Maruf-u Kerhi'nin Hayatı ve Allah'a Yaklaşma Yolları
Maruf-u Kerhi'nin Hayatı ve Allah'a Yaklaşma Yolları kaydında Biz bu kıymetli eseri açtık. Mealize hikmetli sözler bunları içeren çok güzel bir eser. Burada mühim diye bir yere işaret etmişiz. Mösyü ile maruf, marufu kerhi diye bir evliyaullah var. Buna soruyorlar. Marufu kerhi'nin özelliği şu, hiç kimseyi kötü görmezmiş. Şahıs olarak kötü görmez de yaşantılarında Allah'ımıza uygun olmayan, habibine…
Biz bu kıymetli eseri açtık. Mealize hikmetli sözler bunları içeren çok güzel bir eser. Burada mühim diye bir yere işaret etmişiz. Mösyü ile maruf, marufu kerhi diye bir evliyaullah var. Buna soruyorlar. Marufu kerhi'nin özelliği şu, hiç kimseyi kötü görmezmiş. Şahıs olarak kötü görmez de yaşantılarında Allah'ımıza uygun olmayan, habibine muvafık düşmeyen, Ehlullah'a muhair olan, muhalif olan hareketlerine razı olmaz. Bunun dışında insanlara çok saygı duyarmış. Rabbimiz yarattı. Halid sıfatının eseridir diye. Böyle bir zat. Şimdi bu insanların kendisine olan sevgisini de bildiği için yavrularına irtihal etmeden önce bir vasiyet yazmış. Bu vasiyeti hepimizin yazması lazım. Biz bile bunu unutuyoruz. Gerçi söylüyor aman ha şer-i Şerife dinimize uygun bir şekilde taksimat yapılacak diyoruz. Bu şöyle bir vasiyette bulunur. Dedi ki yavrularım beni her kavim sever.
Yahudisi de, Hristiyan'ı da, Mecusisi de, Müslüman zaten sever. Hepsinin bize bir ilgisi var. Öldüğün zaman hepsi kendi mezarlığına götürmek isteyecek. Siz deyin ki keramet ehli bir zat. İşte babam bu hali bildiği için işte musalla taşına beni bırakın. Ben kendimi Rabbimizin izniyle hangi kabristana götürürsem ben o kalem derim. Bu kadar güzel bir insanmış. Mevlana'mızın da irtihalinde böyle Yahudi, Hristiyan vesair kavim diyorlarmış ki Mevlana su gibi, Mevlana ekmek gibi diyorlar. Ama hepsini de Allah'ımızın emirlerini duyuruyor, bildirmiyor değil. Fakat çok seviyorlar. Herkes seviyor. O bize diyorlar bir hikmet, bir su bu kadar kıymetli diyor. Maruf-u Kenyi Hazretleri'dir. Hayatı anlatılırken bunun anası babası Maruf-u Kenyi Hazretleri'ne Hristiyan. İşte Allah'ımız kaç dindi mi, salisu selaset diyor. Baba oğul ruhun kudüs. Çok yanlış bir düşünce tabii.
İşte haşa ben bunu nasıl izah edeyim. Allah'ımıza evlat isnat ediyor. Halbuki lemgelit doğurmadı. Ve lemyunet doğrulmadı da. Ve lemyekul le vukuf ve nahar. Onun hiçbir dengi yoktur. Ama diyorlar ki İsa Allah'ın oğludur. İşte Cebrail Aleyhisselam'ı da aracı olarak görürler. Ne bileyim çok yanlış bir düşünce. Tabi bunlar anası ve babası kendi dinlerince bir okula verdiler. Onlar teslis akidesi baba oğul ruh kudüs söyleyince hayır dedi çocuk. Hayır dedi. Allah birdir. Onun için bir oğul olamaz. Onun için bir kız isnadı olamaz. İşte melekler Allah'ın kızlarıdır diyorlar. Hiç böyle bir şey olamaz. Böyle deyince bunu dövdüler çocuğu babası. Sen dedi nasıl bizim inancımıza karşı çıkıyorsun küçücük yaşında diye. Anası dedi ki bu çocuğu değil mi? Ben bu çocuğa hamile olduğum zaman eğer haram bir lokma yiyecek olursam çocuğun ayaklarının hareket ettiğini görürdüm.
O haram lokmayı dışarı atıncaya kadar bu karnımda hareket eder dururdu. Ayaklarını çıkarırdı. Ben o haram dokmayı dışarı attığım zaman rahata kavuşurum ve bir de bu çocuk dedi Müslümanlar veli diye kabul ediyor, Allah'ın dostu diye söylüyorlar. Onun bir düğün yemeği vardı, bizi de davet ettiler. Ben o düğün yemeğinden yedim Evliyaullah'ın. Ondan sonra dedi bu çocuk nasip oldu. Bu yavru hangi dinde ise bizde o dine dahil olalım dedi. Böyle bir zat. Hakikaten iptal edince her kavim bizdendir, bizdendir, bizdendir sesler yükselmeye başladı. Derhal oğulları dedi ki zaten babam düğüne diyeceğinizi bildiği için vasiyetine de yazdı. Beni Musalığa taşına koyun. Biiznillahi Teala nereye kendimi götürürse ben o dinden, o kavimdenim. Hakikaten koydular. Bir keramettir bu evliyanın kerameti haktır. Allah'ın izni ile havalandı, havalandı Müslüman kabristanlığına kondu ve çok iman edenler oldu.
Maruf-u Kerhi'nin Hayatı ve Allah'a Yaklaşma Yolları ne anlatıyor?
Maruf-u Kerhi'nin Hayatı ve Allah'a Yaklaşma Yolları kaydında Biz bu kıymetli eseri açtık. Mealize hikmetli sözler bunları içeren çok güzel bir eser. Burada mühim diye bir yere işaret etmişiz. Mösyü ile maruf, marufu kerhi diye bir evliyaullah var. Buna soruyorlar. Marufu kerhi'nin özelliği şu, hiç kimseyi kötü görmezmiş. Şahıs olarak kötü görmez de yaşantılarında Allah'ımıza uygun olmayan, habibine…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Maruf-u Kerni hazretleri çok seçkin bir kimse. Sul ile maruf uzata soruldu. Veli deyip duruyorsunuz. İşte şu veli, şu veli. Nedir? Bunların işareti pekal üç tane işareti vardır. Onların kaygıları, kederleri hep Allah'tır Celle Celalühü. Mesela bir kabir hali, bir kimse vefat etmiş. Onlar elbette insan olarak üzülürler ama asıl üzüntüleri kendileri için olur. Acaba ben ne olacağım? Ben yarın Allah'ın huzuruna nasıl vereceğim? Bir, hep endişeleri mevla olur. Mesela bilgiler vererek, daha Efendimizin sevgisini bunların gönüllerine aşılayarak, Ehli Beyt'in muhabbetini de kalplerine yerleştirerek acaba yetiştirebilecek miyiz diye endişeleri bu olur. Mesela hanımıdır. Endişesi Mevla olur. Bu benim hanımım ama ben bunu nasıl yetiştireceğim? Asıl mühim olan bu zaten. Ayet-i celilesini izah eden müfessirinil zam.
Burada erkeklerin güçlü ve kuvvetli olmasını, işte vur yatıracak, ondan sonra her şeyde ona galip gelecek, sen konuşma diyecek, onun fikrini kabul etmeyecek, ona itibar etmeyecek, bu şekilde değil. Onu yetiştirme şeklinde. Ona dinimizin itikat, inanç, ibadet yönünü, ahlak yönünü ve muamelat bunları öğretecek bu demek. Rabbimizin bize emri bu. Hep onu düşündürürler bunlar. Bütün kaygıları Allah için. Bunu nasıl ben yetiştireceğim? Komşusu olur mesela, komşuluk hakkına riayet edebiliyor muyum? Hep düşünceleri bu. Endişeleri bu. Mevle, acaba onu razı edebilir miyim? Edemez miyim? Onun razı olacağı amelleri yapabiliyor muyum? Kafalarında bu. Ne kadar değişti. Çok insanımız bunu pek düşünmeyiz ama onlar bunu düşünür. Yapıyorum bir iş ama mevlam bundan razı mı değil mi? Öyle olsa ne olur? Mirasta yanlışlık yapmaz bu arada. Deviyle de güzel geçinir, insanlarla da rahat geçinir.
Hiçbir sıkıntı meydana gelmez. Hep huzurlu bir hayat yaşar. Ama adama bir zulmediliyor, hakaret ediliyor. Der ki bu nefsime yapılan bir darbedir. Sabredersen mükafatı verdi. Bak yine güzel geçinir. Sonra da onun irşadına, ıslahına vesile olur. Üstat-ı azim kendileri mazu nasihatte bulunurlar. Hanelerine gelirken bir tanesi ıslık çalar. Bunu her zaman yapar. Efendimiz hiç Bunu her zaman yapar. Efendimiz hiç aldırış etmezler. Böyle üstadımız geçeceği zaman ıslık çalar. Bir gün mübarek elinden çantayı almış saygıyla, sevgiyle arkasından takip etmiş. Bakmış ki hakaret ediyor üstadımızdan. Aynen Mevlana'mızın buyurduğu gibi siz pamuk çuvalı olun buyuruyor. Taş atıldığı zaman onu da pamuk edin. Adamı pamuk etmiş. Saymakla bitmez. Biz rabıta dediğimiz zaman, rabıta ile bunların sağlanması gerekiyor. Burada çok kıymetli bir müftü kardeşimizi lokantada oturuyor.
Başlıyorlar bu güzel yerin hakkında konuşmaya. Dürüstle konuşmuyorlar. Diyor ki, bölüyorsunuz. Gelin şu bulanık sudan çıkın diyor, yukarıya doğru yürüyün. Suyun nasıl temiz aktığını göreceksiniz. Bunu doğuda görev yaparken biz de dedik. Aman ha bize göre şuna göre hareket etmeyin. Büyüklerimize göre hareket edin. Yani bizim yaptığımız yanlışlıklar konuşuluyor. Bu değil, onları göreceğiz biz. Onların güzelliğini göreceğiz. Çünkü onlar bizi irşad için, ıslah için bir gayret gösteriyor. Çaba gösteriyor. Uğraşıyor. Mutmainne sıfatı da kolay kolay elde edilmez. O olmalı işlerin içerisinde ama onları o hale getirinceye kadar ne zahmetler çekti. Mürşid-i kamilimizin biri. İki tane mürid hizmet ediyor. Birisinin kalp gözleri açılmış. Efendisinin kulakları yerinde ah buyurun merkebin kulağını görür.
Diyorlar ki diyelim de tövbe etsin bizim mürşid-i kamilimiz dediğimiz büyük insan diye kabul ettiğimiz meğer bu sıfattaymış. Dedikleri zaman hiç kendisini bozmuyor. Oğlum diyor, siz elinizi ama keskin bir bıçak alın. Şu kulağımın yerinde gördüğünüz o kulakları kesin. Daha bıçağı kor koymaz kendi kulaklarından kanlanarak alır. Evladım diyor, biz boy aynasıyız. Mümin müminin ayinesidir demenin anlamlarına bakın bitmez ve tükenmez. Bunu bir mevzu olarak alacak olsak tüketemeyiz biz. Her aynanın karşısında durulmaz. Öyle aynalar var ki bacağını çok kısa gösterir. Yukarıyı çok uzun gösterir. Yukarıyı kısa gösterir, aşağıyı uzun gösterir. Göbek kısmını çok büyük gösterir, yeri tarafa acayip. Yani ayine düzgün olacak. Her ayine de olmaz. Oğlum diyor biriniz hınzır simasındaydı, biriniz de merkep simasındaydı. Ben sizi hınzır simasından bu hale getirinceye kadar ne çektim diyor. Kolay değil.
Onlar bizi ilşad ve ıslah etmek için azami gayret gösteriyorlar. Çaba gösteriyor. Onun için sen durulmuş, böyle park olmuş, şunmuş, yıkanmış. Bayezidi Bistami'nin hadde Sallallahü Sırrı zamanındaki insanı mı bekliyoruz? Birbirimizi idare edeceğiz başka çaremiz. Hiç dar atıp küsmeyin. İşte o varsa ben sohbete varmam. O varsa ben oraya girmem demeyin idare ederim. Başka çare kalmadı. Çünkü bezin neredeyse her tarafı parçalanır ki. İdare edelim, idare edelim. Öyle olur ya bazen sökükler olur. Böyle çektiğimiz zaman ipin birini, hepsi birden kopar. Eğer çekecek olsa hep kopacak. Onun için tutacağız, birbirimizi seveceğiz. Oksayacaksınız, seveceksiniz. Aman ha dikkat edelim. Ondan sonra da bakın biz başıboş değiliz, Allah'ımız bizi bir af buyurun hayvan gibi ho deyip dağa göndermiyor. Her şeyimiz bir esasa bağlı. Şu mescitte oturmamızda bir esasa bağlı. Gelişimizde bir esasa bağlı. Hepsi.
Şu gözümüzün bakması bile hep esasa bağlı. Nur suresini okursak göreceğiz. Orada gözlerin hain bakışından Allah'a sığın. Gözleriniz haince bakmasın. Başkasının namuslarını izleyip durmasın. Her şeyimiz, kulakları öyle. Boş söz duyduğunuz zaman oradan ayrılın. Her şey bir esas tahlidi deyip yardımcı olacağız. Onlar güzel insanlar. Onlar zaten kalplerinde bir daralma olmaz onların. Allah için bir gayret, bir çaba olur da, çok geniş bir kalp. Mesela Rabbi Zülcelal'imizi seyrederse, onun tecellilerine mazhar olursa, gitsin şunu bunu. Düşünmez bile o. 0 Rabbımızla olan münasebetini, Rabiatü'l Adeviyye annemiz buyuruyor ya, isterse alem bana diyor olduğu gibi sırt çevirsin, yeter ki Rabbim bana diyor gazap etmez. Yeter ki diyor ben Rabbımla münasebetim düzgün olsun, insanların bizim için önemi yoktur. Onlar bizim aramızda yaşamazdı aslında.
Ama Allah'ımız irşadı, ıslahı, emri bil maruf nehyi anil münker yapmayı, ayeti celilesiyle ayeti celilesine riayetle bizim gibi insanlarla uğraşır dururlar. Aman ha şunları bir yoluna girdiler, İsa'yı olsun, şah'r olsun bir insandan. Gayret gösterelim. Onları iyi tanimamız lazım. Hüümümümillah, kaygıları, kederleri şu cemiyet nasıl kurtulacak? İnsanlar nasıl birbirine güzel bakacak? Herkes ters bakıyor. Şu canlı gönülden sıcak bir muhabbetle bunu düşünürler. Sevsinler çünkü Rabbimiz müminler kardeştir buyuruyor. Kardeş olursun diye bunun endişeleri olur. Aman ha geceleri kalkılsın, ibadetler yapılsın, geceler uzun. Kısa günlerde bile, kısa olan, gecelerde dahi gece çok uzun. Aşığa, sadığa uyku haramdır der ya dayanamaz o. 0 kalkar bir vesile ile yine kalkar dayanamaz. Rabbimizle onun bir münasebeti var. Her an münasebeti olmakla birlikte gecenin ayrıyeten bir hususiyeti var.
İletişimi sağlamak için Rabbımızla en münasip, en görüntüler olur. Değişik haller olur. Zanneder ki oldun. Bu aynen altı bulunmayan desti gibi. Suyun içerisinde diyelim. Eğer varlık iddia ederse kişi, kaldırırlar su oldu. Aşağı iner hiçbir şey kalmaz takırdın. Bizzat şahit olduğum bir husus söyleyeyim size. Evradımı diyor, eski aramı Konya'dan bir kardeşimiz Sami üstadımızla diyor, hadi görüştüm diyor. Şöyle bir nazar etti. Baktım diyor ben kuruldum diyor. Bir daha baktı yandım diyor. Bir daha baktım. Kurudum aman Allah'ım dedim diyor. Demek istiyor ki kendi şu halleriniz sizin değildir. Allah'ın lütuf ve keremiyledir. Bu havalanmalar kadar kötü bir hal. Şuraya siz yüzlerce arabayı girdirirsiniz ama bir uçağı indirmeniz mümkün değil. Yani onun için pist hazırlayacaksınız. O rüzgardan bile etkilenir. Her şeyini tespit edeceksiniz. Coğrafi durumu çok önemli olun.
Havaalandığında böyle kibirlendiğimiz zaman onu indirmenin mümkün değil aşar. Gayet mütevvel. Şurayı olsun bildirelim. Onların endişeleri hep Mevla'dır. Diyelim ki dünyada birçok sıkıntılar var. Hepimiz biliyoruz. Bu sıkıntılarda düşündüğü nedir? Mevlamızdır. İnsanlar zulüm görmesin, hakaret edilmesi, evlerinde parklarında o savunmasız insanlar, hiçbir şey yapmadıkları halde ezilmesin, mahvolmasın. Herkes kurtulsun bunu düşünün. Ve şulun fi, onların gayretleri de bu. Rıza-yı ilahi başka bir şey istemezdi. Efendim işte sizin de ruhaniyetinize gönderiyoruz hayatta ise. Hayır diyor. O zaman ben sizin göndereceğiniz Fatiha için hizmet yapmış olurum. Bu rıza-yı ilahiye muvaffak düşmez diyor. Onların gayretleri hep Mevla'dır. Ve okuyoruz. Oradan size göstereceğim. Bakın İbrahim aleyhisselam ne diyor. İbrahim aleyhisselam orada şunu söylüyor.
Diyor ki orada yani o sıkıntıdan kurtulan İbrahim Aleyhisselam ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek. Bunlar hep Mevla'ydı. Sadece siz adım olarak düşünmeyin bunu. Evet mescide var, derneği var. Ölümü var, halımı var, kederi var, endişesi var, süruru var. Hep bunlara orada bulmamız nedir? Hep Mevla için. Asıl onların kalplerinin Mevla'ya dönmesidir. Şimdi git az bir koku gelse onun marifetinden, onu tanımak hususunda inanın insan şu yaşadığından utanır. Der ki, ya hiçbir şey yapmamışım be. Hayatımı mahvetmişim deriz. Bir tanıyabilsek Mevla'yı, tanımıyor muyuz? Tanıyor da diliyle dili şu kalp bir tanısa, mesela onun bir ne diyeyim, Rahman sıfatını bir bilebilsek. Onun bir ne diyeyim, Rahman sıfatını bir bilebilsek, hiçbir şeye dönmez insan mevladan başka hiçbir şeye dönmez. Şimdi bir zevki, onun muhabbeti bir gitse, bak altmış sene oluyor, yetmiş sene oluyor. Çok az.
İnsana nasip oluyor. Bu tam odaklanmakla olacak. Tam. Kendimizi tam edeceğiz. Attığımız zaman adımımızı ben geriye dönmem diyeceğiz. Atlettim. Bunu koparacağım diyeceğiz. Yoksa olmaz, yarım yamalak mı? Burada hep hatırımıza gelen de şu oluyor. İşim yok, bizim işimize sarılacağız. Işimizi helal rızık talebi için yaparsak mevduımıza sarılmıyoruz.
Kaynak: Genel
Maruf-u Kerhi'nin Hayatı ve Allah'a Yaklaşma… | Mihmandar