Alemdarın kaleminden yansımalar. Manevi yolda göz aydınlığı, hakkı zikir. Manevi yolda tükenmeyen azık zikirdir. Ankebut suresi kırk beşinci ayeti kerimede Allah'ı zikir ne büyük bir iştir buyurulur. Ayrıca inananların ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken hakkı zikretmeleri Kuran'da bizlere bildirilir. Zikrullah'ın dışındaki sözler kalbi karartır. Üstadımızın evlatlarından bir zat pek konuşmazmış. Torunu bir gün, dede, niçin hiç konuşmuyorsun? Sen de cemaat içerisinde mevzulara girsen olmaz mı? Hiç sesin çıkmıyor, demiş. Dedesi, evladım ben bir rüya gördüm. Aile içerisinde bir sıkıntı meydana gelmiş, bir tatsızlık olmuş. Herkes bir şeyler demekte. Ama Allah'ın razı olacağı şeylerden ziyade, daha çok şeytanın razı olacağı türden sözler bu sözler. Rüyamda bir köpeği olduğu gibi kızartıp, kılıyla kılçığıyla getirmişler ve ye diyorlar bana.
Ben nasıl konuşurum, nasıl konuşurum diyormuş. Hadis-i şerifte buyrulur, Zikrullah'ın dışındaki sözler kalbi karartır. Marifetullah'a ulaşmak için zikir. Öğrencilik yillarımızda Sami sultanımızı ziyaret ettim. Tabii o gün ifade buyurduğu cümlenin manasını pek anlayamamıştım. Marifetullahı tahsil için okuyun, buyurmuştu. Evliyaullah'ın sözü sadra tıpkı mermere kazınır gibi kazınır. İfade buyurdukları o söz içimden hiç çıkmadı. Marifetullahı tahsil için okuyun. Yıllar geçti Allah'ı tanımak için okuyun dediğini anladım. Onu tanımak için olursa bütün amellerimizi ve hayatımızı israf etmemiş oluruz. Allah hatırlanarak yapılan her iş zikirdir. Ticaretle meşgul olan kardeşlerimiz, Allah Celle Celalühü'tan korkarak ticaretlerini düzgün yaparlarsa, Nebi, Sıddık, şehit ve salihlerle beraber haşr u cem olurlar.
Ya da bir memur, bir amir memuriyetini ve amiriyetini en güzel şekilde haksızlığa gitmeden hiçbir kimsenin hakkını zayi etmeden yaparsa yine aynı ecre nail olur. Bir çiftçi toprağa tohumunu saçarken Ya Rab ben bu toprağa bu tohumu saçıyorum, burada bitkiler meydana gelecek, mahsul meydana gelecek. Ya Rab benim de gönlümde ilahi mahsuller meydana getir düşüncesiyle saçarsa toprağıyla meşgul olurken bu topraktan geldik, tekrar bu toprağa gireceğiz, tekrar o topraktan çıkacağız derse zikri daimi içerisinde birçok ecre nail olur. Hangi alan olursa olsun niyetler muhafaza edilirse yapılan her iş zikirdir. Zikir hakkı anmaktır. Ayrıca evrad ve ezkarımızı yapmanın bizde sağlayacağı da bu zikri daimiyi elde etmek olmalıdır. Her şey Allah'ı tesbih ediyor. İsra suresinde yedi gökle yer ve bunlarda bulunan her şey onu tesbih eder ve onu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur.
Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Şüphesiz ki o, halim, azapta hiç acele etmeyendir. Gafur, çok bağışlayandır, buyrulur. Müfessirler bu hususta farklı görüşlere sahiptirler. Acaba bu zikir nasıl olmaktadır? Bir taşın zikri nedir? Taş hakikaten dillenip de Mevla'yı tesbih edebilir mi? Ulemadan bazıları bu soruları cevaplamak üzere delili sıkça getirmişlerdir. Bir gün Ebu Cehil eline taş parçalarını aldı ve dedi ki, ya Muhammed avucumun içindekileri bilirsen ben sana iman edeceğim. İki cihan güneşi sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki, avucunun içerisindekileri ben söyleyeyim, onlar beni söylesin. O zaman taşlar dile gelip La ilahe illallah Muhammedurresulullah demeye başladılar.
Hazreti Ali efendimiz, Nebi Ekrem efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin bir yerden geçerken, ağaçlar ve taşların ona Esselamu aleyke ya Nebiyullah, Esselamu aleyke ya Resulullah diye selam verdiklerini rivayet etmektedir. İşte bu deliller bize mevcudatın dil ile de zikrinin olduğunu göstermektedir. Allah Celle Celalü anmakta bir kuş kadar olabilmek. Zannederiz ki kuşlar cik cik cik diye ötüyor. Kuşların zikri hakkında eserlerde çok güzel bilgiler var. Allah Celle Celalü Nahl suresi on sekizinci ayeti kerimede, eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız onu sayamazsınız buyuruyor. Yosunlar üzerinde yapılan bir araştırmada üç binin üzerinde yosun çeşidi tespit edilmiş. Saymakla bitmez Allah'ın nimetleri. Ed dammun kuşu, ilahi, lanet Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin soyundan gelenlere, buğz edenlere olsun diye zikredermiş.
Edderraş isimli çil kuşu da rahmanın kudreti, arşı istiva etmiştir, dermiş. El-Bazi diye bir doğan kuşuysa Allah'ı hamd ile tesbih eder, onu noksan sıfatlardan tenzih ederim şeklinde zikredermiş. Ed-defta denilen kurbağa, son derece mukaddes olan Rabbimi bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim demek suretiyle zikrini yerine getirirmiş. Kara kuş, ey Ademoğlu, ne kadar yaşarsan yaşa bir gün mutlaka öleceksin. Sonun ölümdür diye biz insanları uyaran bir zikre sahipmiş. Taytavi kuşunun zikri ise şöyleymiş. Her canlı bir gün ölecektir. Her yeri de eskeyecektir. Sanki lisan-ı haliyle o çok imrendiğin elbisen eskiyip gidiyor. O özenerek bina etmiş olduğun ev daima bakım istiyor, eskiyor. Sen binayı çok kuvvetli yapıyorsun, temellerini atıyorsun. Allah muhafaza buyursun, bir depremle mahvolup yok olup gidiyor. Her şey eskiyor, her şey bitiyor diyerek yine bizi uyarıyor.
Her sabah bizim kuru kuruya öttüğünü zannettiğimiz horoz da ey gafiller Allah'ı anın, ey gafiller Allah'ı zikredin der ve bizi uyarırmış. Papağan, yazıklar olsun endişesi dünya olana, dermiş. Ahireti unutmuş ve tüm endişesi dünya olana yazıklar olsun, diyor. Elhula kuşu, Allah'ın zatının dışında her şey yok olacaktır, hakikatini zikredermiş. Hamama ise yüce olan Rabbimi bütün noksanlıklardan tenzih ederim şeklinde zikir görevini yerine getirirmiş. Rahime kuşu, sema ve arz dolusu Allah-u Zülcelali noksan sıfatlardan tenzih ederim der ve onun Celle Celaluhu Ali'ül Ala olduğunu ifade edermiş. Hattab diye bir kuş, ölmeden evvel azığınızı hazırlayın, ahirete gönderin. Asıl kalıcı olacağınız yer öte dünyadır, dermiş. Sumradun göçeğin kuşu, ey günahkarlar Allah'a yönelin, yaptığınız hatalardan dolayı özür dileyin dermiş. Hüdhüd kuşunun zikriyse merhamet etmeyene merhamet olunmazmış.
Dakat kuşuysa kim sükut ederse selamete erer demek suretiyle susmanın erdemini zikredermiş. Bir köpek kadar olamadım. Bir sohbet esnasında Ruhul Beyanda geçen köpeğin on beş tane hasleti anlatılmaktadır. O anda dervişlerden birisi hüngür hüngür ağlamaya başlar. Niye ağlıyorsun diye sorarlar. Yahu bir köpek kadar olamadım diye cevap verir. Alemdarın kaleminden yansımalar.