Şimdi kardeşlerimiz düşünürse bak Beren El Derneği boşuna kurulmadı. Bak oralara yardıma girer. Başka yerlerden evet hep saygımız var hizmetlenenler ama kendi kuruluşumuz var. Kendi dergimiz var. Elhamdülillah bağlı olduğumuz bir yer var. Bu yer bize sadece burayla yetinin, diğerlerini itin demiyor. Saygı duyun, sevgi duyun ama yolumuza sımsıkı yapışmaz. Hani insan bir heyecana düşer. Efendimiz bir gün bize daralmış. O da buyurmuş ki, tabii sonra duydum. Pek demiş böyle tarikat-ı aliye girer, ondan sonra da uzaklaşanlar üzerinde durmuyor demiş. Bak buna üzülüyor. Hani en azından şu da bizim kardeşimizdir, bu da bizim kardeşimizdir, hani nerede diye bir derde düşüp ikili ilişkilere girmenizi istiyor. Girmemizi istiyor. Bak efendimiz açık söylüyorum. Allah beni hastalıkla, oğlumu da fitneyle imtihan edecek diyor, bu açık. Biz buna dayanacağız, direneceğiz.
Bir kimse bize düşman mı, ona en büyük iyiliği biz yapacağız. Bir kimse, bize muhali kimse en çok iyiliği o bizden görecek. Edep bu, erkan bu, ahlak bu. Edebin tarifini bunu Arapçada aramıştım, buldum, sonra kaybettim. Buyuruyor ki makamına göz dikmez, yani ileride olan kimsenin makamına göz dikmez. Geride kalanın da yok olmasını istemez. Onun da kurtuluşuna çalışır. Çok üzülerek bir şey söyleyeceğim. Buraya ricalü'l Gayb'dan üstadımızın huzuruna bizzat gelir. Der ki ihvanda hayvan simasını görmüyorum pektir. Şimdi bu hal değişmesin. Sizi üzmek hiç istemiyorum. Şu simalarımızın güzelleşmesi rabıtayla olur, en az yirmi dakika olur. Sohbetlerle olur, zikirlerle olur, zikirlerle olur. Bak sohbetlere gitmiyorum. Niye? Ben Sami Efendimizi, biz Sami Efendimizi yirmi beş sene gördüm. Üstatımızda canlı olarak yirmi beş sene yaşadım.
Ondan dolayı sohbetlerde bir sükut eller dizler üzerinde orada alınan manevi gıdayı gelecek sohbete kadar muhafaza ediyor. O gülmeler ne, o yemeler içmeler ne, bunları diyorum diyorum Hep sonra kendime bahane buluyorum. Eğer ben insan olsaydım bunlar olmazdı. Bizim dostumuz kimdir? Sizin dostunuz ancak Allah'tır dediler. Onun peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir. Bak bizim dostumuz bunlar. Görüyorsunuz yüzden nasıl hareket edildiğini, arkadan ülkemiz için ne oyunlar kurultuğumuz. Bu, sabırlarda. Kim Allah'ı, peygamberliğini ve inananları dost edinilirse bilsin ki şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelir. Bizim başka hiç çıkış yerimiz yok. Bırakın. Dinimiz için gayret ve çaba. Bir de simalarımızın güzelleşmesi, Allah'ımızın kitabı, Rasulünün sünneti, Evliyaullah'ın bize tarif etmiş olduğu derslere dikkat edelim. Dilimize sahip olalım. Gözümüze sahip olalım.
Azalarımızı koruyalım. Biz yoksa şu hatırıma geliyor. Yine ümitsiz korum diye üzülüyorum yani. Çok zor. Kevser başına diyor müminler gelecek. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bunlar benim ümmetimdir deyince diyor Cenabı hak ne biliyorsun? Senden sonra onların ne yaptıklarını, beyinlerinin kendi namusu varken başka namusları nasıl düşündü? İnternetlerden neden, nasıl bir evlilik yaptıklarını çok bunlar bildiğiniz gibi. Gönüllerimizin taşıdığı haller, gönüllerimiz de Allah'ımıza muhabbetin zayıflığı. Eller öyle, gözler öyle, azalarımız öyle. İnşallah kendimize Kuran azimüşşan'a göre düzen veririz. Kuran-ı Kerim yeter aslında. Mesela evliyadan şimdi anlatacak olsa zaten Kuran-ı Kerim anlatıyor. Anlatıyoruz. Ne ararsak orada. Ama Kuran bize yeter diyorlar. Onlar şuursuzca söylüyor bunu. Kuran gerçekten yeter. Habibullah'a saygıyı gösterir. Muhabbeti gösterir. Habibime saygılı olun.