Bazı kardeşlerimiz var da ya üstad demişler Hacı Esad'im. Yine eski günahları yiyor filan. Üç şey ile yapamazlar. Birisi, içeriye uydurdüğünden hiç ayrılmayacaklar. İkincisi, efendisine teslim-i külli ile teslim olacak, Kasir önünden meyyit gibi teslim olacak. Ya, nifeyen hoca ölüyü uyanma yıpranıyor, uyanma yıpranıyor, karnını sığıyor, belki bir şey çıkıyor. Hiç sesleniyor mu? Doğru söylem. Bu yönü hiç sesleniyor mu? Gönderdiği tarafa dönüyor. Sen nevi dövmüyorsun, senin neye teslimiyetin yok böyle. Böyle olursan doğru söyle, vardın da ameliyat olacaksın, patlamış olmuş senin ne atantısın. Diyor ki, yaptı ameliyat gidelim, baş levha oldu böyle sancı iki levha. Üçüncü oldun mu patlar, zehirler öldürür seni. Yatmaz, ben yatamam hemen, korkmuyorum ben.
Ben teselli reçetesi verirler, on on beş on gün daha da bir dahaki sancı daha yükselince dediği de üçüncüde görür diye hemen yetiştirirler ki yetişemez, çok koca derler ne Adana'da hastaneye yetişmeden öldü. Bütün insan, sanki bütün insanın pandası imiş o kadar şeylerde dedi, incelerden dedi evet, Hacc Abdullah'nın imamlık ettiği yerde dedi. Ondan sonra bir taç dergilen alan yetiştiremedi, öldü gitti. Şu gelini, konumu teslim edip de Habibi hazit'e bağlamazsan ameliyat eder mi, yetmez mi soruyorum size. Yetmez çünkü bağlanmayayım. Sen de bağlanmayayım, iyice bağlanıyorsun da ondan tedavi olamıyorsun. Böyle duruyor o reçete olan dersinden teselli oluyor ancak. Hakim zühtün nerede kaldı, ruhum zühtün nerede kaldı, hafi'nin zühtün nerede kaldı, ekvanın zühtün nerede kaldı, ondan sonra Nefsin zikri nerede kaldı? Zikri kül nerede kaldı? Zikri sultanı nerede kaldı?
Ondan sonra, Nef-i ispat nerede kaldı? O zaman Mümin-i kamil olabiliyor ancak. Murakaba nerede kaldı? Nerede kaldı? Nerede kaldı? Nerede kaldı murakadayı muhabbet? Birisini görmeden ben de onlardan böyle sizin neyle koluma. Ben adamı birer birer gelesem, yani bütün alta geçersiniz, onun için elini, kolumu, yiyip bağla da teslim ol. Kaç sene nefsin böyle sekiz sene karşımda dikili durdu, tahammül ettim, zenciini koyarmadım. Allah rızası için birisini getirdiler. Siz kovalardınız, kazı köyüne selam. On altı sandık eski büyüten yarısını kendine, yarısına da bize kelime toplarmış efendim, beni gönderdi. Kelime istiyor, On altısını da vermezdi, bahrolayım. Van altısında böyle adamları şey ettiler bir heyet geldi dedi ki bu bahrola sıcağı reddetsin, Reddedemeyeceğim, yazık olur. Görürken İnşallah iman nasip olur. Yine güzel karışır yerin olur. İmkanı yok, kıyamadım, kalbim kıyamaz beni.
Ben kendimi bunmamış mı, bunlamamış mı? Haşa bakın, kaybolamıyorum. Kedinin bunlamasına paygalanan bir alan. Bir yavrusunu kaldırır da atar mı dışarıya? Üfem atmam ancak kendi bağını koparır da giderse uğurlar olsun giderken. Yoksa bizden red bulman. Biz sizin hiç sıkıntınıza katlanmaya söz verdik müstahımız. Arkasında söz verdim ben hiç kimseyi reddedemem. Çünkü redtiniz, redtim dedi efendimiz. Kabulumuz, kabulum dedi. Eğer insan ettiğin zat, Hudl-u cihan da reddediyormuş. Hudl-u cihan reddettim işte şu kitapta yazdı. Hudl-u cihan reddettim mi, Rasul-u iki rüya da reddettim ben onu diyorummuş. Rasul-u iki rüya reddettim mi Allah'tan kabul defterimden sildim onu diyormuş. Olur musun kardeşim? Gömündeki insana sahip olun yav, elinizden gelene. Yapmayın Allah peygamber aşkı da yapmayın. Kendini nara yeniden yapmayın. Hiç hepiniz başımın tacisi, derdim ilacısınız.
Hepinizin ayağına durabilirim. Öyle tevazu geldi bana ki, in bir nefsim in bir site. Orman olayım ben yavrularıma onlar gibi vazife yapamıyorum diyor. Onlar iyi vazife yapıyor. Ben amelim manda oldum diyorum. Ben amelim manda oldum. Allah sizin duanız sorma ediniz beni imanla öldürsün rızasını bulursun. Kimlerinizi imanla öldürsün rızasını bulursun. Cennetine doldursun, yüzümüzü güldürsün inşallah. Bozullarım, gavurlarım, ağlamayalım, İstersen vurulur, istersen vurulur. İstersen taksi, mahsus taksi, görüldüğü yerde misafirhanelerini hazırlayacağız. İstanbul'da bizim liderimize varacaksın, ellerini öpeceksin, bir görüşeceksiniz efendim. Şu çocuk kaçtı, geçti kaçtı. Yenemem ben, yenemem, eline ayağını öpeyim, beni affetsin yenemem, Nereye geliyor ben? Şekerim değil, iki yüz elli üç yüz. Ondan sonra bazı zaman canımın sıkıldığı, sevmediğim bir kişi olsaydı şimdi şekerim yükselir giderdi.
Hepsini seviyorum bu adamdan. Onlardan beni seviyor, onun için rahat kalbim Elhamdülillah. Tansiyonum sunanlar, sen doktorsun gelmişsin ama yalvarıyorsun onunla. Benim sana diyemeyeceğim üç hastalığım daha var. Bizim de romatizma yedi senedir oturduğum yerden namazdı, diyorum. Akşamla akşam kırk sabah, sabahla kırk akşam yirmi ve insülin vuruyor. Vücuduma da ona olan şeker kısık duruyor. Yolun çok doluydu, bir iki alnından neden ağzınıla şişmiş gitmiş gine gitmez ağzına yatasıca. Gelemem yavrum diyorum. Efendim ne oğlum orada evini hazırladık, orada sen varınca evimi oturacaksın, Efendimize götüreceğiz sultanımıza. Nereden sultan olmuş, bunu bağımız olayım. Allah Allah. Yani efendimiz Hacı Eşhad efendimizin günü de okuyor hocanız mektubunu ne iteceğini okusun da bakın. Yazılmış emaneti eline verdim diyor. Aldım diyor da on iki sene rabıta yaptırmıyor kendine, on iki sene.
Bunlara gelin gelenlere, şimdi ile ona rabıta yapacaksın demeye beni götürüyorlar. Bak bak o tarafın halife diyorlar, kurban olsun. Tek bire halife dedim mi, delirim ben, delirim halifedisi. Yani Mürüşid ne demek? Şurada Dursun, Medine'den Yahyalık halifesi Hacı Hasan Efendimize uhe dayayım diyor. Burayı yırt verdim yukarıdaki Yahyalık halifesi diye Hasan Efendi'ye koydum. Çünkü yeririm ben, yerim. Ne diye yerin? Şu giderken şuradan, oradan Hacı Hoca Efendi, lütfen, burada bir konuşacağız deseler sen Hacı ve hoca mısın? Yo, evleneyim mi evlenmem, korku ederim. Çünkü ismimle cinirmiyorlar bana. Yahya'nın mıd biri? Hadi Handan.