Diyoruz ki biz şurada duyuyoruz, mübarek bir zat var. Girelim, bir musafaha ile huzurunda bulunan bir böyle düşünmek var. Birine gittiğim zaman benim nasibim ne olacak? Diyelim ki itikadi noktam nasıl güçlü olacak? İmanda tahkiki ve tasdiki nasıl elde edeceğim? İbadetteki ihlası nasıl bulacağım? Ahlakım nasıl düzelleşir? Üç kişi sefere çıkar, üç kişi. Bunlardan bir tanesinin düşüncesi şu, bu bilirsiniz dergahları. O dergahın yemesi, içmesi, yatması, kalkması ücret talep edilmez. Ben de otelde kalacağım, böyle bir yerde kalıyorum. Bu Danimarkalı farmesonlardan bir tanesi İstanbul'a gelir. Orada hayırlı bir kimse var mı diye araştırır. Es'adi El-Bilia Hazretleri'ni bulur. Karlad. On beş gün kadar kalır. Böyle İslam'ı araştırıyor. Acaba İslam nedir? Bunu diyor gerçek sahiplerinden, yaşayanlardan öğrenirler. Gelenlere girenleri görüyorum.
Ayırılacağı zaman evinde böyle bir deste, parayla Efendi hazretlerinin huzuruna. Efendi Hazretleri çok tebessüm ediyor. Buyuruyor ki burada yatmanın, kalkmanın, yemenin içmenin bir ücreti olmaz. Biz Allah için hizmet ediyoruz der. Tabii çok güzel düşüncelerle ayrılır. Onlardan bir tanesi der ki ben girerim, hem dünyevi işlerim var onları görürüm, hem de yatacağım zaman otele para vereceğime orada kalırım der. İkinci birisinin niyeti, o kimseyi ve tanıdıkları için meşhur bir kimse. Diyelim Sami Bendi Hazretleri, Esace Üyri Hacı Hazin Efendi, Kaddesullahi Sufra ve devrif sohbetinden istifade ederim, faydalanırım. Gerçekten bizim ihtiyacımız var. İnsan kendi başına pek muvaffak olan yok. Yunus Emre'den bir söz der ki Rahmetü'l-Valî insan kendi gözüyle kendini göremez. Bir başkasının gözüyle daha iyi müşahede edilir. Bunun için mümin müminin aynasıdır, demiştir.
O sohbetlerinden neden çok faydalanır, hakikatendir çok kimselerden güzel sözler işitiyorum ama bu derhun gönülden gelen sözler, Bunu pek kitaplarda yazmıyor der, ne kadar muazzam bir söz der. Gerçekten faydalanım. Bir diğeri çok edep dolu. Olur. Ben de onun huzuruna varacak kurumum yok. Geriden hanelerini, seyyidden. Efendi Hazretleri, Rabbamızın izniyle bunların hepsine muttali olur. O yatarım kalkarım diyene, sen emelin gerçekleşti, böyle istiyordun. Bir diğeri sen faydalanmak istedin. Hatta memleketime bile bu nurdan götüreyim onlara da bu bereketten istifade etmelerini sunayım dedim. Bir elektrik direği gibi cereyan çekerken, işte ondan hanemize de çeken, sen bu manevi dileklerde memleketine de yansıtmak istedin, sen de orada görevimiz olursun. Bir diğeri çok edepli, yalnız bunlar ilk anda görüşmüyor. Bir de hazır vaziyette oluşları var. Ona da postunu teslim edelim.
Burada mim olanı nedir? Niyetimiz çok önemlidir. İşte biz bir kapıya dahil olduk. Dahil olduk derken işte annemdi babamdı akrabamdı geçmişlerindi böyle değil. O evlat ve ezkar alınan kimse vasıtasıyla ben Rabbime nasıl vasıl olabilirim diyecek. Fakat bunu da bileceğiz, o vasıl olmanın yollarıyladır, bizi nerelere götürecek? Bizi hangi dereceler, hangi makamlar? Böyle nefsin aşamalarında nereye getirecek, ruhun aşamalarında nereye getirecek, sırrın aşamalarında nereye getirecek? Çünkü sırrın da sükutu burada haber verildi. Hakikat ehillerinin oyudur. Şükut boş yere hiç konuşmazlar. Ve lumla miftahu külli rahatin minet dünya vel ahira. Şükut hali hem dünyada hem de ahirette de rahat etmenin anahtarıdır. Dünyada da rahat eder. Bir söz söyle Allah korusun o söz sayesinde kendisini çok büyük belalara maruz kılacak söz olur, bir söz söyle.
Söz ola kese başı, söz ola kestire başı, söz ola avlu aşı bal ile yağ ile bir söz. Bal ile yağ değil, zehir edecek bir söz söyler başına bela açar, yerine göre bir söz. E bir sözle söyler insanların ıslahına, irşadına vesile olur. Aynı zamanda şükür Allah'ımızın rızasını da elde etmeye vesiledir. Ve tahfihul hisa, çünkü her sözümüzden hesaba çekileceğimiz için çok konuşmayan kimsenin zaruri olarak konuşan, bunun hesabı da kolay olur. Resulullah minel hataya hatadan neden de korunmuş olur. Aynı zamanda bir cahil için nedir, Onun hataya düşmesine mani olan büyük bir engeldir. Çünkü cahil deyince bir söz duymuştum, çok oldu. Dedi ki Allah'ımızın gönlü kırılır, dedi. Orada kıymetli bir kimse var, dedi ki Allah'ımız için gönül isnadı doğru değil, demedi böyle. O her şeyiyle doksan sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatlarıyla muttasıftır Cenabı Hak.
Bir insan gibidir Allah'ın gönlü kırılır denmez ama rızası olur, olmaz. Rızası vardır, süktı vardır, gazaplanacağı haller vardır, bu şekilde denir ama gönül ifadesi kullanılmaz. Cehaletle insan konuştuğunda birçok hatalar yapabiliyor ama bir alim için sükut etmek bir süzdür. Zaten onun görünümü gerçek bir alimin insanın düzelimine sebeptir. Sen baktığın zaman gerçekten müşahede ehli bir insan ise onu görmen itikaden de seni düzeltir, amelen de ahlakanda düzeltir. Halbuki bir şey konuşmamıştır. Bir tanesi babasını anlatıyor. Diyor ki babam öyleydi ki nasıl tarif edeyim, bu kelimeleri seçerek söylemeye çalışıyorum, uygunsuz olmasın diye. Az bir şeyden feryadı falan ilerledi diyor. Az bir hata görmesin, eksiklik görünmesin. Çok titiz bir hali var diyor, çok titizdi. Biz de bunların hep çekinirdi, Gayri Fetetleri olarak. Acaba bir de bir hatayeleriz de bizi azarlar diye korkuyorduk diyor.
Böyle geçerdi hayatımız. Bir gün eve geldi fakat o titizlik hali bir anda kabarma durumu yok. Sanki sütliman, bir de sevecen hali olmuş. Beni sevmiyor insanı. Anladık ki diyor Sami ben de, Haddesallahu Sırrı Hazretleri ile buluşmuş. Onunla buluşması onun halini değiştirmiş. Bir daha söz yerine gelmişken Kuran-ı Kerim hakkında çok güzel, Musahavel ikilerde neden beyanları var. Çok güzel ama bir ilim ehlinin konuşacağı söz öyle olur. İrfan ehlinden öyle sözler çıkar. Çok uzunca bir sohbetinde bulunmuş, memleketine gelmiş. Memleketinde onu tanıyan insanlar biz diyor geriden gördüğümüzde bile böyle kalbimize diyor, giz dilesiniz geldi diyor. Öyle bir tatlı olmuş ki diyor. Hani görüntülerinde bile hadis-i şerifler var zaten. Görüldüğü zaman Allah'ı hatıra geliyor, diyor. Kelli celalühü. Konuştuğu zaman insana istikamet tayin ediyor, o gibi kimseler. Bu sükut hali çok önemli.
Bu sükut ile bu sükut ile esranu mayal fium min kavlin illa ledeni rageybunatit Kişi bir söz söylemez ki melekler onu kaydetmesin. Kuran-ı azimüşşan'da bizim hayatımızı hem dünyevi hem uhrevi tayin duyurduğu için bu gerçekleri bilen kimseler çirkin söz söylemezler. Kemale erimiş kimselerden birisi sohbetinde şunu anlatıyor. Diyor ki sakın ha bizim sağımızda ve solumuzda melekler var. Sağımızdaki ecir ve mükafatı yazıyor. Soldaki ise günahlar kaydediyor. Siz diyor iyi gayret gösterin, soldaki mele, soldaki mele günah yazdırmayın. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.