Maneviyat ve İbadet Sırları ile Allah'a Yaklaşmak kaydında Ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına, Bir Fatiha, Üç İhlası Şerif. Çerçeveye bir kimse geldi. Efendimiz de iştirak ettiler. Efendimiz dedi. Dedim ki, Ayrlumda var mı? Vardı. Öyle Efendimiz oraya oturttum. Baktım cemaat içerisinde gibi de bir zat var. Sami Efendimiz ile görüşürmüş, Sami Efendimiz herkesten sormazmış…
Ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına, Bir Fatiha, Üç İhlası Şerif. Çerçeveye bir kimse geldi. Efendimiz de iştirak ettiler. Efendimiz dedi. Dedim ki, Ayrlumda var mı? Vardı. Öyle Efendimiz oraya oturttum. Baktım cemaat içerisinde gibi de bir zat var. Sami Efendimiz ile görüşürmüş, Sami Efendimiz herkesten sormazmış Efendimiz'i. Sorduklarından birisi de o Talas'ta Hafız diye kıymetli bir zat. Tanimanız değil mi İbrahim Övb tanın mı Talas'ta Hafız diye eski onlardan. O Hunak Camii'ni ikimizlerdi. Böyle ayakkabılıklar nelerdir? Kalan içinde cami vardı orada, öğle ikindi namazını kılarlar. Burada Kuran-ı Kerim'de okur cezbedici bir insandı. Böyle Murat'ta bir ara Kuran-ı Kerim okunuyor herhalde ayağa kalktı, uu diye böyle. Sohbetlerle öyle indi istiyoruz bizim sohbetlerini. Böyle bir kimse, onu da çok seviyor biliyorum. Aynı onun yanına aldım. Efendimiz açıldı.
Bu mümkünse aralarında konuştular eskiden de bir dostlukları var. Fakir de bir zat, fakir de bir zat. Efendimiz Adana niye gelmiş? Tabii orada fabrikatörler neler var elli beşteki vaazında Efendimizin? Çok sevmişler Efendimizi, çok. Onu da misafir etmek istiyor. Efendimiz demiş ki Mehmet Efendi, ben sizde kalacağım. O da demiş ki efendim demiş benim demiş böyle sizi ağırlayacağım bir evim de yok demiş demiş demiş evim de yok demiş. Ondan sonra, Şahin zengin olsa gider. Efendimizi bilirim ben. Hiç sevmezdi. Efendimizin sevmediği kimileri hiç sevmezdi. Demek ki diyor Allah'ımızın ahlakıyla ahlaklarını Rahman'sılardı. Kendisi göçerdi, sevmezdim, cimrileri severdim. Şimdi, benim efendimizi yaşadım elhamdülillah. Belyetmez de seni sevmez. Allah yolunda bilmiyorlar diye çok üzülürdüm. Çünkü kendisi coşardı böyle. Dinimizin gücü olduğu için hiçbir şey gözüne bölünmedi Efendimiz.
Yeter ki İslam'a hakim olsun. Kuran-ı Azimüşen hakim olsun. Burada demiş efendim, benim yatağım da yok, yorganım da yok. Yok demiş Mehmet Efendi, ben sizde kalacağım, ne olacak gidilmiş. Onu da böyle yanına verince konuştular. Ozat dedi ki bir şeyin de anlatayım onu. Sami Efendi gitmiş. Efendim demiş, dişimi kaplama, dolumu ne buyurursunuz? Mehmet Efendi, bundan sonra da buyurulmuş. Böyle kör ben çenen et yemekleri yiyeceğimize buyurmuş hiç itibar etmezler. Onların itibar etmeyen şey çünkü ilahi aleme göz diktikleri için öyle bir değere bağlanmışlar ki o değer, bu dünya onların gözünden gitsin bir mezbere gibi. İtibar etmez. Hep itibarları Mevlamıza. Ondan dolayı. Fazlı buyur fazla geldi efendim. Şimdi, Efendimiz bir beyin söylemiş. Zenginin türlü taamı geçmez boğazdan kıl gelir. Fakirin, yoksulun yemeği sanki bal gelir demiş Efendimiz. Onların demiş, türlü taamı Çinlilerin bana demiş.
Maneviyat ve İbadet Sırları ile Allah'a Yaklaşmak ne anlatıyor?
Maneviyat ve İbadet Sırları ile Allah'a Yaklaşmak kaydında Ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına, Bir Fatiha, Üç İhlası Şerif. Çerçeveye bir kimse geldi. Efendimiz de iştirak ettiler. Efendimiz dedi. Dedim ki, Ayrlumda var mı? Vardı. Öyle Efendimiz oraya oturttum. Baktım cemaat içerisinde gibi de bir zat var. Sami Efendimiz ile görüşürmüş, Sami Efendimiz herkesten sormazmış…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Güzel de bir yiğit okumuş. O dedi ki efendim dedi, biz dedi gençliğimizde o Sami Efendimiz alakasın dedi misin? Diye Sami Efendimiz ondan soruyor Efendimiz'i. Böyle herkesten sormuyor. Öyle değildi kimselerine. Tabii kendilerine has evlatları da var bunlar. Hussi yetiştirdikleri de var. Bak biz hiçbir şey değil. Biraz öğretmenlik yaptım burada. Çok az. Girdim. Ne dört buçuğa ne de beşe baktım. Bu önemli değil. Ondan daha önemli olan onların dava devamlılığı için çalışmak lazım. Yapacağız zaten okuyun. Dört kişiye parmak bastım. Üç kişi. Tabii biz münasip bölünmedi ayrıldık. Bizden sonra gelene bak dedim şunları ekle dedi. Bunlarda iş var inşallah dinimize İslam'a hizmet edecekler dedi. Ben dün üyesi ile layık olmayarak Mürşidimizi gördüğümde hep buraları özetledim. Bir kimseydi yanlış haller neler oluyor? Hayır dedi. Dinimize hizmet ediyor dedi.
Bazı yanlışlıklar var ama dedi İslam için dedi koşuyor dedi. Efendimiz öyle fakir olduğu için talepte bulunuyordu. Çünkü çöp yoksul bilmem, yok. İhtiyaçlarını onlar için bir sandık durdurmuştu efendimiz. Onlara yardım ettiği için severdi onu. Dedi ki bu fakiri, yoksul gözetiyor dedi. Sonra elhamdülillah, bir amel derneğimiz kuruldu. Çok memnunum. Yani, öyle sevindiğimiz yerler var ki işte burada Yasin Hurdaydı değil mi Yasin? Buyurun efendim. Aynen değil mi? Birine dinleyin diyorum ya ne sakinlere ne yoksullara bakıyorlar. Gıybetlerini dağıtıyorlar, onun dışında da yardım yaptıkları memnun olmuyorum. İşte bazen bize de geliyor, duruyorum aman diyorum bir şey yapılabilir mi şuraya? O mesul ediyor bizi, memnun ediyor. Şimdi Mealic suresinde geçer, Allah'ımız Celle Celalü, lise idi vel mahruh, istemekten utananlara verin buyuruyor. Yani neredesin insanlar oluyor ki utanıyor.
Onlar da araştırılınca çok iyi oluyor. Biz Sami Efendimizin torunuydu, Medine'de arabasını aldı bizi, dedi sana dedi güzel ileri ziyaret ettirin dedi. Gece vakti. O Medine'yi tanıyor. Orada demiyorum şimdi orayı şimdi anlatın bazı şeyler de. Şimdi oraları ziyaret ettik. O gibi yerleri gösterdik, Tarihini geliyor. Şura Efendimizin şöyle bir şey yok diye. Hep tarif ediyor. O arada şunu anlattı. Dedi ki, dedeciğim dedi, bazen benimdir, bazen dedeciğim, Sami benim için. Böyle dedi, şu kadar evrak okudum, eskiler okudum. Evet, memnun olurdu da. Asıl memnuniyeti dedi, Allah yolunda sarf eden oldu mu onu severdi. Çünkü kendisi samimi hazretler çok zengin. Bir de bazı yanlış anlaşılmaya sebep olabilir. Efendimiz fakir değil. Fakirler rencide olmasın diye o halde. Hatirler rencide olmasın diye. Şimdi varlık yerinde Elhamdülillah.
Zaten Hatice anamız radiyallahu anh'a her şeyini Efendimize feda etti. Öyle bir anamız diyor. Hatice anamız, Radıyallahu Anhah onlar tertemiz. Böyle ezvacı tahirat dendiği zaman Kuran'ı Kerim'de Allah'ımız onları temizliyor mu? Allah'ım onları temizliyor mu? Bak, ayette de var. O halde mi diyor? Yirmi beş sene, güzel. Allah'ım bunları tertemiz kılıyor. Ahzab Suresi ne diyor? Kuran-ı Kerim Suresi'nin Şimdi bu bakımdan annelerimiz hakkında çok latif ifadeler ister. Annelerimiz hakkında çok latif. Onlar böyle ruhaniyetlerini intici bir söz söylenmez. Çünkü efendimizin büyük iltifatları var, ahri kainatın sallallahu teala aleyhi ve sellem. Annelerimiz çok kıymetli. İslamiyet, İslamiyet. Yani Saen Nebi Lestünneke Ehad minen ise Bu konuyu almıştı Rabbimizin lütfuyla. Ey peygamber hanımları siz diğer kimseler gibi değilsiniz ya çok üstün, analarımız çok kıymetli.
Fahri kainatla bir araya geliyor. Saidullahu Teala'sidir. Onun ilahi nuru, efendimizin isabet edilir mi? O nura mazhar oldukları için nur gibi oluyorlar. Mesela onu ilk bölüşte bir delil için şimdi Muradebe bölümünü açtım da orayı, söyleyebilirsin inşallah. Bir müridin ulaşabileceği en son nokta fenadır, bekadır, cemul cemdir, likadır ona bir anda ilişiyorlar zaten. Öyle bir Nuh. Ondan annelerimiz hakkında çok güzel ifadelerde bulundu. Burada geçiyor. Böyle bir temizliyor ki Cenabı Hak onları, o bedeni temizliğin yanında ruhi bir temizlik var. Kalbinde bir temizlik var, amelleri temiz. Bu yaşanır bu. Şimdi de geçiyor Müddessir suresinde de geçer ya. Elbiseni temizlenirken sadece bu beden temizliği ile alakalı değil ruhun temizliği. Bakın, çoğumuz yaşıyoruz. Bir türlü içimizden kötülükten geçmiyor. Bunu kabul edelim. Geçmiyor. Belki azalar olarak işlemiyoruz ama gönülden geçiyor.
Bu Din Arabi hazretlerinin, kalpte Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bir muhasebe usulü var. Böyle bedenen yaptığı değil de gönlünden geçen kötü düşüncelerden dolayı kendisini muhasebe ediyor. Geçmezinden. Yani Muhyiddin Arabi hazret. Öyle bir şey mümkün değil. O yıkanmış, arınmış, tecelliyemasa o çözülüyor. Onu zaten öyle bir nurlu hale getiriyor ki ben misal de bilemiyorum şimdi nasıl bir misal vereyim ki nasıl diyeyim ki? Yok. Şimdi, döküntü elma diyeceğim. Külah elma, ekestra. Bunun bile kendi aralarında derecelendirilmesi var. Meyvelerin bile. Var. Mesela, hayvanatta bile derecelendirme var. Bak, toprakta bile var, madenlerde bile var. Bak, bitkiler de var. Bunları da söyleyemeyiz. Nuh üstüne Nuh. Şimdi olur, esam Nurun, Nurun ala, nurun. Şöyle de yaklaşabiliriz. Bu zulmet olan perde yok onlarda. Zaten onlar nefis diye bir konuları yok ama biz bunda yoğunlaşacağız, deriz.
Nefsin mertebeleri hususunda yoğunlaşacağız. Onlarda nefis bunu konuşmazlar zaten. Onun için Ahmed bin Hanbel Hazretleri, İşbir Hafiye, Ahbin Niyani Latdimezdin, sebebi ruh. Bana diyor Allah'tan haber ver diyor. O nurdan peddeleri açmış. Desabet nur, allem nur nur, nur üstünde. Onun için gayret ister. Hedef tayin etmek ister. O hedefi tayin ettiğimizde ona doğru yürümemiz gerekiyor. Yoksa Ale Yusuf işte cemiyet nasılsa öyle gördüğümüz bizim gibi insanlara bakarak olmaz. Allah'ımız burada bize esen. Allah'ımız bizi hiçbir zaman aşağıda bırakmıyor. Hep üstün dereceler makamlar çok ileri hedefler gösteriyor. Bakarsak kitabı kelime, mesela, entümü lale olun. Siz üstünsünüz buyuruyor Cenabı Hak. Onun için değerinizi kaybedip de nefis beş. O ihsan bu kötülüklere. Onlarda kendinizi mahvetmeyin. Mesela Ali Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz, Külli kum Rain Kud.
Bak siz sürüsünüz buyuruyor, idarecisiniz buyuruyor. Her zaman üstün. Allah korkun, bir zalimler kursun da bir bak. O fincanla gaz dağıtanları bir görseydik, Görmedim ki. Bunun için en üstün, Müslüman en üstünlüğünde. Böyle, o üstünlüğünde Minnleri oldukça mühim. Burda çok güzel bir husus var. Bunu söylemek istiyorum. Bu amcayla sayın inşallah. Şimdi, İmam-ı Azam efendimizin bir sözü var. Ben müminim, Bu tabiri çok önemli. İmam Şafii Hazretleri'ne Rahmet Cumali, ben Müslüman'ım. Bu minim ifadesi çok müş sözü. Bu iman konusu gerçekten Evvümbah'ta da çok büyük bir defter Öyle genç bir kardeşimiz ama ileride ricalullah'tan vuracak birisi. Şu boynumu kesseniz bile değil mi hayatta? Şu boyunu kesseniz inanmadım. Çünkü günümüz öyle bir hale geldi ki değersizler değerli, değersizler de değilse, devamlı Celal Ahmet'i.
Daha küçük yaşta yetiştiriliyor ama Onlardan birisi on iki yaşlarında gelmiş efendimiz Hazretlerine, o da tepeyi geliyor efendimizin o kıçı görevini. Çünkü büyüklerimizin dilindeki üstadımızın görevine kutsi diyorlar, görev diyorlar. Ritane diyorlar. O kutsal görev diyorlar. O da hayırlı olsun deyince Ben diyor tam çıkacağım şöyle bir bakmış. İmanıma dua et demiş. Hala diyor altmış ya vardır. Bilmiyorum. Ondan şunu diyeyim size seksen lohusa delik almıyor onları. Öyle bizim gibi yere çökerek, bu yere akan kimse değil o. Şefi gibi Çünkü cihada gidiyor bizim haberimiz oluyor. Kamlı elbiseler de geliyorlar. Ne ezalar ne cefalar görüyorlar. Şu bizim rahatlığımız, hep onların görmüş olduğu eza ve cefadan sonra. Kardeşim, diyor ama bakma. Şimdi, onların, onların öyle bir hizmeti var ki oturduğu yerde büyük vazifeler yapıyor. Öyle bir kimse.
Benim gülüm, benim gülüm on iki yaşındayım, vücudum, titresin diyor. İmanıma dua et evladım edeyim, Essaniyülnillah hazretleri Kardesülullahü'sü sirra İki ay oldu bu yüce İman korkusu içime girdi ne olacak acaba? O kutlu ağza mı? Ona göre inşallah, bu kitaplar çok güzel. Efendimiz'in kitapları ihsan eder. Çok güzel lazım. İşte biz bunun paramcasıydı, oradan Murakebe bölümü aradığımda, belki de Hüseyin'i bu sitelerim çok güzel oldu. Bunu orada bulamadım Murakebe bölümünü. Burada Abdulkadir ve üldebani Hazretleri'nden Hızır Aleyhisselam'ı üretti. On bir esas verdi. Onu şey yapmıştık, okuyorduk. Hayır lan! Kalk! Ondan sonra şeye geçtik. Zikrullah'ta dikkat ediniz. On iki edep var. Biz bunu normal sayıyorduk. Bu aslına baktığımızda, öğüne esaslara tesadüf etti ve hayran kaldı. Bir kere mürid diyor Allah derken zikrederken o zikrde diyor merkur ile olacak. Zikrettiği Rabbımızla olacak diyor.
Rabbimizle bir huzur içerisinde olacak. Yani zikrini unutacak. Mesela, suya dalmış. Onun için de kaybolmuş binbir. Bir daha bir şey diyor ki: Ümemniyeti. Husul maazallah en çok onun üzerinde durmuş. Bunu temin etmek yoksa Allah'ımıza zikir oluyor, tabiri. Şöyle bir şofördu. Bize bir okuduklarını anlattı. Bizde bu kadar bir ders yok. Üç yüz İhlas kurmuş. Ondan sonra salaki selamlar ne der? Yine bir kardeşimiz de temizliyor kardeş de. Ben diyor dört bin diyor ne okurum dedi. Bir salahı selam okurmuş böyle derse yok. Yani okunuyor ama mühim olan okurken o okuduğumuz zikrinde zakir de olabilmek yani mevturle olmak zakir etmiş. Mevlamız de olabilmek, orada değişiyor öyle İşte onun dersini verir Mübarek'te. Orada o amcaya dedi ki efendim dedi biz dedi gençliğimizde yanmıyorduk tütüyorduk dedi için bir şey kalmadı bize dedi. Efendimiz çok güzel bir tane buyurdu. Ömer Efendimiz dedi.
O zaman dedi, kalbimiz cezveli miydi dedi. İçine bir su konduğu zaman hemen kaynayıp taşıyor dedi. Şimdiyse de kazan gibi olduğundan içine dökülüyor dedi. Burası bize şunu çağrıştırdı. Nur, gönüllerine verilir onlara. Kuran-ı Kerim söylediğimiz, gönüllerden nur Asıl huzur da burada zaten nur üstüne nur, nur üstüne nur. Açıyorum, açıldıkça açılır, ziyadeleşiyor, nurları ziyadeleşiyor. Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyuruyorlar ki kiminin nuru şu parmağının ucuna kadar. Kiminin nuru da buyuruyor, Mekke'de Sanay'a kadar, Yemen'e kadar hadisi şerif bu. Demek ki bizim buradan götüreceğimiz nura göre, nura göre inşallah açılır. Tekrar yine aleyhissalatü vesselam beni buyuruyor. O zaman diyor nur önüne girdiği zaman o kalp intesaha ve inşeraha. Kalbi diyor genişler, genişlere. Ondan sonra ahirete yönelir. Dünya gözünde iç mesafesinde kalır diyor.
Yani o aşırı tutunduğu dünya gözünde hiç kalmaz o. Hep Mevla ile olmuş. İşte ideal için Allah yolunu da sarf etmek için. Böyle bakarlar dünyaya öyle bir etinden keser gibi olmaz. Murakebe iki nevidir. Biri avamı bizim gibi insanların Hak bu olsun, talibi hak olan kimse Hak Teala ve Tebük Hazretleri'nin emir bulurduğunu işleyip nehrinden içtinabıyla ve her halinde Hak Teala ve Tebük Hazretleri'nin cemmi ahvaline ıttılaı mülahazeydi. Bu mülahazasından gafil olmaya. Allah'ım beni görüyor, biliyor, duyuyor diyor. Biliyorsunuz ya, Sehl bin Abdullah Ebi Seviy Hazretleri daha üç yaşındaymış. İyice de Namazdalarymış. Dayısı Muhammed Sevva Rahmetullah Ali, ona diyor ki dayı kalbim kararıyordu. Üç yaşında kalbim kararıyordu. Dayısı da demiş ki Allahümmei, Allahüm Şahin diye, Allahüm nadehi bunu söyle demiş. Allah'ım beni görüyor, Allah'ım benimle beraber üç yaşında.
Nasıl mübarek insan Her halimize Cenabı Hak'ın gördüğünü bilmeli. Bu daha avam olan diyor. Efendimiz buyurmuşlar, Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Efdallü, efdallü, İmanda kemale eren kimse diyor, nerede olursa olsun, Allah benimle beraberdir. Bunların yattığım kadar, kalktığım kadar, konuştuğun kadar hep mevlamızla oldukları için çok gayret gösterelim bile. Bir Hadis-i Şerif daha alınmış. İnsan Allah'ı görür gibi taat kılmaktır. Sen göremesen dahi Cenabı Hak'ın seni gördüğünü bilerek yapmandır. Bu belki görürsünüz. Görse cihazlarda olur. Büyüklerimizin lütuflarında bu hareket var. Ali Efendimiz mahsunmüş de demişler ki Ya Alim neden mahzun duruyorsun? Dostlarımı bulamıyorum demiş. Anlat efendim, dostlarınız nasıldı? Biri rüzgarda bir havada. Ağacın sağa sola meylettiği gibi onların vücutları meyl giderdi kendiliğinden ama.
Öyle suretler değildi de kendi iç alemi onun vücudunu bu hale getirdi. Bu üstadımızda da vardı. Bu sanayide namaz kıldırarak, bayağı da biraz artar gibi gördüm. Buraya geldiğimde, dedim ki kişi dedi böyle ben kendisine demiyorum tabi. Allah'ımızı dedi görür gibi ibadet edince vücudu elinden çıkıyor Neyse. Muratebe I havas seçkin insanların daha şiddetlidir o var. Başka da biliyorsunuz o Ha'dan sonra vav geldi de onu okunmaz. Mesela, havacekyen yazar da havacekyen okunmaz. Hacegan denir. Bu Farsça'daki şey. Salih olan kimse cebe-i muhabbetle, Hak Teala ve Tebatbet hazretlerinin sırrı ahadiyetini, onun birlik sırrını devam üzere görür gibi, cemi eşyada mülahaza ile Allah'ımızın birliğini erişebilir eder. Ve ol mülahaza ile ve ol mülahaza da eşyada ona nissen gelen. Eşya ineği büldürur. Rabbimizi görünür.
Baktığı zaman dağa baksa, taşa batsa neyse, hepsi Mevlayi gölü, Ehadiyet sınırı tecelli ettiği zaman. Nitekim Hace ve Vahiddin
Kaynak: Genel
Maneviyat ve İbadet Sırları ile Allah'a… | Mihmandar