Mekke Fethi ve Halid Bin Velid'in Rolü kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Hz. Halid bin Velid radiyallahu anh'ı inşallah tanımaya devam ediyoruz. Mahmud Sami Ramazanoğlu adlı sallahu sirruhülazîz in anlatımı ile. Bundan önceki bölümümüzde Mekke'nin fethinde Halid bin Velid radiyallahu anh'ı ele almaya başlamıştık. Mekke'ye girmeye başlamıştı.…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Hz. Halid bin Velid radiyallahu anh'ı inşallah tanımaya devam ediyoruz. Mahmud Sami Ramazanoğlu adlı sallahu sirruhülazîz in anlatımı ile. Bundan önceki bölümümüzde Mekke'nin fethinde Halid bin Velid radiyallahu anh'ı ele almaya başlamıştık. Mekke'ye girmeye başlamıştı. Müslümanlar kaldığımız yerden devam ediyoruz inşallah. Hatemül Enbiya Salli Allahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri Mekke'den sekiz sene evvel hicret buyurarak nasıl çıktığını ve bugün Mekke'ye girerken büyük bir fütuhat ile ve nasıl bir ihtişam ile girdiğini düşünerek, Cenabı Hakk'ın bu lütfu kerem ve inayetine karşı son derece ubudiyetkarane bir vaziyet alarak başını devesinin üzerine doğru eğmişti. O derece de ki mübarek rassi saadeti devenin boynuna secde eder gibi bir vaziyet almıştı.
Halen zahr denilen zituva mevkiinden itibaren böylece mütevazı ve Cenabı Hakk'a karşı mütezellil bir vaziyette tespih, tehlil ve dua ederek ve mübarek başında siyah imame olduğu halde Mekke'yi mükerreme'ye duhul ile doğru Kabei Muazzama'ya azimet buyurdular. Kabe-i Muazzama göründükte Hatemü'l-Enbiya sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri tek bir almaya başlayınca bilumum Ashab-ı kiram Rıdvanullahi Teala Aleyhim ecmain'de tek bir aldılar. Binlerce ashabın yürekten kaynayan bir aşkla aldıkları tek bir sadaları, dağları inletti. Sanki dağlardan hoş geldiniz sadası geliyordu. O gün Cuma idi. Eydi Fıtra Ramazan Bayramı'na on gün kalmıştı. Ehl-i İslam sanki bir Saadet Bayramı'na kavuşmuş idi. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz ammeye eman verdikten sonra yedi kere Beytullah'ı tavaf eyledi. Ashabı Kiram da takip ediyorlardı.
Ebu Süfyan bir yerde durup temaşa ederken, ah bir ordu toplasam da şu adamla yine cenge başlasam nasıl olur diye düşünürmüş. O sırada Hatemü'l-Enbiya efendimiz Ebu Süfyan'ın yanından geçerken o adam seni yine rezil ve zelil eder deyince Ebu Süfyan tevbe ve istiğfar etti. Şimdi bildim ki Hak peygambersin. Vakıa zihnimde öyle bir kuruntu vardı diye itiraf eyledi. Fudayla bin Umeyr, Sallallahü Teala aleyhi ve sellem Efendimiz'i tavaf ederken idam eylemek niyetiyle yavaş yavaş yanına yaklaştıkça, Resul-i Ekrem ona Fudayle sen misin? Diye sordu. Evet dedi. Ne düşünüyorsun buyurunca hiçbir şey düşündüğüm yok, zikrullah ile meşgulüm dedikte Resul-i Ekrem Efendimiz güldü. Zihninde kurduğun şeyden tövbe ve istiğfar et buyurdu. Mübarek elini göğsüne koydu, o kuruntu zail oldu imanı kuvvet buldu. Fudayl'e bu niyetini sonradan kendisi hikaye etmiştir.
Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz, Cenabı Allah Mekke'nin fethini müyesser kılarsa, yarın menzilimiz inşallah Kinane oğullarının yurdudur ki vaktiyle Kinaneoğulları Kureyş müşrikleriyle beraber küfür üzerine ant içmişlerdi, buyurmuştur. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin Mekke'ye girerken karşılaştığı çok sevimli bir manzara da şu idi. Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Caferi Tayyar, Abdullah bin Zübeyr'in de içlerinde bulunduğu Haşimi çocukları, Resulullah efendimizi istikbal etmişlerdi. Bunları severek İbn-i Abbas ile İbn-i Cafer'i terkilerine almışlardır. Resul-i Ekrem bir müddet hacun mevkiinde çadır içinde tevakkuf buyurduktan sonra geniş bir kap içinde yıkanıp yeni bir elbise giymişti. Devesine binerek sağında solunda önünde ve arkasında ashabı saf bağlayarak Kabe'ye geldi ve yolda sure'yi fethi okudu, Harem-i Şerife girdi.
Mekke Fethi ve Halid Bin Velid'in Rolü ne anlatıyor?
Mekke Fethi ve Halid Bin Velid'in Rolü kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Hz. Halid bin Velid radiyallahu anh'ı inşallah tanımaya devam ediyoruz. Mahmud Sami Ramazanoğlu adlı sallahu sirruhülazîz in anlatımı ile. Bundan önceki bölümümüzde Mekke'nin fethinde Halid bin Velid radiyallahu anh'ı ele almaya başlamıştık. Mekke'ye girmeye başlamıştı.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Halbuki Kabe'nin etrafında kurşunla tahkim edilmiş üç yüz altmış put vardı. Rasulullah Efendimiz elindeki değnekle putlara dürterek hak geldi, batıl gitti, helak oldu. Hak geldi. Halbuki ölen batıl ne icada, ne de öleni diriltmeye muktedirdir, buyurdu. Putlara değnekle dokundukça bir bir yere düşüp seyrediyordu. Putlar kamilen kırıldı. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretleri, Kabe'nin anahtarını Osman bin Talha'dan alıp, Kabe açılınca Kabe'ye girdi. Kabe'nin duvarları suretle dolu idi. İbrahim ve İsmail Aleyhisselam'ın da resimleri vardı. Haciplik hizmeti şerifesi Ebu Talha İbnud Dar evladına meşrut olduğundan, Kabe-i Muazzama'nın anahtarı daima Osman bin Talha da idi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Osman bin Talha'ya emanetullahı müebbeden uhdenizde kalmak üzere alınız diyerek Kabe'nin anahtarını verdi.
Osman bin Talha der ki hicretten evvel Kabe'yi ziyaret gününde Resul-i Ekrem Salli Allahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri ziyaret için geldiğinde, her nasılsa ben gönülsüz hareket ettim. Bana ya Osman, günün birinde bu anahtarı benim elimde, nereye istersem verebilecek bir vaziyette olacağımı senin göreceğini umarım, buyurmuştu. Anahtarı alıp da giderken beni çağırarak ya Osman, vaktiyle sana söylediğim söz tahakkuk etti mi?buyurdu. Ben de tahattur ederek, hatırlayarak evet, tahakkuk etti dedim. Hübel nam put kırılırken, Zübeyr ibn-ül Avvam Hazretleri Ebu Süfyan'a, senin Uhud Vakası'nda vücuduyla iftihar ettiğin Hübbeli görüyor musun?dedik Ebu Süfyan, artık tevbihi bırak, görüyorum ki Muhammed'in Allah'ından başka ilah olsaydı işler başka olurdu, dedi. Beytullah'ın içerisi putlardan temizlendikten sonra, Resul-i Ekrem Efendimiz Kabe'nin içerisine girdi.
Usame bin Zeyd, Bilal, Osman bin Talha da girdi. Namaz kıldıktan sonra Beyt-i Şerifi dolaşarak her tarafında tek bir getirdi ve Allahü Teala ve Tekaddes Hazretleri'ne hamdü sena eyledi. Bu sırada bütün Kureyş Mescid-i Haram'da dolmuş, saf bağlamış, haklarında ne muamele olunacağını dikkatle intizar ediyorlardı. Resul-i Ekrem Salli Allahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri yalnız Kureyş ve Mekkelilere değil bütün beşeriyete seslenerek şu hitabede bulundu. La ilahe illallahu vahdehu len şerike, Allah'tan başka ilah yoktur. Yalnız o vardır. Onun eşi ve ortağı yoktur. O vaadine bağlı kalıp vaadini yerine getirdi ve kuluna yardım etti. Aleyhimizde toplanan düşmanları yalnız başına hezimete uğrattı. İyi biliniz ki, cahiliyet örnekleri ve kan davaları bugün şu iki ayağımın altındadır. Yalnız Kabe hizmeti ve hacılara su dağıtmak vazifesi başkadır.
Ey Kureyş, Allah sizden cahiliyet gururunu babalarla soylarla büyüklenmeyi gidermiştir. Bütün insanlar Adem'den, Adem de topraktan yaratılmıştır. Ey insanlar, biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve sizi milletlere ve kabilelere ayırdık ki tanışasınız, bilişesiniz diye, övünesiniz diye değil. Çünkü Allah katında en keriminiz en muttaki olanlarınızdır. Allah sizin her halinizi çok iyi bilir ve gizli temayüllerinize tamamıyla vakıftır. Resul-i Ekrem ve Sellem Efendimiz Hazretleri bu hutbesi ile cihanın medeniyet kapısını açarak helal ve harama dair bazı hükümleri de bildirdikten sonra, ön safta yer alan Ebu Süfyan gibi Kureyş Sergerdelerini çok manalı bir bakışla bir müddet gözden geçirdi ve onlara karşı ey Kureyş, şimdi size ne muamele edeceğimi sanırsınız diye sordu.
O Fahrul Mürselin Sallallahü Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretlerinin ne derece merhametli ve alicenap olduğunu bilen Kureyş müşrikleri ve Mekkeliler, bir ağızdan hayır umarız, sen kerim bir kardeş ve Ali cenab bir kardeşin oğlusun, dediler. Resul-i Ekrem Efendimiz Hazretleri de Yusuf'un kardeşlerine dediği gibi ben de size artık bugün geçmişten dolayı tevbih ve muaheze yoktur derim. Haydi gidin azatsınız buyurdu. Bu bir afv-ı umumi idi. Evvelce her bir fenalığı irtikap eden herhangi zalim bir kavmi de af ile beraber bütün beşeriyete hitaben onları Hakk'a, adalete, hürriyete, müsavata davet etmiştir. Resul-i Ekrem Efendimiz Hazretleri bu hitabeden sonra Mescid-i Haram'da oturdu. Ebu Bekir Sıddık radiyallahu anh, pederi Ebu Kuhafe'nin elinden tutup, huzuru nübüvvete getirerek şerefi İslam ile müşerref olmasına delalet eyledi.
Öğle vakti hulul edince Fahr-i Alem Efendimiz Bilal-i Habeşi Radiyallahu Anh'a Kabe'nin üzerine çıkıp ezan okumasını emir buyurdu. İşte o günün sabahında içinde putlara tapılan bu Beyt-i Şerifi ilahiyenin üstünde, Hazreti Bilal'in muhrik sadasıyla ezan okuması afakı tutuyor. Kulüb-ü mümineğini gaş ederek gözlerinden sürur yaşları akıyordu. Harem-i Şerif'in etrafındaki yüzlerce put birden mahvolup Kabe'yi Muazzama'nın etrafında binlerce ashap tek bir getiriyor. Lat ve uzaya perestiş olunurken, Cenabı Vacibü'l-Vücud, Halık Teala ve Tekaddes Hazretleri'ne ibadet olunuyordu. Bu an-ı tahavvülde ilan edilen bu ilahi ses, Kureyş Sanadidinin haris kalplerini ıstırap içinde sarsıyordu. Bu sırada Ebu Süfyan bin Harb, Attab ibni Üseyyid, Haris bin Hişam bir arada konuşuyorlardı. Attab, Allah babam Üseyyid'i vaktiyle öldürdü de şu sesi işitmemek nimetini ikram etti dedi.
Paris'te şunun hak olduğunu bilsem vallahi ben de icabet ederdim dedi. Ebu Süfyan da, fakat ben vallahi bir şey söyleyemem. Şayet bir şey söylersem şu çakillar bile dile gelerek hemen gidip ona haber verirler, dedi. Bu muhavere esnasında Hazreti Resul-i Ekrem Efendimiz çıkageldi ve onlara görüştüğünüzü biliyorum diye sözlerini bir bir anlattı. Bunun üzerine Haris ile attab biz şehadet ederiz ki muhakkak sen Allah'ın resulüsün diye şehadet getirip Müslüman oldular. Öğle namazından sonra Hatemünnibihyin Efendimiz Safa tepesi üzerine çıkıp oturdu. Ömer ibnul Hattab da alt tarafa oturdu. Evvela erkekler gelip bey'at ile İslam oldular. Sonra nöbet kadınlara geldi.
Hazreti Ali'nin hemşiresi Ümmü Hani, As bin Ümeyye kızı Ümmü Habibe ve Attab bin Üseyyid halaları Erva ve Atike, Haris bin Hişam kızı ve İkrime karısı Ümmü Hakim ve Halid bin Velid'in hemşerisi, Fahite ve Ebu Süfyan karısı Hint gibi itibarlı Kureyş kadınları, taife-i Nisa'nın önüne düşerek huzur-i Nebevi'ye geldiler. Sure-i Mümtehine'de buyurulduğu vechile. Resulullah Efendimiz bunlara evvela şirkten, sirkaten, yani hırsızlıktan, zinadan içtinap etmelerini ve evlatlarını öldürmemelerini ve kimseye bühtan ve emri hakka isyan etmemek üzere bey'at etmelerini teklif etti. Bu suretle bey'atları kabul olunarak Mazhar'ı af oldular. Hind'in dahi demirheder edilmişken, Mazhar'ı af olarak hulusla imana geldi. Hatta hanesine varıp ne kadar putlar varsa bu kadar vakit size aldanmışız diyerek bir bir kırıp cümlesini mahvetti.
Feth'in ertesi günü Fahr-i Alem Efendimiz Hazretleri Safa tepesine çıkıp ellerini kaldırıp Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri'ne hamdü sena ediyordu. Ensardan bazıları şu fikir ve mütalaaya varıp Hazreti Peygamber vatanına kavuştu, hiç bundan sonra dönüp de Medine'ye gider mi diye ızaharı endişe etmişlerdi. Resulullah efendimiz ashabının bu endişesine muttali oldu ve ey cemaati ensar, hayatım ve mematım sizin yanınızdadır buyurdu. Ensar-ı Kiram Hazeratı da bu iltifatı Nebeviyeden fevkalade sevinerek sürurlarından ağlaştılar. Fethemek geyi müteakip kabileler fevc fevc gelip Müslüman olmaya başladılar. Mekke'ye bir konak mesafede Nahle mahallinde Uzza isminde büyük bir putları vardı. Halid Bin Velid Radıyallahu Anh, bu putu kırmaya memur olarak bir miktar süvari ile varıp onu parçaladı. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna gelmiş olduk.
Bir sonraki bölümümüzde Huneyn gazvesinde Halid bin Velid konusuyla inşallah devam edeceğiz. Tekrar görüşünceye dek Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Mekke Fethi ve Halid Bin Velid'in Rolü | Mihmandar