Bir tane hediyesi var Aleyhissalatu Vesselam Efendimizin. Nebi Ekrem, Sakıllahu Teala aleyhi ve sellem Efendimizin Miraç gecesinde iki hediyesi var. Bir kere geldiği yer nere? Ne? O hediyeyi getiren kim? Bu günahkarın kuru sözlerine cami gönülden bir kulak vererek, hafifati sezmeye çalışırsak, tahammül gidecek gibi değil. Avusturya'ya gitmiş, Avustralya'ya gitmiş, Pakistan'a gitmiş, Hindistan'a gitmiş, oradan gelip dönmüş onun gibi değil bir feza olduğu o demde ne art, ne sema, ne şekil, ne mekan hiç böyle bir zaman kaydı yok. Zaman içinde zaman mekan içinde mekan. Akilların hayran kalmaması mümkün değil. Efendimiz bunu anlatmakta bile zorlandı. Dediler Ya Rasulallah yolculuğunuzu bir haber verin. Çünkü çok büyük bir hadise Necm Suresine baktığımız zaman Galip-i Nebiyyezen bize Necm Suresi'nde bu hadisenin çok müthiş olduğunu haber veriyor.
On sekizinci ayet-i celilede, antosunu Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü. Nedir o ayetler? Sırları gördü, cenneti gördü, cehennemi gördü, Peygamberlerin ahvalini gördü, Levh-i Mahfuz'da kalemin seslerine kadar duydu, cennet ehli olanları gördü, ateş ehli olanları gördü, mevlitten okunur ya gördü neler neler derken uzatarak ifade ederler Neler neler diyor. O görüşünü Nebiyyekar Efendimiz haber verirken Serahar nur olur gönlüm anarken ben o miracı beyan etmekteyim, tasavvurlar kimin harfi? Ben onu işte Kabe-i Muazzama da hakimde yatıyordum. Ümmü Hani'nin evinde idim. Bir rivayette Kabe-i Muazzama'nın etrafında bulunuyordum. Geldi beni Cebrail Aleyhisselam davet etti, Cennet'ten Burak getirildi. İşte kırk bin tane Burak'ın içerisinde hepsinin alnında Muhammed yazıyordu.
Zafiyetinden incelmiş üflense düşecek gibi bir zafiyete düşmüş, gözlerinden iplik gibi yaşlar akan Burak'a Cebrail Aleyhisselam nedir sendeki bu zafiyet dediğinde Ya Cibril duydum ki Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem bizden birisinin üzerine binip yolculuk yapacak, bu nimet bize mazhar olacak mı olmayacak mı düşüncesiyle Habibullah'ın aşkıyla ağlaya ağlaya ben bu hale geldim. Bize burada dersten çok akan gözyaşlarımızın Rasulullah'ın aşkıyla yüzlerimizin, yüzlerimizin bir yara haline gelip, yara haline gelip gönlümüzden aldığımız nefesler Sıddık-ı Azam'ın ağzından gelen ciğer kokusu gibi Rasulullah'ın hasret ve muhabbet kokusunun yenmesi icap eden yolun geleli de budur. İşte Burak'a binip Kudsi şerri de Kabe-i Muazzama'dan Mekke'den girişi Kuran-ı Kerim'de bahis koyulur burada. Eğer inkar edilecek olursa bu bölümünün küfre götüreceği haber verilir.
Orada enbiyaya imam olduğu Miraç merdiven manasına gelir. Ölürken insanın gözünü ona diktiğini, tarihi mümkün olmayan, semaakatlarını geçip Peygamberlerle görüştüğünü, Sidre-i Münteha en son noktaya gelişini ve Rabbimizle mükalemesini ben diyor bunu anlatmak şöyle dursun hatırladığım zaman ben Miraç hadisesini ta başımdan ayağıma kadar nur oluyorum. Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem Miraç hadisesinden iki hediye getirdiler. Birisi Amenerrasulü diye başladığımız her gün yatsıdan sonra dokuduğumuz iki ayet-i celile ve bir de namaz hediye olarak getirilmişti. Bir de ayet-i celilenin geliş seyrine bakmamız hicanı de Halık ve Llemnezen Mevlamız Es-Samiyet ve arz ve onun arasındaki her şey Onun mülkü, Onun eli altındadır. Bütün Semavak ile arz arasındaki her şeyin idaresi ona aittir.