Bugünkü manevi yolculuğumuzda son söz. Seyr ü süluk için daima seyr ü sefer. Bayezidi Bestami Gatesallahü sirraü'l azizin kalbi kendinden ayrılarak çıkar gider. Dönüp geldiğinde kalbine sorar. Bana ne hediye getirdin? Kalbi cevap verir. Rıza ve muhabbet. Alemde hareket halinde olmayan hiçbir varlık yoktur. İnsan, hayvan, nebat, taş, toprak, arz ve sema hep bir seyir içindedir. Bu seyir Rabbimizi tanımak, onu tanıtmak ve onu anmak için gerçekleşir. Yedi gökle yer ve bunlarda bulunan herkes onu tesbih eder ve ona hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Şüphesiz ki o halim azapta acele etmeyendir. Gafur çok bağışlayandır. Görmedin mi göklerde ve yerde bulunan kimseler ve kanatlarını çırparak uçan kuşlar onu tesbih eder. Fahr-i Kainat sallallahu aleyhi ve sellemin yanından geçtiği her taş ve ağaç onu selamlardı.
Avucumun içindekileri bilirsen sana iman ederim diyen Ebu Cehle Peygamber efendimiz avucundakiler benim kim olduğumu söylesin deyince hakikati gördüğü halde iman etmeyen nasipsizin elindeki taşlar La ilahe illallah Muhammedun Resulullah der. Adam karşıdaki fidan huzurunuza gelip sizi tasdik ederse ben de size iman ederim deyince ağaç Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin önünde secdeye kapanır. Şimdilerde bir Alman profesörün bir taş saniyede iki yüz defa hareket eder demesine karşılık yüzyillar öncesinde Muhyiddin Arabi aziz bir taş saniyede iki yüz defa Allah der buyurur. Bir tohumdan meydana gelerek yüzlerce tane dal ve budak salan, hakkı zikrederek gelişip büyüyen ağaç gibi melekler de Mevla'yı anar. Melekleri de arşın etrafını tavaf eden kuşatıcılar olarak Rablerine hamd ile onu tesbih ediyorlar görürsün.
Arşı taşıyan ve onun etrafında bulunan melekler Rablerine hamd ile onu tesbih ederler ve kendileri gibi iman edenler için mağfiret dilerler. Şöyle derler. Rabbimiz, sen her şeyi rahmet ve ilim cihetiyle kuşatmışsındır. Artık tövbe edip senin yoluna uyanları mağfiret eyle ve onları cehennem azabından koru. Beş vakit camiye, haftada bir cumaya yılda iki defa bayram namazına, ömürde bir defa olsun hacca giden, akraba komşu ziyaretleriyle görevini yerine getiren, rızkını helal yoldan temin için maddi insanlara faydalı olmak için manevi ticaret yapan insanın gezip dolaşmadığı bir an yoktur. Evinin köşesinde oturan bir kimsenin bile kafası geçirdiği günleri yad ile geleceğe ait düşüncelerle doludur. Geçmişte yaptığı hatalara tevbe ile öldükten sonrası için kendisine faydalı olacak amelleri düşleyerek zihni de olsa hep bir sefer halindedir insan. İniş ve çıkış kavsi.
Allah alem-i ervahta ruhlara ben sizin Rabbiniz değil miyim sualine ruhların evet demelerinin sadakatini ölçmek için önce arza, oradan da ana karnına, daha sonra da dünyaya indirilmesi sufilerin dilinde hubud arza iniş olarak adlandırılmıştır. Hem hubud hem de oruç mürşidi kamilin ruyi kemali teminle tabilerini ala-yı ehlliyyine en yüce mertebeye ulaştırması çıkış kavsi bir seyahattir aslında. Ruhi seyahat. Beden ve ruhla yapılır seyahat. Ruhla yapılmayan, ilahi gaye ve maksat taşımayan yolculuk en büyük nimet olan bu hayatı israftan başka bir şey değildir. Bahar mevsiminde tabiatın uyanışı, suların akışı, kuşların ötüşü bizi pikniklerde, gezip dolaşmalarda rehavete, tembelliğe sevk etmemeli. Kışın ölen tabiat yağan yağmur ve sıcaklarla yeşile boyandı. Her şey canlanıp hayat buldu da benim gönlüm neden marifet ve hakikat nuruyla aydınlanmadı?
Hayvanat bile uyandı da benim gönlüm zikir ve fikirle neden uyanmadı diye tefekkür etmeliyiz. Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem her kim dini sebebiyle bir yerden bir yere göçerse, bir karış da olsa cenneti hak eder ve İbrahim aleyhisselam ile Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme arkadaş olur buyurur. Birisi Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemden seyahat etmek için izin istediğinde Nebiyi Zişan sallallahu aleyhi ve sellem benim ümmetimin seyahati Allah yolunda cihad etmektir buyurdu. Rabbimiz de, ey iman eden kullarım, şüphesiz benim arzım geniştir. O halde yalnız bana kulluk edin buyurur. Halıkımız müjdelenen müminleri de seyyahlar, seyahat edenler, oruç tutup kötülüklerden arınanlar, ilim tahsili ve nefislerini ıslah için yola çıkanlar olarak haber verir. Gerek otururken, gerekse yatarken seyahattedir onlar.
Bu gök kubbenin altında, uyurken ruhu arşın altında secdeye kapanan, akıl ermez alemlerde dolaşan kamil veliler de vardır. Gündüzü, hayatı düzgün, ibadetli, taatli, aşklı, muhabbetli geçenlerin gece hayatı da tatlı ve mutlu olur. Bu sırlı, hakkın mahremi salih kullar sır perdelerinin açıldığı anda arşı ferşi devrederler. Bayezid-i Bestami KaddeSallallahu Sirahü'l Aziz'in kalbi kendinden ayrılarak çıkar gider. Dönüp geldiğinde kalbine sorar. Bana ne hediye getirdin? Kalbi cevap verir. Rıza ve muhabbet. Her şeye ibret nazarıyla bakmak. Yüksek İslam Enstitüsünde okurken iki otobüsü dolduracak kadar bir grup oluşturup umreye gittik. Soğut vizesini alamadığımız için geri dönmek mecburiyetinde kaldık. Ancak son bir ümitle konsolosluğa müracaat edildiğinde işimiz halloldu elhamdülillah. Eve girerken üstadımız Gates Aleyhü'l-Aziz istirahat odalarından tatlı kelamıyla şöyle sesleniyordu bize.
Oğlum, sizi geçirene kadar ne zahmetler çektim ben burada? İbret almak için yapılmalı sefer. Sadece yenilip içilen, gülünüp eğlenilen mekanlarda olmamalı seyahatimiz. Üstadımız Hacı Hasan Efendi aziz, sadık yaranı kılavuz hafızla su başlarında, şelalelerde, saatlerce kayaların gözünün yaşı akıyor da bizim taş olan kalbimiz yumuşayıp da gözümüzden yaşlar boşanmıyor diye yakınıp dururlar.
Musa Aleyhisselam'ın davetine kulak vermeyen Firavun'un suya gark olmasından, Hazreti Nuh Aleyhisselam'a isyan eden kavmin suda boğulmasından, İbrahim Peygamber'i ateşe atan Nemrud'un bir sivrisine mağlup düşmesinden, Uhud aleyhisselamın tebliğ için gönderildiği ad ve Salih aleyhisselamın İrşad için vazifelendirildiği Semud kavminin kahrolmasından, Şuayb aleyhisselamın görevlendirildiği ticari ahlaksızlık yapan Eyke halkının yakıcı sıcak ve gökten yağan ateşle helak olmasından, fuhuşla yolunu şaşıran Lut aleyhisselamın kavminin taşa gömülmesinden, her şeyden ders çıkarmalı insan gezip dolaştığı yerlerde. De ki yeryüzünde dolaşın da Allah yaratmaya nasıl başlıyor? Yeryüzünde bir gezin de bakın. Bundan öncekilerin sonu nasıl olmuş? Onların pek çoğu müşrikti.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çocukluk döneminde vahyin inişinde Miraç hadisesinde mübarek kalbi saadetleri yarılıp gönül aleminde seyahat yaptırıldıktan sonra ilahi nimetlere eriştirildi. Hak'tan gelip hakka gidecek insan nefsinde, kalbinde, kalıbında, ruhunda sefer yaparsa Mevla'ya tertemiz kavuşur. İnsan ve cinlerden olan şeytanın hilesini, nefsin oyununu, dünyanın geçici cazibesini ortadan kaldırarak devam edilir yola. Mecnun'un Leyla'nın çadırına varıncaya kadar durup dinlenmediği, sağa sola bakmadığı gibi biz de maksada ulaşıncaya kadar sürekli bir gayret içinde olmalıyız. İnsanı kamilin seyahati. İnsanı kamilin seyahati taklidi imandan, ana ve babadan miras gibi gelen inançtan canları pahasına da olsa bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir.
Ondan başkasına asla ilah olarak yalvarmayız diyerek takyanus'a karşı koyan ashabı Kehf'in imanı gibi bir inanca, tahkiki imana, inandığı esaslara riayetle İslam'a Rabbimizi görüyor gibi ibadet yapmaya, biz onu göremesek dahi onun bizi gördüğünü bilerek taat kılmaya, ihsan mertebesine ermek içindir. Süfyan-ı Sevri Kaddesallahu Sirahü'l aziz bir hac seferinde çok ağlar. Bu kadar fazla sızlanışını merak edenlere eline basit bir ip alarak şöyle der. Günahım belki bu ip kadar bile yok ama Rabbime taklidi imanda mı yoksa hakiki imanda mı kavuşacağım onu bilmiyorum. Süfyan genç yaşında beli bükülmüş vaziyetteydi. Defalarca bunun sebebini sordular. Cevap vermedi. Çok ısrar ettiklerinde elli yıl irşadla meşgul olan bir hocam vardı. Son nefesinde Kelime-i Tevhidi okumadan imansız gitti. Bu müthiş, vahim hali görenin beli ikiye katlanmaz mı dedi.
Bir sabah üstazımız Hacı Hasan Efendi Gatesallahu Sirrau'l Aziz gülerek uyanır. Bunun sebebini soranlara şöyle der. Rüyamda ölürken kelime-i şehadet getirdim. Sami Efendimiz Gadesallahu zirraü'l aziz vefatı anında defalarca Allah der. Yanı başında bulunanları da şahit tutarak Allah'a şöyle iltica eder. Ya Rab, ben seni zikrediyorum. Allah'a vasıl oluncaya kadar sefer. İhsan mektebinin müdavimi, talebesi, ibadetle ıslah ettiği nefsi Allah'tan bir nefha nefes olan ruha arkadaş ederek bedende sulhu temin eder. Hayırlı insanların seferi her istediğini yaptıran nefsi emar eden, yaptığı hatayı kınayan nefsi levvam eden, işlemediği halde içinde isyana meyil olan nefsi mülhim eden, tamamen günahlardan nefret duyan nefsi mutmainneye ve kulun Allah'tan, Allah'ın da kulundan memnun olduğu nefsi radıyye ve maldıyye gelinceye kadar devam eder.
Kişi nefsini Kuran'da haber verilen sınıflardan geçirdikten, ruhunda ilahi seyahati gerçekleştirdikten sonra manevi olgunluğa erişir. Talip zikrederek Hakk'ın muhabbetine yürür. Seyr illallah. Beden kaydından kurtulup ilahi ahlak ile ahlaklanır. İsim ve sıfatlarının tecellisine erişir. Seyrillah. İkilikten uzanıp birlik hanına kavuşur. Kendini Allah'ın aşkında yok eder. Seyr meallah. Hak'tan halka döner. Islah ve irşad ile meşgul olur. Seyr anillah makamına ulaşır bu yolculukta. Bu yolculuk sayesinde salik hakkı tanıyan, arif bir kul olur. Şeriat, tarikat yoldur varana. Hakikat, marifet andan içer o. Hakk'a erdiren yollar.
Sadık kul dinin zahirine ait kaide ve kurallara, inanç, ibadet ve ahlak esaslarına uyarak şeriatı, batıni, batıni kurallarına uyarak, eli, dili ve namusu muhafaza ederek, Allah'ın haram kıldıklarından kaçarak tarikatı kalbinden hakkın dışında bütün arzu ve isteklerini atarak marifeti idrak eder ve eşi benzeri olmayan Rabbimize tamamen teslim olarak hakikate sefer yapar. Aşık kul iç aleminde seyahatiyle, ibadet ve taatle, takva ve vera ile arama düşerim korkusuyla, helalde bile çok dikkatli davranmakla tarik-ı ahyara, riyazet ve çilelerle, nefsine yaptığı darbelerle tarik-ı ebrar'a, Allah'a kavuşmaya vesile olan aşk ve muhabbetle tarik-ı şu Tarık'a ulaşır. Her anını gözeterek vaktini zikirle, fikirle geçirip yola girmeye ilk adımı atan talip Allah'ın aşkına ulaşmak için alıp verdiği her nefese, yediği içtiği her lokmaya, attığı her adıma dikkat eder.
Huzura erişip en son merhaleye yürüyerek müntehyi, vasıl ilallah olur ve Allah'a kavuşur. Bayezidi Bestami bu makama erişenler için Hak'tan gayrı alınan her nefes cehennem ateşinden daha zordur buyurur. Kalbi muhafaza. Gelin iman gibi bir nimetin, Allah'ın azametinden titremek gibi haşyetin, ona dönmek inabe zikir ve takvanın, huzur ve selametin merkezi olan kalp aleminde sefer yapalım. Bu yolculuk İbrahim Aleyhisselam'ın ben Rabbime gidiyorum sözündeki sırdır. Hak ve hakikati inkar eden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hakkı anlamazlar buyurulan ölü kalpten, her türlü isyanla berbat olan, gönülden tövbe ile, nedametle, gözyaşı ve ahu vahlarla tedavi edilmedikçe kişiyi kötü bir ölüme götüren kalplerinde bir hastalık vardır, Keyfine, zevkine, şehvetine düşkündür. Allah da hastalıklarını arttırmış ihtarına maruz kalan hasta kalpten.
İbadetlerde tembel, taatlerde zevksiz, aşksız, muhabbetsiz, fena arzularının peşinden giden. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme tehdidine muhatap olan gafil kalpten. Mevla'yı andıkça içi yanan. İlahi şevkle gözünden yaş döken. Huzurlu bir hayata kavuşan. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir, sonra derileri de kalpleri de Allah'ın zikrine yumuşar müjdesine nail olan sağlam bir kalbe. Nefsiyle, ruhuyla, malıyla, canıyla Allah'a teslim olup vaat olunan cennet, Rahman'dan korkan ve Allah'a yönelmiş kalp ile gelen kimselere mahsustur ayetiyle mesrur ve bahtiyar olan diri kalbe erişerek mes'ud olur bahtiyar kul. On sekiz bin aleme açılmak.
Hırkasının altında on sekiz bin alem seyredilen çoban Veysel Karani gibi Nefsinin yedi sınıfını, ruhunun beş merhalesini, sırrının da altı mertebesini geçen, her konağın kendi arasında biner hicabını da aşan salik enfüste iç aleminde on sekiz bin, afakta, dışta da on sekiz bin alemin dilinde Allah'ı zikrederek vahdet deryasında kaybolur. Her biri farklı mecralardan akan nehirlerin denize ulaştıklarında isim ve cisimlerinden eser kalmadığı gibi Hakk'ın dostları da manevi alemde yaptıkları seyr ü seferle Allah'ın dışında her şeyden azade olur, her nereye baksa Mevla'yı görürler. Seyyid Nur Muhammed Bedvani Allah'ın arşına kalbini açar, doya doya hakkın feyzini içerdi. Murakabenin çokluğundan beli ikiye katlanmış haldeydi. Mevla'nın aşkından öyle coşar taşardı ki Rabbimizin ilahi tecelli ve cemalini seyirle on beş sene mestu hayran kalmıştır.
Bayezid-i Bestami KaddeSallallahuira'l-Aziz münacatında Ya Rab, daha ne zamana kadar senlik benlik olacak? Benliğimi aradan çıkar. Ben de hiç olayım der. Onlara hem afakta, kendi dışlarındaki alemde hem de kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz. Bütün alem insanoğlunun gönlündedir. Bediüzzaman Said Nursi rahmetullahi aleyhin ifadesiyle insan Allah'ın isimlerini gösteren bir mühürdür. Nasıl seyahat edeceğimizi Rabbimiz ne güzel haber veriyor Kitabı Kerim'in de. İşte gerçekten şunu bil ki Allah'tan başka ilah yoktur. Hem kendi günahın için hem de mümin erkeklerle mümin kadınlar için Allah'tan mağfiret dile. Allah dünyada gezip dolaştığınız yeri de ahirette kalacağınız yeri de bilir.