Orada Ali Amca, yani şey Türkçeleşsin diyeceğim, Ozanlı, Eşki Ali namında bir adam, sonra görüştüm bunları sıhhatlaştırmanın için yeniden adamlığa uzandı. İki sene evvel verdim, orada onunla görüşürdük bazı bir sekmelerde. Bana bir trajin yok mu, orada Yahyalı'ya gideceğim. Efendim bir merkeze bir de atım var. Merkeze bilmeye razıysan hoca efendim bilmiyorum ben diyorum. Tarikattan da haber veriyorum. Tamam ulemaya bir muhabbetim var. Bir şey ıslak aldın diye görünce, hoca ben götüreyim ya merkebe razı olursan, kiresini de şu kadar verirsen ya. Yoksa siz buraya yakışırsınız, diyebilir miyiz siz? Kimsiniz? İsminiz mi? Sağın. Kadınların Sağın Efendisi misiniz yoksa? Ben, siz çok şöhretli evrakta ismini diyor. Görüyünce geliyor diyor. Diyor ki Efendi Hazretleri geliyor diyor. Biri de ben diyor. Hiç konuşmuyor diyor. Testi'yi de yok mu diyor, vallahi hiç durmuyor diyor.
Şöylece yanına yaklaştım, hoca ben dedim, yok, diyorlar efendim. Arkadaş işte diyor. Ayrıca arkadaş kadar biliyormuş, arkadaş, buyur, atlı arkadan gider, herkesli dünden gider. Binaenaleyh, dümdeki merkebin ayağından kalkan tuz, atının bacaklarının arasından geçer. Ama atın kaldırdığı tuz merkepte gelenlerin kafasını bastırır. Efendim illa sizi geliştirmek istiyorum da bunun için sizin gibi bir ulemanın hattından çıkan tozların altında alayım ben büyüyle öleyim diyor. Bunu demek istemiyorum da, ben sizi konuşturayım diyor. Diyor biraz diyor, şöyle sıkıyorum be. Devlet nasihata başladı. Geldik diyor şu mezarliğe. Benzerliğe gelince güyala insüldeki haline de vakıf olmuş gelir diyor. Kendine gidiyorum da diyor burada gördüm ben diyorum diyor. Ali Efendi onu en küçük bir evliyenna keşfeden duramıyorum.