neden çıkaramaz mı? El maldan almış, işte mahşeriden almış, almış işte. Fıkharakün Razi hazretlerinden almış. Türkçe ama çok güzel. Bir ümmet yapardık.
Onların kelimesine bakayım dedim ama o kadar güzel izah etmiş ki isteseydik biz onları bir ümmet yapardık. İnsanı doyuma da ulaştırıyor. O niye istemiyor diyor insan mesela isteseydi hepimiz cenneti bozsaydı. Dileyen yok orada. Bir manaya göre dileyen. Mesela Mevlamız dilediğini buyuruluyor ya, şimdi insanın yaratılışında bütün bir ümmet tabirini söyleyeyim girmişken, bir ümmet tabiri şu. Herkesin denasında, fıtratında, yaratılışında ne var? Kulluk var, hepimiz de var. Niçin insanlarda kulluk var. Mevla'yı Zülcelal'e dönüş var. Hepimiz İslam fıtratı üzerindeyiz ama irademizi şerre kullanmamızdan dolayı böyle oluyor. Mesela ilk diyor, devirlerde topluydu insanlar, bildi. Sonra diyor çoğaldılar, birbirlerine hasetlikler başladı, ne bileyim dedikodular başladı, dünyevi menfaatler başladı, nefsin arzuları, şeytanın aldatmaları böyle oldu diyor.
Orayı okursanız Şura Suresi ayına kadar okuduğumuzda çok büyük dersler var. Hepimize büyük dersler var. Mesela biz burada Miraç Halsen'sini anlatamayı da bildiremeyiz. Miraç Halsen deyince Recep I Şefin yirmi yedinci gecesinde gelecek de hiç gitmedi. Bu, bugünler bize bir başlangıçlık daha çok azmimiz, daha çok bir gayretimiz. Yani bir Miraç hac sesini böyle bir hoca kardeş ele aldığında, kardeşimiz ele aldığında öyle düşünüyorum. İtikadi yönünü ele alır peki. Ondan sonra ibadet yönünü alır, ahlak yönünü ele alır. Öyle Miraç dediğin zaman, Miraç bir merdiven, böyle basıp basıp geçti değil. Miraç demek perde demek, perde demek. Miraç demek, merhale demek. Bir makamdır o. İlimdeki makamdır o. İlimdeki mertebelerdir. İrfandaki mertebelerdir. Yani şu vücudumuzdaki geçmemiz gereken karanlıklardan nura çıkartmak ister Cenabı Hak buyuruluyor ya, işte bu letaiflerdir onlar. Perdedir.
Hem letaifin kendi arasında bin perdesi var. Biz bazen de indiriyoruz böyle murakabe diyorum, öyle insene şahitler. Infak. Görüyor musun? Kalbin, ruhun, ruhlarını yok. Aşağı, aşarayım. Çok zoruna gelir böyle demek ki. İyi ya kuvvetli olsun. Bazen ticarette bilirsiniz küçülerek büy diyor adam. Öyle fabrikadan adam çıkar. Farklıdan adam çıkar. Fabrikasını kapatmışlar. Niye? Daha bir güçlenemiyor. Lokoduk gidecek yani bir aşağıyı mısın? Ne demek bu? Siz nerede olursanız olun, Allah sizinle beraberdir. Bu şeyin bize birisi geldi. O doğudan, gerisini görüşmüş. Efendimiz dedi ki, adamı göklere çıkartmışsın oğlum. Ne yaptın öyle. Göklere çıkarttık dediğimiz anda yerin dibine inmez inşallah. Yani ahlak de beraber gelecek. Dersi de değil. Mürşidimiz hakikaten çok güçlü. Bakıyorum şifa tarifesinde bile detayini dersini alan, mahzun olma geri kalan, reakkarlar veda bulan, yokluğa atılmak lazım.
Şimdi bu develi tarafında herkesin yerini öptüğü evliya dediği bir adamdı o zaman o tariften. Dersler görüşlüyorsun, dersine bulunayım dedim, bulunuyorum. Kafam da şu, acaba dedim mevku kalemle mi konuşacaktı dedim. Müşahede makamları bilmem filan. Onu bekliyorum sırada. Çünkü herkes de tarafından geliyor. Yerini tutuyor bilmem dediler. İlyada diyorlar. Dinlerin Efendimiz dedi ki oğlum dedi iki binini dıştan oku, iki binini içtim. Sonra anladım ki, helal dedim güzel ahlakıyla erişmişsin. Güzel anne bulmuş gibi. Burada Mürşidimiz böyle yüksek ders ele geçirmiş. Üç kere nikahını tazelerim dedim. Dedi. Efendim, beraber gidecek, yani yaptığımız evraklayızken, alatımızı güzelleştirecek. Okurum da uzatmışsın. Mesela namaz ve taatten gaye nedir? Namazdan gaye Kötülüklerden sapılmak, güzel ahlak ile ahlaklanmak demektir. Yaptığımız namaz bunu temin edeceğiz.
Yaptığımız taatler bize bu ahlakı temin etmezse kalıntıları oluyor. Mesela adam şimdi tedavi olduğunu diyor. Allah korusun bir kanser rahatsızlığı, bir kalıntı varsa bazen iyilik devresi var o hastaların. Hiçbir şey yok, öyle bir fikir. Bir de başlık, bakıyorum yatağa düşüyor, bir deri bir kemik kalıyor. Niye? Kalıntılar kalmış. Eğer kötü ahlak kalıntısı olursa dersiniz neyimiz nelere bölersek için düşüyoruz. Evet yapmayacak değiliz, yapacağız ama ahlakımız da güzelleşir. Bu miraç değil mi? Miraç öyle bir merdiven basan, aha basıp çıkma değil mi? Meraledir o. Bir perdedir o. Yetmiş bin nurdan perde var. O perdeler açılacak. O perde nedir? O perde Meryem Suresi'nde geçer. Meryem Suresi'nde son ayetlerine gidecek. İşte bu. Yani gitmez. Bitecek gibi değil. Mesela ve ma kacadernullah hakkaten insan ve yezidullahü ve innekten er-Hud. Allah'ım bunların hidayetlerini artırıyor.
Hidayet ehli zaten. Daha da artıyor, daha da artıyor, daha da artıyor. Yani siz bunun sınırı, neymi bulamazsınız? Seyri süluku tamamlarsanız tekrar seyri sülük başlar. O seyri süluku bitirseniz yine seyri sülük başlar. Bitecek gibi değil, tamamlanacak gibi değil. Ondan bizim derdimiz büyük. Yani şununla bununla vakit geçirecek zamanda değiliz. Yani bu dertleri, bu sıkıntıları bizsek bizim çok işimiz var. Yani konuşacak, bilmem filan inecek. Ona bununla eğlenecek zaman yok. Eğlenirken de bunları düşünerek, yani öyle güzel ki bizim dinimiz eğlenirsin fakat Rabbımızı unutmadı, yapar yani. Kutsi safhaları yaşamak için perde, Rabbimize yakınlığın derecelerini ifade için de mekan değişildiğini ifade eder. Zaten bu şimdi miracın penceresi Eles ezminde açıldı. Ruhlar aleminde bu pencere açıldı. Elestü bir Rabb'idim, ben sizin Rabbiniz değil miyim? Bildim de Rabbimiz o pencereyi açtı.
Miraç hadisesiyle, Miraç hadisesi ile bu nur tamamlanmış oldu. Kimseye bilmeyen nimet ihsan edilmiş oldu. Sonra Miraç'ı böyle anlayabilmek, Efendimiz'i tanımakla alakalıdır. Bir kere onu tanıyacağız biz. Sallallahu aleyhi ve sellem derler. Sonra Miraç ne demek? Bak şimdi üç aylar ediyoruz. Çok mühim Recep. Recepullah Allah'ın, Şehrullah Allah'ın aynı. Dikkat edinirse ilk Recep-i Şerife girdiğimizde biz üç aylarına yürüyoruz. Girdiğimizde Regaib Gecesi var. Bu bir hazırlıktır. Nelere meydedeceğimizi bildiriyor bizim. Aman ha dünyaya, onun içindekilere mey verirken de kendinizi mahvetmeyin. Ukraya mı gidin? Bizim ebedi kalacağımız alem durumu. Ondan sonra ne geliyor? Bak, miras gecesi geliyor. Ruhumuz beni kemale etmeye başlıyor. Ondan sonra ne geliyor? Beraat gecesi, hayır beraat. Ramazan-ı Şerife kolay kolay değil, bununla geliyor diyor.
Aslında bugünler, oraya Ramazan-ı Şerife dopdolu girmek için. Erim ettik Ramazan-ı Şerif, bizim böyle bakmayın. Siz de üzülürsünüz. Ramazan pideleri, bilmem filan, latifeleri, Ramazan-ı eğlenceleri, Hacivat Karagözler vesaire. Boş istiyor. Bununla oynanacak zamanımız yok bizim. Her anı, her dakika demledim. Her an deyince tamam. Her anı affı ilahi tecellidir. Durur. Sırlarla dolu Ramazan içinde değil mi? Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz eğer kişi Ramazan'ı Şerifini, kadrini, şerefini, faziletini diyecek olsa senenin bütün günlerini Ramazan olmasını ister. İşte Ramazan'da pideya bastık, ayağını düştü. Kilom şişti sonra da şu var düştü. Ne Ramazan'ı sıcak? Oyuncak gibi. Kardeşlerimize çok faydamız olması lazım. Bir de değil. Ramazan-ı Şerif'in dediğin gibi her anı Allah'ımızın tecellisidir. Her an değişeceğimiz vakittir bu bizim. İşte Kadir gecesi geliyor bilmem günah.
Nerede iftar Hud ile Mevla arasındaki merhaleleri anlamamız gerekir. Hud ile Mevla arasındaki merhaleler ne var? Dereceler var, makamlar var. Allah'ımızın bizden istedikleri var. Altı bin altı yüz altmış altı Ayet-ı İlahi'yi yaşayacak. Gönül aleminin nerelere açıklacağını bileceğiz. Allah da görmüş bu nimeti bize. Beni ne yer aldı ne sema aldı. Kamil ümmetinin gazlandı bu. Yani bu kalp nerelere açıklıyor? Nerelere açıklıyor? Yani bizim şu antenlerimiz, nalelerimiz, çanak antenlerimiz nerelere açıklıyor? İki yüz, üç yüz, beş yüz kanal açılıyor. Bütün dünyaya açılıyor. O kalp kanallar o tip, o tip. Oradaki Allah'ımızın nurudur yani. Öyle bir tel vermiş ki Cenabı Hak, biz kulumuza şah damarından daha yakınız diye buyuruyor. Hablitvirit damar ol. Ne güzel anten ol. Ne güzel ol. Ol.
İlahi çanak anteniyle yerler çeker ki ol, çok güzel alemlere döner o ahirete döner yahut alemine döner, cebarut alemine döner. Gördünüz mü? Şimdi başta size demeden siz müstesna ne kadar geri kalmışız? Nasıl oyalanmışız? Kırkından sonra da vallahi bu his zordur. Kırkından sonra da zor. Tabi tabi tabi. Peygamberlerin bakın burada risaletine, bütün peygamberlerin peygamberliği kırk yaşındadır. Kırk yaşından öncedir. Bir İsa aleyhisselam otuz yaşındadır. İlerisi zor, zor, zor, zor. Yürün bize, gitmez. Bunu başta ele almamız gerekir. Bir resmini gördüm, yeni dünya diğer günümüzdir. Geldi. Sami Efendimizin resmini tamamını, bir isim görebildim. Orada bir resim, üç senelik bir resim. Orada zannederim, Vavsili Azam gibi mübarek zatlar oturuyor ama Salih Efendimiz'in o resimdeki oturuştim ha. Belli onun müstesna olduğu oradaki oturuşundan veriyor. Kavralanmış, o yaşta kavralamışım. O.
Siz ne anlıyorsunuz şimdi Efendimizin mesela on dörtte vuruldu manevi aşı diyor. O manevi aşı ne diye gözlerini açılmaz kalp gözlerini. Biz Efendimiz neyi bilemedik, kimi yollayamadık. Hacı babam, hacı babam, nur babam, güzel. Ah ah Buraya geliyor bazen okuyoruz da. Diyorum ki, ulen güçsüz diyorum, kendimizi okuyalım biz. Bakıyorum. Haline bakıyorum Efendimizin cemaat-ı İlahi seyrisine. Üremgisiz diyorum, üremgisiz. Bakın Efendimiz olsa, ne var efendimiz var zaten ya. Allah'ın kitabı. Böyle aklını düşünüyorum diye üzülüyorum. Biz Hasan Hocamızla dertleşeydik. Aslı dostumuza kaybettik biz. Sabahları gidiyordum, yerine gidiyordum. Çok gülüşüydü. Hocamızın sul devresi müstesna idi. Böyle imanının durulduğu bir mevsimdi o. İmanı durulduğu bir devreydi. Oranın gülüşüldü. Çok büyük bir espri kaybettik. Allah, bu Miraç'tan biraz konuşalım.
Cenabı Hak'la kul arasındaki merhaleleri Miraç'la kavrayabiliriz. İnsanın aklının zorlandığı miracın maddesel yönüdür. Şimdi bir şey diyeceğim size. Kuran-ı Kerim'de İsra suresinde Mescid-i Haramla Mescid-i Aksa'nı arasam zaten. Buraya inan ne yapar? Mescid-i Haramla? Hemalemşeri Mescidi Mescid-i Aksa. Bunun anlatılmasından öyle bağdalar var ki. Yoksa bu olmasaydı, tabii efendimiz kudsi şerri vardık demeseydi, müşriklerin diyeli hayat, hayat yatmış bir rüya gelir. Çünkü saniyede olan bir iş bu. Saniyede olan bir saniyede değildir biz anca böyle ifade edebiliriz. Yakağı soğumadan denir. Biz hocalardan dinlediğimiz sultanımız olsa hocalarım derim. Onun için söylüyorum. Hocalarımız diyeyim. Dinlediğimiz şu. Dinlediğimiz şu. Yatağı soğumadan dediler. Efendim semavatlarını geçmek bilmem filan hadiseler bitip bitecek gibi değil. Anlatmakla bitmez. Şimdi öyle olsa ne diyecekler bunlar?
Rabbimizle görüştüm, semavatlarını geçtim. Rüyalarmıştır. Rüyalarmıştır. Zaten sihirbaz, Türk, Türk, Türk, Türk. Kahil, cahil. Rüyalarmıştır ama Efendimiz şimdi Harem-i Şerif'ten bu şerife vardım diyor. O zaman başladılar sorguya aldılar. Bunlar gidip geliyorlar Efendimizin. Gusül-i Şerife gitmediğini de biliyorlar. Daha evvel gitmedi Peygamberimiz. Ondan başladılar. Allah'ımıza bu şehri olduğu gibi mübarek gözünün önüne getirdi. Mübarek gözü önüne getirdi, kapısına baktı penceresi tek tek sınavı. Yolda gelen kervana kadar haber verdi. Sebe kervan geliyor. Güneş Doğacağı zaman girer o dedi, Mekke'ye girecek. Sonra onun yükünün birisi beyazdır, birisi siyahtır. İşte şudur, bir yerde yıkılmıştır, şöyle olmuştur, ona yardım edilmiştir. Sordular ki hepsi başından geçti. Eğer bu olmasaydı bu müşrikler daha da bir has yoktur. Yani azmış zaten ve illa bir durum zaten.
Böyle deyince bir duraksama geçilir derken. Mekke'den Kudüs'e yolculuğu, evet bir kere Miraç imanla başlıyor. Miraç imanla başlıyor. Çoğumuz Allah'ımız nurunu Miraç'la Peygamberimize tamamlamıştır. Miraç'tan dönüyor, müminlerin namazı başlıyor. Efendimiz vasıtasıyla Miraç'a yükselme nimetini elde ediyor müminler ve sonra bu iki aşamalı olarak devam eder. Miraca hadisesi ele alınır. Hicretten bir buçuk sene önce zuhur etmiştir. Çünkü Efendimiz dedim ya müminler zahmet çekiyor. Büyük bir teselli kaynağı olan anılarımız bir bir ahirete göçüyor, bir kaza Hatice anamız. Ebu Talib'den korkuyorlar, soylu bir kimse eza edecekler, bilemiyorlar. Taif'e gitmiş, Taif'e gitmiş de, kimi de bir tanesi, hocam siz miydiniz Peygamberimizin taşlandığı yer dediniz. Harem-i Şerif'te, Hamdi Efendi'yle biz giremedik. Orada diyor hocalarım kimseleriyle gittiler. Dedim ne yaptın insan der.
Efendimizin taşlık mı dediğinde dayanamadım. Vay dedim nasıl taşlanmış, nasıl taşlanmış. Hz. Ömer dayanama değil. Bu Nazi suresinde, Ben sizin en büyük Rabbinizım deyince, ben olsaydım dedi, kılıç şekerli dururdum onu dedim. Hiç de namazı bozulmadı. Bu bir gayretdir, muhabbetdir. Evet, Efendimiz görevi sıkıntıdan sonra zuhur ediyor. Dediler ya, ezayı çekmeyen arif, cefayı çekmeyen arif, Safa'nın da dilini bilmez. Ondan sonra hatırlayamaz zaten. Onlara eza, cefa nimet olur. Evet, bu arada. Gece seyahati ve yüce makamlara yükselmedi ki Safa dedim ya. Mescid-i Haram'dan Kudsi şerife kadar Burak'la yolculuk yapmıştır. İki rekat namaz kılmış. Enbiya-i Haram'dır. İkinci vasıta da Miraç'tır. Şimdi şunu yerleştirmemiz lazım. Efendimizin, istirahat diyoruz ya, istirahat diyoruz. O harem-i şeriften hususi şerife kadar olan yolculuğu, o aralarda bitmeyen güzellikler var tabii. Sırlar var.
Şeyde geçerken İsra suresinde Ayetlerini gösteriyor. Sonra etrafını mübarek kıldı demenin anlamları da çok büyük. Allah'ımız bir kimseye büyüklük ihsan ettiği zaman etrafına da geliyor. İnananlar da geliyor. Habibullah'a nübüvvet gelince Sıddiki Azam'a da sadakat verdi. Hazreti Ömer'a delalet verdi. Çok geniş. İçinden çıkamazsınız bunu. Allah'ım ben bu hocalarla çok görüştüm. Şeyi çok zor, hep biliyorlardı müstesna Kuran'ın batın anlamı, öne iç içe manası. Tabii çok güzel malumatları müstesna. Sonra şey açtım, Cemus Salih, böyle bir açayım. Açtığında Efendimiz buyuruyorsanız, Kuran'a diyor kendinize göre bir mana vermeyin. Burada iki denizin birbirine karışmadığı, ondan sonra da Rüklü ve Mercan çıkıyor. Rafisiler diyor ki bunlar sapık görüş, İran'da. Diyorlar ki bu iki deniz Ali Efendimiz ve Fatıma annemiz.
O Meracel Bahreyni, yok iki Lüblü ve mercan de Hasan'la Hüseyin, böyle demeğimiz diyor. Sonra bir araştırmayla anlaşılıyor konu, anlaşılmış oluyor. Bir kere şerar olgun düşecek. Makasıdı şerar denir buna. Buna çok mutlu olgun düşecek. Nasla Kuran'la çelişmeyecek. Akla mağrir gelmeyecek. Sünnet-i Seniyye'ye mutlak uygun düşecek. Bununla birlikte her mana ne kadar bir din mana çok. Çok. Kuran-ı Kerim'i çözmek. Bunlar deruni anlamı, gönüldeki bir fana göre değişiyor hemen. Diyelim ki karanlık bir yıl lambayı yaktıkça, ışığı çaktıkça görülüyor artık. Karanlık dediğimiz yerden gönlümüzdeki ona karanlık olan haller umur ile açılmış oluyor. Pisni Dağı'na. İkinci vasıta da Milaç. Asansör, Sidretin müntehihat eder. Cebrail daha sonra Refrefler. Burada bir şey izah etmek istiyorum. Şimdi Efendimiz'in almış olduğu vahyi var ya, o vahyi demiş. Vahiy-i daim. Kendi hevasının konuşmadur.
Şimdi burada Efendimiz Cebrail a. S'a bir soru sor. Buyuruyor, ya diyor. Sen vahyi nereden alıyorsun? Ya Muhammed, bir perdenin arkasında katıyorum. Perdeyi bir arala diyor. Efendimiz perdeyi bir arala. İşte Allah'tan akıyor ya perdenin arkasını arıyor. Diyor ki Ya Muhammed ben o perdeyi aralayamam. Aralarsam ben yanarım benim. Çığ yok benim. İznim yok vallahi. Oradan haber gel diyor. Ben size bildiriyorum. Beni ne aralar? Ben izin veriyorum buyuruyor. Müsaade benden var bende. Aralamış ki Peygamber benim sizi görüyor. Miraç ne demek Miraç? Efendimiz miracı kendi vücudunda yapmıştır. Başka bir yer aramayın. Miraç kendisinde, kendisinin ayine olup, o ayine de kendisini görüp irkilmesi demektir. Yüce Rabbimiz her biri ahlak düsturu olan on iki emir vahiyette. Din, ahlak, toplum, hukuk, ekonominin temellerini oluşturan hususlar İsra Suresi yirmi üç ile otuz beş. Müminlere kanatlarını yayın.
Başta Rabbimizin vahdaniyeti, bundan sonra ana ve babaya ikramda bulunmak, işte ölçüde tartılara riayet etmek, rızık korkusuyla çocukları öldürmemek, sizin alakalar etmeyen meseleleri karıştırmayın. Devam eder. Yetim malını en güzel şekilde yaklaşım, yemeyin. Miraç'ın hediyesi olarak beş vakit namaz, şirkin dışında affı ilahi ve Bakara suresinden son hikaye. Bir yükseliş ufkudur. Gerçek kulluğa geniştir. Zaten bunu Cenabı Hak ayeti celnesini ifade buyuruyor. Miracın göklere olduğu kadar gönüllere doğru bir yolculuk olduğunu bilmemiz gerekir. Mesela çoğumuzda birileri semavatlarını geçti. Bu semagatlarını geçiş ömürdür, ömür. Şimdi bu çok itiraza vesile olacak. Miraç, enfüs ve afakın birleşme noktasıdır. Bir cem noktasıdır. Ne demek yani? Enfüs. Kendi içinde Efendimiz aleyhissalatu vesselam'a Allah'a göre bir sır vermiş hiçbir peygamberde yoktur bu güzellik.
Hepsinin zaten güzelliğinin sırrının membağı Efendimiz aleyhissalatu vesselam. Ahhap dış. Adem'de de Efendimiz için öyle bir zorluk yok. Cemdir o. Yunus Emre diyor ya, ikilikten usandın birlik hanına vardım. Mevlana'mızda da var. Bu mu Mevlana'mızda şaşı bakma der. Her şey gibi olanı. Rabbi Zülcelal'i mizi diyor, diye ifade eder. Adem ' ın miracı, Nuh ' ın, İbrahim ' ın, Yusuf miraçları var. Efendimizin miracı kendi vücudunda olmuştur. Kainat onun vücududur. Enfüste kendi ruhudur. Enfüs Kendi ruhudur. Bu ikisinin birleşmesi kainatla, kainatla birleşmesidir. Kainat onun vücudusunun hürmetine yaratılmıştır. Onun miracıdır. Gördüğü peygamberler Efendimizin geçtiği melhalelerdir bunlar hallerdir. Miraç kendinin kendine ayin olması, kendini kendi aynasında görmesidir. Hadis-i Kudsiler var. Burada Yunus Emre'nin çok güzel bir sözü var. Nietzsche bin yıllık yola bir demde vara gele.
Çok güzel söylemiş. Nietzsche bin yıllık yola bir demde vara gele. Yunus Aydur kim ola? Muhammed'dur, o mutlak senden maalesef. Böyle almışız, Belkıs'ın tahtını almışız Musa Aleyhisselam'ın asasında tur tarafından. Yani bunlar acayip görünmesi, böyle aklın zorlandığı Allah, mana aleminde onlar için imanla anlaşılacak bir konudur. Zorluk yoktur. Namaz müminin miracıdır. Namaz halimize dikkat edeceğiz. İnşallah bu zevke de nail oluruz. Başla rızkımız helal olacak, taharetimiz düzgün olacak. Kimin huzurunda durduğumuzu düşünerek kılmaya çalışacağız. Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın o taifelerine, ashabını, peygamberine, zar-ı piramızın bütün geçmişlerimizin yollarını El-Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin Kalbi serin sohbetini dinlediniz.