Meleke ve Huyu Güzellemek ve İnsani Özellikler | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Meleke ve Huyu Güzellemek ve İnsani Özellikler
Meleke ve Huyu Güzellemek ve İnsani Özellikler kaydında Burada Hun hakkında bir tarif yapılmış ama çok güzel. Güzeli oyun ve davranışların insanda herhangi bir zorlamaya gerek kalmadan meleke haline gelmesi diğer tanımlanmaktadır. Mesela nedir? Tevazu. Tevazu sıfatında zorlanmıyor. Hani zorlanarak yapmıyor, kolaylıkla yapıyor. Gönlünden geliyor, içinden geliyor. Mesela diyelim ki bir mecliste…
Burada Hun hakkında bir tarif yapılmış ama çok güzel. Güzeli oyun ve davranışların insanda herhangi bir zorlamaya gerek kalmadan meleke haline gelmesi diğer tanımlanmaktadır. Mesela nedir? Tevazu. Tevazu sıfatında zorlanmıyor. Hani zorlanarak yapmıyor, kolaylıkla yapıyor. Gönlünden geliyor, içinden geliyor. Mesela diyelim ki bir mecliste Engin'e oturmak, aşağı oturmak, Bu zor gelir. İşte bana yukarıdan bilgi gösterir sevgini bilmiyor. Daha sonra, diyelim ki kardeşine olan ikramında, ikramında, onun diyelim bir ayakkabısını çevirmeden tutun, elbisesini giydirmeden ya da böyle bir zorlama yok, kolaylıkla yapıyor. Mesela, cömertlik statü çok mühim bir özelliktir. Cömertliği yaparken içinden bir sıkıntı geçemiyor. Ben bunu veriyorum ama çok da bir düşüncesi gelmiyor kafasına. Onu verirken severek veriyor. Böyle sevgiyle, saygıyla muhabbetle ve buna benzer huyların kolaylıkla yapılmasıdır.
İfade edildiği üzere meleke haline gelmesi, onun da huy, onun huy. Gerçekten çok önemli bir hususa temasa giriyor. Hakikate girebilmek, bunu biz, Yunus Zerre'nin, fidelerinde görürüz. Şeriat, tarikat, yolculuğu varana, hakikat, marifet andan içer, değil mi? Hakikat, bir şeyin özü demek. Mesela bir ağaçsa ağacın midesi demek. Mesela, diğerleri bir tesbihat yapıyoruz. Yapmış olduğumuz tesbihatta, tesbihatta onun sırrına yönelmek. Mesela istiğfar okurken kalbimizde büyük bir medeniyetin oluşması, bir pişmanlık duygusu hasılılık. Tevhidi okurken hayatımızda tevhidin yansıması her türlü içimizde artık hayatın her alanında tevhid hakim oluyor. Bu hakikate gelmez demek, bu noktada tamamıyla faiz demiyoruz zaten. Diyelim oruç tutuyoruz, tuttuğumuz oruçtan Cenabı Hak ayet-i kerimenin son kısmında takva buyuruyor. Allah korkusunu bizde uyanmasın.
Dedik ya, bir bahçeye dikilen fidandan, üstlenen nedir? Meyvedir. Yapılan taatlerden meyveyi alabilmek, görürüz ki biz seherde kalkıyoruz. Evrak ve eşkalımızı okuyoruz derken, o evrak ve ezkarımızda zikrettiğimiz meblağ ile buluşabilmek. Daha ne diyelim, çocuklarımız, en büyük derdiniz bu zaten. Okulların durumu malum, malum yavrularımızın ahlaki yönü. Bunlardan biz meyve alacaksak çok seviniyoruz. Güzel. Bir yavrumuz olduğunda, bir torunumuz olduğunda düğün bayram ediliyor ama asıl düğün bayram, o yavrunun İslami hedefler kendisinde gelişmesidir. Mevreyi almak mı demek? En önemlisi bu. Aile hayatında meyveyi alacağız. Nedir aile hayatında meyve? Şey içindir, her şeyin hakkını dinimizin ölçülerinin içerisinde verebilmektir. Daha ne diyebiliriz? Kişi insanlarla da münasebetimiz var, bu münasebette meyveyi alabilmek, bu ne güzel insan dirilebilmektedir.
Mesela komşulukta bizim meyveyi almamız nedir? Komşusu, onur. Blüs, hakaret gibi hiçbir şey görmeden memnun olmasıdır, razı olmasıdır. Ben kırk elli sene komşuluk yaptım, evet iyi kötü anlarımız oldu bizim ama komşumdan hiçbir sıkıntı görmedim. Ben rezaletsem bile o saadeti güzel muameleyle karşıladı, getirebilmek mehirdir. Asıl nehirler bu yönde. Biz Kuran-ı Azimüşşan'dan nihber diyemeyiz okuduğumuz Kuran-ı Kerim'le amel etme ve onun onun esrarıyla sırlanmasıtır, hikmetiyle kamil olmaktır, ne kadar anlayabilirsin? Bunun yanında önemli olan bu noktalardır, muaşere. İnsanların arası muamdelerimizden mi hileyi alabilmek. Mesela, biz evrak ve eşkarı kimseleriz. Bu evrak ve eşkarı alan kimseler olarak bizim kardeşliğimizden nasıl bir ürün alacağız, mühim olan bu. Evet, aynı kapıya müntesi, ihsan mektebinin öğrencisi, ne demek ihsan mektebi? Bu müşahede makamı demek İhsan Mektebi?
Meleke ve Huyu Güzellemek ve İnsani Özellikler ne anlatıyor?
Meleke ve Huyu Güzellemek ve İnsani Özellikler kaydında Burada Hun hakkında bir tarif yapılmış ama çok güzel. Güzeli oyun ve davranışların insanda herhangi bir zorlamaya gerek kalmadan meleke haline gelmesi diğer tanımlanmaktadır. Mesela nedir? Tevazu. Tevazu sıfatında zorlanmıyor. Hani zorlanarak yapmıyor, kolaylıkla yapıyor. Gönlünden geliyor, içinden geliyor. Mesela diyelim ki bir mecliste…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Müşahede en son makamlardan da önemli. Her şeyin aşikar zuhur etmesi demek eşyanın hakikatine erişmek demek. Nerede bu insan hacmıs şeridinde, Allah'ınızı görür gibi ibadet etmek müşahede halde o meyveyi alabilmek, bütün ibadetlerle onu ölür gibi yapabilmek, meyvesi bu. Beynimizi bunlara yoracak olursa bir adım astrol olur. Yoksa geldi, benim anam da imtisak değildi, babam da imtisak değildi, konturlarımdan da vardı, mahallemizde böyle haftalık dilerlerdi, gelirlerdi, sohbetlere katılırlardı, evlerinde görüşmeler olurdu, nitekim. Mesela, o sohbetin meyvesi nedir? O sohbetin meyvesi böyle bir haz, öyle bir huzura geliyor ki, ikinci bir sohbet gün kurtle çekiyorum, ne zaman olacak? Çünkü hali değişiyor o sohbette, hali değişiyor. Günahımızdan dolayı bir pişmanlık meydana geliyor. Kardeşliğimizdeki meyve nedir?
Kardeşliğimizdeki meyve birbirimize hakkı tavusluğu birbirine ve günahlarınızla kaçındırmaktır. Aman ha ben yillardır dostumdum şu hususu söylerken bir hata aramız bozulur demek değildir bu, usulüne uygun şekilde örnek olabilmektir. Mesela biz bunun kesilir, intisaplıyız. İntisaplıysa failli gibi bistaniyenin dediği bir mevzu. Benim izime basmak deli gibi mesele, elimizde kimsenin faydası olmaz. Burada asıl faydalı olan nedir? Sözlerimizi tutmakta diyor. Üstadımızdan sonra bir tanesi bir yazı gönderilmiş, diyor ki sırf bana yaptığın sohbet diyor bir cilt kitap olurdu diyor. İşte bu. Aslında meyveleri kaplamak odur. Zahmetlerinde Hazretlerini gördük, sohbetlerine oturdu, o sohbetlere atılmanın, onu bölmenin bir de nasıl bir meclise hasıl etmesi gerekir beş tane hesabı devam müsait hemen. Bir helal-ı baht, aman daha yiyeceğiniz kıyb olsun, helal olsun ve bir kafasa milderi doldurmayın.
İşte meylesi bu. Zamriend Hazretleri'nin görmenin meylesi, Hacı Hasan Efendi'nin görmenin meylesi, Es'ad-ı Vehbihi Hazretleri ile buluşmanın meylesi bu. Mesela, Es'ad-i İdi hazretleri buyuruyor, masuman meftun bir kalp ile Allah'ın huzuruna varmayalım diyor. İşte meyvesi, bir fenati şeyh hormonunun meyvesi bu. Allah'tan galibiyet diyor gönlümüzü kap kırarak huzur-u ilahiye bayramı alın diyor. Mesela anlatmakla bitmez, Mektubatının son bölümlerinde şunu söylüyor. Allah aklımızı ve ruhumuzu hakim kılsın, biz bunu anlayamıyoruz, anlayacağız. Üzerinde duracağız. Akıl bir vurgudur, aklı olmasa insana dini görenler vazifeler bir ümmet mesul da olmaz. Ruh nedir? Beyan yürüdük ama ruhlar bilmez. Burada ruhumuzun diriltmesini söylüyor, pili ağza, put-u ağza. Buyuruluyor. Sami Efendi Hazretlerinin anlattığı Üstadımızın anlattı, velisi bu.
Efendim bizi doya doya gördü, ne kadar güzel sohbetlerdi, bu değil, iş bu değil. Biz onun emri ne kadar güzeldi deyip de sımsıkı kılılmaz. İkincisi, ikincisi, manasını düşünerek, hakikatine gererek, hakikatine gererek Kuran-ı Azimüşşan'ı taalluk etmek okuma. Üçüncüsü nedir? Gece ibadet ve taate kalkma. Abdurrahman Efendi Hazretleri'nin bölmenin, onun sohbetine oturmanın meyveleri şimdi topla gibi amel edeceğiz, bunun adı. Ondan sonra nedir? Mücaabesiu Salih değil. Salih'inden bile oturur kalkmaktır. Ne güzel güzel bir zattırmış yani. Daha beşinci bir meyve, meyve o nedir? O beşinci meyvede Yoksa biz yillardan beri abdestimizi de alıyoruz, namazımızı da kılıyoruz. Bir de öğretmene, görevlerini yerine getiriyoruz. Getiriyoruz ama bu yaptığımız vazifelerden aldığımız kazanç nedir? Mühim olan, o. Mesela rabıta yapıyoruz, rabıta sırf gözümüzü limon, boynumuzu hükmet değil.
Onun halinin bize yansımasıdır Mürşid-i Kamil'in. Mesela onların kalbine artık beşeriyetler bir şey halk. Bir şey, halk, halılmış, rahmani onlar da uyarmış. Nedir kalplerini Allah'ımızın teybi bir hayır, tarifin üzerine soru. Ondan sonra Validaci ilahi, Cenabı Hak'tan manevi doğuşlar var gönüllülerine. Daha sonra ihhama bir ilahi var. Rabbımızı böyle yollarımızı açacak esaslar bildiriliyor, tarihi yok onun. Daha sonra isimlerinin, sıfatlarını, zati tecellilere nail onlar var. Hep bunlar yansıyacak bize, onun takvası yansıyacak. Onun Allah'ımıza ukala kul oluşu yansıyacak. Ancak böyledir, rabıtalıdır. Muradebe ise artık Rabbi Zülcelali'mizine manen alışveriş yapmaktır. Daha ötesinde söyleyemiyoruz çünkü itirazın sebep olur. Anlayamayız bize. Akillarımız bölüşsünce ifade edilmesi gerekiyor, ruhımızla adeta iyileşiyor.
Bu sen de benimle konuşmaya benzemesi, bu gönlün irtibatıdır, gönlün irtibatı. Bu mevzu hizmeti. Tahayyül ve Tahakkuk, Tahakkuk boyutu ise halk yolcusunun sabit maliyet sürecidir. Hakikatleri ortaya doğru. Allah'ınızı tanıdığı kadar aleyhissalatü vesselam Efendimiz, Allah'ı pek çok tanıyanımız. Benim Zekeriya en çok propagandası benim. Benim insan biri Bu sadece bir insan olarak. İnsanın şu parmağının uçlarındaki kıvrında, artık bunu bilirsiniz, hep sürdürüyorsunuz. Şu yağın kar taneleri, o karının beş bin üzerinde araştırma yapılır, hiçbiri bir diğerine benzemiyor. Bunu kim yapabilir? Ebu Sabri, insanlara şekil ve şemail gören Cenabı Hak'tır. Bu onun kudretidir, yüce kudretidir. Bizim Haşir suresinde okuduğumuz ayeti celilenin son kısmı onu bildirir essahne. Usal değil, Allah'ımız her varlığa kendine göre şekil veriyorum. Daha sonra hayvanat diyelim.
Hayvan deyince sürüngenlerde var, tırnaklı olanlar da var, pençede olanlar da var vesaire. Kuşlar da var, kuşların arasında çok ayrı ayrı özellikte olan mahluk da var. Bunların da hiçbirisi bir diğerine benzemiyor. Bir hayvanı sesi diğerine benzemiyor. Ana karnında teşkil eden, teşekkül eden, yavruların şekillerini, şemallerini ve çimlerini anlatıyor Cenabı Hak birbirinden farklı ve onu böyle karşılıyor, ölmüyor. Sonra bir çiğnem et diye tariflerine bu kan pıhtısı, daha sonra bir et parçası gelişiyor, kemik haline dönüyor, kemikleri Cenabı Hak etle yürüyor, sonra derisi şekil veriyor Cenabı Hak. Bunu bildiğimiz zaman ne uyanır insanlar? Tembellik diye bir şey kalmaz. Gözyaşları, umum, kanulur. İlla bunlar günahlarından dolayı ağlamıyor Allah'ın bu işleri. Aşkından ağlıyor, muhabbetimden ağlıyor. Cenabı Hak da büyük bir saygısından dolayı ömrümden geliyor.
Efendimizin güzel ahlakıyla ahlaklanma hususuyla sünnete tam ibretmenin geleni efendilerimiz her zaman anlatmışlardır. Çokça anlattığım için başka bir şeklimi ifade etmek istiyorum. Mesela örneğin, Üstadımız, kuyuya kattan böyle yüksek değil. Kendisini aşağıya inmekte bile zorunlu bir şekilde atıyoruz. Bir gün dedi ki, Resul-i Ekrem aleyhissalatü vesselam efendimizin sünneti Muhammediye yerine vurmalık da ne yapacağız? Bunların kemali hep sünneti Muhammediye vurmaktır. Vay gönlümden bir şey geçiyordunuz demedim. Var ki kelam etmeklerin bu olmalı bunlar, duymuştur. Sünnete uymanın gerekliliği genel olarak Efendimiz saygılı On ikinci Mektupta Tesadiyye Hazretleri okuyalım bu işte bir asır olmuş geçmiş, günümüzde yeni şeyler söylemeliyim, günümüze uyarlayalım, bir esas konulmuş. Bazı kalıplar olur. Bu işte on sene önceki bir kalıptı, şimdi kalıbı değiştirelim diyemezsin.
O kalıp geçerlidir, o tesbit edilmiş. Bir ayakkabının kalıbı var değiştiremezsin. Bir elbisenin'in hanımı var, değiştiremezsin. Mühendisler çok iyi bilir de. Mesela mimarlar çok iyi bilir. Bir evin yerine göre odalarının kalıbı var Ve kullandığımız eşyanın hepsinin ayrı ayrı bir kalıbı var. Bunlar bize, kalıp olarak Allah'ımızı, Rasulullah'ın sünnetini sunmuş, bir tane yüreği şöyle seslendiler. Diyor ki efendim, ben bu yoldan hak değil ya nasıl istifa edeceğim? Essahin verdiği bile hazretlerim çokça mektup yazıyor zaten. O büyük bir şefkattir, o büyük bir merhamettir yazıyor. Buyuruyor ki, evlat ve eskiağınıza tam dikkat edin, bunu yapın. Bunun yanında, Allah'ın Resulü size neyi ayırt etmişse, ona uyun, neden kaçınılırdı bunlardan kaçının ve rabıtaya dikkat edin, diyor. İslam ahlaklı, adil ve dürüst olabilmek ve bizim şahsiyetimiz bu olan adaletli. Ne demek adaletli?
Adaletli demek, adaletli demek her şunun hakkını vermez demektir. Ben vermişim canım, ben şununla bununla uğraşamam değil. Diyelim ki aklımıza bir kimse gelmiş, ihtiyacı var, ihtiyacını arzu edecek. Benim şu anda evladımla, eşkarım var, kimse terk edemez, onun da ne gerekiyorsa hakkını yerine getirir. Sonra ben dermişim, bir, ben bir müriydim bilmem falan diyerek, diyelim ki bizim bağımız var, bahçemiz var, ticaretimiz var, terk edemeyiz. Onların da hakkını gideceğiz, en güzel şekilde hakları yerine getirilecek. Evet, hususler. Sünnet-i Muhammedi dinimizin taliminde Cenabı Hak'kın bize bahşetmiş olduğu büyük bir candır. Mesela kitabı kelime açacağız, Cenabı Hak bazı ayeti celîlerine bir kez olarak ifade edilir. Mesela namazda rekat beraber geçer.
Taşınan mallar, taşınmayan mallar, yerine göre sulanan ve bu suyun ücretli olan kısmı, hayvanların durumu, madenlerin durumu, bunlardan zekat nasıl verilecek? Sünneti Muhammedi geleni öğreniyoruz. Biz buna muhtacız. Bunun dışına çıkamayız. Selim bin Abdullah Ettüfteri Hatdiseallahü'l sırra bizim bu mübarek yolu ihsan mekteleri diyoruz ya, bunun temellerini ifade ederken, başında başında tavsiye olarak ahlaki davranışları ifade eder. Allah Resulünü, Sayın Allah'ın Resulü örnek almayı esas olarak koyar. Sadece bu Sehil Bin Abdullah'la Epikseli Hazretleri değil, İmam Rabbani hazretlerinde çok yoğun bir şekilde görürüz. Mektubateni okuduğumuzda çok önemli olarak ifade edilir. Resulullah'ın sünneti, Resulullah'ın sünneti, mübarek hayatı nişanlıcısı. Bizim dinimiz buyuruyor büyüklerimiz. Allah Resulü'nün Hadis-i Şerif'le iletir. Bizim dinimiz Allah'ın Resulü'nün mübarek sözleriyledir.
Biz buna bakarız. İki cihan kelimesinin sakallaallahü Teala'nın bir milyonun üzerindeki hadis-i şerifinden kaç tanesi bizim beynimizde var? Bunları mütalaala edeceğiz. Onlara göre nefsine söz ve davranış olarak sünnet seni gereği, emride bir denetimse hükmet konuşur. Sünnet-i Muhammediyye ile insan hakiki kelamlar bile midir? Yoksa ne olur? Sohbetler mi olur, toplantılar mi olur, konuşmalar mi olur, insanlar yalnız bir varlık değil ki, etrafıyla arkadaşlarıyla oturuyor. Biri ne diyor, ben düşünüyorum da şu şekilde olması gerekiyor. Bir diğeri, bence şudur, bu bence sence de üretmek değildir. Burada Allah'ımız ne buyuruyor, Celle Celal'in Resul-i Ekrem Sayın Allahutaala'nın sen ne buyuruyor, ne buyuruyor? Allah'ım ne buyuruyor? Günümüze göre söylüyor, ashabe. Nefsinidir ve ehli izi ateşten korkuyorum. Toplu toplum imana gelindiği gibi toplu toplu İslam'dan çıkılacaksınızdır.
Gençliğimiz üç grup halinde birbirimize bakıp da kendimizi kabirde götürmeyelim, Bir, inanmayan, inanmayan zümrama, inanmıyor. İkincisi, inanç hususunda şüphe etsin. Bir üçüncüsü ise, ikincisi odur, bir üçüncüsü ise Allah'ımız bizi yarattı ama hükmünde, hükümde o hatun değildir. Söylüyorum bu MİT öyle şaşıracak bir şey değil, bu acil bu şekilde. Okul döneminde bir, bazı duyarlı sıkıntıları Müslümanlar arasındaki bazı yanlışlıkları görünce şu hatırıma gelirdi, bunları girdim Ankara'da, İstanbul'da bir üniversitenin içerisinden geçmek lazım. Oradaki bir gençliğin halini göremedik ve ondan sonra birbirlerimizle çekişmenin ne kadar yanlış olduğunu iftira, ne kadar, incelten Bizim ilmimiz, Allah Resulü'nün hacisiyle tespit edilir. Nefsine söz ve davranış olarak sünneti, emri de bile kimse, ümmet konuşur.
Nefsini söz olarak, davranış olarak, heva ve heveslerinin esiri haline getiren, ağzından ise ancak uygunsuz sözler çıkarıyor. Çünkü bir esas yok, bir halde yok. Allah'ımız Kitabı Kerim'in de Nur Suresi elli birinci ayeti celiyyede buyuruyor ki ona itaat ederseniz doğruyu bulursunuz. Allah'a itaat ederse, Resulüne itaat edersek biz hakikati buluruz. Neyse, daha başka takip edeceğiniz bizim yol yok Allah'tır ve onun resulüdir bizim uyacağımız esas olur. Essahinnem. Efendimiz'i numune, misal, kudret, imam, Efendimiz dindiği zaman Salda Allah'ın ise her şeyde görmek. Bak dünya üzerindeki pazarlarda görmek olur. Mekke'den Medine'ye hicret buyurmuş, Hicretinde ne yapıyor? Hicretinde Allah'ın Resulü, Yahudi dinin elinden Benruh Haymuka Çarşısı'na alıyor. Dünyadaki gidişattan haberimiz varsa dünyadaki gidişarta ipler kimin elinde bunu derin derisine.
Birbirimize güzel güzel mencibeler anlatmakla olmuyor bu iş. Semavatla arzda germekle olmuyor bu iş. Arş'ın üstünde de gezerken bizim mürşidi kamitlerimiz bunları ihmal etmez, bunları hep ifade ederdi. Yavrularımızın sorumluluğu, ev hayatımızı, gidişatımızı, ticaretimizi, kazancımızın helal ve Allah korusun, değişik durumda mı bunların mütalaasını yaparlar? Büyüklerimiz böyle çok söz ediniyorlar. Çok az konuşuyorlar ama dürüst konuşuyorlar. Bir yere gidiyoruz. Bir yere giderken, bir amca, bir yere gidecek ama vasıtalar değiştirecek, biz de o güzergahtan geliyoruz. Dedi ki sizi, biz o gideceğiniz yere yakın bir mahalle kadar götürelim. Oradan geçiyoruz, oradan da arabalara yine mahallenize ulaşırsınız. Bir söz söyledi, inerken bir söz söyledi. Helal kazanalım, helal yerlere haciz edelim. Üç saat konuşsa, o üç saat konuşmanın hülasası bu iki gündedir.
Helal kazanalım, helal yerlere hacmine. Kuran-ı Kerim'de Cenabı Hak'tır Nereden kazanıp nerelere hacc ettiğimizden Cenabı Hak kişi adamını bir yerden diyet ve yere adımmadan sorguya çekilecek. İşte halk hakikati ortaya koydu. Helal kazanırdan, helal cel sefere. Öyle ben kırk gündür beklerim. Kırk gündür beklerim. Ben iki şahit olmadan onların gönlüme girmesine izin vermem. O iki şair benim diyor gönlüme bazı ilahi doğuştanızım, ben diyor kırk gün beklerim, iki şahitle onu ispat etmeden kabul etmem. Yalnız burada bize zor göstermiş olduğu kırk gün, hemen anında ölçülüyor koruverirler, mizan, teravih, konuverirler. Burada, o mutlu eşyalarla uğraşan bir antikacı vardı. Bir tanesi antika eşya getirdi. Dedi ki, ben dedi bunun gibi handikap olup olmadığını anlarım dedi. Cebinden bir şişe çıkarttı, onunla artık neyse bir çöpte olabilir, bir başka alet bulamadık.
Onunla o buluntu eşyaya vurdu, bir imtihanların. Aynen bunun gibi bir de yaptığımız hareketle davranışları Ebu Süleyman Ettarani Katrisallahu Sübre Hazretleri'nin buyurduğu gibi iki diyor şahide ben vururum. İki şahide Kuran ve sünnet. Bakın birçok yanlışlıklar müşahede ediliyor kendimizde. Şahsımızı ve etrafımızda birçok yanlışlıklar duyuyoruz ve şaşırtıyoruz kendimize ve etrafımıza, bu neden böyle oluyor ki işte Bu demektir. Rabıta hemen kimselersiniz. Bilerek inşallah hakikatini, Cenabı Hak'ı okursiniz. Bu rabıta da rabıta yaptığımız mürşide, camimiz hakta hukuku anlatırken bir buğday tanesini bile misal olarak veriyoruz. Bölüşürken, ortada bir buğday tanesi kalmış. Onun bölünüyordu, ortası, yaygın bir şekilde, bir tane kalmış, aman harp geçmesin diye ortadan bölüşmek diye bu kadar ifade ettiler, bu kadar anlattılar.
Eğer bunları bilirsek biz etrafımızda şununla, onunla meşgul olmadan kurtulur, kendi derdimize düşeriz. Ne olacağız? Çünkü ince bir hesap var. Varacağımız alemdeki hesap bildiği, bildiğimiz gibi değil. Her şeyden en ince hesap soruluyor. Yine böyle bir kamilenizin anlattığı hatırlarımıza gelmemesi mümkün değil. Rabbime, sen bu ganimet olan malların, bir devenin diyelim, ulan edin. Bunu attın. Ama birkaç defa daha bağlayabilir. Ahmet bin, Ebul Havva'nin, kalite ondan sonra, sünnete uymaksın bir iş yapanın o yaptığı iş batıl der. Risale-i Evliya Hazretlerinin bir sözü var. Ayeti celilesi, başta nefsimizi Allah'ımızın kendine ram edeceğiz. Kuran'la biz, hemdem olacağız. Sünneti Muhammedi gelip de, Sadat-ı Kiram efendilerimizle ve ehlimizi de haklıda izah edeceğiz. Essahiyye Hazretleri yolumuz, tren yolumuz. Bunu, Efendimiz hazretleri şöyle bir müftülür, varistir.
O kesime anlatıyor ve onlar hayran kalmış işte. Efendim bu izah nasıl güzel tespit bulmuşsunuz diye. O tren yoludur derken Efendimiz Hazretleri raylı birisi Kuran buyurmuş, bir diğeri de sünneti Muhammediydi, işte bunun üzerine konuşacağız. Ebu Havs hatta Hac ve davranışlarını her zaman her zaman kitap ve sünnet ile ölçmeyen ikimize hayal ederim ama adam listesine alınamaz diyor. Ebu Hafs, Hattabi, Haddisullahi, Bizim takip ettiğimiz yolun başında, Allah'ımızın kitabı ve Resulünün sünnetinden hiç ayrılmamak, bidatleri dinde aslı olmayan davranışları, heva ve hevelzi terk etmek gibi hadiseler konuşuyor. İnsanın kemali Allah Resulü'nün ahlakıyla hayatlanmak, edebiyle hedeflenmek, ona güzelce uyma ve onun sünneti Muhammediyesini ihya etmektir. Öyle olacak. Bir başkasının iştah ve arzusunu çekecek şekilde gezip, kılmadan giyip içmeler olmaz.
Ondan sonra arta kalan olduğu gibi çöp tenekesine indirmek değil, onu bulamayan tümseleri düşünemedim. Burada bir sokak hayvanıydı, böyle yolları da oturuyor, bunların sünnetinden. İşte bunu da bulmayarak olarak şuna iğne veririz diyebilmek. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sünneti Muhammediyyesini büyüklerini ihya etmişlerdir. Çünkü onlar manevi yola girmelerinin başında, onun sözlerini iyice araştırıp öğrenmişler. Mesela bir yolda yürümenin hedefleri var. İşte gözünü başkasının namusunu dikmez. Ondan sonra bir yolda diyelim ki insanların geçtiğiyle orada oturulup, işletilmez. Sonra rast gelen kimsenin selam verilir, hal ve akilları sorulur, hayırlı tavsiyeler yapılır. Manevi yola girmelerinin başında önce bunun sözlerini iyice araştırıp Efendimizin büyüklerimiz öğrenmişlerdir.
Sonra işin içine girdiklerinde onun emirlerine güzelce vurmuşlar, seyri süluklerinin sonuna geldiklerinde bu meyvesini vermiş, Efendimizin iki ahlakıyla ahlaklanmışsa Şeyhül Sürükü ne güzel anlattı, tarikatı Aliye girip ehli irfanı bize tarif etmiş olduğu hususları yaşamanın meyvesini güzel ahlak olarak ifade ediyor. Dersler yükseliyor. Ne demek, murababe-i muhabbet ne demek, bu velayet bizi öldürür o. Ama nefsimiz hangi mertebede, bunu düşüneceğiz. Bunu yaparken, murakabeyi yaparken, acaba nefsimizin mertebesi ne yönde? Gönlümüzde daha günahın eserleri kokusu var mı bunları benim, benim sünneti. Hasan'ı Basri Rahmetü'l-Arabî Hazretleri. Sahabe İhtilamın Rabbi Zülcelal'i sevmesinin belirtisinin Resul-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellemin sünnetine uymaları olduğunu ifade buyurmuştur. Ebu İsa İbrahim Berrati yapılan bir rivayette kulun hakka muhabbetinin ifadesi heva ve hevese uyma.
Efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem sünnetine bir ayet etmek olduğunu beyan bulmuştur. Cünnün-i Musri Hazretleri. Evet. Cenabı hakk'ın muhabbetinin alameti kişinin ahlakında, davranışlarında, emirlerinde ve sünnetlerinde Resul-i Ekrem Efendimize sayıldığı uymasıyla ortaya çıkar. Essahile. Sizi sevsin, günahlarınızı bağışlasın. İmamı Gazali ve İbni Arabi bunun yanında pek çok büyüklerimizin beyanları var.