Maneviyatın Temeli ve Tarikatın Rolü kaydında Ayetin celilesiyle vacip olmuştur. Buradan minhac, münevver bir yol demektir. Yani tarikata da talep denildi mi, mülkü'nin müdafaay'dakini eski yazılışla tarik yol manasına. Ayet-i kerimenin manevi müli, ey kullarım, sizin her birimize iki şeyi vacip ettim. Evvela şeriatı, saniyen tarikatı demektir. Şeriat olmayınca tarikat olmaz, temel…
Ayetin celilesiyle vacip olmuştur. Buradan minhac, münevver bir yol demektir. Yani tarikata da talep denildi mi, mülkü'nin müdafaay'dakini eski yazılışla tarik yol manasına. Ayet-i kerimenin manevi müli, ey kullarım, sizin her birimize iki şeyi vacip ettim. Evvela şeriatı, saniyen tarikatı demektir. Şeriat olmayınca tarikat olmaz, temel tutmaz, imkanı bulunmaz, yani şeriat esastır. Bu olmayınca bütün binalar yıkılmış, bıçaklarsa hiç bina yapılıyor. Tire yollarında bile iki ray demirinin birisi şeriat, birisi tarikatlı ray demiri vücut da onun üzerine oturmuş bunun ikisinin üstünde gidecek e girebilir mi? Yine gidemez efendim. Bir de bir kere takılacak Gömdeki giden bir makineye takılacak da onu makineye götürecek. O, kutbu cihana takılmadıktan sonra istasyon istasyon geçemez. O, aynı istasyonda kalır.
Kop kucağına takılamaz ve ona takılana takılır ona takılana en irideki olsa da aynı süratte biri olur yengeler olsa da çünkü hepsi ona bağlı olduğu için bakılmış kar diyor. Allah bizi oradan boşandırmasın. Hat Teala'nın Allah'tan huzuruna şu al duyacak. Diyecek ki ey kulum benim böyle bir emrim vardı. Sen aradın mı? Tarikat aradın mı? Aradım ama bulamadım dese mürşid de o zaman bulunmamış olsa Allah-u Zülcelal'a, Allah-u Zülcelal Hazretleri'nın cevapta lizzem olması lazım geliyor. Ilzam olması lazım geliyor, söz bulamaması lazım geliyor. O da olmak çünkü halkı Allahu Teala'nın da mülzem olur mu? Demek ki her zaman da irşadı halk için bir abdini aleme ibraz buyurmuştur. Yaksak Talha, kaleye.
Senelerden beri, ezici seneden beri yine büyükler kanepe züheylan gösteriyor, filan yerde filan büyük, filan yerde filan büyük Allah dört köşeyi yine bir aklıma duyuruyor halen Türkiye değil Pakistan'dan beri Hindistan'dan beri Nimenden dört köşeden beri Allah büyük kim olduğu da bildiriyor. Onun çünkü, melem oraya tabu olun diyor. O zatı halk etmeyecek olsa adam ortadan kalacak, onu ta İlmi içerisinde halk edeceğini kendi bilir ve onun için emrediyor. Onun, çünkü öyle olsa mala-yı yutak teklif olunmuş olacaktır. Teklifi mala-yı yutak demek ta hak getirilmeyecek bir teklifi buyurmaz Allah. Yani, İslam'ı tagatta izliyor, hem de mürşit bulunmuyor, böyle olmaz diyor. Allah her zaman, her zaman, her zaman onu kavgacı diyor. Eğer o kimse dese ki buldum ama kalbim sevmedi, teslim olamadı. Vardı ama teslim olamadı. Cenabı Hak hazretleri buyurur ki o kuluna başta kullarım tabi olmuş müyüm kulum?
Sen, senin onun için kalben teslim olmamışsın ama senden başka ona tabi olan var mıydı vardı Ya Rabbi. Memleketimizin Ulaus hocası da, efendiler, Develi'nin Ahmet hocası da, Kayseri'nin Nur Saçanı da, deniz hocası da, Ankara'nın tek büyük ulemaları da, Konya'nın Panio Celal'da, İstanbul'un en kıymak ulemaları bu da. Bahadır yandan çok onlar bile tabu olduğuydu. Tevatürdan, anının gücü olduğu malum malum olduğu halde madem hayatında tevatür vardı, senin de şer'an kabul olumu lazım gelir diyecek ve o kul da adetten kurtulamayacak. Yine onu bilemediklerinden kürsüde söylenmeliyim, yasak olduğundan burada insanlar bundan gafil bulunuyorlar ama şahtaneler açıktan ilan ederler şahtan. Hiç tarikatsız kazan olmaz. Asu olur, günahkar olur ama tarikatlı olur, çaresi yoktur onlarda. Bu vacibeler onlarda birleşmiş işlemler, yaparlar.
Maneviyatın Temeli ve Tarikatın Rolü ne anlatıyor?
Maneviyatın Temeli ve Tarikatın Rolü kaydında Ayetin celilesiyle vacip olmuştur. Buradan minhac, münevver bir yol demektir. Yani tarikata da talep denildi mi, mülkü'nin müdafaay'dakini eski yazılışla tarik yol manasına. Ayet-i kerimenin manevi müli, ey kullarım, sizin her birimize iki şeyi vacip ettim. Evvela şeriatı, saniyen tarikatı demektir. Şeriat olmayınca tarikat olmaz, temel…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ruhu'l-hav kella ve ala hasatları ayet-i celilesiyle vacib edince Peygamberimiz de o an münasip Hadis-i Şeriflerle onu teyit ediyor. Kırk yedi. Sahifesinde. Hiçbir cemaat diyor Peygamberimiz, zikrullah için cem olup da dağılmadı. Zikullaha birikip de dağılmadı, daha şimdiye kadar halaka çevirdiler. Allah, Allah, Allah diriler dağılmadı ki zikirlerine sebep Cenab-ı Hak tarafından hap-ı mağfiretle tebkin olunmasın. Muhakkak, hem toplanıp dağılışlarında oradaki seçkin Allah'ın bir tehlikesinin yüzünden öteki erkekler ki hap-ı mağfiretle olup dağılıyorlar ve melekler etraflarını çevirip, çevirip, çevirip, çevirip aşağı ağzıma kadar yükseliyorlarmış. Zikrullah okunan, millet semaya güneş gibi görünüyor. Onu uzun, zikullah çok hayattan şeyler var. Şimdi devam edelim inşallah.
Kalpte Cenab-ı Hakk'ı zikir, hasetten de, rüyadan da, kibirden de, kulden de, adavatdan da, hırstan da, tamahdan da bütün iç emrazını, kalb-ı emrazı kalbine izale için aynı şifadır. Kalbin emrazlarını izale için aynı şifa olan zikirdir. Zikir sadakadan da aptaldır. Şeytan, Beni Adem'in kalbine icra-i nüfuz için istila eder. Lakin bak Cenabı Allah'ı zikredince niye yuh sen geri çekilir, isyan ederse istila eder. Kullayamadık efendim, biz Danyal'ya göre yaparız daima sonrası. Onların simgesi de indirilen kadar çalışmamız lazım, gelir, anlayalım. Şeytan, beni Adem'in kalbine icra-i nüfus için istila eder. Nüfusunu tesir ettirmenin için kalbin içine girer şeytan. Yani, istilanın manası da makarniyorsun Kıbrıs'ı bir zaman elinde on bir senedir öyle oyalandığı gibi yeğer.
Yani, ondan sonra lakin kalp, kalp, tarikat talip, dini Allah, Allah, Allah derken kalbine girmiş, kalbi de böyle vurmaya başlamış, itti itti, kalkmaya başlamış. Kalbi Cenabı Allah'ı zikredince ne eğiyorsan geri çekilir. Şeytan ne eğyus olarak, kederli olarak, makalyonun kaçtığı gibi, kaça çıkar gider. Misyan ederse, nizamiye kapısını nöbetsiz bırak, nübüvvetsiz bırakırsa nöbetçi koymadan, pişman doğru gelir. Alayin ortasına kadar gider ama çifte nöbetçi var, iman var, zikir var gelir gelir şeytan bakar, necis sonu geriye çekiliyor. Unulursa zikri, rabıtayı yapmıyor, hiç yapmıyor. Ya aynı rabıtalı olursa? Şeytan yapar mısın? Sevsinlerle geçemez diyor Haccefenf Efendimiz. Eğer böyle. İmkanını bulamaz, imkanını bulamaz. Ravutalı olan insanın kalbi zikir mi olur? Daima efendiler de beraber bulundu mu hemen letaifleri şapı çabuk geçer, hem de şeytan semtine uğrayamaz.
Ununursa, isyan ederse istililer girer kalbin içine. Ta, şu siyah tırnaklara kadar geliyormuş, oradan tırnaktan geçemiyor. Elimden hayır ver deyince, veremediğine kolum dışa kaldı, ondan oluyormuş hayır bilemiyor. Bak, derneğe çocuk vardınız, yarın vermez. Kız vermez, böyle yazdı hükümleri, böyle söylemene. Delirdin iyice sıkıştın mı, senin ikisinden vermiş. Yani vermez, hem sohbete gelmiş, ufbanın başına üç olur, yük olur, hem vermez böyle, rahmetli olur. Allah'ım cümlemizi ıslah etsin. Onun için, elde vermez. İstila ettin mi o arz istila ettiğinden bari tag'ın eline geçmiş olur. Bütün şubeler bozulur beraber. Öz bozulur elin götuna namısına bakmaya bakmayarak. Kulak bozulur, farklı lafını dinlemek, tavuk gıybeti dinlemek, kitap dinlemeden tatlı gelir kendine. Ayağı gafletle yiyordu, elini gafletle yutar, rabıta olur, her tarafı birden bozulmaya başlar.
Allah onun yerine geçirmesin, farz edin. Onun şunun versin bunun çaresi de zifrullah. Alalahu Teala Allah'ımız buyuruyor Cenabı Allah buyurmuştur ki ey beni adem, beni zikrettikçe şükrümü ifa etmiş, beni unuttukça hakkımı unutmuş olursunuz. Beni zikrettikçe şükretmiş olursunuz. Bana verdiğin nimetlere, imana, İslam'a, rahatlığa, nimete, efendim, yiyeceklere, içeceklere, itikada ne Şahika, kardeşlere ne şükretmiş olursunuz. Eğer beni unutursanız, zikrini yapmazsanız şükrümü unutmuş, küfran-ı ni'met etmiş olursunuz, nimete küffani etmiş olursunuz. Çok zikreden kimseyi Cenabı Allah, çok kendini çok kötü. Kardeşlarımızla aldanıyoruz. Alıyoruz bir ders, kalıyor, din veriyor, zorunun çeviriyoruz, bin daha veriyor, zorunun sol yok, moluyorsun, bin daha geliyor, kalbi açılmıyor. Kendi taifeye düşmüyor. Efendimiz ben askerken arıyor beş bin lafzai cenabı çekerdim, geç bin.
Salebeleses diyordur, İhvanlarınız erince bulunuyor. Şimdi başka tarafın ihvanları çok ileriye gidiyor. Popbaş amca, Uğva'dan ihvanlara beş bin, altı bin, iki bin kişi yapmayınca bırakmıyor. Yapacaksın diyor. Yani, argın su doldurmazsa değirmen bir çarka vurup döner mi? Onun için dönmüyor kardeşim. Allah cümlemize versin, Hazreti, helzik ve hayvan minetsi yandı zikir, tarzı olmayan oruçtan da yaşlandı. Cenabı Allah buyurmuştur ki bir kul benim zikrimle iştigal etmesinden dolayı benim zikri de gider, ondan dolayı kendi ihtiyacının talebini unutursa, kendi evinde hasım olan ihtiyacını unutursa böyle zikredenmış ki öyle bizim gibi değil, zikrin lezzetli yendiğine dünyayı unutturmuş. Ben okuluma kendisi istemezdim evvel ilham ve ihsan ederim. Dünyayı ağzına kopuştururum, Halid-i Zülcelal öyle umar dünyayı hizmet ettirir. Bütün dünyadaki insanlara hizmet ettirir.
Onun için Muhyiddin Arabi Şeyhül Ekber, Muhyiddin Arabi hususi Hazretleri buyurdu ki senin zikrin ismin cami olsun ki ismi cami de Allah Allah Allah Allah açıktan bir sürmez diyor Efendimiz. Kendileri eğer kalpleri vücutlarından hale Taifleri açılmamışsa şöyle tarifine geçelim. İhvanlarımız bunu çok istiyorlar. Selamın, hazretımızın emri ihvanları ün güç para alsınlar, birer saat alsınlar eve. İşte koluna, yerine değil, hrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr her gün şafalarla zikrini yapmayan muvaffak olsun, sırf sabah namazından evleri zikri yapmayan muvaffak olsun, kazan, Hasan, Evradım, ezkarım, tevhidin gündüze alsın, zararı yok. Bunların sığmasına kat daha istersen üç buçuk daha artan iyi gelir. Dört de apartsan gelir ama dört buçuktan kakarsan gelmez.
Bir önce dörde kurar. Bir gürültüdür koparırım daha. Soma mı yakayım efendim abdestimi alayım yerleşim gene dört olur gaza namazını kılar evrazına başlar. Sahayla kalkmalı diyor Allah'ı görür gibi yapmalı sen Allah'ı görmezsen Allah seni mürür gibi okumalı, tesiri o nispette yükselir. Şimdi, her şeyine hazırladığı, kazasınıcılığını dersini okuyacak kıbleye müteveccihçi çocuklardan ayrı çocuklardan aynı olursa daha iyi çocuklardan aynı olursa daha iyi ve daha münasip yok! O da nasıl diyor, yakacağı anca yetiyor, vardır anca kafi geliyor Aynı orada olacağısa, biraz onunla uyurken ailesine kendisine intisap olursa daha hayırlı olur. Babam derdi ki aile de intisap olursa çifte atlı araba gibi gider, sürat böyle. Tek olursa tek atlı araba kadar ümmette olur. O da yardımcı olursa ibadetine daha hayırlı olur, daha iyilerine girer.
Onun için bütün ihvanlar uğraşırlar, ailesine uğraşır, getirir, götürür imrendirir, burada nereye götürür derken o halde kalbine bir muhabbet giydirir, o da indirmem ders alacağım diye koval kovuşmaya başlar. Bakmaz şu an tanıtacaksın. Bizim aile insan olmaz ki diye öyle kork. Bundan faide olmaz kendine hiç dayanmaz. Asla namaz, kaza namazı kılsa, istiğfar olsa gelmiş için faideli olur. İmkanı olursa, istidadı varsa, imkanı bulunursa böyle olursa daha iyi olur. Evladı, okumazdan elveli seccanesi temiz, elbisesi temiz, yediği içtiği tık de temiz olmalı. Bu hep onlara haber veriyor. Ben onu ders vermezle haber veriyorum. Bayezid-i Resulullah Efendimiz ders okuyacağı zaman su suyuyla ağzını bir yıkar ondan sonra mevlamızı çıkıvermişler, yurt suyuyla ağzını yıkar. Bu ağızla Allah'ı zikretmek yakışmaz diye ağzını bir suyla yıkardı. O tuzlu lezzet alamalı, soğukluk geliyor.
Öyleyse hatta eskilerin etkili usullerde bir suçu var, ondan olmuyor. Aklın soğuk suyla dökülmenin imkanı varsa soğuk suyla dökülürse vücuttaki kesalanlık, ağırlık geçer gider. Yok, ona tahammülü olsa normal, ısıcağıyla soğuk kapısı orta düz suyla, ona tahammülü olsa ısıca suyla usülsiz. Husle gücü yetmiyor yetmiyor öyle, kitap öyle şeylerini arar, kolaylığını arar, temiz bir abdest alsın. Otursun, yine okumaya başlasın, yine uyku geliyor, yine aralık geliyor. Çamaşırını olduğu gibi değilsin. Herhalde donunda, türbeğinde, kafesin, fütranlı filan var, geyüldeniren. Bu baharat iyi olmayınca lezzet açılmaz, gelmezlerse bir indirilen. Onları yapsın, yeniden otursun, böylece açılacak o. Açılmazsa efendisisine gitsin, tanısın, efendim, değirmenlerin, fabrikaların oraya baksın, limit dinlesin, infibazları geçilir o. Ablak amma, hızlı hızlı derken bir hülden o şey, dört yüz lira üç bin yüz lira.
Sonra çok tarif var basit inkuvaz'ın da şöyle azıcık şeyle başlıyoruz. Hösyö yumru olsun. Hösyö yumru olmaz da açı olursa içerisindeki hava tadı o nispette çoğalır. Soba, ateşlerinden geldi filan aldı. Battı şuyu diyor. Şu levha filan yerden geldi Mekke'den delil getirmişler ha İsmi Muhammed Ali'mi buraya doğru gider. Onun bir yere dağılmaması için gözüm yumulursa kalp olduğu yerde kalırmış. Öyle dedikten sonra tesbihi elinde, ruhlarını döndükten sonra yüz on bir defa Estağfurullah estağfurullah. Estağfurullah.
Kanaatimiz olsun tesdiye elimize anıyoruz Şafalı, istiğfara günahlarımız hakkımıza geliyor tüketmemize imkan olmuyor Sayıyoruz sayısı o kadar olmuyor biz çok büyük yerde büyüdüğümüz için yani pederimiz, anneniz ikisi de evrad ve ezkar veren gaddar olduğundan nefis fırsat olduğu isyanımız bize kafi bir tane sağ tırnama geldiğimiz dağ gibi oluyor, Kaf Dağı gibi İşte o kas dağılı bir olan günahların üzerine bu istiğfar suyu dökülecek. O gözü günah hüzyil umurunda olacak. Allah'ın huzuruna bu günaha varırsan nasıllanacağım Ya Rabbi? Üstünde Hasi Vesin, torununu, evladını üstüne atsan da bir pislik bulsalar bilmeden insanın içine varsan, gülseler yüz yerin yine geçer. Yani bu pisliklerim, günah pisliklerim dillerime vurulur da Allah'ın huzuruna bununla varılırsam, varırsam halim ne olur der. Estağfurullah'a yüz on bir defa çekene kadar kemik etten ayrılmış bir hal gelecek kendine.
Yarın bundan daha biter düşünecek, bilmiyorum bundan daha şiddetli düşünecek, böyle okunursa eyvah çok tesir yapar, diyor. Yoksa, kalkması benden demesi senden olur. Demek gözümüz yumru olmakla