Mevlana, hadidimiz gitti. Yolda diyor, yolda bir zaaf var, benden selam söyle görüş diyor. Oraya geliyor, soruyor, bütün köy harap olmuş. Bir yere nakletmişler, o zatın mıntıkasında oturamıyorlarmış. Bu CAP'tan oturur, kimse görüşemez. Sen gidersen git, diyor. Peki geliyor ve geliyorlar. Geliyorlar. Uzak bölündüğü zaman, bölündüğü zaman ayağında derde kadar can kalmamış Mevlana halidir. Allah'ın nasıl bir kuluysa ya da öyle bir kuluymuş. Yani, Hızır aleyhisselamdan soruyorlar. İmamı Şafii hakkında ne dersin? Kutbul ahtaplardan zörtüyor. Ahmed ibn-i Hanbelî hakkında ne dersin? Sıddıklardandır diyor. Bişt-i Hafi hakkında ne dersin? Onunla Allah arasına giremiyorum, diyor. Allah'ın öyle kulları var, onunla Allah arasına giremiyor, bilemiyorum makamını diyor, Yukrur Aleyhisselam. Onun için Allah'ın böyle kulları var, kim olduğunu ben de bilmiyorum. Kitapta böyle yazıyor, getiriyor.
Ben diyor, yine diyor, Burak'ı kabamunayı bırakarak şıhıma rabıta ettim. Abdullahi Dehlevi yazdıklarına ayaklarıma can geldim ve görüştüm. İlk gönyeye geldiğim sene fakinede oldu bu hal. Bizi Allah afiyet versin, o Saraç Hacıvenmen anmuce, Mevlana'mıza götürdü. Yeni geldiğim şehir ve yeni girdiğim Mevlana. Kapıdan girdiğim zaman ayağımı zannettim. Bir arşın kadar, bir metre kadar yukarıya çıkmış. Can takat göze kadar kalmamıştı. Amunca koyup geliyor, gel sana diyor. Ben de ağlayaraktan onu istiyorum, canım, diyerek gel diye. Canım gelmiyor, gelmiyor diyor. Bir adım atsam ağız üstü bunu kapatacağım Mevlana'nın hürmetine. Geldi kolumdan. Çünkü büyük saf, günahların hep gözüme görünüyordu. Beni huzuruna kabul etmiyordu. Sonra sürünü sürünü varmıştın. Bir de Beyt-i Şerif'te oldu. Beytullah'a yirmi bir sene evveli gençliğimden gitmiştim. Şimdi heyullah'a ki bitirip çıkıyoruz.
O zaman kapılan girdik yedik, işlik saydı. Delil birbirimizi zenci etti, tutuyor. Kapıyı Beytullah'ı görünce, ayaklarımda can kalmadı. Her bir günahım dağ gibi olmaya başladı böyle gözümde. Varmama imkan yok. Benim gibi alçağı kabul etmiyor. Yani böyle durdum kaldım. Şimdi gelin, baktın niye kessana yahu diyor. Sinan harapça diyor. Hemşire hemşire filan diyor. İmkanı yok. Geldi elimden tuttu, gözüm ayrılmış böyle mütemadiyen yaş götürüyor. Sürüyü sürüyü götürdüler huzuru, köyü teheccüde. Allah'ım ziyaret ettirdiler. Yani Mevlana Halid'imizde muzata varamıyorum. Ben rabıta da hatırıma gelmedi. Daha yeni mütalaalarından geçtiyse şimdi biliyorum. Ravza-i Nurin yanına vardım diyor. Halık'ı Zülcelal sana gazi aldanlık nasip etti. Aleyhinde çok hakaretler olacak. Her zaman da muvaffak olacaksın, Allah seni muvaffak edecek. Geldiler, Bağda da irşad ile meşgul oldular.
Uzun bir bahisten hiç tükenmez. Ondan sonra orda mektep ettiler. Aleyhinde melek yaztılar, sürgün ettirdiler oradan. Diyarbakır, Halep, Şam böyle gittiler. Hikmet varmış, oraları bütün irşad etti geldi. Anadolu kısmına nakşet hareketinin nasip olması Mevlana Halidimizden geldi. Allah şefaatine layık edin.